GittiGidiyor ve eBay’de Çarpılmama Rehberi
Bir şey aradığınızda, alış veriş yapmaya vaktiniz olmadığında veya aradığınız şeyi bulamadığınızda interneti kullanmak size şaşırtıcı gelmiyor değil mi? Neredeyse hiç kimseyle muhatap olmadan, ürünü arama motoru ile bulmak, ücretini banka havalesi ya da kredi kartıyla ödemek ve mağazanın uzaklığına/ürünlerin temin süresine göre en az 1, en fazla bir kaç gün bekleyip belki de hiçbir yere gitmeden ürününüzün adresinize gelmesi. Evet bunlar gerçekten büyük kolaylıklar. Benim gibi ev-is-ev döngüsüne girdiyseniz, tatil gününüzü istediğiniz gibi geçirebilmenizi sağlıyorlar en azından.
Bu makalemde online mağazaları ve alış verişin nasıl yapıldığını anlatmayacağım. Herhalde bunun üstesinden kolayca gelebilirsiniz. Daha çok, “ikinci el” ya da “tüketici-tüketici” alış veriş platformlarında yasadığım deneyimleri paylaşmaya çalışacağım.
Tüketici-tüketici alışveriş siteleri (consumer to consumer, ks. c2c), sundukları ürünlerin satışıyla profesyonel olarak ilgilenmeyen insanların bulunduğu iletişim platformlarıdır.
İşin teorik boyutunu ya da “kitap açıklamasını” bir kenara bırakalım şimdi. Bu yazıyı da bu amaçla yazmıyorum zaten. İlk olarak Türkiye’de C2C sitelerini kullanacağınızdan, karşılaşabileceğiniz satıcı profillerinin bu siteleri ne amaçla kullandığını bir anlamaya çalışalım. En arka sırada oturan arkadaşım, çıkar sakızı ağzından.
Model1 “Settlers”: Satıcı x, muhtemelen müstakil evinden taşınıyordur ve bodrumunda/tavan arasında kalan eşyalarını paraya dönüştürebileceğini düşünür.
Model2 “Hayalperest”: Satıcı y, herhangi bir hobiye meraklıdır. Belki de gençliğinden beri bu hobi ile ilgili ürünler alıp satmıştır. Şimdilerde hep hayalini kurduğu başka bir ürünü alabilmek için, biriktirdiği ürünleri satıp parayı denkleştirmeye çalışmaktadır.
Model3 “Ağır abi”: Satıcımız, 6 yaşından beri elektrik gitar çalmaktadır. Elinden sürü ile gitar geçmiştir, bu adam, alıcı x’in hayalini kurarken ağzını sulandıran meşhur gitar markalarının Türkiye şubesi gibidir. Elinde de sürü ile gitar vardır. Hem elindekileri yenilemek, hem de gençlere yardim etmek için fazlalıkları satmaktadır.
Model4 “Batan Gemi Kaptanı”: Satıcı eeeh, paraya sıkışmıştır ve elindeki eşyaları satarak nakde dönüştürmeyi planlamaktadır. Olaylar gelişir.
Model5 “Sergici”: Satıcı öeh, zaten satmakta olduğu ürünleri bi de internete koyma düşüncesi gütmektedir (not: Bu tür satıcıların internetteki ürünleri ile dükkanlarındaki ürünleri genellikle ayrı ayrı tutulurlar).
Model6 “Profeyşınıl”: Bu satıcı modeli, kısaca hayatını C2C sitesinden kazanmaktadır. Bazıları PC basından ürün alıp ürün satarlar. Bazıları bütün gün ürün kovalar, deposuna (ya da evine) aktarır, akşam üstüleri de bilgisayar başına geçerler. Eskicilik yapıp C2C hesabı açan kullanıcılara da profeyşınıl denilebilir.
Tahmin edeceğiniz üzere, bunları benim de kullandığım GittiGidiyor’da tanıştığım satıcı profilleri üzerinden çıkarttım. Eğer bir gün GG kullanmak isterseniz, karsılaşacağınız satıcılar muhtemelen bu 6 modelden birisi olacaktır. Çok düşük ihtimal istisnalara denk gelebilirsiniz.
Karşınızdaki satıcının C2C’a ne gözle baktığını, ya da hangi model olduğunu birkaç şekilde anlayabilirsiniz. GG’da hem ikinci el hem de sıfır ürün satılıyor. Aslında sıfır ürün satanların Model5 ve 6 oldukları gayet aşikardır. İkinci el durumlarında da, tamamen öngörü gücünüzü kullanmanız gerekecek. Peki, karşınızdaki satıcıyı daha iyi tanımanın faydası nedir ? Bakalım.
Model1: Altın madeni ya da büyük hüsran. Bu satıcılar kenara koydukları eşyanın değerini ya ‘fazladan’ bilirler ya da hiç bilmezler.
Örneğin bir yakınlarının Almanya’dan getirdiği, az bulunur bir oyun konsolu, evin çocuğu büyüyünce tavan arasına kaldırılır ve düşük bir fiyata satışa koyulabilir.
Bu kullanıcılardan kabaca iki tür ürün alırsınız: a) çok temiz ama tozlu (güneş görmüşse üründeki beyaz plastik sararır, ona dikkat edin ama Türkiye’de çatı katı ekolü pek olmadığı için yırtabilirsiniz de). b) kırık ya da eksik (kısaca kullanılamaz durumda kaldırılan eşyalar; yedek parça açısından iyi bir kaynak olabilir).
Model2: Güzel ürün alırsınız ama iyi para ödersiniz. Bu satıcıların en büyük ihtiyacı paradır ve bu nedenle bazan yüksek fiyat koyabilirler. Öte yandan aldığınız ürün muhtemelen çok iyi kullanılmıştır ve temizdir. Böyle üyelerden “toplu alım” dediğimiz, bir kaç ürünü beraber alıp, ürün başına ıskonto isteyerek karlı çıkabilirsiniz.
Model3: “Son çare” gidebileceğiniz satıcı profili. Pahalı satarlar. Onların gözünde ürünün değeri size yüksek gelebilir, vb.
Arayıp bulamadığınız ürünleri bu satıcılara sorabilirsiniz. Ya onlarda vardır (listelememişlerdir) ya da arkadaşlarından bulurlar.
Örneğin eski bilgisayar oyunları/konsollar cemiyetinde bir çok kişi birbirini tanır (piyasa küçük). Bir kişiye ulaşırsanız gerisi gelir. Vb.
Model4: Bu satıcılara para gerekir, bu işi para için yaparlar. Ama onlar için daha çok “hızlı para” önemlidir. Bu kullanıcılara toplu alım önerip, ürünlerden ıskonto isteyebilirsiniz. Pazarlık payları vardır. İkna etmek için ödemeyi kredi kartı ile yapmayı teklif edebilirsiniz ya da çok kısa sürelik (mesela GG’da 3 günlük) ilan açtırıp indirim isteyebilirsiniz. Yalnız ödeme yapmakta geç kalmayın. Keza bu kullanıcılara böyle teklifle giderseniz, hiç gecikmeden ödeme yapmayı temin ediyorsunuzdur. Gecikirseniz aranız bozulabilir.
Model5: “Neutral” demek istiyorum ama.. Yani, ne pahalıya getirirsiniz, ne de ucuza kapatırsınız. Şartlar “normal”dir. Kimi zaman zaten dışarıdan alabileceğiniz fiyata alırsınız ürünü. Kargo kolaylığından faydalanmış olursunuz işte. Bu tür satıcılar aldıkları ürünün üstüne kâr koyarak ilan açarlar. Dolayısıyla toplu alım yapmadığınız sürede “perakende” satıştan ekstra kar etmezler ve size de indirim yapmazlar. Bu kullanıcılara toplu alım önerebilmek için de GG’da bir süredir aktif olmak gerekir. Ciddiye alınmayabilirsiniz.
Model6: Model5′in aynısı. Tek bir farkla…
Eğer ürün aldığınız satıcı bir eskiciyse, çok zor bulunan ürünleri çok iyi fiyatlara alabilirsiniz. Keza satıcılar sattıkları ürün hakkında bazan hiçbir şey bilmezler. Kredi kartınız varsa, böyle durumlarda kimse keşfetmeden basıp alırsınız ürünü. Diğerleri bakakalırlar, ahah.
Bir diğer tavsiye, ilgilendiğiniz ürünleri satan ve eskici olduğunu düşündüğünüz bir satıcı varsa takibe alın.
Yalnız bir uyarı; eskiciler sattıkları ürün hakkında bir şey bilmediklerinden ürünün bozuk olma ihtimali de yükselmektedir…

Bu bir Apple-Bandai Pippin. Piyasada çok az süre kalabilmiş, o nedenle bu aralar hayli az bulunan bir konsol…
Altta görmediğiniz bir satır var “arkasında bir sürü giriş var” diyen…
X X X
Nevet. Buraya kadar GG’da alışveriş yaparken nasıl kârlı çıkabileceğinizi anlatmaya çalıştım. Ama bu arada bazı temel bilgileri atladım; çünkü bunlar daha ilgi çekici şeyler :) Şimdi biraz daha sıkıcı, ama gerekli temel bilgilerimize geçelim.
Piyasa: benzer ürünlerin birkaç satıcı tarafından satılması ile oluşan ‘şey’. Piyasa önemlidir. Takip ederseniz karlı çıkarsınız.
Toplu alım: kullanıcının ürünlerine bakıp, aralarından seçerek satıcıya sorabileceğiniz özel satış. Bir ilanda birden fazla ürün satmak / almak.
Özel ilan: yine satıcıya sorarak açtırabileceğiniz ilanlardır. Bu ilanlarda satılan ürünlerin fotoğrafları veya açıklamaları olmayabilir. Ya da satıcı kedisinin fotoğrafını koymuş olabilir (yaşanmıştır). Bu ilanlar size özeldir, başkası teklif veremez. Verirse iptal ettirirsiniz, yeniden açılır. GG’da yönetime haber vererek, ilan süresi ne kadar uzun olursa olsun, belirli bir kullanıcı teklif verdikten sonra ilanı kapatma seçeneği vardır. Satıcınıza danışınız.
Açık arttırma: bu meseleye hiç girmedik değil mi ? Heh. Bazan saç baş yolduran bu şey, ilanın kapanma süresi bitene kadar meraklı kullanıcıların ilandaki ürünün/ürünlerin fiyatını teklif vererek arttırmasıdır.
Açık arttırmanın kapanma süresi önemlidir. Daha önce teklif vermeyen bir kullanıcı gelir, son 10 saniyede teklif yazar (yaşanmıştır), gider ürün. Pusuda bekleyip daha sonra teklif verip bu çakallardan ürününüzü kurtarmanız gerekir (yaşanmıştır).
Açık arttırmanın gazabından kurtulmanın yolu özel ilan veya toplu alımlardır. Satıcı, sattığı ürünün sizin verdiğiniz veya kendisinin koyduğu başlangıç fiyatından yukarısına gideceğinden eminse, kendinize özel ilan açtırmaya ikna edemeyebilirsiniz. “Pışııık” derler adama diplomatik bi yolla. Bu tür satıcıları toplu alımlarla ikna edebilirsiniz. Deneyin.
Üst limit: bir açık arttırmaya teklif verip, sonra bir daha vermek suretiyle yapılabilecek kendini garantiye alma eylemidir. Üst limit belirleyebilmeniz için ilk önce en yüksek teklif sahibi olmanız gerekir. Eğer siz teklif veriyor ve fiyatı arttırıyorsanız ancak anında teklifiniz geçiliyorsa, birisi üst limite bağlamıştır. O kullanıcının üst limitini geçtikten sonra en yüksek teklif sahibi olursunuz ve üst limit koyma şansınız ortaya çıkar. Sadece bir kez daha teklif verin. Böylelikle diğer kullanıcılar, sizin ilk verdiğiniz teklif görürler (örneğin 150 YTL) ve kendi tekliflerini yazmaya başladıklarında, sizin belirlediğiniz üst limiti aşana kadar (örneğin 200 YTL) en yüksek teklif sahibi olamazlar. Bu arada GG, sizin için teklifi üst limitinize kadar arttırır (üst limitleri satıcı bile bilemez, sadece üst limit koyan bilebilir).
Esprisi nedir ? Bir ürünü çok istediğinizi kanıtlayabilirsiniz. Açık arttırmaya katılan diğer kullanıcıları yıldırmak için de kullanılabilir. Ancak yine de açık arttırmayı son saniyesine kadar takip edin. Birisi ilandaki ürünü sizden daha çok istiyor olabilir. Üst limitinizi tahmin eder ve geçer.
Asgari fiyat: 1 Liradan PS3 satıldığını gördünüz mü hiç ? Var. Ama bu ilanlarda “asgari fiyat” vardır ki satıcıyı garanti altına alır. İlana verilen teklif, bu asgari seviyeye ulaşana kadar açık arttırmayı kazansanız da ürünü alamazsınız. 1 Lira olayı genellikle teşvik içindir, keza belki de ürünün meraklıları tatile çıkmıştır. Aradan sıyrılır, ucuza getirirsiniz. Belli olmaz.
İkinci teklif fırsatı: ürüne teklif verirsiniz, teklifinizi geçerler. Ama açık arttırmayı kazanan alıcı ürünü almayabilir. Bu durumda satıcı uygun görürse ve en yüksek tekliften bir önceki teklif sizinse, size “ikinci teklif fırsatı” önerilir.
Verdiğiniz en yüksek tekliften ürünü alabilirsiniz. Bu fırsat size teklif edildikten sonra üç gün içerisinde (iş günümüydü, hatırlayamıyorum şimdi) onaylamanız gerekir. Aksi halde otomatik geçersiz sayılır.
Nevet. Peki. Diyelim bir kaç defa ürün aldınız, sorun yaşamadınız. Peki, ya hazırlıksız yakalanmak ? Kim garanti edebilir bunu.
Neyi kontrol etmemiş olabilirsiniz ? Ürün evinize geldiğinde ne sizi hayal kırıklığına uğratabilir ?
Aldığınız ürününü ilandaki fotoğraftaki ürün olmaması: pek genel, düşülmesi çok kolay bir hata. Aldığınız ürünün fotoğrafını sorun, isteyin. Zaten promosyonel fotoğraflarını (ürün piyasaya çıktığında dağıtıcısının yayınladığı fotoğraflar) 100 metreden tanıyabilirsiniz.
“Satıcının çektiği belli olan” fotoğraflar durumunda da; bir diğer ihtimal, fotoğrafın eBay’den alınmış olmasıdır. Diğer bir ihtimal, satıcı o ürünlerden bir kaç tane satıyordur ve bir tanesinin fotoğrafını çekip koymuştur. Size gelen ürün o fotoğraftaki olmayabilir.
Dikkat ediniz…
![]()
Ürünün fotoğrafının eBay’den alınmış olduğunu kırmızı daire içindeki ikondan anlayabilirsiniz.
Bu ikon aslında fotoğrafın bir sayısal kamera ile çekildiğini, dolayısıyla muhtemelen satıcısı tarafından çekildiğini göstermek için kullanılıyor. Ancak GG’da bazı satıcılar ürün fotoğraflarını eBay’den almaktan çekinmeyebiliyorlar.
Ayrıca, eğer fotoğraf belirli bölgelerinden kesilmişse, bu ikonu saklamak için yapılmış olabilir.
Aldığınız ürünün ilandaki özelliklere uymaması: görünüşü aynı/benzer ama özellikleri farklı ürünleri alırken yaşayabileceğiniz bir sıkıntı. Bu tür durumlarda almadan önce, hatta teklif vermeden önce iyice bilgilenin.
Bölge/sürüm problemi: PAL PS3′ünüz için NTSC oyun almak gibi. İngilizce değil Almanca oyun almak gibi. İyi sorun. Benim gibi Secret of Mana SNES kartuşuna atlayıp oyunu taktığınızda ilk replik “Heeey Junge” olursa hayal kırıklığı tarif edilemez.
Aldığınız ürünün “içi boş” olması: Yaşamadım, yaşayanı da duymadım ama olabilir! Neden olmasın ahahah.
Pahalıya aldığını öğrenmek: çevreniz varsa teklif sürecinde uyarırlar. Çevreniz yoksa deneyimsizliğe gidebilirsiniz.
Piyasayı iyi takip edin. İkinci el satış yapılan forumlara da bakin arada.
Sahte teklif yüzünden pahalıya ürün almak: GG’daki sahnelenen bir oyun. Şöyle oynanır: bir satıcının iki/üç/dört hesabı vardır. Siz teklif verirsiniz, diğer hesabından gelip teklifi yükseltir. Siz yine teklif verirseniz pahalıya getirirsiniz. Bazı yörelerde de şöyle oynanır bu oyun; bir satıcının ürününü başka bir satıcı satar. Böylelikle ürünün orijinal sahibi sahte teklifle meblağı yükseltir. Böyle bir durumdan şüphe ederseniz meraklanmayın. Bu oyun defalarca sahnelenen bir oyundur.. Yani ürünü sahte teklif veren satıcı kazanırsa, tekrar satmak zorunda kalırlar. Ayrıca açık arttırmanın kapanmasına en fazla 24 saat kala, yazdığınız teklifi iptal ettirebilirsiniz.
GG’da çarpılmamanın yolu kısaca budur. Unuttuğum şeyler de vardır kesin. Bu arada son meseleye de bir el atalım; iade.
İade, aldığınız ürünü satıcısına geri yollayıp paranızı geri almaktır. Her ürün iade edilemez. Ürünün ilanında iade şartı (varsa) belirtilmiştir. Örneğin yazılımın iadesi yoktur. Zira o süre içinde sizin onu kopyalayıp kopyalamayacağınızı kimse garanti edemez. Öte yandan, aldığınız ürün size gelene kadar kırılmış olabilir, kullanılamaz halde olabilir. Kargo yetkilisi nezaretinde tutanak tutturur, geri gönderirsiniz. “Kargo yetkisi nezaretinde”nin esprisi, ürünü alır almaz, size getiren kargo personelinin yanında ürünü açıp denemek, çalışıp çalışmadığından emin olmaktır. Çalışmıyorsa, yine o anda tutanak tutturabilirsiniz.
X X X
Gelelim işin eBay boyutuna. Üstüne çok şey eklemeyeceğim. Kurallar nerdeyse aynı. Zaten sistem aynı. eBay’de ürünün gelmesini daha çok bekleyebilirsiniz, heh. Benim sizi uyarmak istediğim şey ise, “oltacılar”.
eBay çok daha büyük bir sistem olduğu için, dolandırıcısı da ona göre, daha teknik oluveriyor. eBay’in kullanıcılarına yönelik yapılan dolandırma yöntemi, az önce açıkladığım, “ikinci teklif fırsat”ını kullanarak gerçekleştiriliyor.
Ürüne teklif verdiniz, kaybettiniz. Ürün başkasına gitti bile. Bu arada kendisini ürünün satıcısı olarak tanıtan birisi çıkar ve size “o kullanıcı ürünü almadı, sana ikinci teklif açıcam” diyebilir. Başka türlü palavralar da sıkabilir. Sonra da “eBay’den mail gelicek sana” deyip durur bir süre. eBay’den geldiği iddia edilen mail, eBay’le alakasız bir adresten gelir (e-bay_us@mail.com gibi) ama formatı eBay’in email formatının aynısıdır. Ve… Ödemeyi Western Union’la yapmanızı ister.
Bu tür durumlarda, ürüne ikinci teklif fırsatı açılmadığını zaten bildiğinizden, karsınızdaki dolandırıcıyı “yeah, ok. ill wait” falan deyip oyaladıktan sonra fake mail’i alın ve ağzınıza geleni saydırın. Uğraşsın biraz. Eşşoğlusu.
Bildiklerimin neredeyse tamamını anlattım. Son olarak verebileceğim tavsiye; aldığınız ürünü iyi tanıyın, piyasayı iyi takip edin ve ne zaman sabırlı olmanız gerektiğini, ne zaman fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilin…



Yorumunuz?