Babe of the Month: Kibele

Bu ayın bebeği Kibele. Kendisi Ana Tanrıça olur. İlk çağlardan beridir Anadolu’da yani insan medeniyetlerinin merkezinde, insanoğlunun annesi olarak tapılmıştır. O hayat verendir, besleyendir ve sevendir. O ilk dinlerin ilk tanrıçasıdır. Diğer bütün tanrılar ondan gelir. Zamanla gelişen, karmaşıklaşan bütün o mitolojilerde de hep bir yeri vardır. Hepsi onu alıp ona başka bir isim verirler. Kimi Isis der, kimi Ishtar, kimi Venus, kimi Rhea, ama özünde aynıdır; O bizi doğuran, o bizi besleyen, o bizi seven.
Benden bu kadar zırvalama yeter. Biraz Wikipedia’dan araklayayım da ansiklopedik bilgi edinin:
Kibele veya Kybele, bir Anadolu Tanrıçası. Birçok kültürde farklı isimlerle yer alır. Akdeniz çevresinde, Asya’da ve kuzey ülkelerinde birçok kültür ve uygarlıkta çeşitli isimlerle anılan bir Ana Tanrıça ile karşılaşmak mümkündür. Anadolu’da yapılan kazılar, Ana Tanrıça figürünün M.Ö. 6500 – 7000′lere kadar dayandığını ortaya çıkartmıştır. Analığı, üremeyi, dişiliği, hayatın sürmesini ve dolayısıyla bereketi simgeleyen tanrıça, ayakta, oturmuş ya da uzanmış olarak betimlenir; düzgün vücüdu her zaman tasvir konusudur. Heykellerin bir bölümünde doğum yaparken görülür. Otururken ya da doğum anındaki bazı heykellerde yanında iki leopar bulunur.
Ana Tanrıça’nın kutsal hayvanı olan leopar, hayvanların kraliçesi olduğunu ve doğa üzerindeki sınırsız egemenliğini simgeler. Bazen kollarında, çeşitli efsanelere göre tanrıçanın hem çocuğu, hem de sevgilisi olan Attis’i taşır. Kibele figürünün kökeni Anadolu’da çok eski dönemlere dayanır. Örneğin Hitit ve Hurriler tarafından tapınılan Kubaba, tartışmalı da olsa, çok sonraları oluşacak Kibele’ye öncülük eden figürlerden biri sayılır. Örnek iddia, Ana Tanrıça Kibele, Ana da Çumralıdır. Yani Çatalhöyük’lüdür.
En yaygın kullanımı Frig uygarlığındadır. Frigya mitolojisinde bir Ana Tanrıça olan Kibele’ye genellikle dağ zirvelerinde tapınılırdı. Doğa ile özdeşleştirilmiş, özellikle bazı vahşi hayvanlarla ilişkilendirilmiştir. Anadolu’da çok sayıda Kybele anıtı vardır. Afyon-Eskişehir civarında yeralan açıkhava tapınaklarında niş içinde, Arka ayakları üzerinde duran birer aslan, iki yanında olacak şekilde bir Ana Tanrıça kabartması bulunur. Ana Tanrıça’ya tapınmaya gelenlerin, bereket ve doğurganlıktan pay almak için Kybele’nin ve aslanların üreme organlarına dokunarak aşındırdıkları görülmektedir. Frigya’da, Anadolu’da Kibele’yi baş ilahe olarak kabul eden bir topluluğun vecde dayalı bir organizasyon biçimini Frigyalılar döneminde kazandığı sanılmaktadır. Eski metinler Koribantlar denilen Frigyalı Kibele rahiplerinin psişik yeteneklere sahip olduklarını, tılsımlı taşlar kullandıklarını ve kendilerini hadım ettiklerini bildirmektedir. Enerjik etkinliğe sahip olduklarına inanılan bu tılsımlı taşlardan en ünlüsü vaktiyle Pessinus’ta bulunan, Kibele kara-taş’ı olarak bilinir.
Kibele, Frigler’de bereket ve çoğalmanın simgesi olmuştur. Bu inanınç daha sonra yunanlılara geçmiştir. Diğer uygarlıkların Kybele inancı daha sonraki uygarlıkları da büyük ölçüde etkilemiştir. Özellikle Yunan ve Roma mitolojisinde, Frigya dönemindeki bazı tapınma ritüelleri aynı formda kültik olarak devam etmiş, Kibele’nin özellikleri farklı tanrı ve tanrıçalarda yeniden hayat bulmuştur. Bunun en bilinen örneği Yunan mitolojisindeki Artemis’tir; Artemis Roma mitolojisinde Diana adını almıştır. Kybele, edebiyatta en çok sözü edilen tanrıçalardan biridir. Özellikle Romalı yazarlar Kybele’den çok sık bahsetmişlerdir.
(Orjinal boyutlar için resimlere sağ tıklayabilirsiniz)

















tanrıça Kybele’Niş yüksekliği: 3,45 cm. genişliği: 1,50 cm. derinlik ve yüksek yerde 0,33m. kadardır. Tanrıça’nın genişliği: 0,46 m. Omuz genişliği: 1,20 m.dir. kabartma yüksek figürün aşağı yukarı her yanında değişmektedir. En yüksek olduğu yerlerde 0,15-0,16 m.yi bulmaktadır.
Figürün alt bölümünde bir çok bozulmalar olduğu için oturduğunu veya ayakta olduğunu tam anlayamıyoruz. Ölçülere bakılırsa oturur olmalı. Tanrıça cepheden işlenmiştir. İyi bir heykel tıraşın elinden çıktığı açıkça belli olmakla birlikte sanatkarın taş cinsi iyi olmayan, doğal kayaları kolayca işleyememe zorluğu içerisinde olduğu sezinlenmektedir. Yakından bakıldığı zaman iyi görülmeyen figür ancak 5-6 m uzaklıktan güzel bir görünüm vermektedir. Figürün yüzünde ve çene altında aşınmalar,kırık ve eksikler vardır. Nişin sağ üst köşesi en yüksek nokta olup, keskin bir dirsek yapmaktadır. Niş figüre uydurulduğu için başın bulunduğu yerde daralma ve figürün sol yanında ise genişleyen bir bölüm oluşmaktadır. Bu duruma göre önce figür yapıldığı daha sonra niş oyulduğu anlaşılmaktadır. Tanrıçanın sol elinde bir aslan yavrusu tuttuğunu zannediyoruz. İyi görülmeyen bu figürün yelelerine ait bir parça görülmektedir. Büyük bir olasılıkla birlikte bir taht üzerinde oturuyor olmalıdır
saygılarımla 05337250156
Yorumunuz?