Anasayfa » Oyun Araştırmaları, Yeraltı

Altuğ Işığan’la Söyleşi

[16 Şub 2009 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

~Hurin

Sizi kendi sözcüklerinizle tanıtmak isteriz. Kendinizi biraz anlatır mısınız?

Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Senaryo Yazarlığı gibi derslerin yanı sıra dört dönemdir Oyun Tasarımı adında bir ders de veriyorum.

Oyunları, hem birer iyi zaman geçirme aracı, hem de dünyayı değiştirme potansiyeline sahip yapıtlar olarak görüyor, onların herşeyini bilmek ve herşeyini anlamak istiyorum. Bu bazen oyun yapmaktan bile daha heyecan verici geliyor bana.

Şu an IGDA’nın yeni kurulmuş olan Oyun Tasarımı Çalışma Grubu*’nun yönetim kurulunda yer alıyorum. Bu beş kişilik kurulda The Witcher, Jagged Alliance ve Kick Off gibi oyunlara imza atmış olan kişilerle birlikte çalışıyorum. Bu çok heyecan verici, fakat öte yandan da çok zor, çünkü bu kişiler çok tecrübeli. Oysa ben henüz ilk dijital oyunumu tamamlama hesapları içindeyim. Konulara onların seviyesinde müdahil olabilmek için çok ders çalışmak, herşeyi iyice düşünüp tartarak söylemek gerekiyor. Bu bir bakıma tam da aradığım tarzda bir meydan okuma. Olgunlaşmama çok fazla katkısı oluyor. * http://gdsig.wordpress.com/

Halen oyunlar üzerine bir doktora tezi yazmaya hazırlanıyorum. Tezin konusu ve amacı; seçim yapmak/karar almak ve bunun anlatılar ile oyunlardaki tezahür şekillerini karşılaştırmak. Bu çalışmanın; oyun oynama, anlatısallık ve interaktiflik ilişkisine yeni açılımlar getirmesini ve “gidişata müdahale etme” konusunu, yani “oyunlar linear mi, non-linear mi?” sorusunu farklı şekilde düşünmek için bir kapı aralamasını umuyorum.

Bazı dijital oyun projelerinde yer almış olup boş zamanımda çeşitli kutu oyunu projeleriyle uğraşmakla birlikte, bildiğimiz anlamda “yayınlanmış” bir oyunum yok. 2009 senesinde bu yayınlanmamış oyunlardan örneklerin yer aldığı bir oyun tasarımcısı portfolyosu oluşturmayı hedefliyorum.
Dijital oyun endüstrisinin yeni medya içindeki yerini, ya da günümüz kitle kültürü içindeki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Her yükselen iletişim aracı gibi dijital oyunların da çeşitli ideolojik ve politik söylemlerce kuşatılmaya çalışıldığını görüyoruz. İlk “kapalı devre” video oyunlarının yapıldığı 1960′larda henüz kimsenin sormadığı, ancak bu yeni medyumun toplumdaki iletişim süreçlerinin önemli ayaklarından birine dönüşmesiyle birlikte artık herkesin sorar olduğu sorular ortaya çıktı: Oyunlar çocuklarımıza zarar veriyor mu? Oyunlar yanlış değerleri mi empoze ediyor? Oyunlar sanat mı değil mi? Oyunlar insan eğitiminde faydalı olabilir mi? Oyunlar toplumu bilinçlendirmek için kullanılabilir mi? Medya konusunu böyle bir ufuk içerisinde düşünmek bir şekilde devam eden modernleşme süreci ve onun değerleriyle de bağlantılı. Yeni çıkan şeyleri mevcut tarihsel koşullar içerisinde anlamlandırabiliyoruz, bu da sorularımızın çağımıza has kaygılar ışığında sorulması ile sonuçlanıyor. Dönüp baktığınızda, gazete, fotoğraf, sinema, radyo, TV, internet ve hatta telefon için de aynı tartışmalardan geçilmiş olduğunu ve hala da geçildiğini görüyorsunuz. Çoğu kez yeni medyaya ait alanı düzenleme konusunda geliştirilen hukuksal çerçeve yukarıdaki sorulara verilen cevaplardan hangisinin o toplumda en revaçta olduğuna göre düzenlenmiştir.

Bana sorarsanız, ben bir nesne ya da yapıt olarak oyunun hangi süreçlerle bağlantılı olarak ortaya çıktığına, nasıl dağıtılıp nasıl, hangi şekil ve ortamlarda tüketildiğine bakmayı ve toplumun farklı katmanları ve süreçlerine (ideolojiler, kültürel kalıplar) nasıl eklemlendiğini incelemeyi tercih ediyorum. Benim için ahlaki bir sorundan önce analitik bir sorun bu.

Günümüzdeki işleyişe baktığımızda, oyunların birçok kere birer meta (kar amacıyla üretilen kültürel ürünler) olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Oyun yapım sürecinin en sık eklemlendiği üretim çerçevesi buymuş gibi görünüyor. Fakat birçok yerde bir direniş ve sorgulama aracı olarak da kullanılıyor oyunlar. Örneğin Uruguaylı oyun araştırmacısı Gonzalo Frasca’nın geliştirdiği pek çok oyun bu şekilde.

Oyunların farklı şekillerde eklemlenmesinden doğan çeşitliliği incelerken bunların tümünü kucaklayabilmek ve indirgemelere düşmemek için çok esnek kavramlara ve çözümleme araçlarına sahip olmak gerektiğini düşünüyorum. Oyun araştırmaları alanının ise halen tam olarak bununla, bu esneklikteki araçları keşfetmek ve geliştirmekle meşgul olduğunu sanıyorum.


International Coach (IC2010) ‘dan kısaca bahseder misiniz? Oyunun geliştirilme süreci ne durumda şu an?

IC2010 çocukluğumdan beri var olan bir fikir, basketbol menecerliği konulu bir spor simülasyonu. Senelerce tek başıma ya da ortaokul ve lisedeki arkadaşlarımla bu oyunu masaüstünde kağıt kalemle oynadım. Binlerce sayfa kareli defter harcadık bu oyunu oynarken! Uzun bir aradan sonra tekrar oyun yapımına merak sarmaya başlayıp ilk dijital oyunum için konu ararken, bu basketbol simülasyonunu dijitalleştirmek aklıma geldi. Halen CM yada FM ayarında bir basketbol simülasyonunun yapılmamış olması da bu projeyi düşünmek konusunda beni cesaretlendirdi. Hem 2010 Dünya basketbol şampiyonası da Türkiye’de yapılacaktı. Yani iyi bir zamanlama ile, bu oyun adını duyurabilirdi. Kağıt kalemle oynanan oyunum, IC2010 olarak bu şekilde yeniden doğdu.

2007′de bu projeye başladım ve ufak ufak temel unsurlarını belirlemeye başladım, oyunu oyun çekirdeğinden genişleme paketlerine doğru nasıl adım adım büyütebileceğimi planladım. Bunu yaparken de kendime çok zaman tanıdım. Halen de öyle yapıyorum.

Oyunun ana özelliği, maç esnasında bir mp3 çalarda şarkı listesi oluşturur gibi bir oyun planları listesi oluşturabilmeniz. mp3 çalar, sıradaki oyun planını “oynatıyor”, sanal oyuncularınız bu planı icra etmeye çalışıyor, rakip takım da bu plana rakip menecerin seçtiği savunma taktikleri ile karşı koymaya çalışıyor. Oyuncunun uygulatabileceği oyun planlarının bir kısmı verili, yani oyunla birlikte geliyor. Ama icabında oyun sırasında mola alarak bir editörde özel bir taktik yaratabiliyor ve listenize ekleyerek takımınıza hemen oynatabiliyorsunuz. Oyun bu özelliği sayesinde belki bir son saniye üçlüğü ile maçı almanızı sağlayacak oyun planını yaratıp oyuncularınıza uygulatmanıza olanak sağlamış oluyor. Bunu düşünmek ise beni gerçekten çok heyecanlandırıyor!

IC2010′u “Final Four” türü bir turnuva yapabileceğiniz bir demo olarak sunmayı amaçlıyoruz. Hem bay hem de bayan takımlara yer veren küçük bir database ile. Sonraki versiyonlar bu “taban oyunu” adım adım genişletecek. Mevcut takvime baktığımda demodan daha fazlasına zaten zamanımız yok. Bu demo ile esas amacımız, oyun planı editörünü ve olanak sağladığı maç heyecanına dikkat çekebilmek. Eğer ilgi çekersek, oyunu genişletmeye geçebiliriz.

Projede Cengiz Önkal (progamcı) ve Barış Parlan (görsel tasarım) ile birlikte çalışıyoruz. Bu iki arkadaşımın geçen yıl aynı anda askere gitmeleri projeyi 2008 yılı boyunca durdurmuş oldu, çünkü onlarla birlikte çalışma ortamı fiilen ortadan kalkmış oldu. Ama şimdi ikisi de döndü ve bu yıl artık çalışmalarımızı hızlandırabileceğiz. Önümüzdeki aylarda gereksinime göre kadromuzu genişletebiliriz. Projeye ilgi duyanların şimdilik blogumu (http://altugi.wordpress.com) takip etmeleri yeterli olacaktır. Yakında tamamen oyuna ayrılmış bir blog da oluşturulacak.
Bu aralar hangi oyunu oynadığınızı soralım bir de.

Öncelikle IC2010′a “rakip” olan oyunları oynuyorum. Bunlar bana neyin iyi işlediği, neyi bir kenara bırakmam gerektiği konusunda fikir veriyor. Gene aynı nedenden ötürü FM serisini oynamaya devam ediyorum. Serisini diyorum, çünkü bu oyunun 2005′ten bu yana çıkan tüm versiyonları bilgisayarımda yüklü ve her bir versiyondaki değişiklikleri inceliyorum, bunların oyun heyecanına neyi katıp ondan neyi götürdüğünü anlamaya çalışıyorum. Bu değişikliklerden kendi spor simülasyonum için nasıl ders çıkarabilirim diye kafa yoruyorum. Yani oynadığım oyunların önemli bir bölümünu “reverse engineering” çerçevesinde oynuyorum diyebilirim.

Onun dışında Sid Meier ve Peter Molyneux gibi usta oyun tasarımcılarının mutlaka birer oyununu bilgisayarımda bulunduruyorum. Şu an örneğin Civ4 ve Sim Golf ile The Movies yüklü. Playstation’da favorilerim olan PES ve Tekken’i oynuyor, Nintendo Wii’de ise zamanımın çoğunu WiiSports ile geçiriyorum.

Geçenlerde bir de 90′lı yıllarda en çok oynadığım oyun olan X-Com Apocalypse’i tekrar buldum. Zamanımın önemli bir bölümü bu oyunu yeniden oynamaya ayrılmış durumda.

Gördüğünüz gibi, yeni oyunları o kadar da iyi takip eden biri olduğum söylenemez!
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bana bu söyleşi fırsatını verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum

Yorumunuz?

Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>