Babe of The Month: Emma Goldman
~ragnor

Herkese selamlar. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki finallerim yüzünden ve vakit darlığından aceleyle hazırlanmış bir yazı sunabileceğim size. Ama önemli olan kişiler ve onların anılması, tanıtılması olduğu için yine de yazmanın en doğrusu olduğuna karar verdim.
Bu ayki güzelimiz Emma Goldman. Kendisi ünlü bir anarşisttir. 19. yüzyılın sonlarında Rusya’da doğmuş ve Rusya’nın bu konudaki birikimleri sayesinde (Çernişevski’nin “Ne Yapmalı?” adlı eseri özellikle onu etkileyen eserlerin başındadır) anarşizme bulaşmıştır. Genç yaşta hem siyasi karışıklık içindeki Rusya’da entik bir azınlık olarak (Yahudi) hem de fakirlik içindeki bir yaşam sayesinde daha küçük yaşlarda baskı altında bir hayat sürdürmüş ama genç yaşına rağmen beklenmeyecek bir olgunlukla hayatını özgürce yaşamayı bilmiş. 15 yaşında evlendirilmek istediğinde buna karşı çıkabilecek kadar güçlüymüş. 17 yaşında kardeşiyle beraber Amerika’ya göç etmiş ki işte asıl hikayemiz buradan sonra başlıyor. Anarşist harekete giriş, Alexander Berkman ile tanışmaları ve onun başarısız suikast girişimi, halkı isyana teşvikler (“İş isteyin. Eğer iş vermezlerse ekmek isteyin. Eğer ekmek vermezlerse ekmeğinizi alın.”) ve tutuklanmalar, Feminist hareketle bağlantısı olmasa da kadın hakları için eylemler, Berkman’la 1. Dünya Savaşına karşı düzenledikleri eylemler ve sonunda Amerika’dan sürülmeleri. Hareketli bir macera değil mi?

Amerikan vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra Rusya’ya gider Berkman ile birlikte. Ama oradaki otoriter baskıcı Bolşevik rejimi onu hayal kırıklığına uğratır. Rusya’yı terk eder ve sonradan “Rusya’daki Hayal Kırıklığım” ve “Rusya’daki İlave Hayal Kırıklığım” adlı eserlerinde eleştirir dönemin Rusya’sını. Rusya’da gördükleri onun fikirlerini etkiler. Zamanla başlardaki “amaç aracı haklı çıkarır” tarzındaki fikirlerinden uzaklaşıp daha hümanist bir anarşizmi savunmaya başlar.
İngiltere’ye gider ve bir evlilik yapar, sürgün edileceği haberleri üzerine ona evlenme teklifi eden bir maden işçisi ile. İngiliz pasaportu ile gezer birçok ülkeyi. 1931′de “Hayatımı Yaşarken” isimli otobiyografisini yayımlar. Daha sonra İspanyol İç Savaşında faşistlere karşı yer alır. 14 Mayıs 1940′ta Kanada, Toronto’da ölür. Chicago’daki Haymarket İsyanı sonucu asılan anarşistlerin gömüldüğü yerın yakınlarına gömülür.
Kendisi büyük bir anarşisttir. Birçok insanı derinden etkilemiş, ilham vermiş, onları harekete geçirmiştir. İlk Feminist hareketlerle ilişkisi olmamamıştır ama yine de kadın hakları ve kadının özgürleşmesi için birçok eylemde bulunmuştur. Sizi de etkilemesi ve ilham vermesi umuduyla yazımı bitiriyorum. Kendisi hakkında daha fazla bilgi için (Çünkü kabul, yazım çok dandik oldu :)):
Türkçe vikipedi sayfası
İngilizce Wikipedia sayfası
Ekşisözlük’te hakkında yazılanlar (12. girdiyi sevdim özellikle)










Yorumunuz?