Anasayfa » Mecelle-i Fürahnek, Oyun Araştırmaları

Homo Ludens

[16 Şub 2009 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

Homo sapiens*, Homo faber**, Homo ludens… Hangisi daha eski acaba?

Kültür, insan toplumunun varlğını gerektirse de, oyun, varlığı insan toplumunun varlığına bağlı bir kavram değildir. Bilindiği gibi hayvanlar da aynen insanlar gibi oyun oynarlar. Kültür insanlık kadar eski; oyun ise kültürden daha da eskidir. Homo Ludens, Latince “oyun oynayan insan”, “oyuncu insan” anlamlarına geliyor. Oyunun geleneksel anlamda hayatı zenginleştiren bir unsur olmaktan uzaklaştığı, sokaklarımızdan silindiği, dört başı mamur bir endüstri dalı haline geldiği çağımızda, kolektif hayatın hukuk ve düzen, zanaat ve sanat, bilgelik ve bilim gibi önemli biçimlerinin kökeninde mitos ve ritüel yoluyla esas olarak oyunun yattığını ortaya koyuyor Johan Huizinga. İlk kez 1938 yılında kaleme aldığı çalışmasını, 20. yy’ın geri kalan kısmında ve 21. yy’ın eşiğinde değişen toplumsal koşullar çerçevesinde yeniden okumakta yarar görüyorum.

“Kimileri oyunun kökeninin ve temelinin, yaşam sevinci fazlalığından kurtulmanın bir biçimi olarak tanımlanabileceğine inanmıştır. Başka teorilere göre ise, canlı varlık oyun oynadığında, doğuştan gelen bir taklit yeteneğinin hükmü altındadır; veya bir gevşeme ihtiyacını tatmin etmektedir; veya hayatın ondan talep edeceği ciddi faaliyetlere hazırlık antrenmanı yapmaktadır; ya da oyun, insanın benliğine sahip çıkmasını sağlamaktadır. Daha başka varsayımlar da, oyunun kökenini hem egemenlik kurma arzusu, hem de yarışma ihtiyacı içinde, bir şey yapabilmeye veya bir şeyi belirleyebilmeye yönelik olan kendiliğinden yatkınlıkta aramaktadırlar. Nihayet diğer bazı teoriler, oyunu zararlı eğilimlerden masum bir şekilde kurtulma yolu olarak kabul etmektedirler; yani bunlara göre oyun ya fazlasıyla tek yanlı olarak hareket etmeye yönelten bir eğilimin zorunlu telafisidir, ya da gerçek hayatta gerçekleştirilmesi olanaksız arzuların bir kurmaca aracılığıyla yatıştırılması ve böylece kişisel benlik duygusunun korunmasının sağlanmasıdır.”

Her ne kadar günümüzde video oyunları ekseninde sürdürülse de, oyun araştırmaları konusunda yapılan çalışmalarda hala -Callois ile beraber- sık sık atıf yapılan bir isim Huizinga. “Hala” diyorum; çünkü antropoloji odaklı yaklaşımlar, oyun firmalarının etkinliğini artırmaktan ve oyun endüstrisine katkı sağlamaktan uzak olduğu için (daha doğrusu böyle bir amaç gütmediğinden) gereksiz teorik bilgi yığını olarak görülüyor. Dolayısıyla, kâr odaklı paradigmaların gözetiminde, sadece video oyunları kapsamında kalan çalışmalardan apayrı bir yerde duruyor Homo Ludens.

Homo Ludens: Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir Deneme, Ayrıntı Yayınları, Çev. Mehmet Ali Kılıçbay

*akıllı insan

**üreten insan

Yorumunuz?

Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>