Sinan Akkol’la Söyleşi
~Hurin
1- Geride bıraktığımız 2008 yılında Türkiye’de Dijital Oyun Sektörü ve Geliştiricileri Paneli, Bilişim ’08 gibi Türk oyun sektörü adına önemli sayılabilecek etkinlikler yapıldı. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok geç kalınmış, ancak atılması gereken adımlar bunlar. Türkiye’de oyun sektörüne dikkatin çekilmesi için ya finans sektöründen, ya da akademik kanattan bu sektörün ciddiye alındığına dair somut bir adım atılması gerekiyordu. Bu, akademik kanattan geldi. Bu etkinliklerden çok, ardındaki zihniyetin sektörümüze faydalı olacağını düşünüyorum. ODTÜ gibi büyük bir üniversitenin çatısının altında oyun geliştirme ön kuluçka merkezinin kurulmuş olması, kısa zamanda diğer üniversitelerde de benzer veya tamamlayıcı çalışmaları görmeye başlamamız anlamına gelir. Ve buralarda yetişen iş gücü, birbirinin tecrübesinden beslenmeye başlayabilir.
2- Küresel ekonomik kriz ortamında, firmaların işten çıkardığı oyun geliştiricilerinin yaratıcılıklarını çekinmeden ortaya koyabilecekleri kendi bağımsız topluluklarını kurarak, oyun sektörüne yeni bir soluk getireceği şeklinde iyimser bir öngörünüz var. Bu bağlamda, Türk oyun geliştiricilerinin karşılacağı fırsatlar neler olabilir sizce?
Her sektörü etkileyen küresel kriz, oyun sektöründe de birçok taşı yerinden oynattı. Ve görünen o ki, bu krizden maliyetleri büyük oluşumlar, şirketler daha olumsuz etkilenirken, bir çay ve simit tüketerek çalışabilecek azme sahip küçük şirketlere büyük bir fırsat doğuyor. Ancak, nasıl yapıldığını azıcık da olsa bilmek, oyun yapım kültürünü ucundan da olsa koklamış olmak çıkacak işlerin başarısını belirleyecek. Oyun yapımı, odak dağıldığında ve herkes takım çalışmasına alışkın/yatkın değilse çok çabuk raydan çıkabilir.
3- Bu ayki odak konumuz olan oyun araştırmalarına dönelim. Oyun dergisi dediğimizde aklımıza ilk gelen şey oyun incelemeleri olsa da, bu dergilerin yurtdışındaki bazı örneklerinde “sıradan oyuncu” kesiminin dışındakilere hitap edecek şekilde oyun araştırmalarıyla ilgili yazılara da ağırlık verildiğini görüyoruz. Ülkemizdeki oyun dergilerinin toplam satış rakamları aksini iddia etse de, Türk okuyucusunun artık bu tür bir içerik çeşitlendirmesine hazır olduğunu söyleyebilir miyiz?
Uzun zamandan beri, ama çok çok dar bir kesimi. Yurtdışındaki MCV, Edge gibi yayınlar bu tür bir yayın politikasındalar, ancak satış fiyatları PC Zone gibi akranlarına göre daha yüksek ve hiç promosyon vermiyorlar. Bu yayınlar zaten büyük ölçüde İngiltere’de çıkıyorlar, ki İngiltere ABD ve Japonya’nın ardından oyun üretiminde dünya üçüncüsü (gerçi 2008′de 3.’lüğü Kanada’ya kaptırdılar). Yani bu tür “sektörel” yayınların okuyucu çekebilmesi, o sektörün üretim kanadının o ülkede ne kadar güçlü olduğuna bağlı.
4- Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Ufak adımlar atmaktan korkmayalım. Sıfır bilgi ve tecrübeyle 3D bir oyun yapmak için yola çıkmak, projeyi asla bitirmemeye and içmek gibidir. Ülkemizde izlenmesi gereken oyun yapım modelleri Flash oyun yapıp sponsor bulmak, Web tabanlı başarılı DVO’lar yapıp iyi bir ticari model üstüne kurup yurt dışına pazarlamak ve 2010 sonuna kadar dünyaya açılmaya hazır casual oyunlar üretmeye başlayacak bilgi birikimi ve finansal altyapıyı hazırlamaktan geçiyor. Ama hepsinden önce azim ve takım çalışmasına yatkınlık gerekiyor… Lütfen bunu unutmayın.



Yorumunuz?