Marvel’in Yeni Dünyaları
~Lord_Duxus
Marvel’ın çizgiroman serilerinden birçoğu yakın zamanda, yeni nesil çizgi filmler şeklinde televizyona uyarlandı. Çizgi roman cephesinde Ultimate evreni bir sona doğru ilerlerken, kahramanlarla ilk kez tanışacak genç okuyucuya/izleyiciye yeni bir cephe açılmış oldu. Genelde eski öyküleri yenilenmiş halleriyle tekrar ortaya çıkaran bu seriler hem eski hem de yeni izleyicilere hitap ediyor. Bu yenileme öncelikle gençleştirme ve güncelleştirme şeklinde. Örneğin (ana kuşak/mainstream) çizgi romanda artık yaşını başını almış olan Peter Parker, 15 yaşında bir lise öğrenciliğine geri dönüyor. Eski karakterler hem görsel hem de içerik olarak yenilenmiş halleriyle hikayeye katılıyorlar. Kısaca temeller aynı kalarak, farklı bir hikaye yaratılıyor. Marvel’ın bu yeni serilerinden biri olan “Demir Adam/Iron Man”ı Oyungezer’de okumuştuk, gelin başka iki seriye göz atalım.
The Spectacular Spider-Man: Dünyanın en popüler süper kahramanlarından Örümcek-Adam’ın yeni serisi 2008 Mart’ında başladı. 13 bölümlük ilk sezondan sonra; Ocak’a kadar ara veren seri aynı tempo ile ikinci sezona devam ediyor. Konuda çok büyük değişiklikler yok, olan değişikliklerden de bahsedersem bütün heyecanını kaçırırım düşüncesindeyim. Ancak şimdilik izleyebildiğim 16 bölümde Örümcek-Adam’ın en büyük düşmanlarıyla karşılaşma fırsatı bulduk. Green Goblin, Doctor Octopus, Rhino, Sandman, Electro, Black Cat, Venom… Örümcek her zamanki bildiğiniz örümcek; hızlı, çevik, zeki ve en önemlisi komik. Normal seriye oranla Peter Parker’ın dâhi seviyesindeki zekasına pek rastlayamıyoruz, ancak düşmanlarını zekası ile alt ettiğine şahit olduk. Ayrıca biraz çok çapkın bu seride kendisi.
Seride Ultimate Spider-Man kalitesini beklemek gereksiz olur, ancak bu kalitesiz bir seri olduğu anlamına gelmiyor. Çizim kalitesi, aksiyon kareografileri, hikaye yapıları başarılı. Tabii herkes kendini rahatsız edecek şeyler bulabilir; ben Peter’ın biraz çok güçlü bir Örümcek-Adam olmasını, çapkın olmasını ve yeni MJ’i sevmedim örneğin. Gwen, espri kalitesi ise sevdiğim pekçok yönünden birkaçı. Ancak çizgi romanlarda ve özellikle bu yeni yapımlarda dikkate alınması gereken şey, çok fazla eskiyi aramamak; yeni serinin heyecanını, güzelliğini görmeye çalışmak.
Wolverine and the X-Men: X-Men malikanesinde sıradan güzel bir günde grubun psişikleri Jean Grey ve Prof. X. ani bir saldırıya uğrarlar ve kaybolurlar. Hemen ardından başlayan mutant avı ise dağılan takımın her bireyini tek tek zor duruma sokar. Wolverine’in liderliğinde tekrar birleşen X-Men bu karışık zamanlarda işleri yoluna koymaya çalışır.
Yeni X-Men, biraz daha yenilikçi ve konuları değişik şekilde işliyor. Ana temalar kesinlikle aynı, hatta tekil olarak öyküler de eskisine paralel ama, yeni Örümcek-Adam’a kıyasla orijinalden daha farklı senaryolar. Bence bununla birlikte gelen pek çok hata var ama Eylül’de başlayan seri şu ana dek izleyebildiğim 15 bölümde iyi bir tempoda ilerliyor. X-Men Evolution’ı izlediyseniz, size biraz onu hatırlatacaktır. Gelelim herkesin aklını karıştıran “Wolverine? Lider?” sorusuna… Tabii ki bunun öncelikli sebebi, Wolverine’in popüler kişiliğini pazarlama stratejisi. Ayrıca konu içinde de bağlanıyor. Hem unutmayalım Logan yüksek rütbeli bir asker, Cyclops kadar olmasa da liderlik konusunda sıfır sayılmaz.
Ultimate serileri dahil olmak üzere, yeni serilerde benim en çok canımı sıkan nokta; hız. Her bölümde bir koca “süper kötü” harcanıp gidiyor, her seyircinin sevdiği karakterleri ve olaylar tekrar yaşatmak pahasına seriler çılgın bir hızda gidiyor. Tabii bununla beraber neredeyse tamamen yeni hiçbir şeyin olmaması bazen can sıkıyor. Yeni bir karakter veya önemli bir olay senaryoda olduğu zaman eski hikayenin biraz daha değişik bir halini seyrediyoruz. Beklenmeyen süprizler veya eskisine göre daha güzel yazılmış senaryolar insanı sevindirse de; bazen yeni birşeyler istiyor canımız.
Kendi içlerinde hataları, beğenmeyeceğimiz yönleri olsa da; serilerin şu anki durumları bence iyi ve kesinlikle izlenmeye değer. İnternet yardımı ile izleyemeyecekler için; ne yazıkki henüz piyasaya sürülen DVD’ler yok ve ülkemizde hiçbir kanalda yayınlanmıyor, ancak gözünüz Nickelodeon’da olsun! Bizim televizyonlarımızda da artık aynı bölümlerinin tekrar tekrar yayınlanmasından resmen bıktıran eski, güzel serilerin yerlerini almaları dileğindeyiz.



Yorumunuz?