Anasayfa » Mecelle-i Fürahnek

Street Sweeper Social Club

[1 Ağu 2009 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

~Mr. Brightside

Merhabalar arkadaşlar, albümlerin kritiklerini çıkarmaya başladım, buna da yeni çıkan Street Sweeper Social Club albümüyle başlayayım dedim. Albümün adı, grubun adıyla aynı. Yabancılar “Self-titled” diyorlar, neyse =P. Albümde toplam 11 şarkı var. Albümün genel olarak tarzı da funk metal/rap metal diyebiliriz. Şarkıların listesi de şöyle:

1. Fight! Smash! Win!
2. 100 Little Curses
3. The Oath
4. The Squeeze
5. Clap For The Killers
6. Somewhere In The World It’s Midnight
7. Shock You Again
8. Good Morning Mrs. Smith
9. Megablast
10. Promenade
11. Nobody Moves (‘Til We Say Go!)

Fight! Smash! Win! (8/10)

Albüme bu şarkıyla giriş yapıyoruz. Şarkı Tom abimizin wah pedalı ile gitardan güzel güzel sesler çıkarmasıyla başlıyor. Şarkının “gaza getirme” amacıyla yazıldığı çok belli, özellikle nakaratın sonunda “Just like gettin up in the club with a fake ID, If it don’t work, we gon do it again.” demesi “işe yaramazsa tekrar yaparız hacı dayı” gibi olmuş da şimdi işin içine niye club mlub soktun ki abicim? Ayrıca şarkının ikinci bölümünde de “Politicians are puppets y’all, Let’s get Gepetto!” lafı da süper olmuş, özlü sözlere geçirebiliriz bunu. Şarkının “beste” kısmı pek dikkatimi çekmedi diyebilirim. Sözleri daha çok dikkatimi çektiği için, klasik funk metal ritimleri diyebiliriz.

100 Little Curses (9/10)

Şarkının girişi bana biraz “Anti-Flag” şarkılarını anımsattı. Tom’un gitarı çalışından bahsediyorum. Sanırım bunun sebebi Tom’un bayağı uzun süre Anti-Flag ile takılmasındandır. Bu şarkının tam olarak bir marş olduğunu söyleyebilirim. Şarkıda bizim dilimizde “zengin züppe” olarak isimlendirdiğimiz tiplere laf ediyor grup. Gerçekten söz olarak da çok zengin bir şarkı 100 Little Curses. Gitar solosu da dehşet ancak bir yerde senkron bozuluyor (3.08′den sonraki solo bölümünde). Onun dışında da şarkının pek bir eksiği yok gibi. Müzikal açıdan bakacak olursak da şarkının genel ritimleri dediğim gibi marş gibi olmuş, özellikle nakarat bölümünde bunu daha iyi anlayabilirsiniz.

The Oath (9/10)

Şarkıya Boots Riley’nin şiir tadında sözleri okumasıyla başlıyoruz. Arkada şu Jingle Bells’lerden çalıyorlar, daha çok duyacağız bu sesi albümde. Şarkıda kendi görüşlerinden hiçbir zaman pes etmeyeceğinden, düşünceleri için her zaman savaşacağından bahsediyor. Giriş ve çıkışı mektup gibi bir şarkı olmuş. Nakaratı da üç kelimeden oluşuyor (Fight, Alright ve Muthafuckas =D) ancak anlayan anlar tarzında =P. Şarkının gitar riffleri de çok hoşuma gitti. Ancak yine de bir şeyler eksikmiş gibi geliyor bana; anlayamadım… O yüzden 9 veriyorum.

The Squeeze (10/10)

İşte bu şarkı, beni bu albümde en çok gaza getiren şarkılardan biri. Şarkıya yavaş giriyor ancak aniden hızlanıyor, insan ister istemez gaza geliyor. Sözlerinden anlaşılacağı gibi bir topluluk isyanından bahsediliyor. Nakaratında da “Sizi zorla izdihama sürükleyeceğiz.” diye boşuna demiyor Boots Riley. Otoriteye olan öfkeyi çok rahatlıkla anlatan bir şarkı diyebilirim kısaca. Müzikal olarak bakacak olursak da yine eksiklik yok. 1.58′inden 2.08′e kadar olan bölümü özellikle çok hoşuma gitti benim. Kesinlikle 10 puanlık bir şarkı, dinlemeden geçmeyin.

Clap For The Killers (8/10)

Girişinde tam olarak “La noliy?!” diye tepki verdiğim bir şarkı. Ama dinleye dinleye alıştım doğrusu, hoşuma gitti de hatta. Şarkının sözleri suçlulara yazılıyor, ancak asıl laflar suçluların suçlu olmasına sebebiyet veren şeylere gidiyor. Sevdiğim bir şarkı yine. Şarkının gitar bölümleri de, bateri bölümleri de çok hoş. Özellikle gitar solosu dehşet. Ancak öyle “Dur la şu şarkıyı açayım.” diyebileceğim bir şarkı olmayı beceremedi daha. O yüzden 8/10 veriyorum, belki ilerde fikrim değişir. Ancak şimdiki fikrim böyle n’apalım. =)

Somewhere In The World It’s Midnight (9/10)

Şarkı tam bir isyan şarkısı olmuş diyebilirim, “Fight! Smash! Win!” gibi. Nakaratın sonunda “But somewhere in the world it’s midnight, and the guerrillas just shot two pigs!” deyişi ve birinci bölümdeki “This here’s a little shot of Can’t-Be-Stopped, a little Fuck-You-Pay-Me, a little Fuck-The-Cops, cuz them parasites’ll suck your wop” bölümü de ayrı bir hoşuma gitti. Ayrıca yine şarkının sonunda bulunan solo bölümü de ayrı bir güzel. Bana rahatlıkla RATM şarkılarını anımsattı diyebilirim. Bir şeyleri eksik hissettiğim için 9 veriyorum. Dinleyince belki siz de hissedersiniz, eksikliği çıkarabilen bana da söylesin lütfen =)

Shock You Again (9/10)

Albümdeki favori şarkılarımdandır. Şarkının girişindeki bateri sesinin kısık olması, sonra şarkıya gitar da girince ritmin değişmesi bana One Day As A Lion’ın “Ocean View” şarkısını anımsattı. Şarkının sözleri bayağı değişik. Benim çıkardığım olay, FBI’in, CIA’in falan kullandığı elektrikli sandalyelerle alakalı bir şey. “I’ll ask the questions here!”, “why you’re bound in this chair” gibi sözler bana böyle hissettirdi. Şarkının genel ritimleri de çok süper olmuş. Gitar ve bass bölümleri bana RATM’ı anımsatıyor. Ancak daha öncelerde de dediğim gibi, One Day As A Lion da olsun, Street Sweeper Social Club da olsun; hiçbiri RATM tadını veremez, veremeyecek de. Sadece bana o eski “Good old days” diye tabir edilen günleri anımsattı. Ya da özenti gibi görünmeyelim, “Hey gidi günler, heeey!” diyelim =)

Good Morning Mrs. Smith (7/10)

Uyanış şarkısı. “Wake Up” gibi. Mrs. Smith adlı bir ablamız var ve her şeyin farkına yeni varıyor. Bizimkiler de “Günaydın hanım teyze!” tadında bir şarkı yazıyorlar. Şarkı genel olarak böyle diyebiliriz, ben böyle anladım. Sözler yine dolu dolu, müzikal olarak da şarkı fena değil. Ama öyle beğenebildiğim bir şarkı değil. Albümün eksi şarkılarından biri bence. Ben sevemedim, pek öyle gaza getirdiği felan da yok. Ama söz olarak dolu dolu bir şarkı, yiğidi öldür hakkını yeme şimdi. O yüzden şarkı üzerinde fazla durmuyorum, puanı gördünüz zaten.

Megablast (9/10)

Beste açısından da, söz açısından da dopdolu bir şarkı Megablast. Özellikle beste bölümünde beni gitarın her bölümü etkiledi ancak şu girişte ve şarkının son bölümde duyacağınız “Vuuuuuuuvvv! Vuuuuuuv!” diye olan bölümü bayağı süper. Tam 10 puanlık bir şarkı, evet. Ancak benim anlayamadığım şey şu sondaki şıngırdayan şeyi neden koydukları. Yahu o olmasa tam olacak şarkı. Sözler açısından da gayet iyi bir şarkı “Megablast”. Bestesi ise o sondaki şıngırdama olayı dışında gayet iyi. Ayrıca Boots Riley’nin de tam MC olarak söylediği şarkılardan biri. Hızlı hızlı, sözlerin üstünde pek durmuyor, ancak ne dediğini de anlıyorsun rahatlıkla. Bu şarkıya puanım 9 olsun. 9 verdim, ancak dinlemeden geçmeyiniz lütfen.

Promenade (10/10)

Albümdeki 3 favori şarkımdan ikincisi olmaktadır Promenade. Kesinlikle, ama kesinlikle dinlemeniz gereken şarkılardan biri. Şarkı sözlerinde de -nasıl desem- hiçbir şeyi sallamayan tiplere laf geçirme gibi olmuş. “Aman canım, Usame yapar planları, petrolün parasını da öderler! Hadi hoba!” tadında, ama laf geçirme kısmı bayağı üstün. Nakaratın sonunda “My skin is black, my star is red.” demesi de bir hoş zaten. Beste olarak da sade gelebilir ancak bu şarkı bana tüm albümü sevdirdi. Evet, çok dehşet bir bestesi var bu şarkının. Solosu da ayrı bir harika. Tom Morello stüdyo versiyonunda azıtmış diyebilirdim ancak canlı performansını izledikten sonra stüdyo versiyonunun canlı performansın yanında fıs kaldığını anladım. Sonda şıngırdatmışlar yine bir şeyler, ama tam uymuş şarkıya. Ayrıca bir de bası harika bu şarkının. Tim çalıyor sandım bir an bas gitarı =). 10! 10! 10! Dinleyin kesinlikle!

Nobody Moves (‘Til We Say Go) (10/10)

Ve albümümüzün son şarkısı… İnsan bu şarkıyı dinleyince nedense “Olm ikinci albüm kesin gelir!” diyor. Nedenini bilmiyorum, şarkının adından olabilir. Belki ikinci albüme “Go!” adlı bir şarkıyla giriş yapabilirler. Şarkının sözlerini okuyunca bir “eylemci” ağzıyla yazıldığı rahatlıkla anlaşılıyor. “Arkadaşım ben sadece devrimcilerden alıntı yapmıyorum! Getirtme beni oraya!” tadında yani. Gerçekten de sağlam bir şarkı ve benim albümdeki son favori şarkım. Şarkıda Tom amcamız Wah pedalının hakkını vererek kullanmış, ayrıca bateri bölümleri güzel ama çok arka planda kalmış gibi geliyor bana. Bas ve gitar -özellikle bas- çok ön planda olmuş ancak yine de kötü olmamış. Bas önde olunca biraz şaşırdım ama, sonuçta Tom ve Boots Riley’nin kurduğu bir grup, arka planda bırakmamışlar diğer amcaları, helal. Yine 10 üzerinden 10 verebileceğim, hem de rahatlıkla verebileceğim bir şarkı, ama siz beğenmezsiniz belki, orası ayrı.
Albüme genel olarak bakacak olursak, benim gibi RATM hayranlarını biraz dindirebilecek bir albüm. Ancak önceden diyeyim, kesinlikle o RATM tadını vermiyor. Yani “Aha Tom grup kurmuş, kesin RATM gibidir.” deyip almayın. Ama dediğim gibi, benim gibi RATM hayranlarının eline RATM ile uzaktan yakından bir bağlantısı olan materyal geçince sakinleşiyoruz =P. Albüme de puan olarak 8′in sonu 9′un başı tarzında bir puan veriyorum. Eksileri var, artıları da var. Ancak artıları daha ağır basıyor. Funk metal, rapcore falan dinlemek istiyorsanız da kesinlikle öneririm. Ama gerçek funk metal istiyorsanız 15 Eylül’ü bekleyin, Living Colour geliyor.

Yorumunuz?

Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>