Anasayfa » Mecelle-i Fürahnek, Yeraltı

Babe of the Month: Ayn Rand

[24 Ağu 2009 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

Babam koca kitaplığından kocaman bir kitap çıkarıp vermişti bana. Oldukça eski bir kitaptı. Kapağı da eski Türk filmlerini andıran garip bir resimle süslüydü. İsmi de pek anlaşılır değildi, “Öyle Bir Pınar Ki” nasıl bir isimdi bu? Kaç defa kitabın konusunu sormuştum babama, ama o her zamanki gıcıklığı ile cevap vermemiş, sadece oku demişti. Kızgın kızgın okumaya başladım.

Üniversitedeki ilk yıllarımdı. Benden daha az şey bilen hocalar ve okuduğu bölümü öylesine seçmiş, bölümle en ufak ilgisi olmayan boş beleş öğrencilerle çevriliydi etrafım. Romanda benzer bir şekilde başlıyordu. Genç bir mimarlık öğrencisi vardı karşımızda, Howard Roark. İşine karşı tutkuyla bağlıydı, para ya da başka bir sebep değildi mimarlık okumasının nedeni. Mimarlığı seviyordu, hayır aşıktı. Üniversitede ona öğretilenle yetinmedi, hatta onların eğitim sistemini umursamadı; daha fazlasını istedi. İdealleri vardı ve önüne çıkan bütün engellere rağmen ideallerinden vazgeçmiyordu. Tam da benim duruma benzer durumdaki bir karakterdi, ama önemli bir fark vardı: Ben yakınıp dururken Roark sesini çıkartmıyordu ama bildiği yoldan da şaşmıyordu. Diğerleri umrunda değildi, o sadece bildiğini yapıyordu, doğru bildiği yoldan gidiyordu. İşte o kitap bittiğinde ben artık eski ben değildim. Sanırım babamın bana verdiği en büyük ikinci hediyeydi.

Howard Roark ile Ayn Rand mükemmel insanı yaratmıştı benim için, olmak istediğim kişi oydu. Roark, mükemmel insan… İdealleri olan, ideallerine göre yaşayan, doğru bildiğinden sapmayan biriydi Roark. Amacı kopyalamak, çalmak değil de yaratmak, üretmek olan insan. Özgünlüğü arayan, kendi yolunu çizen, kolay yollara sapmayan, pragmatizmden uzak, mükemmelliğin peşinden ayrılmayan. İşte örnek almam gereken adam buydu.

Ayn Rand’ın felsefesini en iyi özetleyen şey Howard Roark’tır. Bireyin öneminden bahseder Rand, toplum karşısında feda edilmemesi gerektiğini anlatır. Hayattan ne istediğimizi bilmemizi ve onun peşinden gitmemizi öğütler. Kimse için kendimizi feda etmemeliyiz ve kimseden de bunu beklememeliyiz. Kendimiz için yaşamalıyız ama bunu yanlış anlamamak gerekir. Kendimiz için yaşamak, kendi çıkarlarımız için başkalarını sömürmek değildir. Kendi hayatımıza kendi isteklerimize göre yön vermektir. Kendi mutluluğumuz için çabalamalıyız ve bunu başarmanın yolunu insanoğlunun en önemli yeteneğinde bulmalıyız, yaratıcılıkta. Neyse, daha saatlerce zırvalayabilirim ama sadece kafa karışıklığı yaratırım. Ayn Rand’ın felsefesi beni derinden etkiledi, umarım siz de okur ve etkilenirsiniz.

Türkçede bir çok eski baskısı bulunmasına rağmen en yeni yayınları Plato Yayıncılık tarafından çıkarılmakta. Hatta aralarında sanırım daha önce çevrilmemiş Rand kitapları da bulunmakta. Size tavsiyem “Hayatın Kaynağı” (benim okuduğum “Öyle Bir Pınar Ki” de bu kitabın oldukça eski bir çevirisi, orijinal adı The Fountainhead) ile başlamanız. Bu aylık da bu kadar, görüşmek üzere…

Yorumunuz?

Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>