Anasayfa » Serbest Kürsü

Güvenpark ve Dolmuşları

[1 Eyl 2009 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

Güvenpark ve Kızılay Meydanı -1942

Kentleşme sürecimizin bir simgesi olarak “dolmuş” bile tek başına birçok tartışmanın nesnesi olabiliyorken, bunların adeta arı kovanındaki gibi oğul verdiği bir yer olan güvenpark dolmuş durağı, Ankara’nın gelişim halkalarındaki düğümlere ilişkin çok ciddi ipuçları vermekte.

Bugün Güvenpark’ın ve eski Kızılay binasının olduğu alan Yenişehir’in, genç Cumhuriyetin çok büyük önem atfettiği bir projenin, bir parçasıdır. Cumhuriyetin ilanını takiben Türkiye’yi dönüştürecek toplumsal projelerinin adeta bir laboratuvarı, pilot bölgesi niteliğindeki Yenişehir’in ve onun “yeni birey”inin vitrinidir güvenpark. öyle ki, bu alan modern giyinimli yeni burjuva bireylerin Riyaset-i Cumhur Mızıkası‘nın çaldığı klasik batı müziği eşliğinde gezdiği bir alan olmuştur bir dönem. Bir dükkanın vitrini, o yapının bir parçası olduğu kadar aynı zamanda dışarının da bir uzantısıdır. Yenişehir insanının gündelik yaşantısının bir parçası olduğu kadar, Yenişehir çevresinde birikmeye başlayan, alt gelir grubundan insanlarla da bir tür karşılaşma noktasıdır.

biri bir koca görür rüyasında:
yüz lira maaşlı kibar bir adam.
evlenir, şehire taşınırlar.
mektuplar gelir adreslerine:
şen yuva apartımanı, bodrum katı.
kutu gibi bir dairede otururlar.
ne çamaşıra gidilir artık, ne cam silmeye;
bulaşıksa kendi bulaşıkları.
çocukları olur, nur topu gibi;
elden düşme bir araba satın alınır.
kızılay bahçesi’ne gidilir sabahları;
kumda oynasın diye küçük yılmaz,
kibar çocukları gibi.

orhan veli kanık

Aynı zamanda başbakanlığa çok kısa yürüme mesafesinde olan bu dolmuş ve otobüs durakları, zaten önceden yol genişletme amacıyla kırpıla kırpıla kuşa çevrilmiş Güvenpark’a indirilmiş son bir darbe niteliğindedir. Gelişmiş ülkelerin kent merkezlerindeki bu türden dinlenme alanlarının sahip oldukları nitelikler şöyle dursun, Güvenpark’ta kalabalıkların, seyyar satıcıların tablalarının üzerindeki nesnelerden çıkan elekronik seslerin, değnekçilerin bağırışlarının ve korna seslerinin iştirak ettiği bir kakafoni hakimdir (Benzer bir durum Sıhhiye Köprüsü civarı için de geçerli). Buradaki duraklardan kalkan araçlar, eskiden kentin çevresinde yer alırken artık merkezileşmiş ve gecekonduların yerini çok katlı konutların aldığı Dikmen, Balgat, 100.yıl gibi semtlere ve bir de ODTÜ’ye yolcu taşımaktadır. Yalnızca bu alanda inen-binen yolcu sayısına ek olarak, Milli Müdafa Caddesi ve Yahya Galip Caddesi üzerinde yer alan Eryaman, Etimesgut gibi uydukentlerin de durakları eklenince, kısaca bakanlıklar bölgesi olarak anabileceğimiz bu bölgeye yüklenen yolcu potansiyeli çok daha büyük miktarlara varmaktadır. Nitekim bir zamanlar çift yönlü olarak araçların gelip gidebildiği Kumrular Sokak, sözkonusu dolmuş trafiğinin içinden akmasını sağlamak üzere tek yönlü hale getirilmiştir.

Gelinen noktada, cumhuriyetin ilanıyla birlikte başlatılan, yeni Türkiye’yi dönüştürecek modernleşme projesinin neden ve nasıl başarısızlığa uğradığını tartışmak bu yazının konusu değil. Ancak bu süreçte bir model oluşturmak üzere inşasına başlanan örnek bir kentin ve onun bu yazıda konu edilen steril parçasının nasıl yok edildiğini izlemek ibret verici bir şey.

Yorumunuz?

Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>