Anasayfa » Serbest Kürsü

Emek ve Korsan

[10 Eki 2009 | Yazan: | 1 Yorum]

pirate_01Duyarlı korsanların yumuşak karnıdır kullandığı eser üzerindeki emek. Sorun, dijital ortamda hiç bir bedel ödemeksizin dilediği esere (1) sahip olabilen korsanla eserin yapımcısı arasındaymış gibi sunulsa da, daima kâr etmek isteyen yapımcı ve dağıtımcı firmaları gözden kaçırmamak gerekir. Eserin üreticisiyle kullanıcısı arasında aracı işlevi gören firmaların amacı daha çok kâr etmek olduğu için, neticede ne sanatçı veya yapımcıyı ne de kullanıcıyı memnun edebilmektedir. Peki bu firmaları aradan çıkarsak da, eser sahibi eserin üzerindeki telif hakkından, kullanıcı da içeriğe bedava ulaşabilme kolaylığından vazgeçecek mi?

Öncelikle sanatçının eserini hangi amaçla yaptığı sorgulanmalıdır. Eserini satarak lüks bir hayat yaşamak mı, yoksa olabildiği kadar insana ulaşıp geçimini sanat yaparak kazanmak mı istemektedir? Cevap ikinci şık olsa da sorun sektörden sektöre farklılık gösterdiği için her birini tek tek ele almak icap eder.

Bir hattat adayı olarak evvela hat sanatı bağlamında cevaplayacağım. İleride hattat olabildiğimde tuttuğum yol nasıl olacak diye düşünür dururum. Bir tabloyu yapmak çokça vakit almakta ve hocalar belli bir fiyatın altına satmanızı (başka hattatların tablo fiyatlarını düşürdüğünüzden dolayı) yasaklıyor. Ama tablolar pahalı olduğu için çok az insana ulaşıyor, oysa sanatın belli kesime hitap etmekten çıkması ve genelleşmesi gerektiğini savunuyorum. O halde tablonun aslını satın alabilecek durumdaki bir insana satar, beraberinde birebir fotoğraflayarak boy boy dijital ortama aktarırım; dileyen masaüstü arkaplanı olarak ayarlar, dileyen bastırır evine asar, dileyense üzerinde oynar ve kendine göre bir tablo oluşturur.

Müzik yapan bir sanatçı, Radiohead benzeri bir uygulamaya gidebileceği gibi, düşük ücrete sunabilir müziğini ya da canlı performanstan temin edebilir geçimini (2). Film ve Video Oyunları sektörüne gelince durum biraz karmaşıklaşıyor. Zira ya bağımsız, düşük bütçeli ve ekibi az üyeli projelerle büyük fedakarlıktan geçilecek, ya da şişman sermayedar firmalarla anlaşılacak, belki ürünün çok satması için firma tarafından devamlı rahatsız edilme zorluğuna katlanılacak.

Film sektöründe yine sinema üzerinden kâr elde ediliyor, filmin dijital ortamda dolaşıma girmesi problem olmamalı bu sebeple. Torrent sitelerine gerek kalmaması için vizyondan çıktıktan hemen sonra film, bizzat yapımcısı tarafından paylaşılabilir. (Sita Sings the Blues buna örnek gösterilebilir.) Arşivci insanlara da kutulu ve güzel kapaklarla hazırlanmış Dvd sunularak pekala sinema harici da para kazanılabilir. Ancak dedim ya şişman firmalar iştahlıdır, yetinecek gibi görünmüyorlar.

Oyun sektöründeki firmalarsa bana daha iştahlı geliyor. Çünkü donanım firmalarıyla anlaşılarak, daha kaliteli oyunlar kılıfı altında, sistem kasan ve yeni çıkan donanıma bağımlı hale getiren bir sürüncemede bırakıyorlar oyuncuları (3). Neyse ki bağımsız filmler gibi bağımsız oyunlar da var, böylece oyun oynama ediminden faydalanabilmek için bilgisayar yenilemeye gerek duymadığımız gibi uygun fiyatlara oyunlara da sahip olabiliyoruz (4). Oyunların korsan paylaşımı ise, kısmen multiplayer seçeneği ile (5) veya devasa online oyunlarla engellenebiliyorken, tek oynanılan oyunların crackları özel gruplar tarafından kırılıp internet ortamına salıveriliyor. Hatta bazen oyun firmasındaki bir çalışan tarafından oyunun bitmiş hali bu gruplara sızdırılıyor, uzun bir süre sabırsızlanmış oyuncular da hemen oynayabilmek için indiriyorlar oyunu.

Gelelim kitap ve dergilere. Dergiler e-Mecmua ve Pecya gibi dijital ortama yavaş yavaş adapte olsa da, fiyatları hala pahalı. Mesela Doğu Batı dergisini Pecya üzerinden okumakla, basılmış halini okumanın bedeli aynı. Altyazı gibi aylık çıkan bir dergi E-mecmua’da üç lira olmasına rağmen dergiyi yine bilgisayarıma indiremiyor, e-Mecmua üzerinden okumak durumunda kalıyorum. Öyleyse kendisini almak daha mantıklı değil mi? Kitaplar ise zaten dijital ortamda çok bulunmuyor, yazarların derdi dijital ortamdan çok, korsan kitaplara (orjinali ne kadara satılırsa satılsın) beş liraya sahip olunabilmesi. Bana göre yazarların korsanla baş edebilmesi de, dijital ortamda kitaplarını çok uygun fiyatlara sunmasıyla mümkün; diğer kültür ürünlerinde olduğu gibi okurla aracılar olmaksızın iletişime geçebildiği için kârı da bölüşmek zorunda kalmayacak hem.

Bilginin, kültürün, sanatın serbestçe dolaşıma girmesi, her insana ulaşabilme imkanının çoğalması çok güzel, fakat söz konusu durumun insanı bilgisayara bağımlı hale getirdiğini göz ardı etmememiz gerekiyor (torrent indirdiğimizde bilgisayarlarımızı gece de download’a bırakabiliyoruz mesela). Bilgisayara bağımlı olmak daha fazla elektirik tüketmek demek, bir yandan kitapların dijital ortama geçtiğinde olacağı gibi kağıt tasarrufu sağlayacağız belki, ama öte yandan doğayı başka türlü tüketeceğiz (6). İşbu sebeple Üretici ve tüketici, hep birlikte birleşmemiz, internetin faydasını geliştirip doğa ile daha bütünleşik bir hale getirebilmenin yolunu bulmamız gerekiyor.

(1)Müzik, film, oyun, kitap.
(2)Müzik sektörü ile ilgili daha deteylı bilgi için şuraya bakabilirsiniz.
(3)Bu durumla ilgili güzel bir eleştiri yazısı.
(4)Konuyla ilgili şöyle bir yazı var. Ayrıca bağımsız oyunlarla ilgili çeşit çeşit haber için Marvindie sitesini öneriyorum (her ne kadar artık biraz ara vermiş olsalar da).
(5)Kısmen dedim, çünkü hamachi programıyla sanal bir ağ oluşturulup arkadaşlarla oynanabiliyor, yine de biraz sorun çıkarabiliyor bu yöntem.
(6)Şehirdeki lüks yaşantımıza alternatifler bulamadıkça nasıl da politikadaki muhalefetimizin zayıf kalacağına dair bir eleştiri yazısı.

1 Yorum »

Yorumunuz?

Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>