22 Ekim Niyaz Konseri ve Azam Ali Üzerine

Konser Haberi ve Grup Hakkında Değerlendirmeler
22 Ekim 2009 günü Beyoğlu‘nun eğlence merkezlerinden Ghetto‘da tam anlamıyla bir müzik ziyafeti yaşandı. (Evet, ikinci sınıf Türk gazetelerinin Kültür-Sanat eklerine yakışır bu girişten sonra neden bahsettiğimi artık gönül rahatlığıyla açıklayabilirim.)

19. Akbank Caz Festivali kapsamında birbirinden güzel ve unutulmaz pek çok konseri oldukça ucuz bilet fiyatları karşılığında izleme/dinleme fırsatı bulan yurdum gençliğinin keyfine eminim ki diyecek yoktur ama benim için asıl büyük öneme sahip olanı pek de cazla ilgili olmayan bir grubun performansıydı. Etnik müzik ve New Age dinleyicilerinin oldukça yakından tanıdığı bir isim olan Azam Ali ve onun son projesi olan Niyaz grubunun Ghetto’da verdiği konserden bahsediyorum tabii ki.
Azam Ali, İran devrimi sebebiyle küçük yaşlarda Hindistan’a, oradan da istediği müziği yapabilmek için Amerika’ya gitmiş, hayatı ülke ülke gezerek geçmiş bir müzisyen. Gittiği-gördüğü yerlerin kültürleri elbette onun müziğini de etkilemiş, hatta beslemiş ve bu da onu son derece verimli bir sanatçı kılmış görünüyor ki solo albümleri, Vas ve daha sonra kurduğu Niyaz isimli iki grubunun yanı sıra, farklı ülkelerden pek çok sanatçıyla da sayısını bilemediğim kadar çok ortak çalışması bulunuyor kendisinin. (Matrix soundtrack’inde bile onun imzasına rastlamak mümkün!) Niyaz ise kadrosu itibari ile adeta bir kültür mozaiği (bunu söylemesem olmazdı). Her ne kadar konserden konsere değişiklikler olsa da İstanbul konserinde sahnede bir Türk, bir Pakistanlı, bir Hintli, bir Amerikalı ve iki İranlı (Azam Ali ve eşi Loga Ramin Turkian) olduğunu söylersem bu konuya biraz olsun açıklık getirmiş olurum sanırım.
Aslında bu Azam Ali’nin ilk Türkiye konseri değil, hatta Türkiye’ye sık sık uğradığını söylemek mümkün, şu anda hatırlayabildiklerim arasında Mercan Dede ile birlikte sahneye çıktığı Bursa konseri ve kısa sayılabilecek bir süre önce verdiği Diyarbakır Konseri var. Ancak bu benim kendisini ve grubunu ilk kez canlı dinleme fırsatımdı, o yüzden ayağıma kadar gelen fırsatı tepmemek adına konser biletimi ilk fırsatta almıştım. (İyi ki de öyle yapmışım, çünkü daha bir hafta geçer geçmez indirimli öğrenci biletleri tükenmişti ve bu konseri neredeyse iki katı fiyata izlemek anlamına geliyordu.) Aslında kısıtlı bütçem yüzünden Richard Bona konserine mi yoksa Niyaz konserine mi gideceğim konusunda kısa bir tereddüt yaşadığımı itiraf ediyorum, ancak sonuçtan hiç de pişman değilim açıkcası.
Konser Günü
Konser günü benim için peş peşe aksaklıklara başlasa da (ayağımda birden bire ortaya çıkan bir sorun yüzünden yürürken sıkıntı çekmeme Ghetto’nun tam adresini bilmiyor olmam ve bulmakta zorluk çekmem de eklenince), sonunda sürünerek de olsa bu konsere gitmenin kararlılığıyla kendimi Ghetto’nun iri cüsseli korumalarından sıyırıp konser sahnesinin önüne atmayı başardım. Bu durum benim de beklemediğim bir durumdu çünkü içeride benden çok daha önce gelmiş ve konseri bekleyen başka dinleyiciler de vardı, fakat konser sahnesinin giriş kapısının hemen yanında olması benim için büyük bir şans olmuş ve konseri en önden izleme fırsatını ele geçirmiştim.
Kısa bir bekleyişten sonra kapıdan Azam Ali ve eşi göründü, konsere ilgi tahmin etttiğimden fazla olduğu için dinleyicilere hareket edecek pek bir alan kalmamıştı, bu da yanımda fotoğraf makinesi getirmediğim için sevinmeme neden oldu aslında. (Bu konserin bir rüya gibi geçmesini istediğimden çok fazla hatıra depolamak istememiştim, bir düş gibi parça parça olması benim daha çok hoşuma giderdi ancak bu noktada Ghetto’nun içki fiyatlarını pek hesaba katmamışım sanırım. Eğer bir bira için 10 tl’yi gözden çıkarmanıza izin verecek bir banka hesabınız yoksa, benim durumuma düşmemenizi tavsiye ederim.) Sahneye çıktıktan sonra gözlerini kapayan Azam Ali tahminlerimi doğrularcasına Allahi Allah isimli parçasıyla performansına başladı.
Bu noktadan sonra hatırlayabildiğim şeyler arasında sırasıyla Beni Beni (ki Azam Ali’nin Sabahat Akkiraz hayranlığı sebebiyle albümüne eklediği türkçe bir parça olduğunu söylemem gerek), Sadrang, şu anda ismini hatırlayamadığım kimi eski parçaların yanı sıra yeni albümlerinden iki parça, Dilruba, ve yeniden Beni Beni’nin çalınarak kapanışın yapıldığı; Azam Ali’nin Nasir Musa’yı sahneye çağırdığı ve parça aralarında Ortadoğu Kültürü, Türkiye-İran benzerliği ile kader üzerine yaptığı konuşmaların bir kısmı var.

Azam Ali, kendisinin de belirttiği üzere, bu konseri sadece şarkıların çalındığı bir şov olarak değil, kimi önemli konularda mesajların yayılması için bir araç olarak görüğü için hemen hemen her parçadan sonra kısa bir konuşma yaptı. Bu konuşmalar sırasında ülkesini ne kadar özlediğini her defasında belirtmesi özellikle dikkatimi çekti, Türkiye için “Burası tam olarak ülkemizin olmasını arzu ettiğimiz gibi bir yer, bu güzel ülkenin kıymetini bilmelisiniz; çünkü Orta Doğu bizim anavatanımız ve insan nerede olursa olsun içinde doğduğu-büyüdüğü yerlere özlem duymadan edemiyor.” demesi bunun güzel bir örneğiydi zaten. Ayrıca ülkelerinden ayrılmak zorunda kaldıkları için çok üzgün olduklarını, ancak eğer siyasi sebepler yüzünden böyle bir ayrılık yaşamak zorunda kalmasalar, bu gün burada birlikte bu müziği yapamayacaklarını bildiği için de çok karmaşık duygular içerisinde olduğunu söyledi. Eğer yanlış görmediysem bu esnada arkada, Nasir Musa’nın gözlerinden yaşlar akıyordu…
Bu duygusal konuşmalardan sonra Azam Ali, konseri Dilruba isimli parçalarıyla bitireceklerini ve bu şarkı esnasında herkein dans etmesini istediğini söyledi. Açıkcası konserin en güzel kısmı burasıydı benim için, kendimi tam anlamıyla müziğin akışına kaptırdığımı hâlâ aynı canlılıkla hissedebiliyorum. (Hayır, konser alanında kıvrak dans figürleri sergilemekten bahsetmiyorum.) Grup sahneyi kısa bir süreliğine terkettikten sonra bitmek bilmeyen alkışlar sayesinde bis yapmak için geri döndü ve bu defa Beni Beni ile son kapanışı gerçekleştirdiler. Azam Ali “Ben bir çiçek olabilirim ama arkamdaki bahçe olmadan burada olamazdım.” diyerek ekip arkadaşlarını övdükten sonra albüm imzalatma ve tanışma için beş dakika sonra geri geleceklerini söyleyerek sahneden ayrıldı.
Bana pek sıra gelmeyeceğini düşünerek yanıma albüm cd’si almamak gibi bir hata yapmıştım ancak çoğu dinleyici tanışma kısmını beklemeden klubü terkedince ben de fırsattan istifade konser biletimi imzalatmak için sıraya girdim, cep telefonu kameramdan bir iki ufak fotoğraf çektim ve bu esnada Azam Ali’ye bu muhteşem gece için teşekkür etme fırsatını yakaladım; yani gün benim için olabilecek en güzel şekilde bitmişti. Sonrası ise kendimi klubün kapısından dışarı atmam ve gecenin köründe İstiklal Caddesi’nde suratımda ebleh bir gülümsemeyle otobüs duraklarına doğru yürümemden ibaret olsa da hayatımda izlediğim en iyi ikinci konser performansının yarattığı mutluluk etkisini hâlâ üzerimde taşıdığımı söyleyebilirim rahatlıkla.
Son olarak ise Azam Ali’nin albüm çalışmaları için ikinci merkez olarak İstanbul’u seçtiğini ve oğlu İman‘ı burada yetiştirmek istediği bilgisini vermek istiyorum, bu da demektir ki artık Azam Ali’nin muhteşem sesini İstanbul’da umduğumuzdan bile daha sık duyabileceğiz



Ellerine sağlık, ne güzel oldu yazman. Gidemesem de eğlendim ben de :)
En sevindiğim şey ise İman’ı burada yetiştirmek istemesi. Azam Ali’nin İstanbul’da yaşayacak olması çok güzel :)
Gerçi bana hala fazla aceleye gelmiş bir yazı gibi görünüyor, üslubumda da bir tutarsızlık var da neyse… :d
Öhöm, kendimi daha fazla rezil etmeden bu mesajı bitireyim ben. :D
Yorumun için çok teşekkürler.^^
Yazı güzel, konseride az çok olmasını istediğin gibi, bir rüya gibi geçmişcesine anlatıyor :).
o gün bende oradaydım resim ve video varsa paylaşırmısınız…
valla dua ederim..:D
O güne dair elimizde var olanlar bunlar, istersen youtube’a bak bir :)
ya youtube a baktım lakin doyurucu şeyler bulamadım ..
benim için bu konser çok önemliydi… yanıma kamera alacaktım ogün lakin aksilik çıktı..
gerçi bütün konseri kaydetti bir kamera ama mechuldur heralde biryerlere koymazlar hepsini..
yazınız için teşekkür ederim…ben niyazı 1 haftadır keşfettim böyle bir sahne performansı olamaz.türkiye ye geldiğin muhakkak gitmeye çalışıcam.emeğinize sağlık.
Hayatta dinlemekten asla vazgeçmeyecegim ve bıkmayacağım en büyülü ses..Kürtçe’den Urduca’ya her dilde şarkılar söylemek bi insana ancak bu kadar yakışır.Keşke 4 yıl önce 300 filmini izlerken saundtracklerin kime ait oldugunu bilseydim , ya da kulak verseydim..Ama yine de onu erken tanıdıgım söylenebilir..Beni Beni yi dinlememle beraber hayran oldum ona , sesine ve yorumuna.Müziğindeki mistik yorum ve sesindeki insanı alıp götüren tını etkiledi en çok..Eşinin müzisyenliği konusunda söze gerek yok zaten..Bütün yaylı enstrümanları muhteşem bir biçimde kullanıyor. Daha önce de Axiom Of choice ‘da Mamak Khadem ‘le çalışmış.Onu da tavsiye ederim..
Umarım bir gün konserine gitme sansı bulurum..Bu arada 23-24 Kasım’da Babylon’da konser verecegi yazıyor sitesinde..Gidebilenler kaçırmasın derim..
Ben de bir gün gidebilmek isterdim konserine. Bu arada niyaz grubunda bildiğim kadarıyla eşi de var zaten? Ki beni beni şarkısı da niyaz grubuyla beraber yaptığı bir şarkı.
Yorumunuz?
Bir Bakıverin
BtG
Etiketler
Mecelle-i Fürahnek: Anime, Çizgiroman, Film, Kitap, Konser, Müzik, Sinema, Tiyatro.Oyun Araştırmaları: Homo Ludens, Oyun İncelemeleri, Oyun yapımı, Oyun geliştirme üzerine zırvalamalar.
Çalışmalar: BtG Kapakları, Çeviri, Çizim, Derleme, Figür, Öykü. Proceler, Şiir.
Serbest Kürsü: Deneme, Felsefe, Makale, Siyaset.
Yer Altı: Babe of the Month, Demoscene, Donanım, Etkinlik, Fotoğraf, Frp, Hat Sanatı, İlginç, Komik, Rehber, Söyleşi, Tanıtım.
Haberler: Duyuru, Yeni Sayı,
Arşiv
Zombiler twitter'da beyin mi yiyor?
Posting tweet...
Powered by Twitter Tools
Meta
Geçmiş yazılar
Geçmiş Yorumlar