Anapgil Birey
ANAPgil birey Kadir Cangızbay‘ın türettiği bir ideal tip. Bir nevi kategoriler üstü kategori. Kavram, kendisinde zikredilen ANAP sözcüğü ile dar bir topluluğa işaret ediyor gibi görünüyorken, aslında içerik açısından çok geniş bir toplumsal kategoriyi niteliyor. Kişinin ANAP’lı olup olmamasından bağımsız olarak bu tipin önemli niteliği tabu yıkıcı, kalıp parçalayıcı olması*:
“ANAPgil birey için, ultra-pozitivist bir teknoloji hayranlığından “Allah’ın ipi”ciliğine; mezhep, tarikat, hatta etnik köken temelli bir partikülarizmden “globalleşme” militanlığına; askeri rejim kahyalığından “sivil toplum” mücahitliğine; demokrasi havariliğinden siyaset Ku-Kluks-Klancılığına; Amerikan işgüderliğinden “Türk Asrı” yaratıcılığına, tutarlı tutarsız, yakışır yakışmaz, uyar uymaz, olunmayacak şey, takınılmayacak tavır, girilmeyecek kılıf yoktur; yeter ki söz konusu şeyi olan, tavırı takınan, kılıfa giren kendisi olsun. Kantgil terimlerle ifade edersek, kendisi numen, geri kalan hepsi ise birer fenomen…”
Tüm inançların/ilkelerin göreliliğinden yola çıkılarak bunların zımni olarak kendi aralarında eşdeğerliliği esasına bağlı kalındığı sürece hiçbir şey evrensellik payesine ulaşamayacaktır. Ama, ANAPgil’liğin üstünlüğünü tesis edecek bir mekanizmaya da şüphesiz ihtiyaç vardır. İşte tam bu noktada ANAPgil birey, “tabuları deviriyorum/kalıpları yıkıyorum” derken, başkalarını kalıplanmışlıklarına indirgerken, kendi farklılığını kalıplarüstü mutlak bir konuma yükseltmekte, ben-merkezci ve -ironik olarak- tutucu bir zeminde varlık kazanmaktadır.
Aslında tüm bunları bir tarafa bırakıp ANAPgil’i tıpkı oportünist, revizyonist, sivil toplumcu gibi yalnızca aşağılamak amaçlı bir politik küfür olarak görmek de mümkün. Şimdi kulağa pek hoş gelmiyor ama belki bugün ANAP iktidara oynayan bir parti olsaydı pek ala kullanmak mümkün olabilirdi diye düşünüyor insan.
*ANAPgil “Sivil Toplum” Masalı, Özgür Bilime Doğru, Sayı:1, 1994









Anapgil deyimi epey karşıdaki kişiyi rahatsız edecek olsa da şimdi bile kullanılabilir bence. Peki bu anapgil bireyin tabu yıkıcı olma kararı, henüz netleşememiş fikirleri veya araştırmaları yüzünden mi, yoksa yaşanılan zamanda hangisi makbulse o kalıba girmesi sebebiyle midir?
Yani böyle düşündüğümde ben kendimi Anapgil birey içinde görebiliyorum şu ara sanırım. Çünkü siyasi olarak belli bir tarafa meyilli olsam da orta bir yerde durup iyisi kötüsüyle eleştirebilmek ve körü körüne hiç bir şeye bağlanmak istemiyorum. Dolayısıyla acaba bu şekilde her ideolojiye belli bir mesafede yaklaşan kişiye de Anapgil birey diyebilir miyiz?
işin sırrı kendine üstünlük pay etmek için kendini, etrafındakileri, etrafında olanları işine geldiği şekilde etiketleyip etiketlemediğinde anladığım kadarıyla.
eleştirel tavır almakta sorun yok yani, eleştirel tavrın da yukarıdaki gibi eleştirilebileceği dikkate alındığı sürece tabii.
gene de sevemedim anapgil tabirini niyeyse.
Ama hakaret olarak güzel durur sanki, liboş gibi eheh.
-Seni Anapgil senii.
-Pşşt, ne bu Anapgillik?
-Anapgil Anapgil konuşma bakayım!
1980 sonrası nesilde belirginleşen işbitiricilik, kısa yoldan işini gördürme gibi nitelikler doğal olarak anapgil bireyin de belirleyicileri olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bu nitelikler onun tabuları yıkma arzusuna ivme kazandırıyor. Öyle ki, freni boşalmış bir kamyon gibi önüne gelen ne varsa devirip geçmekte. Yine 1980′i başlangıç olarak alırsak toplumumuzun son 30 yılda geçirdiği büyük dönüşümde, bölüşüm ilişkilerinin emeğin aleyhine değişmesi ve piyasa mantığının daha önce hiç olmadığı kadar hayatımıza nüfuz etmesi sürecine bakıldığında manzara ortada.
Cangızbay’ın Anapgil diyerek biraz gülünçleştirdiği bireyin en başta gelen stereotipi Özal’dır. Şortuyla askeri birliği denetleyen, arabasıyla hız yapmak için devletin yolunu kapattıran Özal, bu anlamda kendisinin öncüllerine bakıldığında hakikaten tabudeviren bir adamdır.
kısa yoldan işini gördürmeyi falan işin içine sokmayalım abi istersen, hem kendini hem bizi yakıcan durduk yerde.
sen ki her fırsatta ‘mustafayı tanıyon mu’ taktiğini öneren, sen ki gelsinparalar a.ş.nin geleceği için bu taktiğin önemini defalarca vurgulayan..
elimizde kanıtlar da mevcut. gideriz ama seni de beraberimizde götürürüz gördüğün gibi. bizimle uğraşmak istemezsin arkadaşım. gelsinparalar a.ş.ye bir kere giren bir daha çıkamaz diye boşuna dememişler.
Aman yoldaşlar kapatalım ağzımızı, gizli planlarımız su yüzüne çıkmasın. “Mustafa’yı tanıyon mu” taktiği hele… Hocamdan bu sayede tablo denemesi kopardım ben. Aman aman…
Yorumunuz?
Bir Bakıverin
BtG
Etiketler
Mecelle-i Fürahnek: Anime, Çizgiroman, Film, Kitap, Konser, Sinema, Tiyatro.Oyun Araştırmaları: Homo Ludens, Oyun geliştirme üzerine zırvalamalar.
Çalışmalar: BtG Kapakları, Çeviri, Çizim, Derleme, Figür, Öykü. Proceler, Şiir.
Serbest Kürsü: Deneme, Felsefe, Makale, Siyaset.
Yer Altı: Babe of the Month, Demoscene. Fotoğraf, Frp, Hat Sanatı, Komik, Rehber, Söyleşi, Tanıtım.
Haberler: Duyuru, Yeni Sayı,
Arşiv
BtG twitter'da neler oluyor?
Powered by Twitter Tools
Meta
Geçmiş yazılar
Geçmiş Yorumlar