Anasayfa » Çalışmalar

Oyuncak Ayı………….’E

[7 Mar 2010 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

İnsanın birini öldürmesi ilk başta kulağa korkutucu geliyor ama kısa süre sonra her şey değişiyor en azından mana farkındalığı.
Kapının kenarından durdu ve karşıdan gelen kadına baktı, ince sayılabilirdi ya da sayılmasa da bu pek bir şeyi değiştirmezdi zaten –şu ana kadar hikaye belirsizlik oluşturmaya çalışıyor; ama okur olarak kafanızda bir şeyler oluşması da kaçınılmaz, muhtemelen bu hikaye kadın ve erkek arasında bir konu işleyecek diyorsunuz-ellerinde büyük, parlak poşetler vardı, yüzü ağır bir makyajın etkisinde, gözleri belirgin ve yanakları aldı. Kıyafeti üzerine tam oturmuştu ki bu durum muhtemelen özel dikim olduğunu gösteriyordu. Buğday tenliydi ve gerçekten alımlıydı. Saati pek merak etmedi, kadın tam geçerken karşısına çıktı, kadın ürkmüştü, yüzünün rengi bir anda değişti ellerinde tuttuğu poşetleri yere istemsizce belki de farkında olmaksızın bıraktı, çekil yolumdan pislik demek geçti içinden ama yapmadı-buraya kadar konuya tam girememiş ama niyetli bir anlatıcı var ama eminim ben olsaydım daha kısa anlatırdım diyenler yok değildir belki siz de onlardan birisinizdir.-benimle yürümek istiyorsunuz değil mi dedi, kadının gözlerinden korku okunabiliyordu. Park bu saatlerde tenha olurdu ve kızı onu dikkatli olması konusunda uyarmıştı. İstemsiz ama çaresiz bir yürüyüş başlamıştı genç görünen kadın için.
Sizce yaşamak nasıl bir duygu? bana kısaca anlatır mısınız
Kadın soruyu beklemiyordu ona göre adam ya sapık ya katil ya da hırsızdı. Hırsız olmasını umuyordu; çünkü ihtimaller arasında en iyi duran oydu. Hem varlıklı sayılabilecek bir kadındı. Kendinin olanlardan birazını paylaşsa-gönülsüz muhtemelen-ne olurdu ki!-anlatıcı olarak bir tarafı desteklemek ya da en azından öyle görünmek okuyucuyu etkiler her zaman ancak okuyucu da hikayede kendi kahramanlarını ilk sayfadan belirlemiştir, bu durumda ise hemen herkes kadının tarafındadır, çünkü o mağdur olma potansiyeli taşıyor, muhtemelen başına istenmeyen şeyler gelecek, tecavüz, ölüm, yaralanma, gasp… Öyleyse siz okur olarak bir özdeşleşme içine girdiniz, kadın kurtulmalı bir şekilde diyorsunuz,o nerden geldiği ya da geleceği belirsiz kahraman ki genelde erkektir gelir ve kadını kurtarır-
Yaşamak mı dediniz? Bu da nerden çıktı, hem ne bileyim ben yaşamak yaşamaktır işte, bir an sözlerinin asabiyet içerdiğini fark etti ve özür diledi, ilginç bir soru, şaşırmamı mazur görün lütfen-genelde insanları şaşırtmak zor değildir, günlük rutin dışında kalan en ufak şey onlara o kadar ilginç gelir ki, siz ancak bu kadar şaşırılmasına şaşırırsınız-adamın bakışları cevaptan tatmin olmadığını gösteriyordu, kadın devam etmek için zorladı kendini. İnsanlar doğar, büyür ölür bu arada da yaşar işte yaşamak budur. Kendisi de pek inanmadı istenilen cevabın bu olabileceğine. İmdat bekler gibi baktı çevresine, kimse yoktu, hiç kimse.
Bana neden böyle bir şey soruyorsunuz anlamadım. Bakın çantalarım, cüzdanım, telefonum sizin olabilir, bırakın beni gideyim, kimseye bir şeyden bahsetmem, söz veriyorum. Gözleri umutsuzdu. Bakışları çaresiz ve ürkek. Gözlerindeki ağır makyaj hislerini biraz daha belirginleştiriyordu. Yaşamak kendinin zıttıdır yani ölmenin zıttı, eğer bir insan ölü değilse yaşıyordur, nefes almak, yemek, içmek, yürümek, gezmek, eğlenmek, alışveriş yapmak, film izlemek, dedikodu yapmak, aldatmak, aldanmak, sevişmek, sevmek, sevmemek, gülmek, bu tür şeyleri yapıyorsa insan yaşıyordur işte. Kadın bu kez biraz rahatlamıştı çünkü verdiği cevap kendine de biraz yeterli görünmüştü-kadının cevabı sizde muhtemelen iki tür duyguya sebep oldu ama bunları söylemek yersiz, tabi hala onun tarafındasınız, anlatıcının da onun tarafında olmasını istiyorsunuz ancak bu ara sözler umudunuzu biraz olsun kırıyor-
Kadın iri görünen güzel gözleriyle adama baktı, bir cevap bekliyordu, bir işaret, bir jest ya da herhangi bir şey. Adam tamamen manasızdı. Yaklaşık on saniye kadar süren sessizlik bozuldu; tüm bu konuşma bitince sizi öldürmek zorundayım, neden diye sormayın ama öyle. Kadın donmuştu.İyi de ben size ne yaptım, sizi tanımıyorum, siz de beni tanımıyorsunuz.Bu oldukça anlamsız. Benim yaşamam ya da yaşamamam size ne kazandırır. Kadın bir süre durdu, tabii ya sizi eski eşim kiraladı, onu terk ettiğim için benden hala nefret ediyor, üstelik oldukça yüklü bir tazminat ödedi bana.Evet kesin o.Beni bırakın o size ne kadar ödediyse ben de ödeyebilirim.Adam cevap vermedi.Anladım demek ki o değil,o halde babam,evet evet kesin babam,anneme bana yaptıklarını anlattığım için ölmemi istiyor,ona göre her şeyin sorumlusu benim,evliliği benim yüzümden dağıldı,işleri benim yüzümden bozuldu…Adam susmaya devam ediyordu-kadınla ilgili düşünceleriniz biraz olsun değişmiş olmalı ancak hala bu adama ne ki tüm bunlardan diyorsunuz,hem hiçbir suç böyle cezalandırılmaz size göre,bu kaos anlamına gelir, insanlar kanunlara uymalıdır ya da öyle şeyler diyorsunuz-ne kadar da soğuk biriydi bu adam,kadın neyi var neyi yok anlatıyordu ve hiç tepki vermiyordu.Sabrı taşmakta olan kadın nihayet sesini biraz olsun yükselterek ,siz hala susacak mısınız dedi.Sonra başını tamam şimdi buldum manasında salladı;sizi kızım kiraladı,bir an önce benden kurtulmak istiyor bu sayede …. Le birlikte olabilecek ama boşa hevesleniyor çünkü ……. Beni seviyor üstelik biz evlenmeye karar verdik bile çoktan-tabi ölmezse dediniz muhtemelen, anlatıcı belirsizliği sükuneti devam ettirerek korumaya çalışıyor ama okurken bir yandan herkes kendi hikayesini şekillendiriyor tabii-adam aynı yüz ifadesiyle kadını dinliyor. Kadın yılmış bir vaziyette; artık konuşun lütfen diyor. Susmak farklı durumlarda farklı anlamlar taşıyan bir şeydir, örneğin bazen susarak karşınızdakiyle aynı fikirde olduğunuzu belirtirken bazen onu konuşmaya bile değer bulmadığınız mesajını verirsiniz. Adam gayet sakin bir ses tonuyla; iyi o zaman yaşamak olayını hallettiğimize göre sizce ölmek nedir?
Kadının tüyleri ürpermişti, bu adam kesin onu öldürecekti ama neden. Kadın ve adam yan yana, sakin sakin yürüyorlardı yani adam kadını zorla bir yere götürmüyordu, istese kaçıp kurtulabilirdi, peki ama neden yapmıyordu? Bir süre sessiz kalan kadın kendinden cevap beklendiğinin yeni farkına varmış gibi bir ifadeyle başını havaya çevirerek; beni öldüreceksin orayı anladım dedi, peki ama neden? Adam onu onaylar gibiydi ama soruyu tekrarlamakla yetindi: Sizce ölmek nedir? Yaşamamak olsa gerek dedi kadın,yani yaşıyor olmanın tersi,nefes alıyor olmanın tersi işte,nefes almamak,yememek,içmemek,gülmemek,sevinmemek,yani tüm bunları yapamamak-bu durumda siz muhtemelen kadının cevaplarını beğenmemeye başladınız,bu nasıl bir adamdı ki,bir kadının karşısına çıkıyor ,onu muhtemelen öldürecek ancak onunla sohbet etmeye başlıyor,üstelik bunu bir parkta gezerek yapıyor ,hem de cevabı öyle pek kolay olmayacak sorular soruyor.Burada bir yerlerde adamın hikayesinin başlaması gerekli gibi duruyor,en azından size göre bu böyle,kimdir,nedir,ne değildir,neden kadını öldürmek istemektedir,insan düşmanı bir psikopat mıdır… gibi sorulara cevap verilmesi gereken bölüm burası-zavallı kadın kendini bekleyen sonu düşünüyordu;ölmek,iyi ama bu güne kadar hiç düşünmüş müydü ölümü ve fiil halini,ona göre ölmek neydi?İnsanoğlu doğduğunda başlayan bir sürecin boyutlar göz önüne alınınca son parçası.İyi ama bu nasıl insanoğlunu delirtmiyordu,öleceğini bilmek üstelik bunun ne zaman olacağını bilmemek,her an ölebilirsiniz,başınıza taş düşer,ayağınız kayar,başınızı yere çarparsınız,araba size çarpar,araba otobüse çarpacaktır ama siz arada kalırsınız,deprem olur,sel olur,kalbiniz durur…Yani her an ölebilirsiniz,madem öyle bu insanı nasıl etkiler ya da şöyle sorulsa mı acaba?Nasıl bu kadar ilginç bir biçimde etkiler.İçinde bulunulan hal kendinin zıttıdır,yani biz deli değilsek bu akıllı olduğumuz anlamına gelir,gülüyorsak ağlamıyoruzdur…o halde insanlar bu ölüm düşüncesi karşı nasıl bir çözüm bulmuşlardır?Buradaki kadının çözümü unutmak olmuş gibi duruyor-galiba anlatı biraz sıkıcı bir hal aldı o halde olay örgüsüne geri dönelim-kadın adamdan bir cevap,bir açıklama beklerken bir yandan da ölmeyi,ölümü düşünüyordu.Dalmıştı ,sessizdi.
Adam kafasına ona çevirdi ve sizi öldürmek zorundayım kusura bakmayın dedi.Kadın tabii ki kusura bakacaktı çünkü onun istediği adamın yapacağının tam tersiydi.Her gün birini öldürmezsem kendim öleceğim,biraz da beni düşünün,sizin yerinize benim ölmeme göz yumar mısınız? Kadın şaşırmıştı ,yine de adamın konuşmaya başlaması iyiye işaretti.Bakın ben sizi tanımıyorum daha öncede söyledim,aramızda hiçbir bağ yok, siz sizsiniz,ben benim yani ikimiz aynı anda birbirimizden habersiz yaşayabiliriz,etrafınıza bir bakın binlerce insan var bu dünyada,hem neden ben?ben ?ben?-kadının sebepsiz gibi görünen ölümü çaresiz herkesi üzer,insancıllık gereği –beni öldürmeyin,lütfen
Ölmekten neden bu kadar korkuyorsunuz,hem deli deli yaşamaktan daha iyi değil mi?Görmüyor musunuz bu ölüm düşüncesi insanları ne hale getirdi,her devirde farklı şekillerde ortaya çıkan bu delirme alametleri çağımızda alıp-satma olarak kendini gösterdi,insanlar ne bulurlarsa onu alıp satmaya çalışıyorlar,ekmek,süt,şarap,kan… her şeyin ticaretini yapıyorlar,her şeyden para kazanmaya çalışıyorlar,birbirlerini sömürme yarışına girdiler,yüzlercesi,binlercesi,on binlercesi çalışıp çabalayıp aç uyurken bir tanesi parasını saklayacak delik arıyor,bu delilik değil de ne!Şimdi siz genç bayan bana teşekkür edeceğinize bir de kızıyorsunuz,ben sizi nasıl bir sorundan kurtarıyorum bir bilseniz.Gözlerinizi bir açsanız,bu körlük uykusundan uyansanız bir an önce ,eminim sizde benim gibi olurdunuz,insanlar katil doğmaz ya da günahkar ama yaşayarak her şeyi öğrenebilir,şimdi lütfen beni daha fazla konuşmak zorunda bırakmayın.Kadının sol elini tuttu,bir banka oturdular,bembeyaz olmuştu kadın-şimdi siz burada hala kadını destekliyorsunuz okur olarak ancak size göre anlatıcı da adamın tarafında-vücudunda yaşamsal bir nokta aradı,kadın ardı ardına ürpertiler geçiriyordu,bir anda adama sarılmak isteği duydu içinde öpmek istedi adamı,sonsuza dek öpmek,ancak adam elindeki bıçağı çok fazla beklemeden kadına sapladı ,sonra tekrar,tekrar,tekrar,kadının göz bebekleri büyümüştü,vücudu yavaş yavaş soğumaya başlamıştı,adama baktı,derinleşmişti her şey ,dünya,park,adam ,gözyaşları ve soğukluk.
Küçükken her gece tanrıya bana bir oyuncak ayı göndermesi için dua ederdim ama bir türlü göndermedi,bende en sonunda bir mağazanın vitrininden kocaman bir oyuncak ayı çaldım.O gün bu gündür tanrıya beni affetmesi için yalvarıyorum.Kadın ölmüştü,adam bıçağını temizledi,arkasına bakmadı.

Türkçe aslına aktaran
Mehymet toklu

Yorumunuz?

Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>