Lelûa #1
Korsanların yazıtlarında söylendiğine göre ileriden dönmesi gerekiyordu. Korsanlara inanmazdı hayatı boyunca, ancak arkasındaki iki orktan kurtulmak için başka bir şansı yoktu. Hayatı boyunca inanmadığı bir şey, hayatını kurtarabilirdi. Yazıtlar elfçeydi, Elf Diyarları’nda konakladığı zamanlarda biraz öğrenmişti ancak hala uzmanlaşamamıştı bu dilde.
Peşine neden iki Ork’un takıldığına gelince; Ork’ların ikâmet ettiği yerden geçerken Orklar tarafından yolu kesilip bir takım sorulara maruz bırakılmıştı. Ancak kafasından kukuletasını çıkardığı an Orklar onu bir büyücü sanıp hemen kovalamaya başlamışlardı.
Yol git gide daha da karmaşıklaşıyordu, Orkların Elfçe’de acemi olduklarını bilse, burada gitmelerini bekleyebilirdi ancak Orkların çoğu Elfçe konuşabiliyordu –ve bu sayede duvardaki yazıları okuyabileceklerdi-, ki zaten Orkların dili de Elfçe’den kırma bir dildi. Yol’un ikiye ayrıldığı noktada durdu. Ne bir yazı vardı orada, ne de bir resim, yolları ifade edecek birşey. Yoktu işte, öylece kalakalmıştı ortada.
Orklardan daha kıvrak bir zekâsı vardı ve bu labirentte onlardan çok daha hızlı ilerlemişti. Ne de olsa 140000 yıl gelecekten geliyordu. Cebinden kendi yaratımı olan solar enerji ile çalışan Fare bozması sürüngen robotunu çıkarttı. Robot’un şarjının yeterli olmasını, sağ ve soldaki Oksijen oranlarını karşılaştırabilmesini diledi. Böylece hangisinin dışarı çıkan yol olduğunu bulacak ve ona göre hareket edecekti. Fare’yi bıraktı. Fare sahibinin düşüncesini okuyarak önce sağa, sonra sola doğru gidip geldi ve ölçümler yaptı. Fare’nin ölçümlerine göre sol taraf dışarı çıkıyordu.
“Keşke başka bir şansım olsaydı, lanet olsun!” dedi ve sol tarafa doğru koşmaya başladı. Orkların onun tersi yönünde ilerlemelerini umut ediyordu, aksi takdirde günün sonunda kendini bir Ork’un midesinde bulabilirdi. 3-4 dakikalık koşma sonucu yolun sonuna ulaştı ancak ulaştığında yolun sonunun aslında giriş kapısı olduğunu farketti. ‘Ne mükemmel bir yapı.’ diye iç geçirdi ve hemen yoluna koyuldu.
Bu diyarlarda geçirdiği ikinci yılı dolacaktı bugün. Çok uğraşmasına rağmen geldiği şu lanet geçmişten ileriye gitmeyi bir türlü başaramamıştı. Hayatının 15 yılını adadığı makineyi, kendi yapımı olan zaman makinesini denemek için neden şu lanet yılı girmişti? Merak bir cevap olabilir belki bu soruya ama kendi aptallığı olduğuna inanıyordu. İki yılını elbette bu uğraşlar ile geçirmemişti, daha çok insanlığın geçmiş zamanlarını ve çevredeki yaratıkların biyolojik yapılarını, ekosistemi izleyerek ve kaydederek geçirmişti. Şimdiden iki büyük defterini bilgiler ile doldurmuştu.
Geldiği makineyi eğer sağlam çıkarabilseydi o bataklıktan, şimdi muhtemelen evde onu geliştiriyor olurdu. Filmlerde defalarca görmüştü bu sahneyi; Adam bir zaman makinesi yapar, daha sonra bununla geçmiş tarihte bir yıla gider ve gittiği yılda makinesi bir bataklığa düşer ve geri dönülemez bir hasar alır. Bu kadar izlemesine rağmen, yine de bu ihtimali hesaba katmamıştı yolculuğa başlarken.
Buraya geldiğinden beri sayısız gariplikle karşılaşmıştı, aslında yazı onbinlerce yıl önceden kullanılıyordu. İnsanlar gâyet zekilerdi ve sanıldığının aksine, ilkel bir yaşam sürmüyorlardı. Binlerce yılda değişmeyen ili şey kalmış diye düşündü kendi kendine; Aşk ve Savaş Tutkusu. Ancak bir an düşündü ve belki de birkaç onbin yıl sonra bir şey olacak ve her şey yıkılacak, bilinen bir çok nesil yok olacak ve belki de ileride tekrar evrileceklerdi. Çevresine bakınıp düşündü, şu gördüğü Dünya geride bıraktığından çok daha güzeldi.
Çantasını açtı ve parşömenleri çıkarttı. İçlerinden haritasını alıp diğerlerini yavaşça çantasına koydu. Daha sonra haritadan ve pusulasından rotasını çizdi. Gittiği yer Rosnia kentiydi, burada bilimsel parşömenler bulmayı umut ediyordu. Yolculuğun -tahmini- zamanını hesapladı. Günün geri kalan zamanında daha şanslı olmayı umut ederek ve peşinde bıraktığı iki Ork’u unutarak yola koyuldu.



İkilerin özel bir yeri, bir kutsallığı mı var? Merak ettim :)
Ahaha çıkış fikrin süper. Bayıldım tek kelime ile. İlk fırsatta bir masaüstü frp oyunu senaryosuna dönüştüreceğim.
Öyküne gelince, klasik ama farklı bir fantazi dünyasında geçecek sanırım. Güzel bir başlangıç yaptın devamını merakla bekliyorum.
@Ayna-i Marzi
Tam olarak soruyu anlayamadım aslında,yani ikiler derken neyi kastettiğini :)
@ragnor
Teşekkür ederim :) Bilim-Kurgu ve Fantazi karışımı birşey var kafamda baştan beri ama nereye gider açıkçası bende bilmiyorum.
“Korsanlara inanmazdı hayatı boyunca, ancak arkasındaki iki orktan kurtulmak için başka bir şansı yoktu.”
“Yol’un ikiye ayrıldığı noktada durdu. Ne bir yazı vardı orada, ne de bir resim, yolları ifade edecek birşey. Yoktu işte, öylece kalakalmıştı ortada.”
“Bu diyarlarda geçirdiği ikinci yılı dolacaktı bugün.”
:)
Hiç dikkat etmemiştim :)
ikinci yazı bomba gibi geliyor mesajı vermiş ama olayı açık etmişsin galiba =)
Güzel bir hikâye için iyi bir başlangıç mı acaba? =) Fikirlerini sevdim ama okuyucuları biraz daha içeri çekmek için çevreyi daha fazla betimlemeyi düşünür müsün acaba? =) Devamını sadece ben beklemiyorum gördüğüm kadarıyla.
Teşekkür ederim Elladan ;P Önerin için teşekkürler,betimleme yapmamam anlatımda gerçekten büyük bir eksikliğe yol açmış.
Yorumunuz?
Bir Bakıverin
BtG
Etiketler
Mecelle-i Fürahnek: Anime, Çizgiroman, Film, Kitap, Konser, Müzik, Sinema, Tiyatro.Oyun Araştırmaları: Homo Ludens, Oyun İncelemeleri, Oyun yapımı, Oyun geliştirme üzerine zırvalamalar.
Çalışmalar: BtG Kapakları, Çeviri, Çizim, Derleme, Figür, Öykü. Proceler, Şiir.
Serbest Kürsü: Deneme, Felsefe, Makale, Siyaset.
Yer Altı: Babe of the Month, Demoscene, Donanım, Etkinlik, Fotoğraf, Frp, Hat Sanatı, İlginç, Komik, Rehber, Söyleşi, Tanıtım.
Haberler: Duyuru, Yeni Sayı,
Arşiv
Zombiler twitter'da beyin mi yiyor?
Posting tweet...
Powered by Twitter Tools
Meta
Geçmiş yazılar
Geçmiş Yorumlar