Anasayfa » Arşiv

Çalışmalar »

[26 Ara 2009 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]
Zayi

Masa üstü fikirlerin insanıydı Kadri. Bütün gün oturduğu bilgisayarının başında iş yaptığı vakitler haricinde ahkâm kesmeyi kendine görev edinmişti. Kendisi için önemsizmiş gibi davransa da bu aslında ufacık kalmış benliği için pek mühim ve lüzumlu bir husustu. Ufak şeylerin hesabını yapmayı iyi bilirdi, o pek farkına varamasa da naçiz yüreğine göre yaratan onun ruhuna nefes verirken özellikle bunun üzerinde durmuştu zira etrafındaki insanlar tarafından pek fark edilmemiş olsa da, o tanrının sevdiği kuluydu.
Nasıl olmasındı Kadri Efendi en sevilen kul? Kadri efendi bütün gün bu husus üzerine düşünür, bu hususu kanıtlayacak …

Yazının devamı...»

Mecelle-i Fürahnek »

[18 Ara 2009 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]
Jetlag’e Övgü

My Bloody Valentine dinlerken aklıma geldi birden. Lost in Translation ne güzel bi film öyle.
Büyük şehirlerin çoğul yaşantısı falan bana göre değil zira kalabalık yerlerde kalmaktan pek hoşlanmıyorum. Fakat güneş battıktan sonra, şehrin ışıkları sahneye çıktığında herşey daha bir farklı oluyor. Hele ki bir arabanın arka koltuğunda uyuklarken, yarı uykulu bir şekilde şehrin ışıklarına bakmak gibisi yok benim için. Tabelalar, neon lambalar, sokak lambaları, araba ışıkları..
Lost in Translation’ın beni benden alan yanlarından birisiydi şehir ve şehrin ışıkları. Kocaman bir şehirde, hem şehre hem de insanlara yabancı olmayı saymıyorum bile.
Bill Murray …

Yazının devamı...»

Mecelle-i Fürahnek »

[11 Ara 2009 | Yazan: | 1 Yorum]
Bilek Kesenler

22 yaşımı doldurduğumda hayatım çok güzeldi. İyi bir okula gidiyor, iyi insanlarla arkadaşlık ediyordum. Karamsar olmak için, kötü düşünmek için hiç bir sebebim yoktu. Hayatım mükemmeldi ve benim mükemmeliğime ihtiyaç duymadan kendisini idare edebiliyordu. Hayattan alabileceğim her şeyi aldığımı düşünüyordum ki, eğer bunu düşünüyorsanız yapacağınız şeylerin sayısı azalmış demektir. En azından ben öyle düşündüm.
Yapabileceğim şeylerin sayısı gün be gün azaldı. Yeni yüzler eskilerine benziyordu, eskileri de tozlanmaya başlamıştı. Yapmak istediklerimi birer birer eleyince hayatımdan, geriye bir şey kaldı yapmadığım.
Bir kış gecesiydi, kar yağıyordu. Pembe bir gökyüzü vardı ve ona baktığınızda …

Yazının devamı...»