Çalışmalar »
tan yeri ağarmaktaydı
siyahlı adam çölde kaçıyordu
silahşor da peşindeydi
gün doğdu
silahşor, uzayan gölgesine bakarak:
bugün dünyaları kurtaracağım dedi
lakin, güneş göğün ortasına yükselince
silahşor yeniden gölgesine dönerek:
“bir tavşan da bana yeter” deyiverdi.
Serbest Kürsü »
ANAPgil birey Kadir Cangızbay‘ın türettiği bir ideal tip. Bir nevi kategoriler üstü kategori. Kavram, kendisinde zikredilen ANAP sözcüğü ile dar bir topluluğa işaret ediyor gibi görünüyorken, aslında içerik açısından çok geniş bir toplumsal kategoriyi niteliyor. Kişinin ANAP’lı olup olmamasından bağımsız olarak bu tipin önemli niteliği tabu yıkıcı, kalıp parçalayıcı olması*:
“ANAPgil birey için, ultra-pozitivist bir teknoloji hayranlığından “Allah’ın ipi”ciliğine; mezhep, tarikat, hatta etnik köken temelli bir partikülarizmden “globalleşme” militanlığına; askeri rejim kahyalığından “sivil toplum” mücahitliğine; demokrasi havariliğinden siyaset Ku-Kluks-Klancılığına; Amerikan işgüderliğinden “Türk Asrı” yaratıcılığına, tutarlı tutarsız, yakışır yakışmaz, uyar uymaz, olunmayacak …
Serbest Kürsü »
Kentleşme sürecimizin bir simgesi olarak “dolmuş” bile tek başına birçok tartışmanın nesnesi olabiliyorken, bunların adeta arı kovanındaki gibi oğul verdiği bir yer olan güvenpark dolmuş durağı, Ankara’nın gelişim halkalarındaki düğümlere ilişkin çok ciddi ipuçları vermekte.
Bugün Güvenpark’ın ve eski Kızılay binasının olduğu alan Yenişehir’in, genç Cumhuriyetin çok büyük önem atfettiği bir projenin, bir parçasıdır. Cumhuriyetin ilanını takiben Türkiye’yi dönüştürecek toplumsal projelerinin adeta bir laboratuvarı, pilot bölgesi niteliğindeki Yenişehir’in ve onun “yeni birey”inin vitrinidir güvenpark. öyle ki, bu alan modern giyinimli yeni burjuva bireylerin Riyaset-i Cumhur Mızıkası‘nın çaldığı klasik batı müziği eşliğinde …
Mecelle-i Fürahnek »
Zombi filmleri ve zombi edebiyatı 1920′lerden itibaren dönemsel yükselişler ve inişlerle beraber gündemimizden hiç mi hiç düşmeyen bir mefhum. Zombi furyasının son örneği, bazı popüler filmlerin ve romanların “zombi” versiyonlarının üretilmesi olarak karşımızda duruyor.
2009 yılında Türkiye’de de “yeraltı”ndan gelen birtakım kıpırdanmalar var. İstanbul’un zombiler tarafından istilasını konu alan, diyaloglarına sık sık politik gündemimize göndermeler yapan “Zombistan” adlı çizgiroman bunlardan birisi. Eylül ayında yayınlanması planlanan “İstanbul Zombie 2066″ ise bir diğeri. Esere ilişkin en ilginç çekici ayrıntı hikayenin bir yerinde Zeki Müren’le yollarımızın kesişmesi! Sinema cephesinde ise, 27 Kasımda gösterime girecek …
Serbest Kürsü »
İnsanlık tarihinin ritmini değiştiren olaylar olan devrimlerin ve dahi savaşların, aynı zamanda birliğin/ulusal bilincin bir ifadesi olarak halk sözcüğünün en çok vurgulandığı olaylar olduğunu söylemek herhalde doğru bir ifadedir. Özellikle ulus bilincinin kök salmaya başladığı asırdan önce, yani kabaca Fransız Devrimi’nden önce halk sözcüğü hiç bu kadar yüceltilmemiştir. Ancak burada 1789’dan günümüze kadar olan sürece ilişkin olarak halk ile ulus/millet terimlerini bir arada kullanırken, kavramların zaman içinde birtakım politik gereksinimler nedeniyle kendi bağlamlarından kolaylıkla koparılabildiğini göz önünde bulundurmak gerek. Nitekim bu sözcük başka ülkelerde olduğu kadar, Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Türkiye …
Yazının devamı...»