Çimen Gibi Bir Ümit
“İçimde yeşil, çimen gibi bir ümit var hep, lanet olsun. Ne kadar üstüne basarsam basayım, ezemiyorum.” dedi bana.
“Bende de… Keşke ezebilsem, keşke yok edebilsem o ümidi.” dedim ben de.
Bazı şeylerde insanın içindeki o ümit bozar belki de her şeyi. Gerçeği, sadece soğuk ve acı gerçeği kabullenip ümidimizin verdiği yanılsamalardan kurtarabilsek kendimizi keşke. Belki de o zaman başımızı göklerden indirip ilerilere bakmaya başlayabiliriz.
Bulutları izlemeye çalışırken her an takılıp düşme korkusu yaşamak yerine önüme bakabilsem belki de her şey daha iyi olacak. Hani yersiz bir korku da değil bu, biliyorum. Öyle hissediyorum.
“Taşlar atarak gökyüzünün vitray camlı pencerelerini indirmeye çalışıyoruz.”
Çok soyut konuşuyorum değil mi ey okur?
Sadece kendisinin anlayabileceği türden yazı yazan, sevmediğim insanlardan biri oldum işte. “Süperim” edasında yazılmış, vıcık vıcık duygu akan soyut metinlerin bloglarda paylaşılmasını oldum olası anlayamam. Yazdıklarınızı anlayabilecek kadar yakın olduklarınıza günlük tutmanız gerekmez. Gerisi de anlamaz zaten, haksız mıyım?