Collab
Dün sonunda yapmam gereken şeylerden fırsat bulup kuzenimde kaldım. Bugün ise en son yaklaşık üç ya da dört yıl önce gerçekleştirdiğimiz ve o zamandan beri tekrarlamak isteyip de başaramadığımız bir şeyi yapabildik. Annemlerin bir süreliğine ablamı ziyarete gitmesini fırsat bilerek boş olan evime yerleştik ve bilgisayarları birbirine bağladık. Hayır, yanlış düşünüyorsunuz; oyun oynamadık; aksine çok daha iyisi. Ağ üzerinden MIDI verisi ve ses akımı aktarmak için yazılımlar geliştirilmiş biz bakmayalı. Bir iki ufak detay hariç her şey önceden düşündüğüm gibi gitti ve iki bilgisayarla etkili bir şekilde canlı müzik olayına girdik. Benim bilgisayarımı ana makine, onun dizüstü bilgisayarını ise “slave” olarak kullandık, böylece benim bilgisayarımdaki düşük gecikmeli ASIO sürücüsü kXProject’ten de yararlanmış olduk. (Evet Creative. Fiyatlar düştü de ben mi almadım başka kart?)
Bir şeyler yapma girişimlerimiz başlangıçta hep hüsranla sonuçlandı. Bir şeyler çaldık ve yaptık ancak gerçekten bir şeye benzemedi. İki saat boyunca sessiz sessiz bir şeyler yapıp da kulaklığı çıkarttıktan sonra karşınızda sizin ona baktığınızın aynısı olan bir ifadeyle size bakan kişiye “Ahah bir şeye benzemedi lan” demek epey komikmiş.
Ancak gecenin ilerleyen saatlerinde bir şeyler becermeye başladık. Güzel bir şeyler çıkarmamız saat 02.00′ı buldu ki bu çalışmaya başladığımızdan 7 saat sonraya denk geliyor.
Saat 04.30 gibi ise yorgunluktan devrildik. Kuzenime gelince, şu an içeriye yaptığım yatakta uyuyor kendisi. Ben ise dizüstü bilgisayarını haberi olmadan aldım ve bunu yazıyorum. Bir de utanmadan kulaklığımı bilgisayarmdan söküp buna taktım ve müziklerini dinliyorum. Nıhah.
Ayrıca yatakta yayılarak yazı yazmak ne keyifliymiş arkadaş? Gerçi bir sürü kablo var etrafımda ama o da “kadı kızı” durumu artık.
Ben de artık uyumalıyım sanırım. Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz ve her ne kadar uykulu bir zihin ile çok daha yaratıcı ve sanatsal olduğumu keşfetmiş olsam da, uzun süre çalışabilmem için enerji gerek.