Aciz #2

Son zamanlarda gecikmiş ergenlik sendromu içerisinde olduğumu düşünüyordum. Ara sıra herkesin durup düşünmesi gerek, benim bile; çünkü bir kişinin izlediği yolun doğru yol olduğunu bilmesinin aslında pek bir mümkünatı yok. Haliyle, doğru yolda olduğumuzdan emin olduğumuz anda aslında en büyük hatalarımızdan birini yapıyoruzdur, çünkü her sapakta düşünmeyi bırakırız artık ve yalnızca yürürüz; nereye gittiğimizi aslında bilmeden. Durum böyle olunca, insanların davranışlarının bu kadar midemi bulandırmasının belki de benim hatam olabileceğini düşündüm. “Düşüncelerimin ne kadarı tamamen mantıksal bir temelden hareket ediyor?” Zihnimi karartan duygular ve damarlarımda dolaşan hormonlar olduğu sürece bunu tam olarak bilebilmemin mümkünatı yok.

İşte bunu düşünüyordum ben de ve de gecikmiş ergenlik sendromunu. Yıllar önce yaşadığım bunalımdaki delirtici solipsist düşüncelerin yine aklıma sızmaya başladığını farkettim. Üstelik aklıma sızan yalnızca bunlar da değildi, eskiden aklımda ağırlıklı olarak bulunan çeşitli düşünce desenlerini tekrar oluşturmaya başladığımı da gördüm. Mide bulantılarının sıklığının da arttığını hissettim.

Acaba, dedim, son derece ucuz yazılar ve bir gerizekalının bile düşünebileceği şeylerle farkında olmadan ilgi çekmeye mi çalışıyorum? Acaba içeride olan, gerçek olan tek şey “Bakın ben ne kadar farklıyım, misantropist ‘takılıyorum’!” mu? Gözden çıkardığım insanları, yani tanıdığım tüm insanları kendimden tamamen uzaklaştırdığımda elde ettiğim sonuç, gerçekten istediğim sonuç mu olacak? Gerçekten doğru yolda mıyım, yoksa zihnimi bulandıran çeşitli duyguların etkisiyle mi böyle davranıyorum?

Rachmaninoff üstadımın leziz piyano konçertolarını dinlerken bunları düşünüyordum son birkaç gündür.

Derken, aslında o kadar da haksız olmadığımı ve insanların gerçekten gerizekalı ve zavallı canlılar olduğunu ispatlayan bir olay, sorularımın birkaçını cevapladı.

Ne mi? Kendilerine kötü davrandığımdan yakınan üç beş önemsiz dişi insanla düşüncelerimi paylaşmam ve onlara karşı anlamsızca iyi bir tavır içerisine girmem, “Yaa kendine bir kız arkadaş bulsa da rahatlasa yeaaa, sıradan herkese yazıyor…” gibi bir düşünce doğurmuş, etki-tepki olgusunun sonucu olarak.

Hani insanın acımak ile kahkaha atmak arasında kaldığı, akıldan onlarca şey geçmesi sebebiyle hiçbir şey söylenemeyen anlar vardır… Ya da o kadar şaşırırsınız ki, ne diyeceğinizi bilemezsiniz, yalnızca şaşkın şaşkın bakabilirsiniz. Yaşamasının pek bir anlamı olmadığının farkında olan ve bu sebepten dolayı hayatını “Tamam mı, devam mı?” gelgitlerinde sürdüren küçük bir insanın tüm varlığının amacını sperm aktarımına indirgemek insanın içinde tarifsiz duygular uyandırıyor ve bu duygulardan bir tanesi de ayırt edilebilecek derecede öne çıkıyor: Mide bulantısı.

Ah be aciz varlık… Benim, senin zekanın ve derinliğinin sınırlarını yarım saatlik bir konuşmanın sonunda algıladığımı bilebilsen, acaba ne düşünürdün?

Daha önce de demiştim:

“…Hele o davranışlarınız; o anlamsız derecede kendine güvenen, zavallılığınızdan habersiz davranışlarınız… Kendi varoluşunun acizliğinin, önemsizliğinin ve anlamsızlığının tümüyle farkında olan bir kişi önünde ne kadar küçük ve komik göründüğünüzü keşke bilebilseydiniz.

…”

Keşke bilebilseydiniz.

Düzenleme: Kalitesiz bir yazı olmuş. Yeterince iyi yazamamışım, yazı olay tabanlı gibi gözüküyor ama değil. Başka bir yazıda açıklarım bunu.

 

2 Responses to “Aciz #2” (post new)

  1.  

    Misagoni genellikle yanlış değerlendiriliyor, kadın düşmanı şeklinde. Bu hatalı bir tanımlama. Asıl tanımlama “kadınları tanıyan” olmalı. İllaki reddedilmeniz aşağılanmanız bir olay yaşamanız gerekmez. Yazınızın birinci bölümünde yazılanlardan dolayı, hemen “aa bunu biri üzmüş önceden demekki” yaftası yapıştırılabilir ama mesele çok daha derin. yani olay yaşamanıza gerek yok objektif bir gözlem bir çoğu açıklığa kavuşturmakta zaten. kadınların geneline aynı açıdan bakamasakta ülkemizin sosyolojik yapısını göz önünde bulundurduğumuz zaman hakikaten sıkıntı var. Hormonlara ve dürtülere kapılmış sürüler söz konusu ve çoğu kadın bu noktada karanlık yöne doğru sapmakta. Lise de popülerlerin paraziti, ergenlikten sonra maaşlıların paraziti, simbiyoz bir yaşam söz konusu ve bu kesinlikle doğal değil. Bu konuyla doğrudan alakası olmasa yer yer değindim bir yazımda bundan daha genel olarak bahsetmiştim. (Belki göz atmak istersiniz-http://shamanwarrior.blogcu.com/antihumanist-manifesto-ve-humanizmin-gercek-yuzu/6746559) Bu konuyla ilgili daha detaylı bir yazı tasarlıyorum o zaman kadar tek söyleyebileceğim şey, hormonlarının kölesi olmuş erkekler tarafından burunları arşa değimiş kalabalık bir sürünün uygarlığımızı simbiyoz bir şekilde istilası söz konusu.

  2.  

    Güzel yorum için teşekkürler. Yazınızı inceleyeceğim.

Leave a Reply