Night Birds

Bazen düşünüyorum da, çocukken ne kadar berrak bir akla sahipmişim. Salonun ortasında oturup camdan giren güneş ışınlarının koltuklar üzerinden yavaşça kayışını saatler boyunca izlediğimi hatırlıyorum. Farkındalığım ne kadar da yüksekmiş; saniyelerin geçişini, zamanın ilerleyişini nereden geldiğini anlayamadığım bir huzur ve küçük bir Buda edası ile izleyebiliyormuşum.

Şimdi ise sadece baktığım yeri görebiliyor, sadece ilgilendiğim şeyi algılayabiliyorum. O kadar bulanık ki aklım! Hayvansal dürtüler, hormonlar bir yandan bastırıyor; öbür yandan durmadan bir geçmişi değerlendirmece oyunu meşgul ediyor kafamı: “Ya böyle deseydim, ya öyle olsaydı, ya şöyle yapsaydım?” Benden bir benzetme yapılması istense söyleyeceğim ilk şey “su basmış bir çöp biriktiren teyze evi” olurdu.

Şu bedenden kurtulabilsem ne güzel olurdu aslında, az da olsa açılırdı zihnim. Şu çatışmadan kurtulsam o bile yeter. Biri sanki beynime damlalıkla bir şeyler damlatıyor bazen, düşüncelerle hissedilen o kadar çatışıyor ki… Hoş, artık düşündüğüm gibi hissetmeye başladığım için biraz daha rahatladım denilebilir.

Evet, gidebilir bu vücut. Önemli fonksiyonlarından en az birine ihtiyacım yok ne de olsa, bunu anladım yakın bir zaman önce.

Buraya artık fazla yazı yazamıyorum, farkındayım. Özlediğim griliğe dönemiyorum artık, çünkü o grilik beni öldürüyor. Bir şeyler değişti ama şu an çizgiselleştirebileceğimi ve anlatabileceğimi sanmıyorum. Belki de içselleşti, kim bilir?

Çamurlu bir su birikintisiyim sanırım ben, tüm çamurlu su birikintileri gibi bir taş atılınca bulanırım ve her şey geri çöktüğünde artık aynı çamurlu su birikintisi olmam; fakat hala çamurlu bir su birikintisiyimdir. Taş atılmış bir çamurlu su birikintisiyim ben de.

Bir kere daha çamurlu su birikintisi dersem anlamını yitirecek sanırım.

Bugün bir sivrisinek öldürdüm. Önce ölmedi, bacaklarını hareket ettiriyordu. Bacaklarına dokununca hızlıca hareket ederek elime yapıştı, ben de parmağımla hafifçe vurdum. Bu sefer iç organları kalıcı olarak hasar gördü diye düşünüyorum, çünkü hareketleri giderek yavaşladı. Parmağımla dokunmama rağmen tepki vermeyince masanın üstüne, görebileceğim bir yere koydum. Saatler geçmesine rağmen hala aynı şekilde duruyor.

Bu beni bir katil yapıyor galiba. Belki de on bininci kere hem de… Nispeten temiz bir işti bu; en son sefer parmağımda beyaz bir sıvı kalmıştı; ve de sıvıdan sarkan başka bir ceset.

Onun yaşamı beynimdeki nöronlar varlığımı rahatsız ettiği kararına vardığı için sona erdi; benim yaşamım ise şimdilik devam ediyor. Kendine bir eş bulup onlarca sivrisinekcik meydana getirecekti, onlar da başka sivrisinekcikler… Gen havuzundan keyfi olarak bir canlı çıkarttım. Koskoca bir sülalenin yaşamına engel oldum! Bunu yapabildim, çünkü sırf ondan daha iri ve güçlüydüm. Hareket etmesini sağlayan şeylere zarar verdim, öldü. Bir iradesi olduysa, artık yok.

Ne önemi var, değil mi? Aynı bizler gibi. Ölüm doğal bir şey.

Ne de uzun bacakları varmış!

Yazının başlığına da dinlediğim şarkının adını koydum. Cümlelerimi de boşluklu üç tane noktayla bitirirsem tamamdır . . .

 

No Responses to “Night Birds” (post new)

 

Leave a Reply