Dur, kendine gel!
Hayatta en çok istediğim iki şey vardır:
1-) Başarılı olabilmek (sadece bir işte değil, hayatımın tümünde başarılı olabilmek.).
2-) Güzel ahlak sahibi olmak. Güzel ahlakın tanımı bana göre şöyledir:
Dürüst olmak, yalan söylememek, çıkarcı olmamak, kimsenin arkasından konuşmamak, insanlara karşı sabırlı olup yardımcı olmak, karşılıksız iyilik yapabilmek, hiçbir şekilde haddini aşmamak, anne- babaya öf bile demeyecek şekilde saygılı davranmak; asi olmamak, kişinin düşüncelerine saygılı olabilmek, kalp kırmamak.
Peki, bu ahlaka sahip miyim? Kesinlikle hayır! Anneme- babama kayıtsız şartsız itaat etmiyorum, itiraz edecek bir şey buluyorum hep. Hele ki yaşlı annesine su getirip, annesinin uyuduğunu görünce suyla birlikte, annesi uyanana kadar ayakta duran insanın ahlakı nerede benimki nerede?
Özellikle bu aralar arkadan konuşuyorum. Kendi başıma kaldığım vakitte bunu düşünüp kendimden iğreniyorum yani aslında yaptığım gerçekten mide bulandırıcı bir şey; ama o an düşünmüyorum bunu. Bir anlık gaflet sonucu oluyor, sonra da niye yaptım bunu diye hayıflanıyorum. Oysaki düşünerek hareket etsem önüne geçebileceğim bir şey bu. Galiba etrafımdaki insanlardan çabuk etkilenmemle alakası var; ama bu bir mazeret olamaz.
Bu yazıyı yazmamın amacı kesinlikle kendimi suçluluk duygusundan temize çıkarmak değil. Aksine bu yazıyı okudukça yaptığım hataları tekrarlamayıp bundan bir ders almak ve haddimi aşmamak. Kısacası kendime diyorum:
Dur, kendine gel! Ahlak sahibi olmadan başarılı olamazsın. Sakın ama sakın haddini aşma, kendini bil. Düşüncesizlik yüzünden kendinden iğreneceğin hataları yapma. Eğer haddini aşarsan elindeki tüm nimetlerden olursun. Sars kendini, ne yaptığını sanıyorsun? İki saniyelik eğlence için arkadan konuşmanın ne kadar zavallıca bir şey olduğunu görmüyor musun? Annene babana asi olarak mutlu olabileceğini mi düşünüyorsun? Hayatında çizdiğin sınırları aşarsan nasıl kendine saygı duyacaksın? Eğer başarılı olmak istiyorsan, silkin ve kendine gel!