Birazcık özgürlük
Birazcık özgürlük istiyorum, şöyle çantamı alıp en azından bir çınarcığa gidecek kadar. Bu kadarcık bir istek bile ailem tarafından geri çevriliyor. İstediğim yalnız bir hayat veya alıp başımı bilinmeyen bir yere gitmek de değil, sadece feribotla 1-2 saate ulaşabileceğim yer.
Ama yook izin yok, emir büyük yerden. Neymiş öyle tek başına gidilemezmiş, anlamaya çalışıyorum onları ama bu kadarına da pes.
İsyan bayraklarımı çıkarmadım daha. Sabır aşamasındayım. Yalnız gittikçe büyüyen bir yanardağ gibiyim. Biraz daha dolarsam hiç beklenilmeyecek şekilde patlayabilirim. Bazı şeyleri izah etmeye çalışsam da anlamıyorlar.
Birazcık özgürlük ya, çok mu bu kadarcık isteğim?
July 8th, 2007 at 8:15 pm
Eğer ailen her gece sen uyuduktan sonra “Hahahah ha, bugün de kızımızın evden dışarı çıkmasına mani olduk. Eğer 118 gün daha yapabilirsek büyük ödül bizim!”, “Evet, her şey bu düzende olmalı, hiç bir şey aksamamalı, böylece Tuana saat 17:33′te oturma odasındaki koltuğa oturduğunda saatli bomba çalışacak ve…” şeklinde konuşmalar yapmıyorlarsa sanıyorum ki senin iyiliğini düşünüyorlardır. Sana fiziksel bir zarar gelmesinden korkuyorlar ama istemeyerek zihinsel bir zarar veriyorlar. “Şurana” kadar gelince aklına onların seni korumaya çalıştıklarını getir, ne zaman göçüp gideceğimizi bilmediğimiz bu dünyada onların gönlünü onlara veda etmeden olabildiğince hoş tutmaya bak.
July 9th, 2007 at 2:48 am
Öyle tabi konuşmalar yapmıyorlar, asıl sinirlendiğim nokta da şu oldu:İzin vermişlerdi, gidecektim bugün. Sonra birden vahiy geldi sanki gidemezsin! İşte o kadar.Anlatmaya çalıştım ama yok. Bütün çabam onları kırmamakta, ama bilemiyorum nereye kadar.Çok teşekkür ediyorum bu arada, özellikle ilk paragrafta güldürdün beni :)
July 9th, 2007 at 5:56 am
Temel kuralı unutuyorsun: “beklenti yok” :P Böyle yüzeysel bir yorum yapmak istemezdim ama senden çok da farklı bir durumda olmadığım için “Şu şöyledir” “Bu böyledir” gibi yargılarda bulunamıyorum, mazur gör :)
July 9th, 2007 at 6:18 am
Estağfirullah, yorumun yüzeysel olup olmadığına ben karar vereyim :PŞuna karar verdim:Şu saatten sonra onları değiştiremem, hiç kavgaya da girmedim. Şu an boyun eğiyorum tüm zorlamalarına; ama bir gün gelecek istediklerim olacak. Olması için uğraşacağım ve pes etmeyeceğim.Umutsuz yaşamak zor, belki gerçekleşmeyecek hiç bir şey ama en azından hayalini kurup bu uğurda çalışmadım demeyeceğim.Bekleme aşamasındayım, bir gün gelecek…
July 9th, 2007 at 7:51 am
“Umut:Siz insanoğlunun güç kaynağı ama aynı zamanda da en büyük zaafı” demişti Matrix’teki amcam, öyle aklıma geldi.
July 9th, 2007 at 8:11 am
hımmm, bu zamana kadar hep bir şeyleri umarak geldim, ummasaydım bazı şeylere ulaşamazdım belki de. Bu yüzden seviyorum umudu ama umutlarım kesin olacak diye de bir beklentim yok.Bu arada masaüstünüzü de pek bir beğendim, böyle güneş yansımaları filan^^
July 12th, 2007 at 7:37 pm
Tuana, şah damarımdan vurdun beni. Hatta bak, bir ipucu. Benim bu meşuuu planım da bu işte. Bir süre sonra boğulduğunu hissettiğin bir noktaya geliyorsun (ki benim ailem gezmeme bişi demezler, buna rağmen alıp başımı gitme arzumu bastıramam) O boğulduğunu hissettiğin noktadan sonra hiçbir kuvvet seni tutamaz, Yaradan’dan başka.
July 13th, 2007 at 3:29 am
Doğru, zaten sıkıldığım anlarda da O Yaradana baş vuruyorum. Ancak o şekilde bazı şeylere katlanabiliyorum.Şöyle de bir şey farkettim:Her çocuğun ailesinden şikayet edeceği bir şeyler oluyor. Galiba onları kusursuz sanmamak lazım, kabullenmek de zorlansa da insan, iyiliğimizi düşündükleri ortada; ama o sıkkınlık geldi mi bunları düşünemiyor insan.hımm aklımda bir şeyler oluşmaya başladı sanki :)
July 14th, 2007 at 11:04 am
Kişiyle ebeveynlerinin doğruları her zaman çakışmaz. Ailelerin özellikle kız çocuklarının üzerindeki koruyucu duvarları ile boğucu olmaya başlama arasındaki çizgiyi sıklıkla kaçırdıkları özellikle görünen bir vakıa. Dolayısıyla sorun her zaman olur. Ama başka bir açıdan hayatın bütünü böyledir, herkesi onca bağla yakalamıştır ayrı yerlerden ve çoğundan kurtulmak için ödeyebileceğimiz bedeldense onlara katlanmayı tercih ederiz sık sık. Kimse yeterince özgür değildir. Bu duruma kahredecek kadar üzülecek olduğumuzda bizden daha mutsuz olanları tahayyülle biraz olsun avunabiliriz, ama bilirim ki bu da yetmez…