Aç gözlülük
Bu aralar aklımı kurcalayan en önemli şeylerden birisi bu. Hep bir ihtiyaç listem var, hiçbir zaman eksilmiyor. Fotoğraf makinesi, yazıcı, harici DVD writer. Bunları alınca başka şeyler çıkıyor, onları alınca başka şeyler. Alacağım makinenin fiyatı bütçeme göre pahalı, para biriktiriyorum alabilmek için. Takıldığım nokta ise şu:
Ben, bu fotoğraf makinesini alabilme hayalini kurarken, dünyanın başka yerinde (veya ülkemin farklı bir noktasında) mesela Afrika’da yaşayan birisi bir yudum suya muhtaç… Benim ihtiyaçlarım ve isteklerim bitmezken o yemek ve su bulunca kendisini en şanslı insanlardan sayıyor. Herkesin eşit olmasını istiyor tabi insan; fakat bunun için hiçbir şeyden feda etmek istemiyor. “Ama senin o makineye, o aletlere ihiyacın var, eğer böyle düşünürsen ohooo hiçbir şey alma sen, pc başında niye duruyorsun?” diyen bir sese “ iyi de bunların hiç birisi benim yaşamam için gerekli olan şeyler değil, hepsi birer lüks” diye karşılık veriyorum.
O ses bu sefer, “iyi o zaman, madem bu kadar rahatsızsın, o halde hayatındaki tüm lüksleri at bir kenara ve zühd içinde yaşa. Elinde o makineyi almak için paran hazır olsa şimdi gidip almaz mıydın?” sorusuna “eh koşa koşa hem de” diye cevap veriyorum.
“Hahahah iyi de nasıl vicdanın sızlıyor senin? Eğer bunun kötü bir şey olduğunun farkındaysan; vicdanın sızlıyorsa nasıl hala bu lükslerin içinde yaşayıp, planlarını bu lüks yaşantıya göre kuruyorsun? Şu içinde olduğun durum en ahmak kimselerin düşeceği bir durum değil midir? Kusura bakma ama hem böyle düşünüp hem de hiçbir adım atmıyorsan bu konuda, ikiyüzlü ve açgözlü bir insan değil misin sen? Hala daha böyle düşünüp vicdan azabını hafifletebileceğini mi zannediyorsun? Çok ikiyüzlüsün!”
demesine karşılık bir cevapsa veremiyorum…