Ağlamak

Uzun zamandır içimde bir sıkıntı vardı, nedenini tanımlayamadığım. Son günlerde yoğunlaştı niyeyse bu sıkıntı. Blogumda daha evvel de bahsetmiştim, eskiden daha sulu gözdüm diye. Zamanla katılaştığımdan bahsetmiştim. Bu gözyaşlarıma da yansımıştı. Eskisi gibi değil, özel bir nedene ihtiyaç duyuyorlar artık akmak için. Onlar akınca içimdeki o sıkıntı da gidiyormuş oysa. Hep ağlamak da güzel bir şey değil, hele insanların içinde. Yalnız arada bir yalnız kalınca iyi geliyormuş ağlamak, fakat özel bir nedeni olmadan akarsa o gözyaşları. Hiç bir müzik olmayacak dinlediğin, sadece camdan bakacaksın ve güzel bir rüzgar eşliğinde için donarken gözyaşların ısıtacak yüzünü.

Ara verdiğim bu duygulara geri döndüm dün. Boşaldı gözyaşlarım, aktı aktı aktı… Sabah kalktığımda içimdeki o sıkıntıdan da eser kalmamıştı, bolca baş ağrısı hediyesiydi yanında ama. Nasıl bir hikmettir anlayabilmiş değilim.
Bir arkadaşım vardı, herkesin içinde ağlamayı acizlik olarak görürdü. Ama aynı zamanda ağlayamamaktan da şikayet ederdi. Hep içinin sıkıntıyla dolduğundan. Çok sevdiğim bir arkadaşımdı ayırca (derslerimizin farklılaşması sebebiyle uzaklaştık çok), dün ağlarken onu hatırladım, ağlamak acizliktir sözlerini. Bugün tam dersimden çıkarken beni görmeye gelmiş, onu gördüğümdeki şaşkınlığımı ve sevincimi anlatamam sanırım. Çok da özlemişim, görünce anladım. Ama çok duramadık, onun da benim de ayrılmam gerekiyordu. Kararlaştırdık, önümüzdeki günlerde bir kaç arkadaş buluşacağız tekrar.
Dün aklıma gelmişken, bugün karşılaşmak da değişik geldi bana.

Bloguma genelde sıkıntılı olduğum zamanlarda yazı yazmam. Eğer hoşuma gitmeyen bir şeyi yazacaksam da, o duyguları hissederken yazmayı tercih etmiyorum pek. Ancak şimdi ki gibi, neşeliysem bir gün evvelki ruh halimden bahsediyorum. İleride baktığımda karamsar yazıların beni karşılamasını istemiyorum çünkü. Hep umut eden birisi olduğuma inandırmak istiyorum kendimi belki de?

Siz de sebepsiz yere ağlar mısınız benim gibi? Ağlayınca rahatlar mısınız, içinizdeki sıkıntının gittiğini hisseder misiniz? Yoksa ağlamayı acizlik olarak görenlerden misiniz? Belki de öyledir, ağladığımızı gizlemek gerekir. Hiç değilse yalnızken ağlamamız lazımdır, başkaları görmemeli ve bilmemelidir acizliğimizi, arkadaşımın dediği gibi.

6 Responses to “Ağlamak”

  1. Gord10

    Başkalarının yanında ağlamayı sevmem. Acizlik olarak gördüğüm için değil, sadece sevmem. Üzüntümü tek başıma yaşayıp sonra insanların arasına geri dönmeyi tercih ederim. Ama bazen üzüntüm o kadar büyük oluyor ki birkaç kişinin yardımı olmadan atlatamıyorum. O zaman gözyaşlarımı görüyorlar.

  2. neoxolmis

    Başkalarının yanında ağlamak, bi nevi insanın içini açmaya ve onu savunmasız olarak görmeni sağlar. Bu yüzden başkalarının yanında ağlamamaya çalışırım.Başkalarının yanında ağlamak acizlik değildir. Ve buna bağlı olarak ağlayamamakta insandan bir şeyler götürür bence. Sonuçta kalp veya ruh veya işte herneyse o ağlamayınca gözden yaşta akmaz. Bu durumda ağlamak bence insanları ayırt eden bi özelliktir. Ağlamayan bir insandan uzak dururum şahsen, sonuçta ağlamayan bir insanın ne yapıp ne yapamayacağını tahmin edemezsin…Bazen ağlamak iyi gelir. İnsanı deşarj mıydı neydi işte ondan yapar.Ağlamak, insanın kendine olan iyiliğidir aslında. Herşeyi içine atan bir insan bir süre sonra dolduğunda ne zaman ve nerde patlayacağını kestiremez, dönüşü olmayan seçimler yapabilir bu durumda.Psikolojik bir rahatlamadan başka, insana insan olduğunu kanıtlar bu durum. Ha bu arada acıklı diziler karşısında ağlayanları bu kıstaslamaya almıyorum, zira onlar böyle yapay şeyler için ağladıkları için gözümde yapaylaşıyorlar. Aynı şekilde devamlı ağlak olan veya ağlamaya hazır bir insan, ya büyük sorunları vardır taşıyamıyordur, yada ağlamayı etrafındakilerini kullanmak için yapıyordur.Ağlamak iyidir. Duygu birikintilerini temizler, aklı berraklaştırır. En önemlisi ise insanı rahatlamasıdır…

  3. Onaga

    Seni de ben ağlattım nihahahha Forumdaki kızların hepsini tek tek ağlatacağım. Yapacağım bunu. Ne ex olmuş sıra sende!Şimdi millet manyak sanacak. Yazayım olayı: Kanalda Cem Karaca’nın Tamirci Çırağı’ndan bahsediyorduk. Anlatıyoruz işte şöyle şarkı böyle şarkı diye, sonrasında bir de Sadri Alışık’ın Serseriler Kralı’ndan “Bu da mı gol değil?” sahnesinin linkini verince pınarlar açıldı tabi. Hazır bastırılmış duygular da var. Hem iyi olmuş toparlamışsın kendini.Bir ara da siz beni ağlatın. :’(

  4. Ayna-i Marzî

    Evet, başlangıcı böyle oldu; ama asıl pc başından kalktıktan sonra feciydi :)Bilemiyorum, ben seni ağlatmayı becerebilir miyim ki :D

  5. Ayna-i Marzî

    Evet, başlangıcı böyle oldu; ama asıl pc başından kalktıktan sonra feciydi :)Bilemiyorum, ben seni ağlatmayı becerebilir miyim ki :D

  6. neoxolmis

    beni kimse ağlatamaz nıhahaah :D

Leave a Reply