İnsanlara Karışmak
Bulutların üzerinde yaşıyordu. Güneşin doğuşu ve batışının kelimelere döküldüğünde anlamını yitirecek denli olağanüstü, başka hiçbir mekanda rastlanamayacak denli berrak olduğu bulutların üzerindeydi yaşamı. Bir bedenmişçesine birbirine kenetlenmiş bulutların kırılıp ayrılmalarını hasretle beklediği oluyordu. Merak ettiği, hayranı olduğu insanların yaşantılarına dair ipuçları yakalayıp merakını bir nebze olsun giderebiliyordu böylece.
Ancak belli bir zaman sonra sadece izlemek yetmemeye başlamıştı. Hayranı olduğu insanların hayatlarında yer edinme isteğine karşı gelemiyordu. Bunun mümkün olabilmesinin tek yolu, bulutlar üzerinden inip insanlara karışmaktı.
“İsteklerini anlıyorum; ama bilmen gereken şeyler var. Hiçbir şey uzaktan göründüğü kadar kusursuz değildir. Yakınlaştıkça dikenler batmaya; kanatmaya başlar. Görüyorum ki kararından seni hiçbir şey vazgeçiremeyecek. Unutma ki insanlara karışıyorsun, zannetme ki bedeli olmayacak çıktığın yolun.”
“Nedir ki o bedel?” Gözlerini devirerek sormuştu bu soruyu; kesin karar verdiğinde kendisini uyaran kişilere karşı takındığı umursamaz, çok da sinir bozucu olan bir tavırla. Uyarıları dinlemeyi sevmiyordu, hata da olsa, acı da çekse seçtiği yolda, kendi tecrübe etmeliydi tüm bunları.
“Niye söyleyeyim ki? Nasıl olsa umursamaz tavrın devam edecek. Yaşayınca öğrenirsin. Sadece beni kimse uyarmamıştı bahanesini bulamaman içindi tüm söylediklerim. Seçtiğin yoldan pişmanlık duymaman dileğiyle. Unutmadan, bu yoldan geri dönüş yok. Gittiğin yerin, karıştığın insanların bulaştırdıkları kiri kaldıramaz buralar. Arkanı dönmeden gitmelisin bu yüzden.”
Tüm bunları zaten biliyordu, göze alarak seçmişti bu yolu, zira hayrandı insanlara. Sevgi için neler yaptıklarını görmüştü; içlerinden birisi öldüğü vakitte nasıl ağladıklarını, yeni birisi doğduğunda nasıl sevindiklerini.
Tüm duyguları merak ediyordu. Sevgi, acı, aşk, hüzün, umut, hayal kırıklığı… Neler olduklarını, ne hissettirdiklerini bilmiyordu bu duygu denilen şeylerin. İşte o an gelmişti, güneşin o harika olan batışı. Değişik bir şey hissetmeye başlamıştı, o anı belki bir daha yaşayamayacağını bildiği içindi hissettiği.
“Hüzün dedikleri bu olabilir mi acaba? Hüzün nasıl tanımlanır ki? Kesin olarak karar verilen bir şeye bedel olarak diğerinin yitirilmesinin ardından, yüreğin çaresizce kabullenişi midir hüzün dedikleri şey? “
Galiba yeni şeyler öğreniyordu artık.. Güneşin batışıyla birlikte artık zamanın geldiğini anlamıştı…

February 26th, 2008 at 7:45 pm
Hım, merak ettim ama gerisini. : )
February 26th, 2008 at 7:51 pm
İnşallah yazacağım bu ayki btg için; ama sana gönderirim özel olarak ^^
February 26th, 2008 at 7:51 pm
İnşallah yazacağım bu ayki btg için; ama sana gönderirim özel olarak ^^