“Bu aralar çok yoğunum” bahanesi.
Bir arkadaşınız, sizden çok uzaklaşır, o derece ki hatırlayınca içiniz sızlar. Karşılaşırsınız bir gün, tabi hemen siteme başlarsınız:
“Nerelerdesin yahu, göremiyoruz ne zamandır, nasıl özlettin kendini. Unuttun bizi.”
Bu soruma cevap aşağı yukarı şu oluyor:
“Çok yoğunum bu aralar, dersler, işler, okuyacaklarım, sorumluluklarım…Kusura bakma ya, hep aklımdasın inan. “
Bir tören geçidindeki ritüel gibi cevap da şöyle olur:
“Cidden çok doluymuşsun, zormuş işin de senin.”
Söyleyen kişi de inanmamaktadır aslında söylediğine; zira her zaman, hepimiz doluyuz; ama kimi zamanlarda önceliklerimiz değişir. Bu yoğunum bahanesi aslında o kişinin öncelikleri arasında olmayı bırakın, ilgileneceklerinin sonundasınız manasına geliyor.
Eskiden “bu aralar çok yoğunum” bahanesini anlayamazdım. Bir telefon açmak, hatır sormak bu kadar zor mu, diye geçirirdim içimden; ama belli etmezdim. Şimdi bu bahaneyi kullanıyorum ben de çok, takındığım maskemle birlikte. Kim sitem etmeye kalkışırsa bahanem hazır:
“Çok yoğunum bu aralar…”
Arkadaşlar genelde anlıyorlarmış havasına girirerek, ritüele uyuyor. Ama iş büyüklere gelince, onlar son derece açıksözlü olarak sitemlerini devam ettiriyorlar. Kim bilir, kaç yıldır dinlemekten bıkmışlardır bu bahaneyi. Öncelikler arasında değil, unutulanlar arasında olmaktan nasıl hüzün duydukları sitemlerinde çıkıyor aslında ortaya.
Evet, bu bahane sadece ama sadece önceliklerim arasında değilsin maalesef demek oluyor. Karşıdaki kişi de mevut olan durumu kabullenmemek için belki de, anlamamazlığa vererek sana inanıyormuş gibi görünüyor. O da en az senin kadar kullanıyor bu bahaneyi zira. Yine de hiç modası geçmiyor sanırım, aşağı yukarı 9-10 yıldır karşılaşıyorum, hala daha güncellğini korumakta.
İşin kötü yanı hiç sevmememe rağmen bu bahaneyi, çok kullanıyorum artık ve vicdan azabı çekiyorum; ama yeterince çektirmiyor ki hala aynı.
Aslında herkese onları niye aramadığımı söyleyebilmeliyim.
“Babaaanne sana gelmiyorum, zira gelsem de hep Kuran-ı kerim okuyup dua ediyorsun, benimle konuştuğun yok. Anneanne seni aramıyorum, zira hep dedemden şikayet ediyorsun. Filan arkadaşım seni aramıyorum, zira uzaklaşalı ortak yanımız kalmadı hiç.”
Bu arada blog, bu aralar çok yoğun olduğum için seninle de ilgilenemiyorum, işte dersler, iş, güç, sorumluluklar. Tabi sen de kafa sallarsın şimdi, “vah, vah, kolay gelsin.” şeklinde.
Aslında seni niye boşluyorum söyleyeyim; zira şu anda önceliklerim arasında değilsin. Başka önceliklerim var ve sen maalesef ikinci planda kalıyorsun. Ayrıca istediğim temayı sende uygulayamadığım zamandan beri bir soğukluk var içimde sana karşı. Belki söylemedim bunu hiç sana; ama sabırlı davranırım, sonunda ise çok uzaklaşırım. Sende de böyle oldu sanki, istediğim şekli sana veremediğim zamandan beri uzaklaştım senden. Hiç değilse sana karşı dürüst olabileyim, maskesiz bir şekilde…
