O, bu, şu
Yolda ilerliyorum, insanların yüzleri çarpıyor gözüme. Sabah mahmurluğu ile birleşmiş, iş telaşı içinde, kim bilir hangi düşüncelerin akıllarında dolaştığı insanların yüzü.
İşte şu kişi, çamura batan ayağına bakıp lanetler savuruyor etrafa, hemen berimdeki bir esnaf, yüksek sesle şakalaşıyor karşımdaki adamla, işe giderken son derece şık giyinmiş şu kadın, kim bilir biraz sonra hızlıca geçen arabanın sıçrattığı sulara bakıp kızacak. Derken dediğim gibi bir araba geçiyor ve kadın elindeki şemsiyesini yere indirip arabaya karşı siper yapıyor kendisine. “Güzelmiş, ama bana uzak; şemsiyesiz yürümek daha rahat, taşıyamam bir de şemsiye” diyor ve geçiyorum onu da.
“Gel, gel mandalinaya gel. Herkesin bir kusuru vardır, bu mandalinaların kusuru da kabuklarıdır. Seni aldatmasın” diyen bir ses işitiyorum manavcıdan, bir yandan elindeki tuhaf kabuklu mandalinaları tezgahına dizerken. Yüzüme hafif bir gülümseme geliyor, derken bir adam görüyorum, kim bilir nereden bulduğu bir kaç kıyafete sarılmış, caddenin üzerindeki bir apartmanın girişinde uyuyor. Nasıl bir hayat yaşamıştır acaba, hangi şartlardır onu bu soğukta mermerin üzerinde uyumasını gerektiren… Dalmış gitmişken bir korna sesi ile irkiliyorum, karşıya geçerken dikkat etmediğim bir arabanın içindeki bana sinirli sinirli bakan adamın bastığı.
Mahcubiyetle karışık bir utangaçlıkla devam ediyorum yoluma, ne de olsa suç bende, dikkatsizim her zamanki gibi. Saatime bakıyorum, bu sefer kendime kızan ben oluyorum. Etrafı izlemeye koyulan ben, yine geç kalmıştım 15 dakika derse. Bir kere bile yetişemeyeceğim sanırım bu derse, adımlarımı çabuklaştırmalıyım, daha hızlanmalıyım, onu, şunu, bunu seyrederken geçiyor zaman; oysa yetişmem gereken bir ders var, daha hızlı; daha hızlı…
January 9th, 2008 at 5:37 am
Shu-bu-o değil miydi ya o?O, apartmanın girişinde uyuyan adam, Judas’ın gece bankta otururken gördüğü adam. Herkese görünüp dışarıda aç ve açıkta insanlar olduğunu hatırlatma gayesi taşıyor. Bana da arada bir görünür.Derse geç kalanları hiç sevmem. Hiç gitme daha iyi, alla alla :PNot: Ya bu temada yorum yazmak için ayrı ekran açılıyor. Kıl oldum…
January 9th, 2008 at 7:59 am
Ama sadece 15 dakikacık geç kalıyorum, bugün gitmedim zaten.Aslında temadan dolayı değil, blog sayfamın ayarlarından kaynaklanıyor. Yorum sayfasının ayrı olarak açılmasını seviyorum ben :D
January 9th, 2008 at 7:59 am
Ama sadece 15 dakikacık geç kalıyorum, bugün gitmedim zaten.Aslında temadan dolayı değil, blog sayfamın ayarlarından kaynaklanıyor. Yorum sayfasının ayrı olarak açılmasını seviyorum ben :D
January 14th, 2008 at 8:59 am
Yorum sayfalarına özgürlük!!! Bırakın ayrı açılsınlar!!!Her yoruma ayrı sayfa açılsın hatta. Yorumlarımızı sayfalarla sınırlandıracaklarını sananlar bir gün yanıldıklarını anlayacaklar…Selam olsun ayrı açılan yorum sayfalarına, selam olsun bahara, çiçeklere, çocukların gülüşüne!!!
January 14th, 2008 at 10:38 am
Haklısınız hocam, sizin yolunuzdan gidiyorum. Blogger duy sesimizi!
January 14th, 2008 at 10:38 am
Haklısınız hocam, sizin yolunuzdan gidiyorum. Blogger duy sesimizi!