
Yoğun bir dönemim başladı iki haftadır. Evvela hat dersimden bahsedeyim biraz. Haftada bir yine, ama hocam yeni. Daha doğrusu şimdiki hocam eski hocamın da hocası ve tüm hat dersini yeniden yazıp ona göstermem gerekiyor. Bu yüzden bir yılı geri sarıp yeniden “Rabbi yessir ve la tüassir, Rabbi temmim bil-hayr” yazmaya başladım (kendisi hat dersindeki ilk derstir, manası, “Rabbim işimi kolaylaştır, zorlaştırma, Rabbim işimi hayırla tamamla”). Harflerin oturmuş, güzel dedi ama işte yine de yanlış oluyor, hep (resimdeki kırmızı mürekkeple yazılmış yerler yanlışlarımı gösteriyor, siyahlar bana ait, kırmızılar hocaya). Normalde bu kadar kuralcılığı sevmem (en ufak santim kayması hata kabul ediliyor), ama hat dersinde seviyorum nedense, zorlamıyor bu kuralcılık beni. Bugün ilk derse giden bendim, biraz konuşma imkanı buldum hocamla, çok tatlı birisi kendisi. Tam bir “hattat” gibi, yumuşak, hakir görmeyen ama yanlışlarını da söylemeden geçmeyen bir hoca. “Hocam ne kadar zamandır hat ile uğraşıyorsunuz?” şeklindeki soruma 15 yıl diyince vay, maşallah dedim hehe :D
O da bir hattatın sözünden bahsetti: “Bir ömür öğrenmekle geçti, yazmak için bir ömür daha lazım”. Ben de iyi ki lazım hocam dedim :)
Hat serüvenim böyle şimdilik. Diğer derslerden bahsedecek olursam, Arapça dersi (ama sadece çalıştırmak için giriyorum, ders vermeye zaman yetmiyor), bir de fıkıh. Bu sene başka bir topluluk daha ders vermemi istedi, oraya da gidiyorum. Aslında fıkıh çok derin bir konu; ama benden istenen sadece mezhebin görüşleri, sebepleri değil. Ancak ben sebeplerini, delillerini de merak ediyorum. Delilleri hiç araştırmadan kabul etmek değişik geliyor biraz ya. İmam-ı Azam hiç araştırmadan kuran sözü gibi sözlerini kabul ettiğimizi görseydi memnun kalır mıydı acaba bilemiyorum. Bu yüzden yeni bir kitap aldırıyorum babama, hanefi mezhebinin delilleri diye, Arapça yazılmış. Maksat sadece verilmiş hükümleri direk kabul etmek değil, araştırarak bir şeyleri beyinde de oturtmak. Ehl-i sünnet itikatında hep diğer itikatta olanlar için sapık görüşler deniliyor ama, dayanılan deliller ne? Özellikle Eşari imamlarının kelam ilim tartışmalarında mevzu hadisleri bile mütevatirmiş gibi gösterek karşı tarafı kafir diye adlandırdığını düşünürsek. Bir sürü soru var kafamda İslam ile ilgili ve bu yüzden de araştırmam gerekiyor. İslam felsefesi (felsefeyi sadece İslam ile sınırlamamak da lazım aslında), akaid, fıkıh, tefsir; hepsini. Ya öğrendikçe bir şeyler sinecek içime, ya da daha da kafam karışacak; bilemiyorum.
Dersler böyle, bir de internetteki hayatım da (!) epey yoğun geçiyor bu ara. BtG okur özel sayımız var bu ay böyle bir katılımlı güzel şeyler olacak inşallah, sonra benim kişisel çalışmalarım var. Daha fazla yazmak istiyorum, ama yazmak için; okumak, dinlemek, izlemek ve düşünmek gerekiyor. Ama hepsi bir anda da gitmiyor ya, zamanı iyi değerlendirmek gerek. Bu ara en çok aksattığım şeyse fotoğraf çekmek, fotoğraf çekmeyi çok seviyorum ama istediğim fotoğrafları çekemiyorum diye bir çekememezlik durumu var, hayırlısı bakalım.
Öyleyken şöyle, şöyleyken böyle. En önemlisi yoğun olmak çok güzel bir şey, bir şeyler yapıyor hissi, bir şeylere yaramak hissi. Hep devam etse bu his ne güzel olurdu.
Not: Normalde hocaya gösterdiğim sayfa beyaz oluyor, ama böyle blogta da güzel dursun diye arkaplanı dokulu yaptım, yazıya tutmadım hiç :)