Death Note…

Neyse, sonuçta epey güzeldi. Güzel zaman geçirdik değil mi?


Diyalogları, müziği ve konusuyla izlerken çok zevk aldığım bir anime oldu Death Note. Gerçi 25. bölümden sonrasında, diğer bölümlerden aldığım zevki alamadım. Neticede bugün bitti, rapidden indirmeye çalışınca devamlı modemin tuşunu kapatıp açmam gerekti. Bu işkence de bitmiş oldu animeyle birlikte :)

Dikkat: İş bu yazı, yüksek dozda spoiler içermektedir. İzlememiş olanların okuması tehlikeli ve yasaktır (!)

İlk başta Kira oldukça cazip geliyordu. Hem karizma, hem zeki, idealist olması hoşuma gitmişti. Ama bölümler ilerledikçe iğrenmeye başladım bu karakterden. Bölümler ilerledikçe alçaklaştı, masum da olsa insanları öldürebiliyordu artık.

L ise, başta tuhaf gelmişti gözüme. Ama ilerledikçe sevmeye başladım. Zekası, devamlı bir şeyler yemesi, oturuşu, telefona bakış şekli, yediği şeylerle oynaması… Hepsiyle birlikte oldukça sempatik bir karakterdi. Özellikle 25. bölümde Kira’nın ayaklarına (kendisinden dolayı ıslandı diye) masaj yaptıktan sonra hayranlığım iyice arttı. Yapımcı sanki şunu da belirtmek istemiş:

Kira dışarıdan bakıldığında son derece cazip, ama karakteri; içi son derece sığ ve kirli. L ise, başta tuhaf; ama karakteri son derece sağlam ve kendisine özel. Dış güzelliğin ne kadar da boş olduğunu, görünüşlerin ne kadar aldatıcı olduğunu. İtibar edilmesi gerekenin insan karakteri olduğunu. Veya bana öyle geldi…