Kufi

Hat dersimin ilk meyvesi diyebilirim bu yeni çalışmam için. Daha doğrusu çalışmadan ziyade kopyalama, hatta kamışla değil fırçayla kopyalama. Yapılışıyla beraber:

http://beneaththeground.org/2010/02/05/kufi-hat-denemesi/

Tabi öğrenimini gördüğüm sülüs hattı ile bir şeyler yapabilmem için hala 3-4 yıl geçmesi gerekir sanırım. Ama öte yandan bu senenin sonunda Osmanlı el yazması olan Rik’a ile beyitler yazıp tablolayabilirim. İnşallah bir şeyleri becerebilirim en sonunda :)

Onun haricinde açıköğretime başvurdum, daha ilköğretimdeyim. Matematik, İngilizce ve Türkçe zevkli ama diğerleri fena. Çok sıkılıyorum açıkçası. İleride yurtdışı hayalim olduğu için katlanacağım artık. Bu aralar var olanlar yetmiyormuş gibi yeni meraklar edindim bir de. Stencil (1) ve Lomo (2). Birincisini yakında yapacağım zaten, ikincisi içinse biraz para biriktirmem, bir de fotoğraflara banyo yaptırmayı öğrenmem lazım. O daha uzun iş, o yüzden acelem yok.

BtG’de bir şeyler güzel gidiyor gibi, insanlarla iletişim kurabilmek, eğlenebilmek, öğrenmek gibi şeyleri yapabildiğimize daha çok inanmaya başladım. Cuma akşamları mesela irc’de toplanıp muhabbet ediyor, ardından da isketch oynuyoruz (sorunsuz farklı oyunlar oynanabiliyorsa çoklu olarak, tavsiye bekleriz). Bu satırları okuyan herkesi de bekleriz, lütfen muhabbetimize gelin, renk katın :)

Bu arada kişiselleşecek olursam biraz, sevdiğim bir arkadaşım değiştiğimi ve bu değişmenin iyi yönde olmadığını vurgulayarak uyardı beni. Esasında en korktuğum şey zaten kötü yönde değişmek, uyarı üzerine kendime bir çeki düzen vermem gerektiğini gördüm. Bu yüzden uyarmaktan çekinmeyin. Çünkü eğer hayatta iyi bir insan olmayı hedeflediysem bu o kadar kolay olmayacak. Tökezlediğimde yardım edecek insanlara ihtiyacım var :)

(1) Bununla ilgili Kabraxis bir video hazırlayacak, o zamana kadar internetten de bakabilirsiniz tabi. Eğlenceli hem çok.

(2) Analog fotoğraf makinesi ama Ruslar tarafından üretilmiş, mercekleri bozuk olduğu için çektiğiniz şeyler birbirini tutmuyor. Bir nevi sürpriz çıkıyor. Aslında Rusya’da filan çok ucuzmuş ama şu an moda diye fiyatlarını pahalandırmış kurnaz pazarlamacılar. O yüzden de çekincem var biraz :)

Biraz hat

İki tane de hat dersimden örnek koyayım dedim:

Bu geçtiğimiz hafta geçmiş olduğum bir ders, kırmızı noktalar ölçü olarak kullanılıyor hat dersinde. Hocam ölçmüş, biraz büyük kaçmış cim harfi; ama diğerlerinde hata bulmadığı için geçebildim bu dersi. Ayrıca harflerin noktalarını koymayı unutmuşum, ama bir şey demedi hoca, gençliğime verdi herhalde :P
Fotoğraftan da görüldüğü üzere harflere bakarak yazmamız gerekiyor (üstte kitaptan örnek var). “Hahayt ne var öyle bakarak yazmakta, saniyede yazarım” diyene itina ile hat malzemeleri (kamış, kağıt, mürekkep) gönderilir :D


Bu dersim ise bu hafta gösterdiğim bir ders ve kırmızılardan da belli olduğu gibi kaldım bu derste. O çayımsı etrafı bulaşık bardakta ise bitki çayı bulunuyor (tarçından ötürü öyle bulanık). Görünüşü aldatmasın sizi, tadı harikadır (kimi kandırıyorum acaba :P cidden tarçın da katıyorum, harika oluyor ama).

Bir dersin aşamaları ise şöyle gerçekleşiyor genelde:

1. hafta = Dersi ilk gösteriş:
Şekil A’da olduğu gibi bu derste muhakkak kalır ve “olsun ilk derste muhakkak kalınır” diye teselli ederim kendimi, pek moralim bozulmaz.

2. hafta (biraz geçme umuduyla gidilir):
Genelde bu derste de kalırım, ama hep geçmeyi umut ederim. Ühühü yine olmadı, neyse gelecek hafta diye teselli etmeye çalışırım kendimi ama pek beceremem.

3. hafta (söz konusu derse de kimi zaman geçer, kimi zaman kalırım umuduyla gidilir):
Bu gösterişte epey bir ümidim olur, ta ki hatalar kırmızı ile gösterilene kadar. Her gösterilişte çöker omuzlarım, en sonunda kendimi teselli edecek hiç bir şeyim kalmaz. Genelde bu hafta moralim de bozuk geçer, biraz bunalıma girdiğim de olur. Kendimi bir şeye yaramaz, beceriksiz olarak görür ve suçlarım hep. Eğer bu hafta geçersem pek gurur duyarım kendimle.

4. hafta (sona yaklaşılmıştır artık):
Bu hafta hep geçmişimdir. Artık geçtikten sonra deymeyin keyfime! Hemen bir gururlanmalar filan, tabi tüm havam gelecek hafta söner. Çünkü yeni derste kalmışımdır.

Velhasıl yaklaşık bir yıl evvel hobi olarak başladığım hat dersi artık moralimi etkileyebilecek denli ciddi olmuştur benim için, zaman geçtikçe hepten bağlandım bu derse. Zaten ruh halimi de eğitiyor, gururlanamıyor insan, illa ki müteavizi olacaksın bu derste. Yoksa acısı çok feci çıkıyor :)

Ne zaman sonra gelen düzenleme: Geçtim harflerin son kısmını da: şuradan bakabilirsiniz.

Şîmavnû

İnsanlara Karışmak adlı (adı saçma geldi aslında sonradan ama değiştirmedim daha) hikayemin (buradan, şuradan, oradan ulaşabilirsiniz) sonunu yazdım geçen hafta. Grafik tabletim gelince Şîmavnû (hikayedeki yeni yetme ruh, ismi hikayenin son bölümünde verdim)’nun olduğu son sahneyi çizeyim dedim. İki günlük (yaklaşık 10 saat kadar) bir uğraşın sonunda böyle bir şey çıktı (eh pek iyi bir şey olduğu söylenemez ama ilk illustrasyon tarzı bir deneme bu). Son bölümün hikayesini ise Ekim ayı BtG’sine yollayacağım :)

Eğer yapabilirsem diğer üç bölüm için de bir şeyler çizip kitap haline getirmek istiyorum :)

Bu tatil hiç ummadığım; beklemediğim şeyler oldu. Öyle böyle sonuna geldim sayılır. Aklıma koyduğum her şeyi yapabildim mi? Hayır, ancak önemli bir bölümünü yaptım. Yeni bazı kararlar verdim, ailemden gizli bir karar, geleceğimle ilgili. Bakalım neler olacak.

Oradan buradan (2)

Dün annemle birlikte hat sergisine gittik, japon bir hattatın. Oradaki şahaserleri görünce pek hevesim kalmadı hat çalışmaya. Ohoo daha çoook yolum var :’(

Fotoğraf makinemi de daha tanıma aşamasındayım, onla da çok işimiz var. İşte bugün hat dersimi çalışırken, nickimi yazayım bir dedim ve fotoğrafını çektim, sonra da photoshopta düzenledim, pek güzel olmadı ama. Arkadaki resim de anadolu hisarının, google’dan buldum:

Bloga da pek bir şey yazasım yok bu aralar, sevmiyorum sanırım eskisi kadar Dûr Bîn’i.

Css

IRC #level kanalına çok giriyorum, bari boş durmayayım, css ile kendime özel arkaplan, renk vs. yapayım dedim. Çok da zevkli oldu, hem boş boş durmamış oluyorum, hem de eğleniyorum.

Şimdi, “Ne bu cesaret? İnsanlar neler başarıyor da öyle koymuyor bloglarına, iyi ki bir iki kodla uğraşmışsın!” derseniz haklısınız tabi ki diye cevap veririm. Ama geceden şu ana kadar uğraştığım bir şeyi paylaşırsam çok mutlu olurum :)

Şu an kendimi, çok mutlu hissediyorum. Bir şey başardığıma inanıyorum zira, kötü olması hiç farketmez. Kafein, çay ve bilumum rulokat tarzı aburcuburlar ile ettim sabahı. Gerçi son günlerde hep böyleyim, gecem gündüzüm karışmış. Sadece bu aralar aşırı derecede üşüyorum. Hiç üşümezdim normalde; ama son iki gündür ellerim titriyor, ayaklarım buz gibi, çok garip :)

Öhm, size dahiyane (!) Chatzilla’mın ekran görüntüsünü sunarım:

Yazmadan evvelki başlıksız görüntü:


Yazmadan evvelki başlıklı görüntü:

Yazınca çıkan görüntü:

Annemler bir iki gün içinde geliyorlar, tüm saltanatım bitiyor demek oluyor bu :)