Özlem
Bazı deyimlerimiz çok güzel karşılıyor hissettiklerimizi, “burnunda tütmek”. Cidden kelimelere döktüğümde en güzel bu deyim karşılıyor özlemin bana hissettirdiklerini. Güzel bir duygu lakin uzak kalındığında beliriveriyor özlem sadece.
Bu yıl abim evlenecek diye alt katı ona daire yapmaya karar vermişti ailem, bu yüzden tadilata girmiştik (hoş abimin de işi bozuldu ama devam ettiler), evde tadilat içinde yaşadık iki ay. Hatta çatımızın ve kapımızın açık olduğu günler de oldu. Artık o raddeye geldi ki evde yaşayabilmek mümkün olmadı, bu yüzden Çınarcık’ta zorunlu ve erken bir tatile girdim (Mayıs sonu itibarıyla). Talebelerime başka hoca vekalet etse de aklım onlarda kalmıştı. Öyle özledim ki, bugün sabah sürpriz yaparak görmeye gittim onları, iyi ki de gitmişim. Onlar da beni çok özlemiş, hem benim gözlerim hem onların gözleri parıldadı birbirimizi gördüğümüzde (o kadar ki halam kıskandı beni :).
Yalnız bir başkaymış hoca sevgisi. Kendi yaşıtındaki kişileri evladın gibi seviyorsun; özlem duyuyorsun. Başlarına bir şey gelmesi, incinmeleri aynı kendin gibi canını yakıyor. Garip ama bir o kadar gerçek ve güzel. İşin başka güzel tarafı okuttuğum yerde benim de hocalarım var, onlar da çok özlemiş beni. Hasret giderdik hepsiyle :)
Sadece özlemin ne olduğunu değil; sevmek ve sevilmenin de ne kadar güzel olduğunu unutmuşum. Bugün sayesinde bir daha hatırladım, hayatta sahip olduğum en güzel şeylerden biriymiş bu. Bunu buraya yazıyorum ki ileride de kıymetini bileyim, bir daha unutmayayım.