Ayna-i Marzî’ye sorduk
Olimpiyat ateşini Ragnordan devralan Feyiman, Ayna-i Marzî’ye sordu:
Ayna-i Marzî hanımla daha evvelden almış olduğum randevu saatine uyarak İstanbul’a kuşbakışı bakan sevimli bahçeli evine doğru yol aldık (ahh nerede öyle bahçe). Sayın Marzî bizi hat malzemeleriyle çevrili bir masası bulunan çardağında kabul etti, buyrun röportaj:
-Sayın Marzî, nasılsınız, haliniz keyfiniz nasıl?
-Çok teşekkürler Feyiman hanım, karışık meyve suyu gibiyim. Her türlü duyguyu barındırıyorum an itibarı ile, ama şahit de olduğunuz gibi huzur ağırlıklı bir haleti ruhiye hakim.
-Hat ve fotoğraf işleriniz nasıl gidiyor?
-İkisiyle de son derece seviyeli ama samimi birer anne-evlat ilişkisi yaşıyorum. Şu anda karşılıksız olarak emek veriyorum, inşallah ileride semerisini göreceğim.
-Biz biraz da sizi tanımak istiyoruz. Kendinizde “iyi ki şu huyum var/şu huyumdan nefret ediyorum” dediğiniz özellikleriniz nelerdir?
-Kendimde bulunmasına sevindiğim huyum, kafama koyduğum şeyleri tüm zorluklara rağmen yapabilmem, vazgeçmemem.
Nefret ettiğim huylarımsa, bencillik, inatçılık, dikkafalılık. Son derece inatçıyımdır maalesef.
- Madem karakterden bahsettik, merak ettiğim bir şeyi de sorayım. Sizce insan evladının vazgeçemeyeceği huyu nedir?
-Bencillik ve sevilme/saygı görme/beğenilme isteği. Bir çok insan belli etmese de bu isteklerin herkeste bulunduğunu ve vazgeçemeyeceklerini düşünüyorum.
-Son zamanlarda okuduğunuz/izlediğiniz/dinlediğiniz/oynadığınız ve beğendiğiniz kitap/film/müzik/oyun nelerdir?
- Ferhat Kentel’in “Ehlileşmemek, Düzleşmemek, Direnmek” kitabını okudum ve beğendim. Benim açımdan empati kurma önemini pekiştiren bir kitap oldu. The Darjeeling Limited de eğlenceli bir filmdi benim için. Müzik olarak Dub Trio- Another Sound is Dying albümü dinleyip beğendiklerim arasında. Ogz dvd’sinde verilmiş olan Scavenger ise boş zamanlarımda şöyle bir eğlenmek için oynadıklarım arasında :)
-İnternette en hoşunuza giden oluşum nedir?
-Elbetteki blog. Blog bana hiç kimsenin sunamayacağı bir özgürlük sunuyor. Kendi kendimin efendisi olup sınırlarımı kendim koyabiliyorum. Kimseye hesap vermek zorunda değilim, bu da çok hoşuma gidiyor. Mesela kafama eserse kapatabilirim, şemasını değiştirebilirim. Bu özgürlük hissi bile avutuyor beni.
-Bu aralar üzüldüğünüz veya sevindiğiniz bir olay yaşadınız mı?
- Evet, ikisini de yaşadım. Hiç tahmin etmediğim bir insandan tahmin etmediğim bir davranışa şahit olmak epey üzdü beni, gerçi kendi adıma değil arkadaşım adına üzüldüm.
Abimin askerden son derece değişmiş olarak dönmesi ise şaşırtıcı ve sevindirici oldu. Umarım böyle saygılı ve yere göğe koymayan bir şekilde olan davranışı sadece özlemden dolayı değildir.
-Korkularınız nelerdir?
-Bir çok korkum var aslında.
En çok korktuğum şeyse insan ilişkilerinde başarısız olmak, bir insanla kavga etmek,yanlış anlaşılmak, farkında olmadan bir insanın fazla özeline girerek saygısız davranmak, haddimi aşmak.
Bu yüzden zaman zaman kabuğuma çekilirim hatta.
Böcek ve haşarelerden korkarım, tarantula mesela. Böyle filmlerde de şahit olmuşluğum vardır, cidden korkuyorum çok fazla :)
-İdolünüz kimdir ve sebepleri nelerdir?
-Halam. Bir çok özelliği beni cezbeder. Mesela yapmak istediği her şeyi layıkıyla yerine getirmesi, sevimli olması, insan ilişkilerindeki başarısı. Ancak bazı huyları da hiç istemediğim huylar. Mesela fazla hırslı olması, zaman zaman kırıcı olabilmesi. Öte yandan bir çok insandaki beğendiğim özelliklere dikkat eder ve kendime uyarlamaya çalışırım, tabi pek de başarılı olduğum söylenemez.
-Anladığım kadarıyla yorucu bir güç geçirmişsiniz, gözkapaklarınız kapanıyor.
-Biraz var yorgunluk. Dersten gelince eve misafirlerin geleceğini öğrendim, öyle bir telaş aldı ki, ancak oturup bir nefes alabildim. O yüzdendir, kusura bakmayın.
-Yok, sadece merak etmiştik. Eh bize müsaade o halde. Eklemek istediğiniz bir şey var mıydı?
-Viva La Résistance!
-Peki sizden sonra meşaleyi kim devralsın?
-Buraya zaman zaman uğrayıp, kahvemi içen Lynx‘e devrediyorum meşalemi. Bana devretmiş olan Ragnor’a ve bu oluşumun öncüsü Çağlayan’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Ekleme: Acaba diyorum, ilerleyen zamanlarda buna benzer bir şey daha yapsak. Farkı, pençelediğimiz kişilere soruyu bizzat kendimizin sorması olsa nasıl olur?