Boston Cream Pie

Yemek tarif kitaplarındaki tarif adlarına bayılıyorum. Boston cream pie diyince havalı oluyor tabi. Halbuki kremalı pasta işte. Ama kremalı pasta diyince sıradanmış gibi duruyor.

Uzun bir müddet mutfağa girmemiştim, canım pek istemiyordu. Sebebini ise yeni öğrendim. Meğer tekelime son verme girişimini başlatan Judas ve Judas’a destek veren Erengy, beni uyutup faliyetlerini gizli kapaklı sürdürüyorlarmış. Artık ne yaptılarsa mutfağa bile girmez oldum; ama uyandım, rüyamda sanki yaşlı, uzun sakallı bir amca gelip uyardı beni.

Bu kadar kinaye yaptıktan sonra pastanın içinde neler olduğundan bahsedeyim biraz. Kakaolu pandispanya, muhallebi, böğürtlen ve özel çikolata sosu. Tarifi anlatmayacağım; zira okuyanların iki saatini bunu yapmak için ayırabileceğini zannetmiyorum. Ben ise pasta yapmayı çok seviyorum, yemek yapmaktan daha zevkli, eğlenceli. Süslemek için uğraşıyorsun, farklı tarifler deniyorsun. Bazen kabarmayıp hayal kırıklığına uğratıyor kekler; ama olsun, alışıyor insan zaten hayal kırıklıklarına.

Tadı güzel oldu diyeceğim; ama Onaga abi, cevap olarak “kuzguna yavrusu güzel gelirmiş” der muhakkak, hiç dememe gerek yok bu yüzden :D

Son olarak, faliyetlerini gizli yürütenlere meydan okuyup düelloya davet ediyorum!

Tel kadayıfımsı şey veya cevizli kadayıf hödösü*

Malzemeler:

1-) 600 gr. tel kadayıf.
2-) 100 gr. Antep fıstığı.
3-) 120 gr. ceviz (dövülmüş).
4-)375 gr. tereyağı.

Şerbeti için:

1-) 5 su bardağı şeker.
2-) 4 su bardağı su.
3-) 1-2 damla limon.

Hazırlanışı:
İlk başta yağı tavaya koyup eritiyorsunuz. Sonra yufkacıdan almış olduğunuz tel kadayıfı ellerinizle açıyorsunuz. Biraz yapışmış olarak geliyorlar size, her ne kadar taze olsalar da. Siz de böyle tutam tutam elinize alıp onları birbirinden ayırmaya çalışıyorsunuz.

Daha sonra eritilmiş yağı içine katıp kadayıfın her yerine ulaşana kadar elinizle açıp yoğuruyorsunuz. İşiniz bittiğinde kadayıfın kuru bir yerinin kalmaması gerekiyor. Şimdi genişliği 35, uzunluğu ise 45 cm olan bir tepsiyi yağlıyorsunuz. Üzerlerine Antep fıstıklarını yayıyorsunuz.

Sonra yağlamış olduğunuz tel kadayıftan azar azar alarak tepsinin üzerine eşit gelecek şekilde diziyorsunuz. Yarısını bu şekilde yaydıktan sonra elinizle düzeltiyorsunuz. Hiçbir yeri engebeli kalmasın. Dövmüş olduğunuz cevizleri her tarafına yayıp ve kadayıfın kalan yarısını da düzgün bir şekilde tepsiye koyduktan sonra elinizle bastıra bastıra iyice eziyorsunuz. Eğer gücünüz yoksa üzerine bu tepsi boyutlarında ki bir tepsi koyabilirsiniz. Gazete serip üstüne çıkın ve ezin (çokta ezmeyin, fıstıklar kırılmasın).

Bunu 190-200 derece 5 dk. evvel ısıtılmış fırına atıp 45 50 dk. kadar altı üstü kızarana kadar pişiriyorsunuz.(1)

Şimdi kadayıfın pişmesine yakın şerbeti hazırlıyorsunuz. Yani hemen hemen kadayıfı fırına attıktan 35-40 dakika sonra. Suyla şekeri küçük bir tencerenin içine koyup kaynatıyorsunuz. Kaynayınca içine iki damla limon sıkıp kısık ateşte 15 dk. daha pişiriyorsunuz. Ve ılıtıp hafif soğutmuş olduğunuz kadayıfın üzerine gezdire gezdire döküyorsunuz.

Püf noktası ise şerbet ve kadayıf ılık olacak, şerbeti o zaman koyacaksınız. Yani kesinlikle sıcak olmayacak. Bazıları şerbet sıcak, tatlı soğuk şeklinde yapsa da onun tutmama ihtimali var.

(1) Halam ve annem şu şekilde pişiriyor: yarım saat kadar pişirdikten sonra kadayıfı fırından çıkarıp bir tepsi vasıtasıyla ters çeviriyor, üst kısmı da kızarana kadar pişiriyor. Bu şekilde çift taraflı pişirme diyorlar ve daha bir leziz oluyor bunu yapınca.

Ben de bu tarifimi başta bu tatlıyı süper yapan halam ve anneme, hikayelerini pek bir sevdiğim ve buraları yalnız bırakmayan Dauril‘e, tarifleri bir gün yapacağını söyleyen Night Eagle‘a, bana çeşitli linkler vererek araştırmama vesile olan Anıl‘a, Tekelime son verme girişiminde bulunan Judas‘a, bu konuda Judas’a destek veren Erengy‘e, her ne kadar okumasalar da #level kanalındakilere ithaf ediyorum. Ne kadar uzatmışım ben de :D

* Başlığı ve ithaf kısmını çalıntı yaptığımı kim söylemiş?

Rus salatası

Bazı yerlerde ismi Amerikan salatası diye geçmektedir.Zaten ikisinin arasındaki farkı anlayamamıştım, biraz araştırınca birkaç sonuca vardım:

En çok söylenen ve üzerinde ittifak olan görüşe göre aslında ikisinin arasında bir fark yok. Türkiye’de komünist korkusunun fazla olduğu zamanlarda büfeciler tarafından amerikan salatası olarak değiştirilmiş ismi.

İkinci görüşe göre Rus salatasına pancar girermiş. Amerikan salatasına ise girmezmiş.

Üçüncü görüşe göre Amerikan salatasına salam veya sosis girermiş. Bana göre ise bir fark yok aralarında, şöyle düşüncede çok komik geliyor:

Eğer Amerikan salatası dersem emperyalist, Rus salatası dersem komünistim. İşi abartıp Arap salatası da dersem gerici olurum muhtemelen. İsimden geçip tarife başlayayım :)

Malzemeler:
1-) 5 orta boy patates.
2-) 1 havuç (arzuya göre ikide olabilir).
3-) 2 kaşık mısır.
4-) 100 gr. haşlanmış veya konserve bezelye.
5-) 7- 8 tane kornişon turşu.
6-) ¼ limonun suyu.
7-) 3 kaşık mayonez.
8-) 1.5 kaşık yoğurt.
9-) tuz.
10-) İsteğe göre pancar, salam veya sosis ilave edilebilir.

Hazırlanışı:
Patatesleri ve havuçları ufak ve küp küp doğruyorsunuz(1). Patatesleri bir tencereye koyup, üstlerine yarım tatlı kaşığı kadar tuz ekliyorsunuz ve üzerini iki parmak aşacak kadar normal su (kaynar olmayan) ilave ediyorsunuz. Havuçları da küçük bir tencereye koyup üstlerine su ilave ediyorsunuz. Her ikisinde de suyun kaynayıp fokurdamasını bekliyorsunuz. Su kaynadıktan sonra yaklaşık 10- 15 dk. kadar daha pişirmeniz gerekecek(2). Kornişon turşularını da küp küp doğruyorsunuz. Bezelyeleri de isterseniz konserve kullanın, isterseniz haşlayın (pişirmeyip çiğ koyarsanız tadı feci oluyor). Patatesleri, havucu, mısırları, bezelyeleri ve kornişon turşularını derin bir kaba koyun. Üstlerine yarım tatlı kaşığı (eğer tuzlu seviyorsanız 1 tatlı kaşığı) tuz, limon suyu koyup karıştırıyorsunuz.

Şimdi bir kaseye mayonez ve yoğurdu koyup iyice karıştırıyorsunuz ve karışıma ekliyorsunuz. Son olarak iyice karıştırıyorsunuz ve isterseniz dolaba koyuyorsunuz, isterseniz afiyetle yiyorsunuz.

(1)Patatesler şöyle doğranıyor: Patatesi uzunlamasına 3- 4 halka olacak şekilde kesiyorsunuz ilk. O halkaları ekmek tahtasının üzerlerinde ilk başta uzunlamasına sonrada enlemesine kesiyorsunuz. Havuçları da hemen hemen aynı şekilde doğruyorsunuz. Genellikle anneler ekmek tahtasında kesmeyi acemi işi olarak görseler de, bence göze çok daha fazla hitap ediyor; böyle hiç durmadan tık tık (o nasıl ses efektiyse!) diye kesiyorlar ya. Çok hoş…

(2)Pişip pişmediğini çatal ile kontrol ederek anlayabilirsiniz veya tadarak. Sakın kontrol etmeden kapatmayın altını.

Makarna

Eveet nasılsınız ey yemek severler? Hımmm pek yemek sevmiyorsunuz galiba. Neyse efendim bir sözüm vardı onu da yerine getireyim sonra istek olursa yazarım tarif. Bugün makarna ve çeşitlerini görüyoruz. Bu makarna tarifini de Dauril’e ithaf ediyorum. Şimdiden afiyet olsun:

Malzemeler:
1-) 1 Paket makarna ( ne çeşit isterseniz. Fiyonk ile çubuk makarnayı severim ben).

2-) Yayvan bir tencere(1).

3-) 1- 2 çorba kaşığı sıvıyağ.

4-) 1 tatlı kaşığı tuz.5-) 2.5 litre su.

(1) Tencere: Kenarında iki tutma kulpu olan kapaklı kap. Teflonu daha rahattır (dibine tutmaması bakımından) ama daha az tat verir. Birkaç çeşidi vardır. Burada bize lazım olan pilav tenceresi denilen yayvan tenceredir.

Tava: Uzun ve tak saplı; kapağı olmayan kap. Gerçi sonradan kapaklıları da çıkmıştır; fakat onlar özentidir. Hakiki tavada kapak olmaz.

Hazırlanışı:

Tencereye suyu alıyorsunuz, kaynayınca içine yağ ve tuzu ekliyorsunuz. Sonra da makarnaları içine boca ediyorsunuz. Arada bir tahta kaşıkla karıştırarak 10- 15 dakika arası orta ateşte pişiriyorsunuz(1). Pişirdikten sonra büyük delikli süzgeçler var; onların içine makarnaları boşaltıyorsunuz ve hemen soğuk suyla iyice yıkıyorsunuz ( böyle döndüre döndüre ).

(1) Eğer İtalyan usulü yani diri seviyorsanız 10 dk. yeter. Eğer çok pişmiş seviyorsanız 15 dk. pişirin. Pişip pişmediğini nasıl anlıyoruz? En iyi sonuç tadına bakmak. Yok ama ben bakamam; uğraşamam diyorsanız o halde çatalı batırıp anlayabilirsiniz. Rahatça batıyorsa iyice pişmiş demektir. Batarken birazcık zorlanıyorsanız İtalyan usulü olmuş demektir.

Şimdiii bu makarna ile neler yapabiliriz:

a-) Sade makarna:

Biraz önce makarnaları pişirdiğiniz tencereyi şöyle bir suyla yıkayın ve ocağa alın. İçine 2 çorba kaşığı terayağ; 1 veya 2 çorba kaşığı da sıvıyağ koyun. Tereyağ eriyince makarnaları içine koyun ve güzelce karıştırın. 1- 2 dk. böyle karıştırın ve altını kapatın. Makarnanız hazır

b-) Salçalı makarna:

Aynı sade makarna da olduğu gibi yağı koyun ve eritin. İçine 1-2 kaşık salça koyun ve bunu yağla iyice karıştırın. Böyle sos kıvamına gelsin. Yine makarnaları içine ekleyip iyice karıştırın.

c-) Peynirli makarna:

Bir tabağa arzuya göre peynir koyun (ben yağlı peyniri tercih ediyorum). İyice ezin ve isterseniz içine, ince ince kıyılmış maydanoz koyun. Yine bu peynirli karışımın içine kaşar rendeleyin ve hepsini iyice karıştırın. Şimdi tencereye 4 kaşık tereyağını alın; eritin ve makarnaları içine koyun. Daha sonra peynirli karışımı ekleyip karışım eriyinceye kadar karıştıra karıştıra pişirin. Peynirler eriyince ateşten alın. Sakın kendi haline bırakmayın ama muhakkak karıştırın. Yoksa teflon bile olsa dibine tutmasından kurtulamazsınız =)

d-) Makarna salatası ( halka şeklinde ki makarna tercih edilir ):

2- 3 ( ufak olmasın ama) patatesi küp küp doğrayın ve yıkayıp temiz bir havlu yardımıyla iyice kurulayın. Fritöz veya kızartma tavasına sıvıyağı koyun ve yağın kızmasını bekleyin(1). Patatesleri içine atıp tuz ekleyin. İyice kızarttıktan sonra havlu peçete serilmiş bir tabağa patatesleri alın. Salam veya jambonu küçük küçük doğrayın. Büyük bir plastik kaba makarnaları, patatesleri, salamları ve konserve bezelyeyi (seviyorsanız çok; sevmiyorsanız az olacak şekilde) koyun. Bir kaseye 5 kaşık kadar yoğurt alın ve içine soyup yıkadığınız daha sonrada rendelediğiniz 2-3 diş sarımsağı koyun. İyice karıştırın. Makarnalı karışıma ekleyin(2). Daha sonra tadına bakın eğer tuzsuzsa tuz ekleyin ve afiyetle yiyin.

(1) Patatesin ucunu batırdığınızda baloncuklar ve sesler çıkıyorsa kızmış demektir.

(2) Eğer sarımsak sevmiyorsanız yoğurtlu/mayonezli karışımdan da yapabilirsiniz.

Not: Eğer makarnanız yağsız olduysa küçük bir tavada yağı eritip makarnayı ısıtırken içine ekleyebilirsiniz.

(Domatesli makarna vardı onu BtG de yayınlamıştım, bir de şekerli makarna var onu da daha denemedim. Deneyince buraya yazarım.) Afiyetle yiyiniz

Limonlu kek

Evet, Tuana ustadan (!) yemek tarifleri bölümüne hoş geldiniz. Efendim bendeniz Tuana, bundan sonra istediğiniz yemeklerin tariflerini ince detaylarıyla birlikte buraya yazmaya çalışacağım.
İlk tarifimiz limonlu kek, kendisini çok seven Night Eagle’a ithaf olunur. Bundan sonraki tarif ise muhtemelen makarna olacak bunu kime ithaf edeceğimi yeni tarifte yazacağım, neyse gevezelik etmeden tarife geçeyim hemen =)
Malzemeler:
1-) 3 yumurta ( taze olsun ama).
2-) 2 su bardağı(1) şeker.
3-) 3 su bardağı un ( kabartma tozu ile birlikte süzgeçle elenmiş olursa daha güzel olur).
4-) 1 su bardağı sıvıyağ ( ¾ ’ünü mısırözü ¼’ini ise zeytinyağı ile yaptım).
5-) 1 tane limonun kabuğunun (dedesinin dedesi gibi oldu ) rendelenmiş hali.
6-) Yarım limonun suyu ve o suyun normal suyla birlikte bir bardağa tamamlanmış hali.
7-) 1 paket kabartma tozu.
8-) İstediğiniz tarzda; fakat ne çok büyük nede küçük bir tane kek kalıbı ve bu kalıbı yağlayabilmek için 1 yemek kaşığı kadar katı yağ ( tercihim tereyağ olmasıdır).
Not: Bütün malzemelerin (özellikle yumurtaların) oda sıcaklığında olmasına dikkat edin. Ayrıca hiçbir şeye başlamadan evvel bütün malzemeleri ölçülmüş bir şekilde hazır etmeniz işinize çok yarayacaktır. Sonra kafanız karışır benden söylemesi.

(1) Genellikle iki çeşit su bardağı vardır: 250 ml. olanlar bir de 200 ml. olanlar. Ben ikisinin ortasında olan bardaklardan kullandım :)

Hazırlanışı:
Kek kalıbının her yerini, yumuşamış katı yağla iyice yağlayın, kuru bir yer kalmasın. Yumurtaları, derin bir plastik kaba koyun ve mikser ile on dk. yüksek hızda yumurtalar köpürünceye kadar çırpın, yavaş yavaş şekeri ilave edin ve bir on dk. daha çırpın.. Şu an fırını açmanız
lazım. Fırının ayarını 180 dereceye getirin ve fırın telini alttan ikinci sıraya koyun ve kek ayarını seçin(2). Şimdi yumurtalı/şekerli karışımının içine sıvıyağ ve limonlu/ normal sulu karışımı ekleyin ve mikserin düşük hızında bir dk. kadar çırpın. Elenmiş un ve kabartma tozunu da ekleyin, yine mikserin düşük hızında çırpın ve yağlanmış kek kalıbına boşaltıp direk fırına atın. 45-50 dk. arası pişirin(3). Fırından alıp kalıbı içinde iyice soğutun ve kalıbın ebatından biraz daha büyük bir tabağı kalıbın üstüne kapatın sonra da sıkıca tutup kalıbı ters çevirin.

(2) Bu ayar genellikle fırınlarda şu şekilde gözüküyor:
Alt alta 3 tane çizgi var, ortada ki pişireceğiniz şey, yani altlı üstlü pişirme seçeneğini açmanız gerekiyor.
(3) Pişip pişmediğini şöyle anlıyoruz:
Kürdanı kekin ortasına batırıyoruz, eğer kürdana kekten bir şey yapışmaz da kürdan tertemiz çıkarsa pişmiş demektir. Eğer yapışıyorsa biraz daha pişirmeniz gerekiyor. Burada dikkat etmeniz gereken şey şu:
Sakın devamlı kürdanı batırmayın; zira kekiniz sönebilir; 45 dk. pişirin bir kere. daha sonra 1-2 kere deneyebilirsiniz.

Dikkat etmeniz gereken öteki şey: Fırının kapağını devamlı açmamanız sadece açmak için iki hakkınız bulunuyor ona göre. Aksi halde kekiniz kabarmaz sonra demedi demeyin. :P


Malzemelerin toplu hali. Burada bir şeker eksik.

Unu elediğim süzgeç. Bu da plastik kalıbım ve kendi kendine kalıbı döndüren çok amaçlı mikserim. İçindeki ise sadece yumurta.

Yağlanmış kek kalıbı ve kekin piştikten sonraki kesilmiş hali. Afiyet olsun efendim. Ben afiyetle yiyorum şuan siz de yapın sizde yiyin.

Not: Emine bederden yardım alınmıştır; fakat copy paste değildir.