Buddypoke!

Son zamanlarda tadını çıkarmaktan zevk aldığım bir kaç keyfim var. Salıncakta uzanıp kitap okumak, Planets vs. Zombies oynamak ve Facebook’taki Buddypoke uygulamasıyla uğraşmak! Oradaki karakterimi çok seviyorum :)

Şimdi bir kaçını gif formatında kaydetmiştim, paylaşayım sizinle de:

Zombi dans!
Cancağızımla zombileşmemiz
Meditasyon sözde bu ama, daha çok murakaba hali gibi :)
Şeker zombi Roselyn ile rock konserimiz
Şeker zombi Roselyn ile Leviathan’ı sevmemiz.
Çikolatalı kedi ile hulahop
Night Eagle ile Video Games!

Planets vs. Zombies oyunu da harikaymış, bir oturdum mu 3 saat kalkamıyorum başından. Zaten Anasayfamız‘daki logo da buradan arak :)

Bir de son olarak sözlükteki bir yazımı paylaşmak istiyorum, zira dün gece 2′de oturdum yazmaya, bittiğinde saat 6′idi. O da şurada.

Hoş geldin blog

Sunucuları yenileyince belirsiz bir müddet gimişti blog. Özlemişim ama ya, hoş geldin Dûr Bîn, sefalar getirdin :)

(daha düzgün bir yazı yazacağım tabi ki:))

İstanbul’dan bir Çağlayan geçti

Hiç ihtimalimde olmayan bir şey oldu bugün. Cancağızım İstanbul’a gelmiş, güzelce haberleşemiyoruz benim cep telefonumun yokluğundan dolayı. Ama görüşmek de istiyoruz fena şekilde. Biraz Oyungezer forumlarından, biraz telefon kulubelerinden görüşmemiz sonucu buluşabildik bugün. Sultanahmet’te olacağım demişti bugün, dersten çıktıktan sonra bir arayayım, şansıma yakalayabilirim dedim ve o da ne! Gülhane parkının oradalarmış :)

Tramvayla geçtim Sultanahmet’e ama, meğer sirkecidelermiş. Bir kaç dakika sonra Çağlayan karşımdaydı. Sıkıca bir sarıldıktan sonra Dark Templar ve bir kaç arkdaşın daha olduğu masaya geçtik, cancağızımla bir muhabbete daldık ki :)

Biraz sonra bir başka sürpriz, Damla abla geldi! Damla abla da çok tatlıydı, saçların çok yakışmış Damla abla ^^

Biraz BtG’den, biraz Oyungezer dergisindeki Ekran Dışı’ndan, biraz kitaplardan bahsettik. Zaten grubun hıdırellez festivaline, benim de eve gitmem gerekiyordu. Ama 1 saatlik bir buluşma yeterli oldu benim için, çok teşekkür ederim hepinize. Tatlı muhabbetiniz çok sardı :)

Garip Bir Rüya

Evvelki gece değişik bir rüya gördüm. Sanırım seçimlerle fazla ilgilendim bu sene, onunla alakalı :)

İçlerinde arkadaşlarımın da olduğu bir grupla oturma odasında oturuyor, epey konuşuyoruz. Hani rüyalarda olur ya, konu, alevi-sunni çatışması ve Maraş Katliamına gelmiş. Birden bizim mahalle muhtarına çok benzeyen bir amca beni tartaklamaya başlıyor (şu orta yaşlı solcu amcalardan). “Katliam fotoğraflarını ben de gördüm” diyişlerime “Sen hiç bir şey bilemezsin o katliama dair, o kan kokusunu duymamışsın, neyi anladığını iddia ediyorsun!” şeklinde çıkışıp devam ediyor tartaklamaya. İşin değişik tarafı arkadaşlarımdan kimsenin olaya karışmaması. “Sunniler de öldürülüyor, bak Filistin’e, Irak’a” diye ağlamaya başlayınca sanırım bırakıyor beni tartaklamayı. Yine rüyalarda olacak bir şekilde birden, bu sefer farklı bir arkadaş grubu, ama yine o amcayla yemek yemek için yer aramaya başlıyoruz, çatışma bitmiş, herkes neşeli bir şekilde konuşuyor. Bir yer buluyoruz , ama bu sefer Melih Gökçek karşımızda! “Olm şunu versene yav” tarzı bir konuşması var, epey sırıtıyor filan. Gerisini de hatırlamıyorum zaten.

Sanırım muhtar kılığındaki amca bilinçaltımdaki vicdanımdı, arkadaşlarımın karışmamasını da buna bağlıyorum. Ama Melih Gökçek nedir ya?!

Korkarak Yaşarsan…

Kandili arkadaş ve hocalarımla beraber geçirdim dün, uyumadım hiç. Yani nasıl bir içime birikmişlik varsa artık, sabaha kadar konuştum, tartıştım; çenem düştü. 8 Mart’ın da vermiş olduğu bir coşkuyla kadın hakları, İslam’da kadının yeri, siyaset… Birini bir hocamla, diğerini öbür hocamla, birini arkadaşlarımla konuştum, durdum. Artık yorgun düşüp uyudular, ben de eve geldim (sabah 8′de).

İlginç gelen bir nokta, başta neredeyse hepsi erkeğin önde oluşundan bahsederlerken, bir zaman sonra bunun toplumsal koşullarla oluştuğunu kabul ettiler, hatta anladım ki, zaten içten içe öyle kabul ediyorlardı. Ben bastırınca sözel olarak da kabul ettiler. Hepsi zeki, tuttuğunu koparabilen, fedakar, becerekli kadınken erkeğin önde olduğunu kabul etmeleri saçma gelmişti bana zaten.

Bu yazıda esas değineceğim şey başka. Öğrencim bana gül almış, üzerine bir de hadis yazmış: “Korkarak yaşarsan, yalnızca yaşarsın.”
Bizim ailede pek meşhurdur, her konudan bir ilahi mesaj geldiğini kabul etmek. Ben de etkilenmiş olacağım bu durumdan ki, “Peygamberimiz (s.a.v.), bana mesaj yolluyor, korkmadan yaşamamı istiyor sanırım” şeklinde mırıldanırken, bir yandan da İslam’daki Allah korkusuna olan vurguyu düşünüyordum. Hatta hadisi, “Allah korkusundan başka bir korku kastediliyor” şeklinde tevil ettim. Eve geldiğimde de baktım hemen, ama böyle bir hadise rastlayamadım. Sanırım Nietzsche’nin, “Korkarak yaşarsan hayatı yalnızca seyredersin.” sözü, hadis diye kitaba girmiş :D

Esasında 8 Mart ile ilgili kişisel bir yazı yazmıştım ama, vazgeçtim, geçirmedim bilgisayara. Böyle daha iyi.