Viva La Vida or Death and All His Friends (2008)
Coldplay denilince genelde birbirinden çok da farklı tarzda şarkılar beklemeyiz sanırım; gitarlar olsun, vokaller olsun, bateri, piyano olsun, genelde bizi alıştırdığıklarının dışına çıkmazlar pek. Bunu da grubu kötülemek için söylemiyorum, sonuçta grup elemanları kendi sevdikleri, arzuladıkları tarzda müzik yapıyorlar, bizler de onların ortaya çıkardıkları şeyde sevecek bir şeyler bulmuşuzdur ki dinliyoruzdur, alıyoruzdur albümlerini. Ancak bir yerden sonra belli bir tarzı terkedememek, özellikle o tarz kısıtlayıcı olarak değerlendirilebiliyorsa müzik grupların laneti olabiliyor sanırım bazen. Belki de Coldplay elemanları da böyle bir kısıtlılığı aşmak için kendilerini, müziklerini yenilemeye karar verip alışılmış çizgilerinin oldukça dışında bir albüm çıkarmışlar bu sefer. Albümün hiçbir parçasını dinlemeden, albümün prodüktörlüğünü Brian Eno’nun yapmış olduğunu bilmemiz bile böyle bir değişimi garantiliyor zaten bir yerde.
Peki bu albümde diğer albümden farklı ne var derseniz, aynı kalmış hiçbir şey yok sanırım; belki vokal biraz bu genellemenin dışında kalabilir. O da diğer enstrümanların pek tenezzül etmediği melodiyi taşıma işlevine ağırlık vermiş sanki biraz. Grubun müziğinde vokalin eskisinden bile daha ön planda olmasının sebebi bir yerde de diğer enstrümanların kullanımındaki farklılıklar olmuş. Eski net, temiz, çınlayan gitar tonları gitmiş; yerine daha kirli, bazı yerlerde oldukça distortionlı tonlar gelmiş; gitarın melodiyi yüklenmesindense ritmi vermesi tercih edilmiş. Diğer Coldplay albümlerine göre sesi nispeten kısılmış denilebilecek gitarlar da arkaplanda kalmış böylece. Eskisinden daha belirgin olan davul da ritm konusunda gitara destek olmuş. Ayrıca pek çok şarkı Coldplay için alışılmadık denilebilecek şekilde üflemeli, telli çeşitli enstrümanlara, elektronik seslere de sahip. Sonuç olarak ortaya nasıl bir müzik çıkmış derseniz, enstrümental anlamda gruba rahatça ‘otur evladım, sıfır’ denilebilecekse de zaten albüm hazırlanırken böyle bir şey amaçlanmamış. Sözler gene aynı, Coldplay bu konuda kendini değiştirmek gereği duymamış, iyi de yapmış, lirik anlamında dinleyicilerini tatmin etmeyi başarabilmiş. Ancak sözler dışında grubun müziği arkaplan müziği denilebilcek bir tarza kaymış, ki bunda da çok iyi oldukları söylenemez pek. Albüm bir yerde Coldplay’in bundan sonra ne yapacağına dair arayışlarını yansıtıyor, bu yönüyle deneysel bir nitelik kazanıyor. Albümün sunduklarının, grubun yeni yönelimlerinin hayranları tarafından nasıl karşılanacağı ise belli olmaktan çok uzak. Bu anlamda Coldplay’in müzikal arayışlarında bu albümün doğru yönde bir adım olup olmadığı da şüpheli oluyor maalesef. Yine de lirikleriyle eski çalışmalardan geri kalmayan, bu yönüyle oldukça iddialı olan albümün Coldplay fanlarınca tamamen kayıp olarak değerlendirilmesi zor sanırım.
Websiteleri: http://www.coldplay.com/index.php
Myspace sayfaları: http://www.myspace.com/coldplay
Videolar:
- Albümden çıkan ilk single Violet Hill’e çekilen klip
- Albüm üzerine bir ropörtaj
- Bir diğer ropörtaj
- Viva La Vida (live in Amsterdam)
Şarkı Listesi:
1. Life In Technicolor
2. Cemeteries Of London
3. Lost!
4. 42
5. Lovers In Japan/Reign Of Love
6. Yes
7. Viva La Vida
8. Violet Hill
9. Strawberry Swing
10. Death And All His Friends
11. The Escapist
Tags: alternative, müzik, rock

Leave a reply