11
Jul

Waking Life (Hayata Uyanmak)

   Posted by: montezaus   in Film, İnceleme


Waking Life başladığı zaman hafif bir animasyon filmi izleyeceğimi düşünmüştüm. Renkler, karakter çizimleri, biraz da filmin ana karakterin çocukluğuna ait bir sahneyle başlıyor oluşu böyle bir izlenim vermişti o an. Filme dair sahip olunabilecek en yanlış fikrin bu olduğundan da filmin beşinci, onuncu dakikası sonrasında şüphem kalmamıştı doğrusu. Açılış sahnesinde gökyüzüne doğru yükselmekten, onu aşağıda tutacak bir yere tutunarak kurtulan bir çocuğu görüyoruz. Daha sonra genç haliyle karşılaştığımız ana karakteri rüya alemindeyken, farklı insanlarla, farklı yerlerde, farklı kurgular içerisinde, farklı felsefi tartışmalara tanık olurken izlerken de bu gökyüzünde süzülme hissi eksilmiyor. Filmin hemen başlarında trafik kazası geçirmesinin ardından karakterimiz de, biz de karakterin uyanamamasının sebebinin geçirdiği trafik kazasıyla komaya girmiş olması olup olamayacağı hakkında biraz kafa yorsak da, film boyunca bu tür senaryo öğeleri, felsefi tartışmaların yanında arka planda kalıyor. Bu tartışmalar arasında pek çok birbiriyle ilgisiz konu yer alırken, rüyaları konu alanların yanısıra günlük konular ve güncel felsefi başlıklardan bazıları üzerine de birçok konuşmalar, monologlar bulunuyor. Bu konuşmalarda varoluşçu felsefeden de çokça iz bulabilmek mümkün.

Peki filmin konusu ne, veya film ne anlatıyor? Doğrusu bu soruya net olarak cevap veremem. Filmde de bu sorunun cevabı açık bir şekilde yer almıyor. Bir yerde Walking Life için öğrenci yurdu muhabbetlerinin derlenmiş hali yorumunu okudum mesela, ama film bu tarz konulardan da ibaret değil. Ancak tartışmaların insanın rüya görmeyi unutmasına dair eleştirileri yoğun bir biçimde içermesiyle, hem bu eksikliğe sahip olan hayatı, hem de rüya alemini, rüyaların insan doğasındaki yerini belirsizce de olsa konu ediyor denilebilir. Peki bu tartışmalar, felsefi önermeler gerçekten de öğrenci yurdu muhabbetleri tarzı bir yakıştırma yapacak düzeyde mi? Böyle olmadığını gönül rahatlığıyla garanti edebilirim. Karakterin tanık olduğu tartışmaların kimisinin konu olarak bu seviyedeki muhabbetlere yakınlık göstermesine karşın, hem bu konular azınlıkta, hem de böyle olan konular bile daha üst bir seviyede; daha doyurucu, daha dolu argümanlar ve bakış açıları kullanılarak tartışılmış. Üslup olarak da bu konuşmalar daha iddiasız, daha gerçekçi. Argümanlarını zorlama bir şekilde büyük iddialarla, gösterişle izleyicilerine kabul ettirmeye çalışan filmlerden değil Walking Life. Gerek üslubu, gerek içeriğiyle oldukça tatmin edici bir fikir sunumu yer almakta.

Walking Life görsel anlamda da oldukça kaliteli, iddialı bir film olmuş. Görüntüler dijital kamerayla kaydedildikten sonra filme animasyon ekibi tarafından son şekli verilmiş.  Filmdeki konuşmalarda da karşımıza çıkan iletişim konusu, sözlerin anlatmak istediklerimizi ifade etmekteki yeterlilikleri ve sözle anlatılanları algılama sürecine görsel anlamda da değinmek mümkün olmuş böylece. Bir karakter bir olayı anlattığında, o olayı yalnızca sözleri kullanarak değil, aynı zamanda animasyon teknikleriyle yaratılmış görsellerin yardımıyla da kafamızda canlandırabiliyoruz örneğin. Bu imkandan yapımcı ekipçe de birçok yerde değişik şekillerde faydalanılmış; kullanılan teknik filme, anlatıma gerçekten katkı sağlayacak hale getirilmiş.

Walking Life hem görsel anlamda, hem içerik anlamında izleyicisini tatmin etme iddiasına sahip, kullandığı materyalin hakkını veren bir film olmuş. İlginizi çektiyse tereddütsüz edinin derim. Türkiye’de Hayata Uyanmak adıyla DVD olarak satışa çıkarılmış ancak baktığım internet sitelerinin hepsinde tükenmişti. Bu arada isminde bir düzeltme yapmak gerekirse, Waking Life terimi uyanık olduğumuz zamanı ifade ediyor. Bu anlamda Türkçe’sinin hayata uyanmak ya da hayatı uyandırmaktan çok uyanıklık, uyanık yaşam gibi şeyler olabileceğini söylemekte fayda var.

Yönetmen ve Yazar: Richard Linklater
Yapımcılar: Tommy Pallotta, Jonah Smith, Anne Walker-McBay, Palmer West
Oyuncular: Wiley Wiggins, Ethan Hawke, Julie Delpy, Nicky Katt, Timothy “Speed” Levitch

Linkler:
IMBb Sayfası
Richard Linklater ile Ropörtaj

Tags:

This entry was posted on Friday, July 11th, 2008 at 3:04 pm and is filed under Film, İnceleme. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

One comment

aynaimarzi
 1 

Ben de yeni izledim, oldukça hoş ve özet konuşmalar var, farklı bir animasyon olduğu kesin. İlk dakikalarda çizimden dolayı göz biraz yoruluyor; ama ilerleyen zamanda alışıyor hemen :)

September 19th, 2008 at 8:26 pm

Leave a reply

Name (*)
Mail (will not be published) (*)
URI
Comment