Archive for August, 2008

27
Aug

Liars

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

Liars’ı ilk dinlediğimde bambaşka bir müzik yapıyorlardı. Yeni nesil indie grupları yeni yeni isim yaparlarken, bize de müziğin böylesine verimli, hareketli bir dalını keşfetmenin keyfini sürmek düşüyordu. O zamanlar iki albümleri vardı. ilk albümleri, 2002 tarihli ‘They Threw Us All In A Trench And Stuck A Monument On Top’ indieye yakın, post-punk denilebilecek bir tarzdaydı, oldukça da eğlenceli, iyi bir albümdü. Ancak ikinci albümleri, ‘They Were Wrong So We Drowned’ oldukça farklıydı. Grup ilk albümlerindeki müzik tarzını tamamen bir kenara koymuş; müziklerini şekilsizleştirmiş, biçimsizleştirmiş; deneysel bir iş çıkarmıştı ancak bu işin altından da pek iyi kalkamamışlardı. Hem ilk albümleriyle kazandıkları fan kitlesini hayalkırıklığına uğratan, hem de kaydıkları yeni müzikal çizgide de beğeni toplayamayan grup için bu albüm kolayca başarısızlık olarak nitelenebilirdi.

Bütün bunlara rağmen, çok da uzak olmayan bir zamanda Liars’ın üçüncü ve dördüncü albümlerini edinmemle, grubun deneysel macerasıyla ilgili söyleyecek hiçbir olumsuz lafım kalmamıştı. Özellikle ‘Drum’s Not Dead’ albümü bu alandaki favori albümlerimden birisi oldu. Enstrümanların başarıyla kullanıldığı, yoğun bir atmosferi olan grubun üçüncü albümüyle Liars oldukça başarılı bir iş çıkarmış. Sonic Youth gibi grupları andıran albümü deneysel müzik seven birisiyseniz mutlaka baştan aşağı dinlemenizi öneririm.  Aynı zamanda konsept albüm olma özelliğine sahip Drum is Not Dead, Drum ve Mt.Heart Attack adlarına sahip iki karakter üzerinden korkaklık ve güven kavramlarını konu ediyor.

Grup son albümleriniyse kendi isimleriyle adlandırmayı tercih etmiş. Liars adını taşıyan albüm grubun müzikal geçmişinin özeti gibi, hem ilk albümlerini andıran hareketli parçalar, hem de ikinci, üçüncü albümlerindeki deneysel tarzda işler yer almış. Buna rağmen deneysel işlerin biraz arkaplanda kalmış olduğu söylenebilir, bu albümle belki de ilk albümleriyle kazanmış oldukları fanlarının tekrar gönüllerini almak istemiş olabilirler. Sailing to Byzantium gibi şarkılarla edebi metinlere de göndermelerin de yapıldığı bu albümde grup kesinlikle iyi bir iş çıkarmış.

Drum’s Not Dead albümü benim için özellikle öne çıkarken diğer albümlerindeki işleri de yok saymamak lazım. Her bir albümde de sevdiğim şeyler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim kendi adıma. Bu arada ben bu yazıyı yazarken grubun Radiohead ile turluyor olduğunu öğrenmek bana ‘bu nasıl adalet, bu nasıl dünya’ dedirtti. Biz de böyle turlar istiyoruz arkadaş. Olmaz ki ama.

Linkler:
Myspace Sayfaları
Web Siteleri
Grupla Ropöjlar - Yıl: 2003, 2007, 2007
Liars live at Bloomsbury Ballroom, Londra  - 3 Aralık 2007
Klipler: Plaster Casts Of Everything, Houseclouds, We Fenced Other Gardens With The Bones Of Our Own,
Canlı Kayıtlar: Broken Witch
Drum’s Not Bread DVD’sinden: A Visit From Drum, Drum Gets A Glimpse, You Drum

Albümler:
They Threw Us All In A Trench And Stuck A Monument On Top (2002)

1. Grown Men Don’t Fall in the River, Just Like That
2. Mr. Your on Fire Mr.
3. Loose Nuts on the Veladrome
4. The Garden Was Crowded and Outside
5. Tumbling Walls Buried Me in the Debris With ESG
6. Nothing Is Ever Lost or Can Be Lost My Science Friend
7. We Live NE of Compton
8. Why Midnight Walked But Didn’t Ring Her Bell
9. This Dust Makes That Mud

They Were Wrong So We Drowned (2004)

1. Broken Witch
2. Steam Rose from the Lifeless Cloak
3. There’s Always Room on the Broom
4. If You’re a Wizard Then Why Do You Wear Glasses?
5. We Fenced Other Gardens with the Bones of Our Own
6. They Don’t Want Your Corn - They Want Your Kids
7. Read the Book That Wrote Itself
8. Hold Hands and It Will Happen Anyway
9. They Took 14 for the Rest of Our Lives
10. Flow My Tears the Spider Said

Drum’s Not Dead (2006)

1. Be Quiet Mt. Heart Attack!
2. Let’s Not Wrestle Mt. Heart Attack
3. A Visit from Drum
4. Drum Gets a Glimpse
5. It Fit When I Was a Kid
6. The Wrong Coat for You Mt. Heart Attack
7. Hold You, Drum
8. It’s All Blooming Now Mt. Heart Attack
9. Drum and the Uncomfortable Can
10. You, Drum
11. To Hold You, Drum
12. The Other Side of Mt. Heart Attack

Liars (2007)

1. Plaster Casts of Everything
2. Houseclouds
3. Leather Prowler
4. Sailing to Byzantium
5. What Would They Know
6. Cycle Time
7. Freak Out
8. Pure Unevil
9. Clear Island
10. The Dumb in the Rain
11. Protection

Tags: , , , , ,

27
Aug

Moe Joe - Chicago Istanbul Mainline (2000, Ada Müzik)

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

Moe Joe Album Kapagi

Blues dinlemekten, blues çalmaktan ya da her ikisini birden yapmaktan hoşlanıyorsanız, muhtemelen kendinizi yakın hissedeceğiniz bir grup Moe Joe. İyi, kaliteli blues yapmakla kalmıyorlar; blues yaparken aldıkları keyfi de bir şekilde sonuna kadar notalara dökebiliyor. Müzikal kalitelerinin yanısıra dinleyene verdikleriyle keyifle de taktir ettiğim gruplardan birisi oldular gerçekten.

Müzikal kalite demişken söylemem gerek, şarkılarında hangi enstrümanı dinlerseniz dinleyin, performansın içerisine ustalıkla katılmış küçük nüansların farkedilmeyi beklediğini göreceksiniz. Gitar olsun, saksafon olsun, mızıka, klavye olsun; üst düzey sololar atarlarken, solo dışında da rifflerinin sabit olmadığını, müzisyenlerin notalarda yaptıkları ufak değişiklerle kalitelerini gösterdiklerini, hem şarkının içindeki hissi daha iyi verebildiklerini, hem de dinleme keyfini arttırdıklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Onun dışında bass ve bateri de monotonluktan epey uzak. Bluesda bu iki enstrümanın rütinlerini bozmadığı durumlarla özellikle çokça karşılaşılabildiğinden Moe Joe’nun burada da beklentilerimizi yüksek tutmamıza imkan vermiş olması beni ayrıca mutlu etti.

Grubun bence blues adına en iyi yanlarından birisi, pek çok blues stilinde işler çıkarmış, bunu yaparken de hepsindeki duyguyu, hissi başarıyla verebilmiş oluşu. Bu anlamda Chicago Istanbul Mainline oldukça zengin bir albüm olmuş.

Moe Joe resmi olarak dağılmış değilse bile bu grubun ilk ve tek albümü olmuş. Ama konserleri nadir de olsa oluyormuş sanırım. Bir yerlerde rastlarsanız kaçırmayın derim. Çok fazla biyografik bilgi vermedim ama Myspace sayfalarında bu konuda Türkçe materyal bulunabilmekte, aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Linkler:
Myspace Sayfaları

Şarkı Listesi:
1. Black Coffee Blues
2. Lonesome Grassman
3. SunLight
4. Born In Izmir
5. Come On Home
6. Blues Is A Raindown
7. Spank Ma Monkey
8. Two Trains Runnin’ Two Bears R
9. Rooters And Pigeons
10. I BeLieve
11. Sundown

Tags: , ,

24
Aug

Sihir ve Ütopya

   Posted by: hurin    in Kitap, İnceleme

Ülkemizde varlığı pek hissedilmese de, Tolkien’in ünlü eseri Yüzüklerin Efendisi’ne ve onun Orta Dünya mitine ilişkin oldukça zengin bir analiz çeşitliliği olduğunu söylemek mümkün. Özellikle Marksist eleştiri bu konuda oldukça üretken. Zira Yüzüklerin Efendisi salt popüler bir roman değil; aynı zamanda fantezi edebiyatı ve onun “türev piyasaları” (frp, video oyunları, oyuncaklar gibi fantezi temalı diğer ürünler) ile ileriye doğru bağlantı etkisi kurduğundan, kitle kültürü açısından incelenmeyi sonuna kadar hak eden bir eser.

Nitekim yazar Uraz Aydın’ın bu yapıtı esasen kendisinin Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki yüksek lisans tezinin kitaplaştırılmış versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.  Uraz Aydın, kitabın başında özetlediği romantizm tanımlamaları, popüler kültür tanımlamaları ve tartışmalarından sonra kendisine yakın bulduğu romantizm tanımından hareketle YE’yi yorumluyor. Yazarın üzerinde durduğu tanımlamalardan biri şöyle: Romantizm, geçmişin (kapitalizm ve modernlik öncesi geçmişin) değerleri ve idealleri adına, modernitenin, yani modern kapitalist uygarlığın bir eleştirisinin ifadesidir (s.42). Yazar bu tanımlamalar ve literatür taramalarından sonra marksist oluşumsal yapısalcı yöntem çerçevesinde YE’yi analiz etmeye çalışıyor.

Sihir ve Ütopya, hepimizin başucu kitaplarından olan Yüzüklerin Efendisi’ni farklı bir gözle yeniden deneyimlemek isteyenlerin bulabileceği çok az sayıdaki Türkçe kaynaklardan biri.

17
Aug

İstanbul Blues Kumpanyası

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

Sabahın dokuzunda uyanıp, kendi kendime “napıcam lan bu saatte” derken bir anda keşfediverdiğim bir grup oldu İstanbul Blues Kumpanyası. Aslında bileni de oldukça fazlaymış İBK’nın. Daha önce pek çok organizasyonda kendilerini göstermiş olmalarının yanında, Efes Pilsen Blues Festivali’nde yer almış ilk Türk grubu olma unvanına da sahipler.

‘Kökler’ (1997, Ada Müzik) ve ‘Şair Zamanlar’ (1999, Doublemoon) olmak üzere iki albümleri mevcut, ancak bu iki albüm arasında da büyük farklılıklar olduğunu söylemek mümkün. Kökler albümünde blues çizgisine daha sadık bir görüntüye sahiplerken, Şair Zamanlar’da etnik öğelere de sahip, kimi zaman deneyselleşen, okuduğum kadarıyla canlı performanslarda da doğaçlamaların daha ağırlıklı olarak yer aldığı bir müzikal çizgiye kaymışlar. Kökler albümünü ve o albümü çaldıkları canlı birkaç kayıt dinlememle, dinlediğim en iyi Türk blues grubu unvanını kendilerine vermem bir oldu. Babazula, Siya siyabend gibi etnik, geleneksel öğelere müziklerinde yer veren gruplara da kulağınız aşina ise, Şair Zamanlar’dan da muhtemelen keyif alacağınızı söyleyebilirim. Bu albümlerinde geleneği terk etmeden, hatta gelenekten beslenerek modern müzik yapma iddiasına sahipler.

Grup elemanlarına bakıldığında diğer çalışmalarıyla da oldukça iyi işler çıkarmış, adlarından söz ettirmiş müzisyenler olduklarını söyleyebiliyoruz. Ben şahsen Orçun Baştürk’ü görünce ayrı bir mutlu oldum. Replikas’tan ve Kafabindünya’dan zaten tanımaktaydık kendisini. Siya Siyabend’in Babylon’daki, dağılmadan önce verdikleri son konserlerinden sonra arkadaşımla “bu bateristi nerden tanıyoruz abi biz” sorularını sormamıza vesile olmuş birisidir ayrıca kendisi. Burada görünce ayrı bir mutlu olduğum dediğim gibi. Diğer grup elemanlarını ve İBK’ndan sonraki çalışmalarını aşağıda bulabilirsiniz.

İBK ne yazık ki günümüze kadar devam edememiş. Şair Zamanlar albümünü çıkarmalarından sonra aralarındaki, kendi ifadeleriyle müzikal yaklaşım farkları nedeniyle çalışmalarına belirsiz bir süreyle ara vermeyi seçmişler. Linkler başlığı altından ulaşabileceğiniz myspace sayfalarında grubun detaylı biyografisini bulabilirsiniz, daha fazla bilgi için oraya yönlendireyim sizi. Keşfetmekten de, paylaşmaktan da bir blues sever olarak oldukça mutlu olduğum, gurur duyduğum bir grup İstanbul Blues Kumpanyası. En azından bir kulak vermenizi ısrarla tavsiye etmekteyim.

Grup Elemanları ve IBK Sonrası Çalışmaları
Sarp Keskiner - vokal, gitar, kaval, harmonika (Saska, Kırıka, Moe Joe, G.R.O.S., solo çalışmalar)
Salih Nazim Peker - saz, elektronik saz, buzuki (Kırıka, Kordonboyu)
Vefa Karatay - bass (Moe Joe, King Bees, Yavuz Çetin, Blues Mobile)
Tuğrul Aray - tenor saksofon (King Bees, Olcay Saral Duo, solo çalışmalar)
Orçun Baştürk - davul, konga (Replikas, Saska, Kırıka, Kafabindunya, solo çalışmalar)
Ozun Usta - dümbelek (Naapjazz, Tamburada, Randiman Kakara)
Ertan Tekin - Zurna, ney

Linkler:
Şair Zamanlar MySpace Sayfası
Efes Pilsen Blues Festivali (1997) kayıtlarının yer aldığı MySpace sayfaları
National Geographic’te IBK (WTF demeyin lütfen =) )
İBK, Adana 1997 Canlı Performansından Görüntüler 1 2 3 4 5 6

Albümleri:
Kökler (1997, Ada Müzik)
kökler

1. Alleuia
2. God Put The Rainbow In The Sky
3. Chanson De Mardi Gras
4. Black Coffee Blues
5. Sea Line Woman
6. Early Morning Stomp
7. Blues On Fidayda
8. Sleep Deep Blues
9. Grassfunk No:8
10. Jesus Met The Woman At The Well
11. Workin’ Power
12. Loner
13. Whiskey Jar Blues
14. Pick A Bale Of Cotton
15. Black Mule Rag
16. Ma Right Mind
17. Freedom Birds Of Africa (Ken Saro Wiva Et Fela)

Şair Zamanlar (1999, Doublemoon)

1. Biskotin
2. Dürüst Duman
3. Fourty-Four
4. Whiskey headed Woman No.3
5. Derbeder
6. Kırıkk Hayatlar
7. Kurbağalı Bodrum
8. Çiğdem Pilavı
9. Hüseyni Twist
10. Şair Zamanlar
11. İzmir’e Donüş
12. On the Road Again

Tags: , , , , ,

6
Aug

Suskunlar

   Posted by: hurin    in Kitap, İnceleme

“(…) Eflâtun yerinden doğrularak, sesin geldiğini sandığı Darphane tarafına seğirtti. Her gün binlerce altun sikkeye Padişâh Efendimiz’in tuğrâsının darp edilip piyasaya sürüldüğü bu büyük bina, Tatlıcı Bekir Ağa’nın dükkânını geçtikten sonra sağ tarafta, Mercan Ağa ile Yakup Bey’in evlerinin bitişiğindeydi. Herhangi bir hırsızlığa mahal vermemek için hemen hepsi helâl süt emmiş, namus ehli zevât arasından seçilen vezneci, sarraf, cilâcı, sikkeci ve haddecilerin çalıştığı Darphane’nin, kendi câmisi, imamı, müezzini ve bir de maaşlı cellâdı vardı. Ama çiğ süt emmiş insanoğluna yine de pek güven olmadığından, burada çalışan sikke vurucular, sabah geldiklerinde ve akşam giderken anadan üryân edilip muhafızlarca aranırlardı. Bu iş için pek çok usûl vardı. Meselâ bunlardan biri, vücutlarındaki uygun bir yere bir altun sikke sokuşturmuş olabilecekleri şüphesiyle bu insanların, bir muhafız tarafından, sol elin tahâret parmağıyla muayene edilmesiydi. Bu iş için elinde fermân ve yetki bulunan Darphane Emini’nce en küçük hırsızlık bile hoş karşılanmaz, suç işleyen şahıs şerîate uygun olarak derhal cezâlandırılırdı. Zaten gören ibret alsın diye Darphane’nin kapısına, çoğu artık kurumuş tam yirmibir kesik el çivilenmişti.”

Yüzüklerin Efendisi’nin Türkçe çevirisini ilk kez elime aldığımda fark ettiğim, kitabın arka yüzündeki ifadeyi hiç unutmam: “Bu dünyada iki türlü insan vardır: Yüzüklerin Efendisi’ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar” Kuşkusuz bu, aşırı indirgemeci, hatta mizahi yönü ağır basan bir deyiş. “İyi, Kötü ve Çirkin”‘in Tuco’sunun yaptığı gibi vara yoka bu ifadeyi kullanarak deyim yerindeyse sakız gibi uzatmak da mümkün. Onun için pek sevdiğim söylenemez. Ancak “ölmeden önce mutlaka okumanız gereken kitaplar/yazarlar” listesi yapılsa kesinlikle İhsan Oktay Anar’ı ve yapıtlarını baş sıralara koyardım.

Suskunlar geçtiğimiz yıl en çok satılan kitaplardan biriydi. Sanıyorum bu başarı hem kitabın yazarını hem de yazarın yeni bir kitabının çıkması için tam 7 yıldır bekleyen okurlarını şaşırtmıştır.  İhsan Oktay Anar’ı bilenler, bu yeni kitabını gözü kapalı alıp bir nefeste okudular kuşkusuz.  Yazarla henüz tanışmamış olanlar ise Suskunlar vesilesiyle yazarın neşrolunan diğer eserlerini de (Puslu Kıtalar Atlası, Kitab-ül Hiyel, Efrasiyab’ın Hikayeleri, Amat) okuma imkanını bulacaklar.

Amat’ı (aynı zamanda kitapta geçen Osmanlı savaş gemisinin de adı) kaleme alırken, Osmanlı donanmasına ve denizcilik terimlerine dair yaptığı titiz çalışmayı -özellikle deniz çarpışmalarında canlanan- tasvirleriyle de birleştirerek yazınsal bir ziyafete dönüştüren İhsan Oktay Anar, bu kez Suskunlar ile bizi bir nevi musiki ayin-i şerife davet ediyor. Tabii önceki kitap Amat yalnızca deniz savaşları ve denizcilik terimleriyle dolu olmadığı gibi bu kitap da yalnızca musikiye dair değil. Ancak hikayenin ana kolunu ifade etmek gerekirse -zira İOA’nın hikayeleri bir çok yan hikaye barındırıyor-, ana hikaye aşkın bir varlık olan Muhteşem Neyzen Batın hazretleri ve oğlunun Konstantiniye şehrine gelmesi ve Batın Efendi’nin burada şehrin en büyük yedi musiki üstadından birinin kulağına bir yaradılış mucizesi olan “hayat nefesini” üfleyeceği efsanesi üzerinde gelişiyor.

Yazarın diğer kitaplarında da yer alan insanın yaratma tutkusu, ölüme/ölümsüzlüğe olan zaafiyeti gibi olgular bu kitapta da mevcudiyetini koruyor. Dahası, bilme arzusuyla yanıp tutuşan, dikkatini daima açık tutan okuyucularının arayıp bulabileceği küçük hazineler de yer alıyor satır aralarında. Bunlar arasında yazarın çeşitli isim oyunlarıyla çeşitli tarihsel kişiliklere/tarihe mal olmuş olaylara ve inanç sistemlerine yaptığı göndermeler sayılabilir. İsterseniz satır aralarında böyle umulmadık bir şekilde ortaya çıkan ya da dikkatiniz sonucu farkına varabildiğiniz, hikayenin gidişatı açısından önemsiz ama okuma lezzeti açısından da bir o kadar önemli olan bu küçük ödüllerin peşine düşebilirsiniz. Ya da, sadece anlatımın büyüsüne kapılıp kendinizi Uzun İhsan Efendi’ye emanet edebilirsiniz.

Tags: ,