Aralık sayısıyla 2008′e veda ederken bu sene çıkan albümlerden atladıklarıma da tekrar bir bakayım, mecellemize kazandırayım dedim. Tabii bu haylazlar da kabahatlerini biliyorlar, ‘biz ilk olalım, bi kere hızını aldı mı yemediğimiz laf kalmaz monte dededen’ diyip bir heves öne çıktılar ama yanıldıklarını da pek bir geç anladılar. Şşt kime diyorum Kele -hasbinallah nası isimmiş bu da-, inmeyecek o ayak, tek ayak havada, hadi canım. Uyarmayacağım bir daha.
Öncelikle Bloc Party ile daha önce tanışmamış olanlara diğer albümlere öncelik vermelerini tavsiye edeyim. Grubun albümlerini kronolojik olarak; Silent Alarm, A Weekend In The City, Intimacy sırasıyla dinlemenizde grubu daha iyi tanımanız bakımından fayda var. Gerçekten çok da iyi çalışmalar bulunmakta saydığım albümlerde. Hem grubun karakterini daha iyi anlamaya, hem de grubun bu albümü çıkarırken bir yere kadar sadık kalma kaygısı güttüğü geçmişini görebilmeye katkısı olacağını düşünüyorum ilk olarak önceki albümlerini dinlemenin.
Neyse efenim; başarılı bir geçmişi olan, sevgimizi de kazanmış bulunan grubumuzun yeni albüm çıkardığını duyduğumuzda da heyecanlandık dolayısıyla. Önceki albümlere damgasını vurmuş Helicopter, Banquet, Like Eating Glass, Song For Clay, Hunting For Witches gibi şarkıları aklımızda, geri kalan diğer birçok iyi parçayı da unutmadan açtık albümü, başladık dinlemeye vakit kaybetmeden. Neler buldun neler gördün derseniz, öncelikle karşımda müzik çizgisini önemli ölçüde değiştirmiş bir Bloc Party’yi bulduğumu söyleyebilirim. Kele Okereke’nin (vokal) ağzından dökülen ilk sözün ‘I want to declare a war’ olmasıyla da grubun cephanesini hazırlamış, bu değişimi gerçekleştirmeye hazır ve istekli olduğunun işaretini de alıyoruz zaten bir yerde.
Anladığım kadarıyla, grubun alışıldık Bloc Party çizgisinin dışına çıkma, müziklerini farklılaştırma isteğinin altında yatan neden artistik ifadeye daha bir ağırlık verme, ciddiyet kazandırma arzusu olmuş. Örneğin fazlaca kullanılan synthesizerların çok da özensizce kullanılmadığını, liriklerdeki ifadeleri kuvvetlendirmesinin, bu amaçla şarkıya uygun bir hava kazandırmasının amaçlandığını farketmek mümkün. Aynı şekilde şarkılardaki vokal kullanımının, gitar kullanımının, kimi yerlerdeki ritmler, özellikle aksak ritmlerin ve şarkıların etkileyici, atmosferik anlamda kuvvetli biçimle sonlandırılmasının da albümdeki genel anlatımı, belki kaygı, hayalkırıklığı, arzu, istek, ihtiyaç gibi hisleri taşıyacak şekilde kurgulanmış olduğu söylenebilir.
Ancak sonucun yeterince bütünlük göstermeyişi, grubun elektronik ve deneysel çabalarının müzik içerisinde belki o kadar da anlamlı bir yere oturtulamayışının sorun olduğu söylenebilir. Intimacy bu anlamda ilk dinlediğimde alışamadığım, sevemediğim albümlerden biri oldu. Hatta benim için çok kötü bir albüm olmaktan kötü bir albüm olmaya terfi edişi bile baya uzun sürdü aslında. Belki Bloc Party’nin Silent Alarm zamanlarındaki belirgin, ayırtedilebilir müzikal karakterine fazlaca alışık olduğumdandır ama Intimacy’deki elektronik öğeleri gerçekten yersiz, anlamsız bulmuştum uzun bir süre için. Şimdi belki de alıştığımdan, o zaman gereksiz gelenler fazlaca kulağımı tırmalamadığından grubun bu anlamda yaptığı olumlu şeyleri daha kolay farkedebiliyorumdur ama grubun müziklerini deneyselleştirme, elektronikleştirme işini daha iyi kotaramayacağı anlamına gelmiyor bu. Tamam her şeye rağmen iyi denilebilecek bir albüm, ama özellikle yeniliklerin yapıldığı böyle bir döneminde Bloc Party’nin daha bitmiş bir iş çıkarması çok daha iyi olurdu.
Vurgulamadan geçmeyelim, albümün Kele Okereke’in yaşadığı bir ayrılık sonrası ortaya çıkmış ve birçok şarkıda ayrılık temasının işleniyor oluşu bir dönem çokça dillendirilmişti. Bu anlamda albüm lirikleri bakımından da belirli bir iddiaya sahip, ancak bilemiyorum, pek değerlendiremedim kendi adıma. Şarkı sözlerinin iyiliği-kötülüğü herkese göre değişir tabii ama Bloc Party bu yönüyle nedense çok da tatmin etmemiştir beni hiçbir zaman. Onun dışında eski Bloc Party dinleyicilerindenseniz ve grubun elektronik olaylara girmesine de şüpheyle yaklaşıyorsanız Bloc Party’nin sizleri de unutmadığını söyleyelim. Albümde Halo, Trojan Horse gibi grubun alışıldık müzik tarzını bir yere kadar taşıyan iyi şarkılar da bulunmakta.
Linkler:
Grubun Resmi Websitesi
Myspace Sayfaları
Grupla Ropörtaj (Xfm)
Bir Diğer Ropörtaj (BBC)
Canlı Performans: Ares, Halo (radyo yayını), Trojan Horse, Signs
Şarkı Listesi:
1. Ares
2. Mercury
3. Halo
4. Biko
5. Trojan Horse
6. Signs
7. One Month Off
8. Zephyrus
9. Better Than Heaven
10. Ion Square

