White Nights (1985)
Mikhail Baryshnikov ve Gregory Hines.. Bu filmi izleyene kadar isimlerini duymadığım; tanımış daha önce bir yerde görüp izlemiş olsam bile şu anki kadar taktir edip etmeyeceğimi bilemediğim iki dansçı, iki müzik dehası. Ama bir araya gelip öyle bir film yapmış, öyle kareografiler kurgulamış, balenin ve step dansının öyle güzel örneklerini ortaya çıkartıp, dansın müzikal ve artistik potansiyelini yansıtmak adına öylesine güzel işler yapmışlar ki; dansla baleyle uzaktan yakından alakası olmayan ben bile zamanında televizyonda bir sahnesine denk gelmemle, gayet alakasız bir yerde bulunmama ve benim için uygunsuz bir zaman olmasına rağmen kareografileri, teknikleri, hareketleriyle ritmi yorumlayış biçimleri ve doğaçlama yarattıkları ritmleriyle filmi sonuna kadar izliyor bulmuştum kendimi.
White Nights, Sovyet Rusya’dan Amerika’ya kaçmış oldukça ünlü bir balet olan Nikolai Rodchenko’nun (Baryshnikov) uçağının Sibirya’da gizli bir askeri üsse zorunlu iniş yapmasıyla başlıyor. İniş sırasında ciddi şekilde yaralanan, yaraları bahane edilerek Amerikan yetkililere teslim edilmeyip Rusya’da alıkonulan baleti Sovyet yetkililer, Amerika’ya iltica ettiğinde baya gürültü koparmış olmasından da dolayı tehditlerle, Sovyet propagandası için Rusya’da tekrar sahneye çıkarmaya çalışıyorlar. Nikolai’ı ikna etmekte faydası olacağı düşünüldüğünden, zamanında Amerika’dan Sovyetlere iltica etmiş olan siyahi step dansçısı Raymond Greenwood (Hines) da çeşitli vaat ve tehditlerle kendisini bu ikna süreci içerisinde buluyor.
Buraya kadarki kısmı film için hafif Amerikan propagandası izlenimi veriyor olabilir. Ancak film Amerika’nın muhteşemliğiyle alakalı olmadığı gibi, yeri geldiğinde Amerika’ya karşı Sovyetler’e karşı söylenmiş olanlardan daha ağır şeyler de içeriyor. Filme belki Sovyet karşıtı denilebilir, ama burada da ideolojik bir duruş olmadığına dikkat çekmek gerek. Komünizm karşıtı değil bir sahne, bir kelime bile yok. Eleştirilen çoğunlukla baskıcı, sansürcü, kontrolçü unsurlar, ki bunlar da sanatın özgürlüğüne darbe vurduğundan, sanatçının kendisini kendi ülkesini terk etmek durumunda bulmasına neden olabildiklerinden; gene aynı şeye neden olan Amerikan toplumundaki sosyal adaletsizlik, kendine geniş nufüs alanı bulmuş ırkçı önyargılar, ve bunun gibi diğer şeylerle beraber verilmiş olan şeyler. Normalde bu film üzerine konuşacaksam işin ‘Amerika vs. Sovyetler’ kısmının üzerinde bu kadar durmazdım ama saniyede X propagandası diye fişlenen filmlerden biri olmasını istemedim White Nights’ın. Bu damga biraz fazla kolay vurulabiliyor bazen.
Filmi izleyince böyle bir şey olmadığı da daha rahat görülebiliyor zaten. Senaryo yalnızca iltica etmiş, ne yaparlarsa yapsınlar, istedikleri ülkeye gitsinler, isterlerse kendi ülkelerine geri dönsünler ilticacı olarak kalmaya mahkum iki parlak sanatçıyı bir araya getirmiş, hikayeyi bu temelde anlatmış. Ee peki bu kadar mıdır? Bu temada bin tane film çekilse, bilmiyorum birkaç tanesini anca izler, belki bir iki tanesini bahsetmeye değer bulurdum herhalde. Ancak filmde hikayenin ötesinde dans adına, müzik adına gerçekten muhteşem şeyler yapılmış. Yapılan şeyler her türlü tekniksel vs. kalitesinin yanında, iki sanatçının da danslarını uğrunda araç olarak kullandıkları müzikal bir tavrı, düşünceyi özüyle izleyicilerine verebiliyor oluşuyla özel bir yere sahip bence. İlk izlediğim dans kareografileriyle ‘aa bale, step dansı böyle olaylar mıymış’ dedirttirebildi bana. Gregory Hines’ın ritmlerini, müziği yorumlayışını alın, rahat rahat en zengin davul sololarıyla karşılaştırabilirsiniz. Aynı şekilde Baryshnikov da hareketlerindeki ritmleriyle, artistik ifadeyi hem görsel hem de ritmsel olarak yorumlayışındaki özgünlüğüyle, dansı sololarıyla genel anlamda önyargılarla çizilmiş olan sınırlarının ötesinde bir yere taşıma iddiasını taşıyor.
Hoş, karakterleri sevdiren bir hikaye, döneme ilişkin sanatçıların o zamanlarda içinde bulunduğu koşulları, kimi zaman siyasi mekanizmaları, kimi zaman sosyal adaletsizlikleri ve bunlara sıkça maruz kalmış insanların yaşamlarını anlatan bir senaryo, fakat belki hepsinden önce ve aslında hepsini tamamlayacak şekilde dans adına olağanüstü işler yapan, bazı şeylerin taktire şayan şekilde bayraktarı, öncüsü olmuş olan sanatçıların; hem kendilerinin, sanatlarının geldiği noktayı yansıtan, her bir dokunuşlarıyla içinde yeraldığı senaryoyu, hikayeyi, sahneleri incelikle işleyen muhteşem dans performansları. Her türden müzikseverin izlemesini tavsiye edeceğim bir film kesinlikle. Dansla ya da görsel sanatlarla en ufak ilginiz olmasa dahi görselliğin içine yerleştirilmiş olan müzikal öğeleriyle, bu müzikal öğelerin de gerçekten üst derecede yorumlarını, örneklerini sunmayı vaad etmesiyle eminim kendini izlettirebilecektir. Hikaye de ilk bakışta belki biraz basit dursa bile oldukça hoş bir biçimde anlatılmış. Senaryosuyla da en sevdiğim filmlerden birisidir herhalde White Nights.
Yönetmen: Taylor Hackford
Oyuncular: Mikhail Baryshnikov, Gregory Hines, Jerzy Skolimowski, Helen Mirren







