Posts Tagged ‘Animasyon’

14
Jul

Kung Fu Panda

   Posted by: roselyn    in Film

Panda Poster

Bir Dreamworks yapımı olan bu şirin animasyon, içinde çin mitolojisinde yer alan hayvanların olduğu bir ülkede geçiyor.  Yine Çin efsanelerinden de yararlanılmış mekanlar ve karakterlerde. Bol bol Kung Fu ve dövüş var, bol bol da güzel espiriler. İlk bakışta çocuk filmi gibi gelmiş olsa da, 20 yaşında kazık kadar ben de hoşlandım (şey evet , kendimi hala 13lük bir velet gibi hissetmem gerçeğini bir kenara bırakırsak).

Bu filmi fragmanını gördüğüm saniyeden beri görmek istiyordum, nitekim izlemediyseniz göz atmanızı tavsiye ederim, oldukça iyi yapılmış. Filmin grafik kalitesi. . . orta kalite diyebilirim; çizimler güzel ama teknik bana biraz garip geldi. Seslendirmeler ne yazık ki Türkçeydi, ve bence hiç de fena değildi, çeviri olsun ses seçimleri olsun, başarılıydı. Filmin başlangıç ve bitişinin 2D animasyon yapılması ve duvar kabartmaları havası verilmesi ise ayrı bir güzellikti.

grup

Konusu ise şöyle; Yeşim Sarayında Kun Fu ustası Shifu , 5 efsane savaşçı yetiştirmiştir; Kaplan, Maymun, Engerek , Turna ve Mantis (peygamber böceği bildiğiniz, ama Mantis işte =D ). Shifu’nun ustasının kehaneti üzerine Ejderha Savaşçı seçilecek ve hapsedilmiş ama sonradan serbest kalacak olan kötülüğü yenecektir. Ancak beklenin aksine bu ejderha savaşçı Korkusuz Beşliden birisi değil, Noodle lokantasında çalışan, şişman, sakar ve beceriksiz panda Po’dan başkası değildir.

Boş vaktiniz varsa ve gülmek istiyorsanız seçebilirsiniz =D

~ Rose

Tags: , , , , , ,

13
Jul

Faust

   Posted by: montezaus    in Film, İnceleme

Faust (1994)

Faust gibi bir eserin uyarlamasını yapmak kolay olmasa gerek. Son halini alması onlarca yıl süren eser, hem bu süre içerisinde Goethe’nin değişen edebi ve felsefi yönelimlerini içermesiyle, hem de bir insanın bütün bir hayatını, hayatındaki arayışlarını, sorunlarını, dileklerini, arzularını konu etmesiyle neresinden bakıp, nasıl başlarsanız başlayın derlenmesi, toparlanması zor olan bir öykü. Zamanında alman edebiyatı hocamın söylediği şekilde yaşam ansiklopedisi bile denilebilir hatta Faust’a. Öyle ki kendisi bir insanın hangi sorunla boğuşursa boğuşsun, kafasında hangi konularda karar vermeye çalışırsa çalışsın, hangi dertlere sahip olursa olsun bunun Faust’ta yer aldığını dahi iddia etmişti.

İçeriği böylesine dolu olan orjinal eserin filmini yaparken Jan Svankmajer de aynı konu ve anlatım tekniği bolluğu, altmetin yoğunluğuyla karşılık vermeyi tercih etmiş. Öyle ki hayal etsem, benim için kutsallık mertebesinde olan Faust’un hakkını verecek bir film uyarlamasını düşünemeyecek olan ben bile filmdeki yaratıcılık bolluğu karşısında tam anlamıyla ekrana kilitlendim filmi izlerken. Aynı zamanda heykeltraş, kukla ustası ve ressam da olan Svankmajer, Faust’u yaparken diğer animasyon filmlerinde de yaptığı gibi bütün bu birikimlerini, yeteneklerini kullanmış; sonuçta ortaya tek kelimeyle büyüleyici bir anlatıma sahip sahneler ortaya çıkarmış. Sanatsal anlatım tekniklerinin kullanıldığı sıradan bir filmde, bir sahnede konunun anlatımına katkıda bulunan öğe sayısı oldukça sınırlıken, Faust’ta bu konuda inanılmaz bir bolluk, bu bolluğun anlamını yitirmeden izleyiciye ulaşabilmesini sağlayacak sadelik hiçbir sahnede eksik olmuyor. Şahsen CNBCe’de filmi ilk kez gördüğümde neredeyse hipnotize olmuş haldeydim, anlatılan hikayeyi zenginleştirmesi açısından Svankmajer’in teknikleri gerçekten oldukça başarılı, Kafka’yı andırır bir özenle öykünün bir parçası haline getirilmeyi başarmışlar.

Bugünün Prag’ında geçen film, şehir metrosundan çıkan bir adamın eline bir harita tutuşturulmasıyla başlıyor. O günün akşamında karakterin yaşadıklarının ardından ertesi sabah harita işaretli yere gitmeye karar veren ana karakterimiz, bulduğu yıkık dökük tiyatro binasında Faust öyküsüyle tanışmasıyla kendi öyküsüne ilk adımı atmış oluyor.

Yönetmen:
Jan Svankmajer

Aşağıdaki bilgileri ekşisözlükten aldım, yönetmenin verdiği, Türkçe’ye çevrilmiş bir ropörtajı okumak için gene aynı entrye göz atabilirsiniz.

* 1934 çek cumhuriyeti (o zmanlar çekoslavakya idi) doğumlu. ne gariptir ki doğduğu yıl, surrealizm, prag’a ithal olmuştur.
* prag güzel sanalar fakültesi kukla tiyatrosu bölümü mezunu.
* ülkesinde 8 ayrı politik rejim gördü.
* filmleri asla unutulmayacak bir zenginlik ve teknik harmoni içermekte. bunlardan bazıları, real time ve animasyon kukla gösterileri, kolajlar, çizim animasyonlar, çamur animasyonlar, stop motion animasyonlar ve düşlerdir.
* 20 saniye ile 120 dakika arasında yaklaşık 30 film çekmiştir. bunların 4 tanesi uzun ve diğerleri kısa metrajlıdır. uzun metrajlı filmlerinin isimleri; alice, zevk komplocuları, faust ve
otesanek’tir.
* svankmajer’in filmlerini izlerken bir sembol ve bir de surrealist sözlüğü kesinlikle koşuldur. aksi taktirde izlediğinizin gerçekliğine inanmanız için kendi vücudunuza dokunmanız gerebilir.
* balık, bebek, toplu iğne, tükürük, anahtar, dolap, taş, kürk, dil, çorba, çamur, dışkı, en takkın olduğu objelerdir.
* svankmajer’in filmlerini bulmanın iki yolu vardır. birincisi, avrupa gezici film festivalini beklemek, diğeri ise prague gambra sanat galerisi’nden (prague surrealist grubunun toplandığı galeri) onun filmlerini 600 kron karşılığında istemektir. birincisinin garantisi yoktur; ikincisi garantilidir.
* sonradan ticari olmayı seçmiş çek yönetmen milos forman onun hakkında şöyle demiştir:  bunuel + disney = svankmajer”
* 14 yıl ve 20 film sonra, san francisco uluslararası film festivalinde onur ödülüne layık görülmüştür. ne hikmetse, diğer ödüllerini de san francisco’da düzenlenen diğer yarışmalardan kazanmıştır ve orada, bir zamanlar ispanya’dan amerika’ya göçmüş olan salvador dali gibi karşılanmıştır.
* jan svankmajer, eşi eva svankmajerova (surrealist ressam) ile halen prag’ta yaşamakta ve arada bana laf yetiştirmektedir.

Filmografi:
Uzun metraj filmleri:
- Alice (Něco z Alenky) (1988)
- Faust (Lekce Faust) (1994)
- Conspirators of Pleasure (Spiklenci slasti) (1996)
- Little Otik (Otesánek) (2000)
- Lunacy (Šílení) (2005)
- Surviving Life (Theory and Practice) (2008)

Otuza yakın kısa filminin listesi için yönetmenin wikipedia sayfasına göz atabilirsiniz.

Videolar:
Svankmajer belgeseli: Bölüm 1, Bölüm 2, Bölüm 3
Filmden sahneler: 1 2 3 (filmi izleyecekseniz linklerdeki videolarla çok fazla zaman geçirmemenizi tavsiye ederim.)

Linkler:
IMDb sayfası

Tags: , , ,

11
Jul

Waking Life (Hayata Uyanmak)

   Posted by: montezaus    in Film, İnceleme


Waking Life başladığı zaman hafif bir animasyon filmi izleyeceğimi düşünmüştüm. Renkler, karakter çizimleri, biraz da filmin ana karakterin çocukluğuna ait bir sahneyle başlıyor oluşu böyle bir izlenim vermişti o an. Filme dair sahip olunabilecek en yanlış fikrin bu olduğundan da filmin beşinci, onuncu dakikası sonrasında şüphem kalmamıştı doğrusu. Açılış sahnesinde gökyüzüne doğru yükselmekten, onu aşağıda tutacak bir yere tutunarak kurtulan bir çocuğu görüyoruz. Daha sonra genç haliyle karşılaştığımız ana karakteri rüya alemindeyken, farklı insanlarla, farklı yerlerde, farklı kurgular içerisinde, farklı felsefi tartışmalara tanık olurken izlerken de bu gökyüzünde süzülme hissi eksilmiyor. Filmin hemen başlarında trafik kazası geçirmesinin ardından karakterimiz de, biz de karakterin uyanamamasının sebebinin geçirdiği trafik kazasıyla komaya girmiş olması olup olamayacağı hakkında biraz kafa yorsak da, film boyunca bu tür senaryo öğeleri, felsefi tartışmaların yanında arka planda kalıyor. Bu tartışmalar arasında pek çok birbiriyle ilgisiz konu yer alırken, rüyaları konu alanların yanısıra günlük konular ve güncel felsefi başlıklardan bazıları üzerine de birçok konuşmalar, monologlar bulunuyor. Bu konuşmalarda varoluşçu felsefeden de çokça iz bulabilmek mümkün.

Peki filmin konusu ne, veya film ne anlatıyor? Doğrusu bu soruya net olarak cevap veremem. Filmde de bu sorunun cevabı açık bir şekilde yer almıyor. Bir yerde Walking Life için öğrenci yurdu muhabbetlerinin derlenmiş hali yorumunu okudum mesela, ama film bu tarz konulardan da ibaret değil. Ancak tartışmaların insanın rüya görmeyi unutmasına dair eleştirileri yoğun bir biçimde içermesiyle, hem bu eksikliğe sahip olan hayatı, hem de rüya alemini, rüyaların insan doğasındaki yerini belirsizce de olsa konu ediyor denilebilir. Peki bu tartışmalar, felsefi önermeler gerçekten de öğrenci yurdu muhabbetleri tarzı bir yakıştırma yapacak düzeyde mi? Böyle olmadığını gönül rahatlığıyla garanti edebilirim. Karakterin tanık olduğu tartışmaların kimisinin konu olarak bu seviyedeki muhabbetlere yakınlık göstermesine karşın, hem bu konular azınlıkta, hem de böyle olan konular bile daha üst bir seviyede; daha doyurucu, daha dolu argümanlar ve bakış açıları kullanılarak tartışılmış. Üslup olarak da bu konuşmalar daha iddiasız, daha gerçekçi. Argümanlarını zorlama bir şekilde büyük iddialarla, gösterişle izleyicilerine kabul ettirmeye çalışan filmlerden değil Walking Life. Gerek üslubu, gerek içeriğiyle oldukça tatmin edici bir fikir sunumu yer almakta.

Walking Life görsel anlamda da oldukça kaliteli, iddialı bir film olmuş. Görüntüler dijital kamerayla kaydedildikten sonra filme animasyon ekibi tarafından son şekli verilmiş.  Filmdeki konuşmalarda da karşımıza çıkan iletişim konusu, sözlerin anlatmak istediklerimizi ifade etmekteki yeterlilikleri ve sözle anlatılanları algılama sürecine görsel anlamda da değinmek mümkün olmuş böylece. Bir karakter bir olayı anlattığında, o olayı yalnızca sözleri kullanarak değil, aynı zamanda animasyon teknikleriyle yaratılmış görsellerin yardımıyla da kafamızda canlandırabiliyoruz örneğin. Bu imkandan yapımcı ekipçe de birçok yerde değişik şekillerde faydalanılmış; kullanılan teknik filme, anlatıma gerçekten katkı sağlayacak hale getirilmiş.

Walking Life hem görsel anlamda, hem içerik anlamında izleyicisini tatmin etme iddiasına sahip, kullandığı materyalin hakkını veren bir film olmuş. İlginizi çektiyse tereddütsüz edinin derim. Türkiye’de Hayata Uyanmak adıyla DVD olarak satışa çıkarılmış ancak baktığım internet sitelerinin hepsinde tükenmişti. Bu arada isminde bir düzeltme yapmak gerekirse, Waking Life terimi uyanık olduğumuz zamanı ifade ediyor. Bu anlamda Türkçe’sinin hayata uyanmak ya da hayatı uyandırmaktan çok uyanıklık, uyanık yaşam gibi şeyler olabileceğini söylemekte fayda var.

Yönetmen ve Yazar: Richard Linklater
Yapımcılar: Tommy Pallotta, Jonah Smith, Anne Walker-McBay, Palmer West
Oyuncular: Wiley Wiggins, Ethan Hawke, Julie Delpy, Nicky Katt, Timothy “Speed” Levitch

Linkler:
IMBb Sayfası
Richard Linklater ile Ropörtaj

Tags: