Posts Tagged ‘müzik’

2
Sep

Aydın Esen

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

Blogumuzda ağırladığımız Türk müzisyenler yalnız kalmasın, başka kimleri misafir edebiliriz diye düşündüğüm bu günlerde bütün sessizliğine, önplana çıkmadaki isteksizliğine rağmen piyango Aydın Esen’e vuruverdi. Türkiye’deki demek yetersiz kalacak, dünyadaki sayılı müzik yeteneklerinden, dahilerinden birisi olmasına rağmen, tanınan birisi olmaya dair en ufak bir istek taşıdığını gösterecek bir belirtiyi yıllardır bizden esirgeyen Aydın Esen ısrarlarımızı kıramayarak beri geldi, hoş geldi.

Kendisi dünyanın en yetenekli jazz piyanistlerinden sayılsa da müziğini jazzla, müzisyenliğini de piyanistlikle sınırladığını söylemek haksızlık olur. Çağdaş müziğin öncü beyinlerinden Aydın Esen’in yarattığı müzikal dünya; yeryüzünün, insanlığın, medeniyetin, kültürlerin yarattığı her türlü müzikal motiften arınmış, müziğin evrensel, kozmik anlamıyla düşünülüp işlendiği bir yer. Bu anlamda canlı performanslarında jazz çaldığı görülse de, hem bu durum çoğu stüdyo kayıdında böyle değil, hem de jazz ve jazza yakın tarzda müzik yaptığı zaman bile jazzın ya da herhangi bir müzik türünün sahip olabileceği sınırlamalardan arınmış bir piyano performansı dinlediğini insan çabucak farkedebiliyor.

Aydın Esen’in müzik hayatının yeniliğin peşinde başlayıp yeniliğin içinde devam ettiğini söylemek doğru olur.  Her halükarda müziği yeni seslerle, yeni kavramlarla, yeni şekillerde yaptığını söyleyebiliriz. Bu da varolan zamanın müzik anlayışının güncel sorularıyla müzisyenlik kimliğini kazandığı günlerde uğraşıp, verilen cevaplara hakim olmaya, yeri geldiğinde bu cevaplarda pay sahibi olmaya başladığı anlamına geliyor, ki bugünün Aydın Esen’ini anlamak için de onun bu geçmişini görmek, bu geçmişin üzerinde yepyeni müzikal sorular, sesler, kavramlar yarattığının farkında olmak gerekiyor. İşte böyle bir noktada, müziğin kozmik dilini kendi dili bellemenin bile kendi entellektüel geçmişinde çoktan yer edinmiş olduğunu gördüğümüz müzisyenin besteleri kimi zaman anlaşılmaz gelse bile, zaman içerisinde içerisindeki güzellikler, gerek kendi içerisindeki yeni müzikal öğe ve kavramlar, gerekse mevcut müzikal kavramlara verdiği yeni şekillerle kendini bize gösteriyor.

Aydın Esen’in kendi sitesindeki tanıtım yazısı oldukça iyi hazırlanmış. Kendisini daha yakından tanıtmak için olduğu gibi alıntılıyorum. Sayfasının linkini aşağıda, linkler bölümünde bulabilirsiniz. Onun dışında özellikle son iki albümünün; Extintion ve Light Years’ın, sanatçının geldiği noktayı görmek açısından dinlenmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.

Piyano ve bestecilik eğitimine iki yaşında babasının eğitmenliğinde başladı ve birkaç yıl sonra bu eğitime İstanbul Konservatuarı’nda devam etti. Daha gencecik yaşına rağmen duyma, üretme ve yazma yetilerine sahipti. Aydın Esen’in ilk hocası olan babası onu seslerin sonsuz dünyasına çekmeyi başarmıştı. Zamanının akademik tavırlarıyla baş ederken ve insanlara yeni sesleri kabul ettirmekle uğraşırken, kendisi sürekli yeniliğin peşindeydi. Esen, konservatuardayken armonik teorilerin bazı kurallarını değiştirmeyi bile başarmıştı. 20.yy.’ın akustik müzik bestekarlarının uzak durmayı tercih ettiği elektronik müzik yaşamının bir parçası olmuştu. 10 yaşından önce zamanımızın modern müzik problemleriyle ilgilenmesi, onu farklı yapan unsurlardandır.

Aydın Esen, 80′lerin başında piyano, bestecilik ve orkestra şefliği konularında çalışmalar yapması için Oslo’daki Norveç Eyalet Müzik Akademisi’ne davet edildi. Farklı orkestralarla Avrupa’yı turladı ve her yerde bir stüdyo müzisyeni gibi çalıştı. 1983′te ABD’nin yolunu tuttu. Tam bursla Boston’daki Berklee Müzik Okulu’na gitti. Normalde 4 yılda bitirilen okulu 1 senede, üstelik “Sanatçı Diploması” adı verilen en yüksek dereceyle bitirdi. Daha sonra New England Conservatory of Music’te piyano ve bestecilik üzerine yüksek lisans yaptı. 80′lerin sonlarına farklı kıtaları gezerek geldi. 1987′de müzisyen eşi Randy K. ile New York’a taşındı.

Miroslav Vitous, Woody Shaw, Can Kozlu, Randy K., Vinnie Colaiuta, Pat Metheny, Roy Haynes, Anthony Jackson, Steve Smith, Baron Browne, Frank Gambale, Kai Eckhardt, Peter Herbert, Dave Liebman, Peter Erskine, Tiger Okoshi, Gary Burton, Daniel Humair, George Garzone, Mino Cinelu, Michel Portal, Trilok Gurtu vb. isimlerle çalıştı. Eddie Gomez ve Marcello Pellitteri ile 1986 yılında yaptıkları “Trio” albümleri büyük ses getirmişti. 1987′de bir aylık Japonya turnesinde Tiger Okoshi, Miroslav Vitous, Bob Mintzer ve Bob Moses ile birlikte çaldı. Daha sonraki çalışma ve turnelerinde basçı Jonas Hellborg ve baterist Kenwood Dennard ile birlikte çalıştı. 90′ların başında Miroslav ile tekrar bir araya geldi, ikili aralarına Trilok Gurtu’yu alarak bir yıllığına turneye çıktı.

Esen; bestecilik, klavyedeki virtüözitesi ve elektronik müzikte yaptıklarından dolayı sayısız ödüle layık görülmüştür. İlk ödülünü 1989 yılında, Paris’te düzenlenen Uluslararası Piyano Yarışması’nda kazanmıştır. Stüdyo müzisyeni ve solo sanatçısı olarak yaptığı çalışmalar Columbia/Sony Records, Polygram, Arista, JMS, Gramavision, Label Bleu and Music City etiketleri altında mevcuttur. 1989 yılında Randy K., Francis Bourrec, Peter Herbert ve Can Kozlu ile yaptığı “So Many Lifetimes” adlı kayıt dünya çapında büyük yankı uyandırmış ve yılın kaydı seçilmiştir. Aynı yıl içerisinde Esen’e, Avusturyalı gitarist Wolfgang Mutspiel ve Bob Berg ile “Timezones”da çalma teklifi de sunulmuştur. Çıktığı Paris, Avrupa ve Japonya turnelerinde büyük heyecanla karşılanan Esen’in 90′ların başında Mick Goodrick, George Garzone, Can Kozlu ve Peter Herbert ile birlikte yaptıkları “Pictures” albümü Japonya’da yılın albümü seçilmiştir.

1991 yılında “Edges” çatısı altında Miroslav Vitous, Jerry Bergonzi ve Daniel Humair ile bir araya geldi. 1992 yılında Columbia/Sony Records etiketi altında “Anadolu” isimli albümü New York’ta kaydetti. Bu kayıt sürecinde Anthony Jackson, Dave Holland, Peter Erskine, Dave Liebman, Mino Cinelu, Dave Bargeron, Jon Faddis, Randy Esen ile birlikte çalışmıştır. Bütün bu kayıtlar uluslararası arenada boy göstermiş ve büyük takdir toplamıştır. 1995 ve 1996 yıllarını kapsayan Japonya turnesinde Esen, Tiger Okoshi, Miroslav Vitous, Bob Moses, Bob Mintzer, Chip Jackson, Gary Burton ve saygın Japon müzisyenlerle birlikte çalmıştır. Bu arada çağdaş müzik hakkında konferans ve seminerler vermeye devam etmiştir.

1995 yılında Brezilyalı besteci ve gitarist Sergio Brando ile çok özel bir albüm olan “Landscapes” i, 1996 yılında ise klarnet ustası ve besteci Andrew Anello ile New York’ta “x-Centrix” adlı albümü yapmıştır. Esen’le birlikte çalışan gitarist Emily Remler, kendisinden “This Is Me” albümüne beste yapmasını ve aynı albümde çalmasını rica etmiştir. Daha sonra bir süreliğine baterist Steve Smith, basçı Anthony Jackson, gitarist Frank Gambale ve vokalist eşi Randy Esen ile turneye çıkmış, aynı grup 2000 yılına girerken “Timescape” isimli albümde birlikte çalışmıştır.

“Timescape” adlı albüm 1999 yılının Kasım ayında piyasaya çıkmıştır. Bu albümde klavyede Aydın Esen, basta Baron Browne, bateride Steve Smith ve vokalde Randy Esen yer almaktadır. Albüm, 2000 yılında en iyi albüm olarak ödüllendirilmiştir. Sanatçı, 1999 yılında “Enfas” isimli başka bir albüme de imza atmıştır. Yine aynı sene, Esen’in eski dostu, usta basçı Kai Eckhardt’ın çıkış albümü olan “Honor Simplicity, Respect the Flow”da klavye çalmıştır.

Sanatçının Mayıs 2001′de Miroslav Vitous ve Vinnie Colaiuta ile birlikte yaptığı “Living” adlı albüm, müzikteki yeni boyutları göz önüne sermektedir.

Aydın Esen, 2002 yılında da çeşitli çalışmalarda bulunmuştur. Bu çalışmalar geleceğin çağdaş müziği hakkında ipuçları içermektedir.

Linkler:
Websitesi
Extinction ve Light Years Albümlerinin Özel Sitesi
Myspace Sayfası
Bir Ropörtajı (Okunması özellikle tavsiye olunur)
Canlı Performanslar: 1, 2, 3,
TRT’nin Kendisiyle Gerçekleştirdiği Bir Ropörtaj: Dahi Müzisyen Aydın Esen - Bölüm 1, Bölüm 2

Albümleri:
1989 - Aydin Esen
1988 - So Many Lifetimes
1989 - Pictures
1992 - Anadolu
1992 - Radio Edits
1998 - Enfas
1999 - Timescape
2001 - Living
2005 - Flashpoint
2005 - Dialogo
2006 - Light Years
2006 - Extinction

Tags: , , , , , ,

27
Aug

Liars

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

Liars’ı ilk dinlediğimde bambaşka bir müzik yapıyorlardı. Yeni nesil indie grupları yeni yeni isim yaparlarken, bize de müziğin böylesine verimli, hareketli bir dalını keşfetmenin keyfini sürmek düşüyordu. O zamanlar iki albümleri vardı. ilk albümleri, 2002 tarihli ‘They Threw Us All In A Trench And Stuck A Monument On Top’ indieye yakın, post-punk denilebilecek bir tarzdaydı, oldukça da eğlenceli, iyi bir albümdü. Ancak ikinci albümleri, ‘They Were Wrong So We Drowned’ oldukça farklıydı. Grup ilk albümlerindeki müzik tarzını tamamen bir kenara koymuş; müziklerini şekilsizleştirmiş, biçimsizleştirmiş; deneysel bir iş çıkarmıştı ancak bu işin altından da pek iyi kalkamamışlardı. Hem ilk albümleriyle kazandıkları fan kitlesini hayalkırıklığına uğratan, hem de kaydıkları yeni müzikal çizgide de beğeni toplayamayan grup için bu albüm kolayca başarısızlık olarak nitelenebilirdi.

Bütün bunlara rağmen, çok da uzak olmayan bir zamanda Liars’ın üçüncü ve dördüncü albümlerini edinmemle, grubun deneysel macerasıyla ilgili söyleyecek hiçbir olumsuz lafım kalmamıştı. Özellikle ‘Drum’s Not Dead’ albümü bu alandaki favori albümlerimden birisi oldu. Enstrümanların başarıyla kullanıldığı, yoğun bir atmosferi olan grubun üçüncü albümüyle Liars oldukça başarılı bir iş çıkarmış. Sonic Youth gibi grupları andıran albümü deneysel müzik seven birisiyseniz mutlaka baştan aşağı dinlemenizi öneririm.  Aynı zamanda konsept albüm olma özelliğine sahip Drum is Not Dead, Drum ve Mt.Heart Attack adlarına sahip iki karakter üzerinden korkaklık ve güven kavramlarını konu ediyor.

Grup son albümleriniyse kendi isimleriyle adlandırmayı tercih etmiş. Liars adını taşıyan albüm grubun müzikal geçmişinin özeti gibi, hem ilk albümlerini andıran hareketli parçalar, hem de ikinci, üçüncü albümlerindeki deneysel tarzda işler yer almış. Buna rağmen deneysel işlerin biraz arkaplanda kalmış olduğu söylenebilir, bu albümle belki de ilk albümleriyle kazanmış oldukları fanlarının tekrar gönüllerini almak istemiş olabilirler. Sailing to Byzantium gibi şarkılarla edebi metinlere de göndermelerin de yapıldığı bu albümde grup kesinlikle iyi bir iş çıkarmış.

Drum’s Not Dead albümü benim için özellikle öne çıkarken diğer albümlerindeki işleri de yok saymamak lazım. Her bir albümde de sevdiğim şeyler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim kendi adıma. Bu arada ben bu yazıyı yazarken grubun Radiohead ile turluyor olduğunu öğrenmek bana ‘bu nasıl adalet, bu nasıl dünya’ dedirtti. Biz de böyle turlar istiyoruz arkadaş. Olmaz ki ama.

Linkler:
Myspace Sayfaları
Web Siteleri
Grupla Ropöjlar - Yıl: 2003, 2007, 2007
Liars live at Bloomsbury Ballroom, Londra  - 3 Aralık 2007
Klipler: Plaster Casts Of Everything, Houseclouds, We Fenced Other Gardens With The Bones Of Our Own,
Canlı Kayıtlar: Broken Witch
Drum’s Not Bread DVD’sinden: A Visit From Drum, Drum Gets A Glimpse, You Drum

Albümler:
They Threw Us All In A Trench And Stuck A Monument On Top (2002)

1. Grown Men Don’t Fall in the River, Just Like That
2. Mr. Your on Fire Mr.
3. Loose Nuts on the Veladrome
4. The Garden Was Crowded and Outside
5. Tumbling Walls Buried Me in the Debris With ESG
6. Nothing Is Ever Lost or Can Be Lost My Science Friend
7. We Live NE of Compton
8. Why Midnight Walked But Didn’t Ring Her Bell
9. This Dust Makes That Mud

They Were Wrong So We Drowned (2004)

1. Broken Witch
2. Steam Rose from the Lifeless Cloak
3. There’s Always Room on the Broom
4. If You’re a Wizard Then Why Do You Wear Glasses?
5. We Fenced Other Gardens with the Bones of Our Own
6. They Don’t Want Your Corn - They Want Your Kids
7. Read the Book That Wrote Itself
8. Hold Hands and It Will Happen Anyway
9. They Took 14 for the Rest of Our Lives
10. Flow My Tears the Spider Said

Drum’s Not Dead (2006)

1. Be Quiet Mt. Heart Attack!
2. Let’s Not Wrestle Mt. Heart Attack
3. A Visit from Drum
4. Drum Gets a Glimpse
5. It Fit When I Was a Kid
6. The Wrong Coat for You Mt. Heart Attack
7. Hold You, Drum
8. It’s All Blooming Now Mt. Heart Attack
9. Drum and the Uncomfortable Can
10. You, Drum
11. To Hold You, Drum
12. The Other Side of Mt. Heart Attack

Liars (2007)

1. Plaster Casts of Everything
2. Houseclouds
3. Leather Prowler
4. Sailing to Byzantium
5. What Would They Know
6. Cycle Time
7. Freak Out
8. Pure Unevil
9. Clear Island
10. The Dumb in the Rain
11. Protection

Tags: , , , , ,

27
Aug

Moe Joe - Chicago Istanbul Mainline (2000, Ada Müzik)

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

Moe Joe Album Kapagi

Blues dinlemekten, blues çalmaktan ya da her ikisini birden yapmaktan hoşlanıyorsanız, muhtemelen kendinizi yakın hissedeceğiniz bir grup Moe Joe. İyi, kaliteli blues yapmakla kalmıyorlar; blues yaparken aldıkları keyfi de bir şekilde sonuna kadar notalara dökebiliyor. Müzikal kalitelerinin yanısıra dinleyene verdikleriyle keyifle de taktir ettiğim gruplardan birisi oldular gerçekten.

Müzikal kalite demişken söylemem gerek, şarkılarında hangi enstrümanı dinlerseniz dinleyin, performansın içerisine ustalıkla katılmış küçük nüansların farkedilmeyi beklediğini göreceksiniz. Gitar olsun, saksafon olsun, mızıka, klavye olsun; üst düzey sololar atarlarken, solo dışında da rifflerinin sabit olmadığını, müzisyenlerin notalarda yaptıkları ufak değişiklerle kalitelerini gösterdiklerini, hem şarkının içindeki hissi daha iyi verebildiklerini, hem de dinleme keyfini arttırdıklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Onun dışında bass ve bateri de monotonluktan epey uzak. Bluesda bu iki enstrümanın rütinlerini bozmadığı durumlarla özellikle çokça karşılaşılabildiğinden Moe Joe’nun burada da beklentilerimizi yüksek tutmamıza imkan vermiş olması beni ayrıca mutlu etti.

Grubun bence blues adına en iyi yanlarından birisi, pek çok blues stilinde işler çıkarmış, bunu yaparken de hepsindeki duyguyu, hissi başarıyla verebilmiş oluşu. Bu anlamda Chicago Istanbul Mainline oldukça zengin bir albüm olmuş.

Moe Joe resmi olarak dağılmış değilse bile bu grubun ilk ve tek albümü olmuş. Ama konserleri nadir de olsa oluyormuş sanırım. Bir yerlerde rastlarsanız kaçırmayın derim. Çok fazla biyografik bilgi vermedim ama Myspace sayfalarında bu konuda Türkçe materyal bulunabilmekte, aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Linkler:
Myspace Sayfaları

Şarkı Listesi:
1. Black Coffee Blues
2. Lonesome Grassman
3. SunLight
4. Born In Izmir
5. Come On Home
6. Blues Is A Raindown
7. Spank Ma Monkey
8. Two Trains Runnin’ Two Bears R
9. Rooters And Pigeons
10. I BeLieve
11. Sundown

Tags: , ,

17
Aug

İstanbul Blues Kumpanyası

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

Sabahın dokuzunda uyanıp, kendi kendime “napıcam lan bu saatte” derken bir anda keşfediverdiğim bir grup oldu İstanbul Blues Kumpanyası. Aslında bileni de oldukça fazlaymış İBK’nın. Daha önce pek çok organizasyonda kendilerini göstermiş olmalarının yanında, Efes Pilsen Blues Festivali’nde yer almış ilk Türk grubu olma unvanına da sahipler.

‘Kökler’ (1997, Ada Müzik) ve ‘Şair Zamanlar’ (1999, Doublemoon) olmak üzere iki albümleri mevcut, ancak bu iki albüm arasında da büyük farklılıklar olduğunu söylemek mümkün. Kökler albümünde blues çizgisine daha sadık bir görüntüye sahiplerken, Şair Zamanlar’da etnik öğelere de sahip, kimi zaman deneyselleşen, okuduğum kadarıyla canlı performanslarda da doğaçlamaların daha ağırlıklı olarak yer aldığı bir müzikal çizgiye kaymışlar. Kökler albümünü ve o albümü çaldıkları canlı birkaç kayıt dinlememle, dinlediğim en iyi Türk blues grubu unvanını kendilerine vermem bir oldu. Babazula, Siya siyabend gibi etnik, geleneksel öğelere müziklerinde yer veren gruplara da kulağınız aşina ise, Şair Zamanlar’dan da muhtemelen keyif alacağınızı söyleyebilirim. Bu albümlerinde geleneği terk etmeden, hatta gelenekten beslenerek modern müzik yapma iddiasına sahipler.

Grup elemanlarına bakıldığında diğer çalışmalarıyla da oldukça iyi işler çıkarmış, adlarından söz ettirmiş müzisyenler olduklarını söyleyebiliyoruz. Ben şahsen Orçun Baştürk’ü görünce ayrı bir mutlu oldum. Replikas’tan ve Kafabindünya’dan zaten tanımaktaydık kendisini. Siya Siyabend’in Babylon’daki, dağılmadan önce verdikleri son konserlerinden sonra arkadaşımla “bu bateristi nerden tanıyoruz abi biz” sorularını sormamıza vesile olmuş birisidir ayrıca kendisi. Burada görünce ayrı bir mutlu olduğum dediğim gibi. Diğer grup elemanlarını ve İBK’ndan sonraki çalışmalarını aşağıda bulabilirsiniz.

İBK ne yazık ki günümüze kadar devam edememiş. Şair Zamanlar albümünü çıkarmalarından sonra aralarındaki, kendi ifadeleriyle müzikal yaklaşım farkları nedeniyle çalışmalarına belirsiz bir süreyle ara vermeyi seçmişler. Linkler başlığı altından ulaşabileceğiniz myspace sayfalarında grubun detaylı biyografisini bulabilirsiniz, daha fazla bilgi için oraya yönlendireyim sizi. Keşfetmekten de, paylaşmaktan da bir blues sever olarak oldukça mutlu olduğum, gurur duyduğum bir grup İstanbul Blues Kumpanyası. En azından bir kulak vermenizi ısrarla tavsiye etmekteyim.

Grup Elemanları ve IBK Sonrası Çalışmaları
Sarp Keskiner - vokal, gitar, kaval, harmonika (Saska, Kırıka, Moe Joe, G.R.O.S., solo çalışmalar)
Salih Nazim Peker - saz, elektronik saz, buzuki (Kırıka, Kordonboyu)
Vefa Karatay - bass (Moe Joe, King Bees, Yavuz Çetin, Blues Mobile)
Tuğrul Aray - tenor saksofon (King Bees, Olcay Saral Duo, solo çalışmalar)
Orçun Baştürk - davul, konga (Replikas, Saska, Kırıka, Kafabindunya, solo çalışmalar)
Ozun Usta - dümbelek (Naapjazz, Tamburada, Randiman Kakara)
Ertan Tekin - Zurna, ney

Linkler:
Şair Zamanlar MySpace Sayfası
Efes Pilsen Blues Festivali (1997) kayıtlarının yer aldığı MySpace sayfaları
National Geographic’te IBK (WTF demeyin lütfen =) )
İBK, Adana 1997 Canlı Performansından Görüntüler 1 2 3 4 5 6

Albümleri:
Kökler (1997, Ada Müzik)
kökler

1. Alleuia
2. God Put The Rainbow In The Sky
3. Chanson De Mardi Gras
4. Black Coffee Blues
5. Sea Line Woman
6. Early Morning Stomp
7. Blues On Fidayda
8. Sleep Deep Blues
9. Grassfunk No:8
10. Jesus Met The Woman At The Well
11. Workin’ Power
12. Loner
13. Whiskey Jar Blues
14. Pick A Bale Of Cotton
15. Black Mule Rag
16. Ma Right Mind
17. Freedom Birds Of Africa (Ken Saro Wiva Et Fela)

Şair Zamanlar (1999, Doublemoon)

1. Biskotin
2. Dürüst Duman
3. Fourty-Four
4. Whiskey headed Woman No.3
5. Derbeder
6. Kırıkk Hayatlar
7. Kurbağalı Bodrum
8. Çiğdem Pilavı
9. Hüseyni Twist
10. Şair Zamanlar
11. İzmir’e Donüş
12. On the Road Again

Tags: , , , , ,

3
Jul

Coldplay - Viva La Vida or Death and All His Friends

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

Viva La Vida or Death and All His Friends (2008)

Coldplay denilince genelde birbirinden çok da farklı tarzda şarkılar beklemeyiz sanırım; gitarlar olsun, vokaller olsun, bateri, piyano olsun, genelde bizi alıştırdığıklarının dışına çıkmazlar pek. Bunu da grubu kötülemek için söylemiyorum, sonuçta grup elemanları kendi sevdikleri, arzuladıkları tarzda müzik yapıyorlar, bizler de onların ortaya çıkardıkları şeyde sevecek bir şeyler bulmuşuzdur ki dinliyoruzdur, alıyoruzdur albümlerini. Ancak bir yerden sonra belli bir tarzı terkedememek, özellikle o tarz kısıtlayıcı olarak değerlendirilebiliyorsa müzik grupların laneti olabiliyor sanırım bazen. Belki de Coldplay elemanları da böyle bir kısıtlılığı aşmak için kendilerini, müziklerini yenilemeye karar verip alışılmış çizgilerinin oldukça dışında bir albüm çıkarmışlar bu sefer. Albümün hiçbir parçasını dinlemeden, albümün prodüktörlüğünü Brian Eno’nun yapmış olduğunu bilmemiz bile böyle bir değişimi garantiliyor zaten bir yerde.

Peki bu albümde diğer albümden farklı ne var derseniz, aynı kalmış hiçbir şey yok sanırım; belki vokal biraz  bu genellemenin dışında kalabilir. O da diğer enstrümanların pek tenezzül etmediği melodiyi taşıma işlevine ağırlık vermiş sanki biraz.  Grubun müziğinde vokalin eskisinden bile daha ön planda olmasının sebebi bir yerde de diğer enstrümanların kullanımındaki farklılıklar olmuş. Eski net, temiz, çınlayan gitar tonları gitmiş; yerine daha kirli, bazı yerlerde oldukça distortionlı tonlar gelmiş; gitarın melodiyi yüklenmesindense ritmi vermesi tercih edilmiş. Diğer Coldplay albümlerine göre sesi nispeten kısılmış denilebilecek gitarlar da arkaplanda kalmış böylece. Eskisinden daha belirgin olan davul da ritm konusunda gitara destek olmuş. Ayrıca pek çok şarkı Coldplay için alışılmadık denilebilecek şekilde üflemeli, telli çeşitli enstrümanlara, elektronik seslere de sahip. Sonuç olarak ortaya nasıl bir müzik çıkmış derseniz, enstrümental anlamda gruba rahatça ‘otur evladım, sıfır’ denilebilecekse de zaten albüm hazırlanırken böyle bir şey amaçlanmamış. Sözler gene aynı, Coldplay bu konuda kendini değiştirmek gereği duymamış, iyi de yapmış, lirik anlamında dinleyicilerini tatmin etmeyi başarabilmiş. Ancak sözler dışında grubun müziği arkaplan müziği denilebilcek bir tarza kaymış, ki bunda da çok iyi oldukları söylenemez pek. Albüm bir yerde Coldplay’in bundan sonra ne yapacağına dair arayışlarını yansıtıyor, bu yönüyle deneysel bir nitelik kazanıyor. Albümün sunduklarının, grubun yeni yönelimlerinin hayranları tarafından nasıl karşılanacağı ise belli olmaktan çok uzak. Bu anlamda Coldplay’in müzikal arayışlarında bu albümün doğru yönde bir adım olup olmadığı da şüpheli oluyor maalesef. Yine de lirikleriyle eski çalışmalardan geri kalmayan, bu yönüyle oldukça iddialı olan albümün Coldplay fanlarınca tamamen kayıp olarak değerlendirilmesi zor sanırım.

Websiteleri: http://www.coldplay.com/index.php
Myspace sayfaları: http://www.myspace.com/coldplay
Videolar:
-
Albümden çıkan ilk single Violet Hill’e çekilen klip
- Albüm üzerine bir ropörtaj
- Bir diğer ropörtaj
- Viva La Vida (live in Amsterdam)

Şarkı Listesi:
1. Life In Technicolor
2. Cemeteries Of London
3. Lost!
4. 42
5. Lovers In Japan/Reign Of Love
6. Yes
7. Viva La Vida
8. Violet Hill
9. Strawberry Swing
10. Death And All His Friends
11. The Escapist

Tags: , ,

28
Jun

The Bamboos

   Posted by: montezaus    in Albüm, İnceleme

band

Avustralya’lı The Bamboos son zamanlarda funkı, özellikle yeniden dirilen deep funkı temsil eden iyi gruplardan bir tanesi. 2001’de temelleri atılan grup ilk zamanlar iki tane single yayınlamış, bunlara paralel olarak yerel performanslar vermiş, 2005te Londra merkezli TruThoughts Records ile anlaşmalarıyla da hem daha sonra çıkaracakları iki albümün hem de daha ciddi bir müzik kariyerinin yolunu açmışlar. Daha önceden Quantic ve Alice Russel gibi deneyimli ve tanınmış isimlerle çalışma fırsatı bulmuş olan grup elemanlarının, sahip oldukları bağlantılarla uluslararası alanda arzu ettikleri tanınırlığa ulaşmaları pek zor olmamış. Hem 2006 tarihli Step It Up albümünden, hem de 2007’de çıkan Rawville’den sonra The Bamboos gerek albüm satışlarıyla, gerek Avrupa’nın pek çok şehrinde sahne almalarıyla, gerekse birçok müzik dergisine konu olmasıyla alanında iddialı, tanınan isimlerden biri durumuna gelmiş.

Konser vererek geçirdikleri 4 yılın ardından 2006 yılında çıkardıkları Step It Up albümünde bütün bu yılların birikimiyle canlı, hareketli, canlı çalındığında oldukça keyif verme potansiyeli olan şarkılar bulunmakta. Yazın ev partisi veririm, arabamda giderken de groovy takılır eder keyifle yol alırım diyenlerdenseniz Step It Up tam sizlik bir albüm. Rawville’de de grubun tarzı çok fazla değişmemiş, ilk albümde kaldıkları yerden devam etmişseler de şarkıların zaman zaman daha yavaşladığını, kimi zaman özellikle klavyeyle biraz daha deneysel bir tarza geçiş yaptıkları hissedilebilmekte. Böyle bir yönelimden söz edilebiliyor olsa da temelde albümde grubun ilk albümdeki kıpır kıpır müziğinden de taviz verilmemiş, tarzları çok fazla değişikliğe uğramamış.

Grup elemanları Lance Ferguson (gitar), Ben Grayson (klavye), Danny Farrugia (davul), Yuri Pavlinov (bass), Anton Delecca (saksofon, trompet) ve Ross Irwin (trompet)

Websiteleri: http://www.thebamboos.com
Myspace sayfaları: http://www.myspace.com/thebamboos
Fotoğraflar: http://www.thebamboos.com/images.htm

Step It Up (2006)
Step It Up Cover

1. Step It Up
2. Tighten Up/Album Version
3. In The Bamboo Grove
4. Golden Rough
5. Black Foot
6. Transcend Me
7. Tobago Strut
8. Another Day In The Life Of Mr. Jones
9. Crooked Cop
10. Eel Oil
11. Voodoo Doll/Album Version

Rawville (2007)
Rawville cover

1. Bamboos Theme
2. Bring It Home - The Bamboos, Alice Russell
3. Get in the Scene - The Bamboos, Ohmega Watts
4. Witch
5. My Baby’s Cheating (I Sure Got the Feeling) - The Bamboos, Fallon Williams
6. I Don’t Wanna Stop - Kylie Auldist, The Bamboos
7. Head in the Clouds - The Bamboos,
8. Happy
9. Rockin’ It - The Bamboos, Ohmega Watts
10. Pussy Footin’
11. Rawville
12. Tongan Steel

Tags: , ,

27
Jun

Robert Rich & B. Lustmord - Stalker (1995)

   Posted by: anubisfremen    in Albüm

Ses teknolojisinin ilerlemesi, müzikte, özellikle de elektronik müzikte yeni ufuklar yarattı. Ses yaratımının gelişmesiyle, daha önce hayal edemeyeceğimiz türden sesler ve müzik türleri oluşturmamız mümkün oldu.

Buna verilebilecek örneklerden biri de Dark Ambient. Bu tür, ses yaratımı ve örnekleme teknolojilerinin kullanıcı pazarına indiği zamanlar olan 1980-1990 arası ortaya çıktı. Üst tür olan ambient gibi, bu tür de çoğu şeyde sınır tanımayan bir yapıya sahip. Zamanı için son derece ilerici olan bu müzik türünün bazı örneklerinde, ritm bile bulunmayabiliyor.

İncelediğim bu albüm de bu türe ait. 1995 yılında çıkan Stalker, Andrei Tarkovsky’nin ünlü filmi Stalker’dan etkilenerek yapılmış bir albüm. İki üstadın bir araya geldiği bu albüm oldukça ürpertici.

(Henüz tamamlanmadı, taslaktır.)

Tags: ,

27
Jun

The Apples

   Posted by: montezaus    in Albüm

The Apples

Son zamanlarda tanıdığım oldukça keyifli, eğlenceli, enerjisi bol bir funk grubu The Apples. Dokuz kişiden oluşan Tel Avivli grup sahneye ordu gibi çıkıyor olsa da bu kadar kişiyle iyi bir şekilde yapılması gerçekten zor olan doğaçlamayı hakkını vererek yapıyorlar. Genelde bu tür jam sessionvari olaylarda kimin ne çaldığı, nasıl çaldığı, ne yaptığı kolayca belirsizleşebilse de grubun yaptığı müzik bu tür bir müzikal karmaşadan oldukça uzak. Besteleri de aynı şekilde doğaçlama bir şekilde yaratılmaktaymış. Apples funk yapan gruplarda görülmeye alışılmış iki elemana, klavyeciye ve gitariste sahip olmasa da turntablelarıını gayet yaratıcı bir şekilde kullanan iki DJ, DJ Todres ve Schoolmaster’ın yanında saksafonların da katkısıyla kendilerine has bir tarzda gayet başarılı ve yaratıcı bir şekilde müzik yapıyorlar. Gruptaki diğer elemanlar Arthur Krasnobaev(trompet), Yaron Ouzana(trombon), Oleg Nayman(tenor ve soprano saksofon), Yubal Tabatchnik (bariton saksafon), Shai Ran (kontrbas), Yonadav Halevy(davul) ve MixMonster(ses konsol ve effektleri). Bir araya gelmeden önce de jazz, funk, fusion alanlarında ülkelerinde tanınan, yurtdışında da çalışmalarda bulunmuş bu müzisyenlerden oluşan grup son yıllarda Amerika’dan Avrupa’ya, Afrika’ya, Asya’ya, pek çok kıtada pek çok yere yayılmış olan funk, fusion akımlarının güzel bir temsilcisi. Jazz, funk ve soul gerçekten de yalnızca siyahların yaptığı bir müzik olmaktan artık çok uzakta, Japonya olsun, Avustralya olsun, Etiyopya veya Türkiye olsun birbirinden kopuk birçok yerde oldukça kaliteli müzisyen ve ekoller çıkartmayı başarabilmiş bir tür durumunda artık.

Grup en başta 2003 tarihli Mitz albümünü yayınlamış, sessiz sedasız çıkan bu albümle ve Avrupa’daki, özellikle İngiltere ve Belçika’daki performanslarıyla dikkat çekmeye başlamalarıyla İngiliz Freestyle Records ile anlaşma imzalamayı başarbilmiş. Freestyle plak şirketinden çıkmış iki albümleri, 2006 tarihli “Attention” ve 2008 tarihli “Buzzin’ About” bulunmakta. Grubun dikkat çeken canlı performanslarından da ayrıca bahsetmek gerekirse, çaldıkları şarkıların ortalarında birden Ray Charles’dan, daha geleneksel olan Jewish Kleitzmer’e kadar pek çok isimden tanıdık melodiler belirebilmekte. Örneğin internette karşılaştığın Killing In The Name Of’u çaldıkları bir video vardı. DJler şarkının orta yerinde bir anda Beastie Boys’un (ve aslında Jimmy Smith’in) Root Down’ını çalmaya başlıyorlardı kafalarına göre, ki gayet de hoş yerleştiriyorlardı çaldıkları şarkının içine. Gene bir diğer performanslarında James Brown’ı Soulpower diye tezahürat ederken duyuyoruz. Bu arada Killing In The Name Of’u da biliyorsunuzdur belki. Aslında bir Rage Against The Machine şarkısı, The Apples’ın son albümlerinde bu şarkıya da coverlamış. Grubun tanınırlığını arttıran bir başka çalışma olmuş bu da.

Şarkılarından bazılarına myspace sayfalarından ulaşabilirsiniz. Hoşunuza giden bir şeyler duyarsanız özellikle Buzzin’ About albümlerini edinmenizi tavsiye ederim, grubun müziklerinin daha bir oturmuş olduğu bir dönemi yansıtan bir album olmuş son albümleri.

Websiteleri: http://www.theapplesmusic.com/
Myspace sayfaları: http://www.myspace.com/theapplesmusic
Fotoğraflar: http://www.slide.com/r/5ZwHee6O6z_5EGlufA4yccMwSPZqP8ha?cy=ms
Videolar:
- Attention!
- Live at Kidney Stone: Bölüm 1 , Bölüm 2

Çıkardıkları Albümler:
Mitz (2003) - Bombaklaat Records
Attention! (2005) - Freestyle Records
Buzzin’ About (2008) - Freestyle Records

Mitz (2003)
Mitz Cover

1. … The journey continues
2. Ze ra’ayon toy
3. Artour de force
4. Freak Afrique
5. Benzedrine
6. 30 shekel
7. Breath (feat. Mc Goga)
8. Jewfro
9. Everybody
10. Keep the faith

Attention (2005)
Attention Cover

1. Chemical sniffer
2. Attention
3. Bulgarians
4. Elias
5. Thirst
6. Shakin’
7. Kidney stone
8. Natri ba makom
9. Woo

Buzzin’ About (2008)
Buzzin' About Cover

1. Stack It Up!
2. Run This Town
3. Debil`s Dream
4. The Bell Step
5. Run Shai Ran
6. Lou-E-Zee-YANAA
7. Kol Hayom Bahalal
8. Number Two
9. Up-Skirt
10. Yablaki
11. Buzzin` About
12. Killing In The Name Of

Tags: , ,