Beneath the ground

Editör'den...

Refarandum süreci yaklaştıkça meydan kavgaları, atışmalar ve çeşitli ortamlardaki tartışmaların sayısı artıyorken seviye ve sakinlik de bir o derece düşüyor. Oysa sağlıklı karar verebilmek için iyice araştırmak gerek. Ama araştırmaya kalktığımızda da bir sürü hukuksal terimlerle karşılaştığımız için, en azından hukuka aşina olmayanların aklı karışıyor biraz. 

Aklı karışık olanlardan biri de ben olduğumdan evetçi, hayırcı ve boykotçuların savunmalarını karşılaştırmaya çabalıyorum. Bu yüzden de okuduklarım arasında bir kaç seçim yapıp sizinle de paylaşmak istedim ki sadece bunlarla yetinilemeyecek olsa da belki belli bir fikir edinilmesini sağlar:

Evvela Anayasa değişikliğiyle ilgili hem eğlendirici hem de madde madde değişikliklerin ele alındığı bir yazıyla başlayalım. Bu yazıda genel olarak evetçi, hayırcı ve boykotçuların görüşleri özetlenmeye çalışılmış. Uzun bir yazı ama anayasa değişikliklerini eskisiyle kıyaslayan bir yazı olarak rastlamış olduklarım arasında en zevklisi oldu diyebilirim. 

İkinci paylaşacağım şeyse solculardan evetçi ve hayırcı cephelerin her birerlerinin kendi görüşlerini belirttikleri yazılardan oluşacak. Evvela sol.org.tr'de yayımlanmış olan hayırcı bir yazı, ardından bu yazıyı eleştiren ve marksist.org'ta yayımlanmış olan evetçi bir yazı. Sonrasında ise sol cenahtaki hayırcıların neden hayır dediğine dair bir bildiri ve hayırcılara karşı cevaplar içeren sosyalistisci.org'ta yayımlanmış başka bir bildiri.

Son paylaşacağım şeyse Bdp'nin boykot çağrısını içeren metni. Açıkçası ben yetmez ama evet ile boykot arasında sıkıştım kaldım. Boykotun gerekçelerini haklı buluyorken, referandumdan hayır çıkarsa sanki mevcut anayasayı beğeniyormuşuz ve yenisini istemiyormuşuz şeklinde yansıtılmasından korkuyorum. Bu yüzden de  henüz kararım netleşemedi maalesef.

Ya da boşverin eveti, hayırı, boykotu, hep beraber 12 Eylül günü dans ede ede ülkeyi terkedelim! Bizim neslimizi apolitiklikle suçlayan yaşı geçkinlerin tanımına uymuş ve bu suçlamanın da hakkını vermiş oluruz böylece.

~Ayna-i Marzî