<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beneath The Ground &#187; Yeraltı</title>
	<atom:link href="http://beneaththeground.org/category/yeralti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://beneaththeground.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 18:40:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Mazi ve Hâlin Fotoğrafı</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2012/05/04/mazi-ve-halin-fotografi/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2012/05/04/mazi-ve-halin-fotografi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 16:40:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayna-i Marzi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=3516</guid>
		<description><![CDATA[Şu yazının orta kısmında biraz değinmiştim mazi ve anın algılanışının farklılığına dair. Bu yazımda ise bu algılanış farklılığından dolayı geçmiş ve şimdinin fotoğraflaryla ilgili hislerin de değişkenlik arzettiğinden bahsedeceğim.
Mazi ile ilgili hatıralar genelde silik, şimdiyle karışmış, rüya mı yaşanmış mı belli olmayacak bir şekilde üşüşür zihne (en azından benimkine). Hâl ise daha canlı algılanabildiği için fotoğrafına da biraz yan gözle bakılır genelde. Anı bizzat kendim deneyimleyecekken niye başka aracı koyayım, değil mi? Fakat mazi öyle değil, ona dair renkler karışık. Bazen çok belirgin değilse hatırda kalan kısmı da pek az oluveriyor. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://dariteemmul.blogspot.com/2011/10/fotograf-uzerine.html" target="_blank">Şu yazının</a> orta kısmında biraz değinmiştim mazi ve anın algılanışının farklılığına dair. Bu yazımda ise bu algılanış farklılığından dolayı geçmiş ve şimdinin fotoğraflaryla ilgili hislerin de değişkenlik arzettiğinden bahsedeceğim.</p>
<p>Mazi ile ilgili hatıralar genelde silik, şimdiyle karışmış, rüya mı yaşanmış mı belli olmayacak bir şekilde üşüşür zihne (en azından benimkine). Hâl ise daha canlı algılanabildiği için fotoğrafına da biraz yan gözle bakılır genelde. Anı bizzat kendim deneyimleyecekken niye başka aracı koyayım, değil mi? Fakat mazi öyle değil, ona dair renkler karışık. Bazen çok belirgin değilse hatırda kalan kısmı da pek az oluveriyor. Fotoğraf, mazi söz konusu olduğunda daha bir anlam kazanıyor o yüzden. Öyle ki hâli fotoğrafladığımızda özel filtrelerle geçmiş gibi göstermeyi ve öyle izlemeyi seviyoruz. Şimdiyi olduğu gibi çekmek çok sıradan, çünkü hafızamızda hala çok daha taze ve kokusu, dokusu da yanıbaşımızda. Belki özel merceklerle çekilirse (gözümüzün gördüğünden daha farklı olduğu için) bir miktar daha ilgi gösterilebiliyor ama normal çekim pek rağbet görmüyor.</p>
<p>Sosyal ağlardaki &#8220;Cildhood friday&#8221; etiketi ile meşhurlaşmış çocukluk fotoğrafları da yukarıda bahsettiklerim yüzünden tutuluyor olmasın? (Ergenlik değil, ergenliğin bitimindeki gençlik halimiz de değil, zira onlar şu anki halimize pek benziyorlar.) Şahsen tanıdığım insanların şimdiki hallerini fotoğrafla görmektense canlı olarak, mimikleriyle, kendilerine ait havalarıyla görmeyi, hissetmeyi daha çok seviyorum. Fotoğrafları hem yanıltıcı hem soğuk geliyor. Arkadaş dediğinse soğuğun zıddı, içini ısıtan bir şey, onu soğuk fotoğraf karesine sığdırmaya çalışmak haksızlık olur haliyle. Fakat arkadaşların çocukluk fotoğraflarında ise durum farklı. Artık bakılan kişi şimdi tanınan biri değil ama ondan izler de taşıyor. İzlemesi eğlenceli, şimdiki haliyle ne tür benzerlikleri/farklılıkları var diye meraklanıp bakarken buluyorsun kendini. Kendine ait çocukluk fotoğrafları da keza öyle. Mevcut hâl fotoğraflandığında yabancılık çekilebiliyor, çünkü kendimize diğer herkesten çok daha yakınız ve tek kareye indirgenmek belki daha da tedirgin edebiliyor bu yüzden. Ama kişi zaten çocuklukla hâl arasına bir mesafe koyduğu ve ona şimdiye göre daha yabancı olduğu için kendine ait çocukluk fotoğraflarına ilgiyle bakabiliyor.</p>
<p>Her hâlukarda fotoğraflarla maziyi incelemek bence hâli incelemekten daha eğlenceli. Hatta sanki fotoğraf, çekilip şimdi bakmak için değil de arşiv için güzeldir, bile diyebiliriz. Çekecek, arşivleyeceksin. Oh mis. (Arşivlerken o anki hislerini yazmak ve yıllar sonra baktığında tekrardan hissettirdikleriyle karşılaştırma yapmak da faydalı olabilir beri yandan.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2012/05/04/mazi-ve-halin-fotografi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fotoğraf Üzerine</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/10/07/fotograf-uzerine-2/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/10/07/fotograf-uzerine-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2011 14:28:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayna-i Marzi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=3318</guid>
		<description><![CDATA[Prenses&#8217;e Mektuplar&#8217;daki şu yazıyı okuyunca fotoğraf üzerine düşünmeye başladım, bari iki gram düşünüyorum, heba olmasın da bir şeyler yazayım dedim. Gerçi Kant&#8217;ın felsefesiyle ilgili bilgim bu yazı ve bir kaç sözlük maddesinden oluşuyor, yanlış anlamış olabileceğim bir şey üstüne yazma riskine giriyorum (cahil cesur olurmuş ya, o hesap). Yanisi şu, yazı pek de Kant&#8217;la alakalı olmayan bir yerden başlayıp çok zıt olduğu bir tarafa varabilir, bilemiyorum.
&#8220;Gerçeklik&#8221; algımızı oluşturan araçlardan biri gözlerimiz diyebiliriz sanırım. Görebildiğimiz şeylere kesinlik atfeder ve var olup olmadıkları hususunda pek şüpheye düşmeyiz. Ancak görüntüye baktığımız sürece olur bu, gözlerimizi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prenses&#8217;e Mektuplar&#8217;daki <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/kant-schopenhauer-ve-varolus-ustune.html">şu</a> yazıyı okuyunca fotoğraf üzerine düşünmeye başladım, bari iki gram düşünüyorum, heba olmasın da bir şeyler yazayım dedim. Gerçi Kant&#8217;ın felsefesiyle ilgili bilgim bu yazı ve bir kaç sözlük maddesinden oluşuyor, yanlış anlamış olabileceğim bir şey üstüne yazma riskine giriyorum (cahil cesur olurmuş ya, o hesap). Yanisi şu, yazı pek de Kant&#8217;la alakalı olmayan bir yerden başlayıp çok zıt olduğu bir tarafa varabilir, bilemiyorum.</p>
<p>&#8220;Gerçeklik&#8221; algımızı oluşturan araçlardan biri gözlerimiz diyebiliriz sanırım. Görebildiğimiz şeylere kesinlik atfeder ve var olup olmadıkları hususunda pek şüpheye düşmeyiz. Ancak görüntüye baktığımız sürece olur bu, gözlerimizi kapadığımızda o kesinlik gider ve yerini farklı şeyleri kendisine eklemlediğimiz yeni bir görüntüye/hayale bırakır. Faraza sevdiğimiz bir insanın gülüşünü çağrıştırıyor diye aslında ona uzuvları cihetinden pek benzemeyen (tabi benzememesi kendi algımıza göredir) birini, sırf gülüşünden dolayı sevdiğimiz o ilkine benzetiriz. Sonunda gözümüzü kapadığımızda artık o iki farklı kişi, sadece gülümsemeleri birbirine benziyor diye içiçe geçmiştir (birinin kaşını, öbürünün dudaklarını alıp ortya yeni bir görüntü çıkarabiliriz de zihnimizde).</p>
<p>Konuyu fotoğrafa işte bu &#8220;gerçeklik&#8221; algısı üzerinden bağlayacağım. Çünkü fotoğrafın iddiası gerçeği belgelemek bir bakıma. Bu iddiaya rağmen aslında fotoğraf, gözle birlikte diğer duyu organlarımızın yorumladığı şeyleri, göze benzetilerek üretilen (ama pek de aynısı olduğunu söyleyemeyeceğimiz) bir mercekle, bu sefer iki boyuta indirgeyerek yorumlar veya belgeler (&#8220;inception gibi, he?&#8221; desem fazla mı kaçar ki?). Bir sonbahar ikindisinde, grimsi ve hareketli bulutları rüzgar eşliğinde izlerken zihnimizin bunu algılamasıyla, o bulutları fotoğrafladığımızda algıladığımız pek birbirine benzemezler, hatta fotoğrafı kimi zaman yabancılarız. Belki bunun sebebi o anı yaşarken gözümüzle birlikte başka duyu organlarımız da işin içine dahilken, fotoğrafınki çok daha indirgemeci olur, basit kaçar. Peki etrafımızda olan biteni yorumlamak için beş duyu organımız değil de daha fazlası olsaydı, o zaman şimdiki araçlarla (görmekti işitmekti vs.) algıladığımız &#8220;gerçeklik&#8221; daha basit kaçmaz mıydı? Yani tıpkı fotoğrafta olduğu gibi bizim duyu organlarımız bizi kısıtlıyorsa, yapabileceğimiz ne olabilirdi? Daha duyarlı farklı organlar geliştirmek veya tasarruflu olacaksak elimizdekilerinin algısını yükseltmek belki. Sanırım budistler veya mutasavvıflar da yıllar süren perhizlerle, halvetlerle bunu yapmaya çalışıyorlar. (Schopenhauer İstenç/istem&#8217;i algılamak için kendimize dönmeliyiz derken bunu mu kastediyordu dersem çok mu kafadan sallamış olurum? Bilenler bir el atıverse pek makbule geçer :)).</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<div>Gözümüzle algıladığımız ile, fotoğrafla algıladığımız arasındaki farka en güzel örneklerden biri de bedenimiz olabilir. Kaç kişiden duymuşumdur &#8220;fotoğraflarda gerçekteki gibi görünmüyorum&#8221; cümlesini, bilmem. Oysa iki boyutlu olan fotoğrafa bu kadar şüpheci yaklaşırken, aynadaki yansımamızı neredeyse kesin olarak kabul ederiz (gerçi bu ayna beni çirkin gösteriyor diye bir cümle de yok değil). Ne olursa olsun, fotoğrafı aynadakine oranla daha geri planda, daha bize uzak kabul ediyoruz. (Acaba gözlerimiz fotoğraf makinesindeki merceği mi kıskanıyor, üzerime kuma mı geldi bu ne diye?) Ya da fotoğraf aynaya oranla daha yeni olduğu için öyleyiz. Belki genel olarak internette, daha özel olarak sosyal medyada fotoğraflar aracılığıyla bu kadar görünür olmuşken; fotoğraflarımızı esas, aynadaki görüntümüzü ise yanlış olarak yorumlamaya başlarız.</div>
<div>Görünürlük demişken, belki şu hayattaki kadim hüzünlerimizden birine deyinebiliriz; kendimizi algılayamazken diğer her şeyi en ince ayrıntısına kadar tarayıp inceleyebilme imkanımız. Ve elbette diğerleri tarafından nasıl algılandığımız. Ayna veya fotoğraf bu merakı dindirmek için bulduğumuz birer çare ama ne yazık ki bu hüznümüzü geçirmek yerine daha da arttırıyor. Çünkü yansımamızı göremiyorken kıyas için uğraşmayız, sadece inceleriz. Oysa yansımayla gelen şey <em>diğerleriyle </em>bitip tükenmeyecek bir kıyas ve o kıyas fotoğrafla birlikte çok daha evimize ulaşır oldu. 200-300 yıl evvel kendimizi sadece yanımızdakilerle kıyaslıyorken artık dünyanın her ucundan insanlarla (daha doğrusu fotoğraflarıyla) kıyaslıyoruz.</div>
<div>Şirketler de reklamlar aracılığıyla esas bu kıyaslamamızdan yararlanmıyor mu? &#8220;Bak gerçek insan şöyledir, onun gibi olmak elinde! Sadece şunları satın al, şu ameliyatlardan geç yeterli.&#8221; tarzındaki bombardımanlara bu kıyaslayabilme vesilesiyle tabi tutulmuyor muyuz? Çağımızın ibadethanelerinden güzellik merkezlerinde en çok gözlemlenebilir bu, &#8220;memnun değilsen kıyas ettiğin o güzele benzeyebilirsin, çünkü her şey senin elinde.&#8221; Aynaların olduğu devirde çirkinlik hakkımızken (Allah vergisi), fotoğraf çağında gelişen teknolojiyle bu hak elimizden alındı, artık çirkinlik kendi suçumuz kabul edilir oldu.</p>
<p>Bu son yazdıklarım kadınlar özelinde gibi duruyor değil mi? Oysa erkeklerin de derin bir nefes alabilme gibi bir lüksleri yok artık. Zira görünüme yatırım yapan şirketler, kadınlardan hariç yeni bir profil olarak erkekleri dahil ettiler bünyelerine. Artık görüntülü kıyasın kıskacına, tarihin hiç bir zaman diliminde olmadıkları kadar dahil edildi onlar da. Biz aynalardan alışmıştık kıyasa, erkekler ise biraz sudan çıkmış balığa dönecekler ama ne olduklarını anlamadan aradaki farkı çabuk kapatabilirler de. Siz erkekler, evet evet siz. Hoş geldiniz bu pek muhteşem kıyas dünyamıza.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/10/07/fotograf-uzerine-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kültür Shock Konseri</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/04/10/kultur-shock-konseri/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/04/10/kultur-shock-konseri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 11:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dark Templar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=3095</guid>
		<description><![CDATA[
Bu yazı ertelenemez. Bugün, bu gece, bu saatte, sabaha karşı 2.30 sularında henüz tazeyken o müziğin üzerimdeki ruhu yazılmalı. Başka türlü bu konserin ruhunu aktaramam çünkü. Evet albüm incelemelerinde sizlere defalarca önerdiğim şeyi gerçekleştirdim sonunda. Kultur Shock bu gece İstanbul’daydı. Ghetto’da. Ben de oradaydım. Benim gibi onlarca insan da.
Dürüst olmak gerekirse endişeliydim. Konser mekânına gittiğimde benimle beraber sadece bir kişinin olduğunu görünce çok endişelendim. Neyse ki yüzümü kara çıkartmadı İstanbul dinleyicisi ve gecenin ilerleyen saatlerinde doldukça doldu mekân. Çok olmasa da yine hatırı sayılır bir kalabalık vardı diyebilirim. Mekân doldukça ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3756.jpg"><br />
</a><img class="size-medium wp-image-3097 alignleft" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3749-300x224.jpg" alt="" width="240" height="179" />Bu yazı ertelenemez. Bugün, bu gece, bu saatte, sabaha karşı 2.30 sularında henüz tazeyken o müziğin üzerimdeki ruhu yazılmalı. Başka türlü bu konserin ruhunu aktaramam çünkü. Evet albüm incelemelerinde sizlere defalarca önerdiğim şeyi gerçekleştirdim sonunda. Kultur Shock bu gece İstanbul’daydı. Ghetto’da. Ben de oradaydım. Benim gibi onlarca insan da.</p>
<p>Dürüst olmak gerekirse endişeliydim. Konser mekânına gittiğimde benimle beraber sadece bir kişinin olduğunu görünce çok endişelendim. Neyse ki yüzümü kara çıkartmadı İstanbul dinleyicisi ve gecenin ilerleyen saatlerinde doldukça doldu mekân. Çok olmasa da yine hatırı sayılır bir kalabalık vardı diyebilirim. Mekân doldukça bir başka kaygı başladı bende. Konsere gelen kitleye şöyle bir göz gezdirdim ve çoğunluğu nedense gözüme Kultur Shock’la uzaktan yakından alakası olmayacak insanlar gibi geliyorlardı. Sonra düşündüm ve aptallığıma yandım. Asıl Kultur Shock ruhu bu değil miydi zaten? Birbirinden tamamen farklı insanların oluşturduğu bir grubun dinleyici kitlesini niye bir kalıba sokmaya çalışıyordum ki? Metal dinleyicisinden, benim gibi “normal” insanlara, eskici twistçisinden, kızıyla beraber dinlemeye gelen anne babaya herkes Ghetto’daydı bu gece. Herkesin ortak amacı vardı. <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3756.jpg"><img class="alignright" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3756-300x224.jpg" alt="" width="210" height="157" /></a></p>
<p>Konser sonunda az da olsa kendisine lanetler okuyacağımı bilmeden, DJ’in eski, hareketli müzikleri eşliğinde konseri bekliyorduk. Konser saati biletlerde ve etkinlik takviminde 22.30 gözüküyordu ama 9.30da grup daha yeni ses denetimini bitirmişti. Sonradan öğrendim ki güzel İstanbul’un trafiğinde harcamışlar saatlerini. Çok da umurumdaydı sanki konserin 1 saat geç başlaması. Neredeyse iki yıldır gelsinler diye bekliyordum. Sonunda Revolution Song Intro çalmaya başladı ve grup teker teker yerini aldı sahnede. Derken bir anda King for Today’e girdiler. O bitti mi bitmedi mi derken Mujo Kuje, derken God is Busy… Deliler gibi zıplıyor, deliler gibi bağırıyordum. O youtube videolarında gördüğüm enerjiyi düşündüm. O videolardan aldığım his bunun yanında hiçbir şeydi. Etrafıma baktım benim gibi <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3766.jpg"><img class="alignleft" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3766-300x224.jpg" alt="" width="210" height="157" /></a>deliler gibi zıplayan insanlar, bağırıp çağıranlar vardı ama kabul ediyorum ki sanırım bunlar sadece bu kişilerle sınırlıydı. Arka taraflarda durum nasıldı bilmiyordum, pek de umurumda değildi açıkçası. Ben aklımı kaybetmişçesine eğleniyordum. Takatim kalmayacak gibi olduğunda tekrar sahneye odaklanıyordum ve anlayamadığım bir şekilde yeniden doluyordum ve yarın yokmuşçasına oynamaya başlıyordum. Attığım göbeğin, hıplamaların(hoplama ve zıplamadan üretilmiş bir kelime) haddi hesabı kalmadı. Bu hıplamalar sırasında etrafımdaki kişilerin ayaklarını da ezmeden geçemedim. Yanımdaki hanımefendinin ayağına iki defa konmuş olmama rağmen herhangi bir kinaye belirtisi olmadan, anlayışlı bir şekilde “Önemli değil” demesi de sevindiriciydi benim açımdan.</p>
<p style="text-align: left;">God is Busy sonrasında County Mohammed, Don’t Shoot, Duga, Poor Man’s Tango, Tamni Vilajet, Istanbul, Sheitan, Duna, Nadjia ile devam ettiler ve Hashishi ile bitirdiler. İtiraf etmem gerekirse ne zaman hangi şarkıyı çaldıklarını ilk üç <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3777.jpg"><img class="alignright" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3777-300x224.jpg" alt="" width="210" height="157" /></a> ve son şarkı dışında hatırlamıyorum. Konser sonunda sahneden şarkı listesini çaldığım için bunları yazabiliyorum. Hashishi’yi haklı çıkarırcasına kendimden geçmiştim siz düşünün. Hashishi sonrasında sahneden  inip  tezahüratlarımızla tekrar sahneye çıktılar ve benim en sevdiğim şarkıları olan Zumbul’u çaldılar. Bu hüzünlü ve beni az kalsın ağlatacak şarkıdan sonra, “sizi biraz hüzünlendirdik, gelin biraz da göbek attıralım” dercesine Mastika’ya girdiler. İşte o an, konser başlamadan önceki kitle kaygımın ne kadar yersiz olduğunu tekrar gördüm. İnsanlar elindeki rakı bardağını bile bırakmadan, kendilerini kaptırmış göbek atıyorlardı. Bu Kultur Shock ruhuydu işte. Sarajevo ile birlikte hep beraber hıplaya hıplaya bitirdik konseri. Gino “elimizden geldiğince devam edeceğiz” demişti sahneye tekrar döndüklerinde. Öyle de olacakmış aslında. Geri döneceklermiş ama DJ kendini kaptırıp müzik açınca çıkamamışlar. İşte bu yüzdündendir kendisine az da olsa lanet okumam. <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3777.jpg"><br />
</a></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3782.jpg"><img class="alignleft" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3782-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Konser bitiminde sahnenin oralarda kendime gelmeye çalışıyordum. Kulis yolunda bekleyen davulcu Chris’i gördüm. Yakınlarda koruma olmadığını ve birkaç dinleyicinin o taraflara gittiğini görünce hemen sinsice yaklaştım ve kendisiyle bir fotoğraf çekildim. Ayrıca bir davulcu olarak hatıra olması için baget istedim. Hemen geliyorum deyip kulise gitti. Derken Paris indi sahneden kemanı ve bir ton eşyasıyla birlikte. Onunla da bir fotoğraf çektirdim. Kapının orada Gino’yu gördüm. Hayranlarıyla fotoğraf çektiriyordu. Ben de bir tane çekildim. Derken Chris çalmaktan bertaraf olmuş kırık bageti getirdi. Tüm grubun samimiyetine ve güler yüzlülüğüne hayran kaldım. Tam dışarı çıkarken basçı Guy’ı gördüm. Yanına gidip muhteşem gösteri için teşekkür ettim, fotoğraf çektirdim. Sonrasında Sasho ve Guy ile muhabbete bir süre devam ettim. Ve sonunda eve doğru yola çıktım. Yüzümde gene o aptal, gitmeyen gülümseme vardı.</p>
<p>Beş saatlik uyku, 9 saatlik çalışmanın ardından, bu muhteşem iki saat… Kollarım ve ayaklarım tutmuyor, sesim kısık olabilir. Belki de hasta olacağım yarın. Ama hiçbiri umurumda değil. Bu iki saat boyunca, King for Today’de dediği gibi “yarın yok, sadece bugün var” düsturunda kendimden geçtim. Aynı düstur yüzünden bu yazı yarın değil bugün, sabaha karşı yazılıyor. Çünkü onlar yarın yokmuşçasına çalıyorlar ve siz de yarın yokmuşçasına eğleniyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/04/10/kultur-shock-konseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devrimci Fotoğrafçı Tina Modotti</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/02/18/devrimci-fotografci-tina-modotti/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/02/18/devrimci-fotografci-tina-modotti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2011 12:43:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayna-i Marzi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2978</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf ilgimi çekiyor, haliyle fotoğrafçılar (daha çok eski fotoğrafçılar) ve fotoğrafla ilgili kitaplar da. Bir de üstüne, &#8220;Devrimci Fotoğrafçı&#8221; başlığını görünce pek de irdelemeden aldım bu kitabı. Ama biraz hayal kırıklığına da uğradım. Evvela Tina modotti kimmiş, kısa bir özet:
Tina Modotti&#8217;nin hayatı, kabaca üç dönemden oluşuyor diyebiliriz; modellik ve biraz da oyunculuk, fotoğrafçılık, nihayetinde komünist parti üyeliği ve beraberinde gelen aktif eylemcilik.
İtalya&#8217;da doğan Tina, 20&#8242;li yaşlarında, babasının evvelce çalışmak için gittiği Amerika&#8217;ya gider ve bir müddet sonra modelliğe başlar. Ama babasının da fotoğrafçı olmasından mütevellit fotoğrada da meraklıdır. Ve  Edward ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="1" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/1-207x300.jpg" alt="" width="207" height="300" />Fotoğraf ilgimi çekiyor, haliyle fotoğrafçılar (daha çok eski fotoğrafçılar) ve fotoğrafla ilgili kitaplar da. Bir de üstüne, &#8220;Devrimci Fotoğrafçı&#8221; başlığını görünce pek de irdelemeden aldım bu kitabı. Ama biraz hayal kırıklığına da uğradım. Evvela Tina modotti kimmiş, kısa bir özet:</p>
<p>Tina Modotti&#8217;nin hayatı, kabaca üç dönemden oluşuyor diyebiliriz; modellik ve biraz da oyunculuk, fotoğrafçılık, nihayetinde komünist parti üyeliği ve beraberinde gelen aktif eylemcilik.</p>
<p>İtalya&#8217;da doğan Tina, 20&#8242;li yaşlarında, babasının evvelce çalışmak için gittiği Amerika&#8217;ya gider ve bir müddet sonra modelliğe başlar. Ama babasının da fotoğrafçı olmasından mütevellit fotoğrada da meraklıdır. Ve  <a href="http://www.belgeselfotograf.com/aid=207.phtml" target="_blank">Edward Weston</a> ile tanışır. Bir süre ona hem modellik yapar hem de asistanı olur.  Sonrasında da Meksika&#8217;ya giderler. Zaman ilerledikçe Tina, modelliği bırakır ve fotoğrafçılığa yönelir. Tekniğini geliştirir ve bu alanda beğenilen bir sanatçı olur.  Ancak sevgilisi de olan,  Küba Komünist Parti kurucularından Julio Antonio Mella suikaste kurban gidince Tina&#8217;nın hayatı değişmeye ve daha da zorlaşmaya başlar. Zira suikast zanlılarından biri de kendisidir (sonrasında aklanır). Gittikçe Komünist Parti&#8217;de de aktif olur ve bu yüzden Meksika&#8217;dan kovulur. Almanya&#8217;da yaşamaya karar verir ama orada da çok dayanamaz ve Meksika&#8217;daki bir komünist arkadaşı vasıtasıyla Rusya&#8217;ya gider. İşte bu dönemde fotoğrafa ara verir ve başka alanlarda çalışmaya başlar (1). <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/10.jpg"><img class="alignright" title="10" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/10-234x300.jpg" alt="" width="234" height="300" /></a>Bu alanlardan biri de İspanya&#8217;ya gitmesi ve oradaki partiye bilgi götürmesidir. İspanya&#8217;da çok duramaz zira cumhuriyetçiler yenilgiye uğradıklarında bir grupla beraber başka bir kimlik altında Meksika&#8217;ya dönmek zorunda kalır.  Lakin çok da geçmeden, bir akşam üstü kalbiyle ilgili bir rahatsızlık sebebiyle ölür. Neyse ki ölmeden evvel Meksika hükümeti, gerçek kimliği altında oturma iznini çıkarmıştır.</p>
<p>Tina Modotti&#8217;nin hayatı kısaca böyle. Ama kitap bunu, Tina&#8217;nın tanıştığı herkesi kapsayacak denli (partide tanıştığı ve hayatında bir daha görmediği kişileri bile) ayrıntılı anlattığı için, bu detay arasında sıkılabiliyorsunuz. Mesela, Tina şu gece şu davete gitti, orada şu şu isimlerle tanıştı, şu erkek ona baktı, o erkeğin sevgilisi Tina&#8217;yı kıskandı vs. vs. Kitabın neredeyse yarısı bu şekilde anlatılıyor, hele o isimler Meksikalı&#8217;ların isimleri olunca, kim kimdi, neyin nesiydi diye hatırlamaya çalışırken yakalıyorsunuz kendinizi. Belki biyografi kitaplarının bir sorunudur bu, ama bu kadar detay yorucu ve konudan uzaklaştırıcı oluyor.</p>
<p>Güzelliğinin başına bela olduğu söylenen Tina, belki çok uzun değil (40 yıl) ama kesinlikle pek çok şey yaşadığı bir hayat geçirdi nihayetinde ve tarih sahnesinde 20. yüzyılın önemli kadın fotoğrafçılarından biri olarak yer aldı. İnternet üzerinden biraz daha detaylı bilgi almak isterseniz: <a href="http://www.belgeselfotograf.com/aid=304.phtml">http://www.belgeselfotograf.com/aid=304.phtml</a>,  <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=tina+modotti">http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=tina+modotti</a> <a href="http://nadirekorkmaz.blogspot.com/2010/01/is-social-media-now-mass-media_18.html">http://nadirekorkmaz.blogspot.com/2010/01/is-social-media-now-mass-media_18.html</a></p>
<p>(1) Bunun bir sebebi, fotoğrafla beraber daha aktif bir siyasi hayatı aynı anda yürütememesi, diğeri sebebi de fotoğrafının komünist partinin propaganda aracı olmasını istememesi olabilir.</p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/1.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/3.jpg"><img class="size-medium wp-image-3003  aligncenter" title="3" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/3-230x300.jpg" alt="" width="230" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: center;">(Tina&#8217;nın bir portresi. Geri kalanlar kendi fotoğraf çekimleri.)</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/5.jpg"><img class="size-medium wp-image-3005  aligncenter" title="5" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/5-272x300.jpg" alt="" width="272" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/6.jpg"><img class="size-medium wp-image-3006  aligncenter" title="6" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/6-300x271.jpg" alt="" width="300" height="271" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/7.jpg"><img class="size-medium wp-image-3007  aligncenter" title="7" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/7-300x205.jpg" alt="" width="300" height="205" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/8.jpg"><img class="size-medium wp-image-3008  aligncenter" title="8" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/8-300x235.jpg" alt="" width="300" height="235" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/9.jpg"><img class="size-medium wp-image-3009  aligncenter" title="9" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/9-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/10.jpg"><br />
</a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/11.jpg"><img class="size-medium wp-image-3011  aligncenter" title="11" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/11-260x300.jpg" alt="" width="260" height="300" /></a></p>
<div><span style="color: #0000ee; -webkit-text-decorations-in-effect: underline;"><br />
</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/02/18/devrimci-fotografci-tina-modotti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sennheiser CX300-II Precision İncelemesi</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/02/12/sennheiser-cx300-ii-precision-incelemesi/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/02/12/sennheiser-cx300-ii-precision-incelemesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Feb 2011 01:07:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aranel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Donanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2900</guid>
		<description><![CDATA[WH-205′im bozulduktan sonra kendime daha kaliteli, hoş tasarımlı, dayanıklı bir kanal-tipi (bazıları buna kulak-içi diyor ama Sennheiser bu ifadeyi kullanmıyor hiç) kulaklık arayışına girdim, kulaklıklarla aram çok iyi olmadığı için zorlu bir arayıştı benim için. Bunu profesyonel bir inceleme değil, eski bir WH-205 kullanıcısının ilk defa kaliteli bir giriş seviyesi kulaklığa başlangıç yazısı olarak görebilirsiniz. Kulaklığı bütün özellikleriyle anlatmaya çalıştım, kulaklık seçimi konusu oldukça kişiye özel olarak değişebileceği için incelemeyi okumanın tek başına yeterli olmayabileceğini unutmamalısınız.
&#160;

Ben CX300-II’ümü Sanalmarketim.com ‘dan aldım ve hem hız hem kalite olarak çok memnun olduğumu söyleyebilirim. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>WH-205′im bozulduktan sonra kendime daha kaliteli, hoş tasarımlı, dayanıklı bir kanal-tipi (bazıları buna kulak-içi diyor ama Sennheiser bu ifadeyi kullanmıyor hiç) kulaklık arayışına girdim, kulaklıklarla aram çok iyi olmadığı için zorlu bir arayıştı benim için. Bunu profesyonel bir inceleme değil, eski bir WH-205 kullanıcısının ilk defa kaliteli bir giriş seviyesi kulaklığa başlangıç yazısı olarak görebilirsiniz. Kulaklığı bütün özellikleriyle anlatmaya çalıştım, kulaklık seçimi konusu oldukça kişiye özel olarak değişebileceği için incelemeyi okumanın tek başına yeterli olmayabileceğini unutmamalısınız.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/20110102_003.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2903" title="20110102_003" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/20110102_003-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Ben CX300-II’ümü Sanalmarketim.com ‘dan aldım ve hem hız hem kalite olarak çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Piyasada ÇOK fazla sayıda sahte Sennheiser kulaklık olduğunu unutmayıp alışverişinizi dikkatle yapmanız şart. Özellikle “iyi teklifler” çoğunlukla sahte ürünler oluyor, ayrıca sahteyi orijinalinden ayırt etmeniz elde orijinal yoksa gerçekten zor. Tavsiyem başta GittiGidiyor olmak üzere, güvenmediğiniz satıcılardan alışveriş yapmamanız ve kulaklığı alırken mutlaka MeTan garantisi ve bandrolü aramanız.</p>
<p>Kısaca bir özetle bakarsak; CX300-II; 3,5mm jacklı, asimetrik kablolu, 19-21.000 Hz frekans aralığına sahip, 1.2m kablolu, 16ohm empedanslı 113 dB, dinamik transducer bir kulaklık. Şimdi bunları biraz açarsak;</p>
<ul>
<li>3,5mm jack bugün neredeyse bir standart. Hemen hemen tüm yeni akıllı cihazlar, telefonlar, bilgisayarlar bu biçimi kullanıyor.</li>
<li>Asimetrik kablo demek, bir kablosu diğerinden uzun demek. Bu tercihinize kalmış bir şey, ben asimetrik tercih ediyorum. Simetrik kablolarda kulaklığı önden takarsınız ve V biçimi alır, asimetrik kablolarda bir kulaklık boynun arkasından uzatılır, dolayısıyla kablo simetrik kulaklık kadar belli olmaz ve rahatsızlık vermez.</li>
<li>Frekans değeri sanılanın aksine çok da önemli bir etken değil ve daha çok reklamcılık amacıyla kullanılıyor. Daha geniş aralıklar, kulaklık daha fazla frekansı verebiliyor demek, ancak kalitesi buradan anlaşılamıyor. 19-21.000 çok geniş bir aralık değil ancak eksikliğini çekeceğiniz de şüpheli, zira insanlar sadece 20-21.000 arasını algılayabiliyor.</li>
<li>Empedans değeri müzikoynatıcınız için önemli. Müzik oynatıcının desteklediğinden fazla empedansa sahip kulaklık, oynatıcıdan yeterli gücü alamayacak ve düşük ses düzeyi verecektir. 16Ohm gayet ideal ve bir çok cihaz için sizi yarı yolda bırakmayacaktır.</li>
<li>1.2 metre kablo neredeyse her koşulda size yetecektir. 1,85~ civarı boyda kablonun pantolon cebine kadar sorunsuz ulaştığını gördüm. Çoğu zaman bu kablo size fazla bile gelecek.</li>
</ul>
<p>Kanal-tipi (ya da bilindiği adıyla kulak-içi) kulaklıklara daha önceden alışkın değilseniz, önyargılarınızı yıkıp bir an önce kanal tipine geçmeniz en iyisi. Düşündüğünüzün aksine kanal-tipi (earcanal) kulaklıklar, standart olanlardan (ear-plug) çok daha rahat, ayrıca genel anlamda daha iyi ses veriyorlar, izolasyon anlamında çok büyük farklar var ve izolasyon çok iyi olduğu için sesi çok fazla yükseltmek zorunda kalmıyorsunuz, yani daha sağlıklı. Kanal-tipi düşünmüyorsanız Kafaüstü kulaklık tercih edebilirsiniz, ancak standart kulaklıkları tercih etmeyin. Markasız bir kanal-tipi kulaklığı bile standart olana tercih ederim diyebilirim.</p>
<p>Kısa bir özetle kulaklığa baktığımıza göre, şimdi açıp inceleyebiliriz: CX300-II oldukça sade ve açması zahmetli bir kutuda geliyor, kenarlardan makasla keserek açabiliyoruz, kutu aslında çekici bir şekilde ve her şeyi kolayca saklaması için dizayn edilmiş ancak kutuyu bir kez açtıktan sonra tekrar toparlamanız zor. Kutu içeriği şu şekilde:</p>
<ul>
<li>CX300-II Precision</li>
<li>Kulak pamukları (3 farklı boyda)</li>
<li>Taşıma çantası</li>
<li>Garanti belgesi</li>
</ul>
<p>Taşıma çantasından kısaca bir bahsedersek; kulaklığınızla aynı üzerinde Sennheiser logosu bulunan hoş bir aksesuar. Yanlardan bastırdığınızda “pop” sesiyle açılıp kapanıyor ve içine kulaklığınızı koyup onu dış etkilerden korumuş oluyorsunuz. Tasarımı oldukça zevk sahibi ancak tek sorunu haftalık olarak kirleniyor olması. Belki de benim renk tercihimin (beyaz) bunda etkisi çok olmuş olabilir tabii.</p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/20110102_004.jpg"><img class="size-medium wp-image-2968 alignleft" title="20110102_004" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/20110102_004-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><strong>Tasarım / Görünüm</strong></p>
<p>Kulaklığı kutudan çıkarttık ve ilk kez elimizde tutuyoruz. Kulaklığı alırken 5 farklı rengi seçebiliyoruz; beyaz (benimki), siyah, gümüş, kırmızı ve pembe. Tasarım olarak fazla abartılı olmayan CX300-II yine de herhangi bir kulaklıktan ayırt edilebilecek tasarım farklarına sahip. Tabii burada göz zevkiniz de önemli, çünkü hiçbir renk seçeneğinde Skullcandy-tarzı “acayip” tasarımlar ya da Shure-tarzı profesyonel/yırtıcı bir görünüm bulamayacaksınız. CX300-II oldukça sade görünüyor, ilk bakışta ilgiyi çekecek veya farklı gösterecek bir yanı yok. Yine beyaz renkle yaşadığım bir sıkıntı olarak, gerçekten çok hızlı ve belirgin kirlenmeleri söyleyebilirim.</p>
<p>Dayanıklılık açısından; Jak ve kısmı oldukça sert ve güven verici bir maddeden imal edilmiş, üzerindeki Sennheiser logosu oldukça hoş, yine kablo çoklayıcı kısımda CX300II yazısı hoş görünüyor ve sağlam duruyor. Ancak dayanıklılık konusundaki en büyük sıkıntı kablonun ta kendisi, kulaklığın kablosu maalesef hiç güven vermeyen bir maddeden üretilmiş, son derece ince ve kırılganlık hissi veriyor. Özellikle kulaklıklara giden kısımda ufak bir zorlanma her şeyin sonu olabilir. CX300-II ‘nin -tahmin edebileceğiniz üzere- değiştirilebilir kablo özelliği olmadığı için bu kabloyu yenileyemiyoruz, kablo sarıcı aparatı da olmadığı için taşıma çantasına “gelişine” koymaktan (garanti sizi sarmaktan da alıkoyuyor) başka şansınız da yok.</p>
<p>Maalesef 2 yıllık garanti de size bu konuda çok yardımcı olmayabilir. MeTan tarafından sunulan garanti şartları olabilecek neredeyse bütün bozulma şekillerini garanti dışı kabul ediyor ve haliyle neredeyse hiçbir durumda destek almanız garanti değil. Uzun ömürlü bir ürün ararken bu konuda kafamda soru işaretleri kalması benim için üzücü oldu.</p>
<p>Önceki kulaklığım WH-205′in ömrünün 1 seneyi bile bulmaması ve CX300-II Precision’un kablosundan yaklaşık 2 kat kalın ve dayanıklı görünen bir kabloyla gelmesi korkutucu. Hatta şu sıralar bu kabloyu bir şekilde koruyucu bir plakayla sarmanın yollarını arıyorum.</p>
<p><strong>Deneyim</strong></p>
<p>Kulaklığı N900′üme takıyorum, mükemmel çalışıyor. Mikrofon olmaması biraz üzücü ama zaten N900′ler her mikrofonlu kulaklıkla düzgün çalışmadığından çok önemsemedim. Bu eksikliği BH-214 gibi bir ürünle aşmak mümkün, o halen kargoda olduğundan henüz performansını deneme şansım olmadı. Bazı kulaklıkların aksine N900 ile çalışması için ayrı bir zahmete, ayara gerek olmuyor, takıp kullanıyorsunuz.</p>
<p>Kulaklığı üç şarkıyla denedim ve saatlerce tek başına kullandım, ve adil bir karşılaştırma olmamasına rağmen WH-205 ile kıyasladım. WH-205, az çok bütün Nokia kulak içi kulaklıklar aynı kaliteyi verdiği ve kolayca bulabileceğiniz için sizin için de pratik olabilir:</p>
<ul>
<li>Sound of Violence (Main Mix) [Mp3]</li>
<li>Uaral – Sounds of Pain [Mp3]</li>
<li>Eluveitie – Inis Mona [Mp3]</li>
<li>Linkin Park – In the End [FLAC]</li>
</ul>
<p>CX300-II’nin ses düzeyi gerçekten yüksek ve bu yüksek sesi çok az bir bozulmayla verebiliyor. Şimdiye kadar kullandığım bütün kulaklıklarda hep son seviyede dinlemiş biri olarak ilk kez CX300-II’de son sesin beni rahatsız ettiğini fark ettim ve sesi %10~&amp;20 kadar düşürdüm ve uzun dönemde işitme kaybı yaşamak istemiyorsanız size de öneriyorum.</p>
<p>Ses son seviyedeyken ses kalitesinde rahatsız edici bir düşüş olmuyor ancak basslar o düzey için daha güçlü olabilir gibi. Bass demişken, CX300-II’nin belki de en güçlü yanı bassları. Özellikle bass yoğunluklu (mesela Sound of Violence) şarkılarda diğer kulaklıklarla arasında çok bariz farklar var, CX300-II’nin bassı çok güçlü ve gerçekten bu kadar küçük bir kulaklıktan bu fark nasıl yapılabiliyor anlamıyorsunuz. Daha önce kaliteli bir kanal-tipi kulaklık kullanmadıysanız aradaki farkı çok çabuk ayırt edeceksiniz.</p>
<p>CX300-II’nin ses kalitesi çok net ve bozulma oranı çok düşük. Ancak bazı yerlerde anlatıldığı gibi “duymadığınız sesler duyacaksınız” tarzı bir abartmanın anlamı yok. Gitar sesleri için bariz bir fark yaratıyor, ayrıca genel anlamda sesler çok daha temiz ve ayrıntıları daha net yakalayabiliyorsunuz. Basslardan zaten bahsetmiş olduğum için tekrarlamama gerek yok. Burada dünyanızı değiştirecek bir farktan bahsedemiyorum, ancak belli bir fark var ve bu bazı parçalarda müzikten aldığınız zevki oldukça etkiliyor.</p>
<p>Sıradan bir dinleyici (ben) aradaki farkı anında anlamayabilir, Ancak birkaç günlük kullanımdan sonra bir daha önceki kulaklıklarınıza dönmek istemeyeceksiniz, ses sanki size kuyu dibinden geliyormuş hissi verecek ve bozulmaları hemen farkedeceksiniz. Bu noktada söylenebilecek şey şu; Sürekli CX300-II kullanırsanız aradaki farklar çok net olmuyor, birkaç gün kullandıktan sonra eski kulaklıklarınıza dönerseniz farkları çok daha net söyleyebilir oluyorsunuz. Kendi kullanımımda dünyamı değiştirecek farklar yaşamadım ancak özellikle bazı şarkılarda ilginç farklar gördüm ve sonuç olarak memnun kaldığımı söyleyebilirim.</p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/20110102_006.jpg"><img class="size-medium wp-image-2969 alignleft" title="20110102_006" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/20110102_006-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>İzolasyon anlamında, CX300-II oldukça başarılı bir pasif izolasyona sahip. Sentetik test amacıyla kullandığım 5+1 sistemde gürültü sesleri yarattım ve komşuları benden daha önce rahatsız etti. :) Günlük kullanımda, hiçbir anda müziğime engel olan bir dış sesle karşılaşmadım, bunlara kalabalık bir cadde, otobüs, dar bir konferans salonu, sesini duyurmak için tepine arkadaş gibi durumlar da dahil. İzolasyon beni tam anlamıyla tatmin etti diyebilirim.</p>
<p>Burada önemli iki nokta var; Birincisi ses düzeyiniz. Ben yaklaşık %80~%90 düzeyinde kullandığım için, CX300-II’nin yüksek sesiyle beraber dış sesleri ayırt etmek mümkün olmuyor. Ancak siz daha düşük düzeylerde kullanıyorsanız izolasyonda eksikler hissedebilirsiniz. İkinci önemli husus dinlediğiniz tür. Ben Techno, Rock &amp; Metal gibi türlere ağırlık verdiğim ve bunlar genellikle yüksek tempolu ve sesli şarkılar olduğu için izole etmek nispeten daha kolay oldu. Özetle, CX300-II’nin izolasyonu bence oldukça tatmin edici ve hiçbir durumda dış gürültüden rahatsız olmadım, ancak kulaklıklarla ilgili her konuda olduğu gibi; bu biraz da kullanıma bağlı.</p>
<p>CX300-II’nin herhangi bir sızdırma sorunu yok, zaten kanal-tipi kulaklıklarda bu sorun çok ciddi olmuyor. Ses seviyesini çok yükseltirseniz biraz sızdırma yaşıyorsunuz (tamamen sessiz bir ortamda rahatsız edici olabilecek kadar) ama günlük kullanımda etrafınızdaki insanları rahatsız edecek kadar değil. Zaten CX300-II’yi bir kez kulağınıza oturttuktan sonra ses seviyesini en sona çekmeniz için de hiçbir sebep yok. Örnekle gidersek; Tamamen sessiz bir ortamda (ev,kütüphane vs.) %70′in üzerindeki ses düzeylerinde CX300-II’nin sesi dışarıdan farkedilebiliyordu.</p>
<p>CX300-II kulağınızda oldukça rahat. Önceki kulaklığım WH-205′de hep kulağıma giren kısmın fazla büyük olduğunu hissederdim. CX300-II’de bu kısım o kadar büyük değil, ayrıca 3 farklı adaptörüyle kulağınıza düzgünce yerleşiyor. Ben 1 saatten fazla süre için sürekli kullanmadım ancak, kullananlar uzun süreli kullanımında bir fark yaratmadığını söylüyorlar. Kulağa rahatça oturuyor ve varlığını hiç hissettirmiyor. Asimetrik kablonun avantajı olarak, boyun arkasından doluyorsunuz, böylece önde belirgin bir şekilde durması, sağa sola takılması ya da spor yaparken size engel olması gibi durumlar oluşmuyor. Tabii kanal-tipi kulaklıklar bazı insanları tedirgin edebiliyor ancak ben bu konuda hiç sorun yaşamadım. Ayrıca WH-205 kullanırken sık sık yaşadığım yürürken kulaklığın kulağımdan kayması gibi durumlar CX300-II’de asla olmadı, kulağıma çok daha iyi oturdu ve yerinden de kolay kolay çıkmadı.</p>
<p>Özetle, CX300-II asimetrik kablosu, taşıma çantası ve başarılı izolasyonu ile oldukça pratik, günlük hayatınıza devam ederken asla işinize mani olmuyor. Gerçekten güçlü ve varlığını her an hissettiren bir bassı var, N900 dahil her tür cihazla uyumlu çalışabiliyor. Ses kalitesi olarak da tatmin edici, ancak beklentilerinizi çok çok yükseltmemelisiniz, bu da daha profesyonel bir kullanıcısıysanız başka alternatifleri de gözden geçirmeniz gerektiği anlamına geliyor. Eksi olarak ise, oldukça şüpheye düşürücü dayanıklılık durumu, garantisi ve eğer abartılı/fantastik tarzlar tercih ediyorsanız, aşırı sade tasarımı sayılabilir.</p>
<p>CX300-II herkes için ideal değil, ancak bir giriş seviyesi kullanıcı olarak çok memnun olduğumu söyleyebilirim, tabii ki bu fiyat düzeyinde sizin için daha iyi çözümler bulmak da olası. Kafanızda oluşan soru işaretleri varsa veya başka ürünler önermek istiyorsanız yorum bırakabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/02/12/sennheiser-cx300-ii-precision-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stand-up</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/02/08/standup/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/02/08/standup/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2011 19:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dark Templar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>
		<category><![CDATA[Tanıtım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2864</guid>
		<description><![CDATA[Komedi, müzik gibi evrensel mi sizce?  Çocukluğumdan bu “kazık kadar adam” halime gelene kadar güldüğüm şeylere bakıyorum ve kendi adıma cevap veriyorum; evet. Tabii bu cevabımın altında çoğumuzun olduğu gibi hayatım boyunca Amerikan ve İngiliz kültürüne maruz kalmamın etkisi elbette büyüktür. Üniversitede de aynı kültürü ve edebiyatı okuyunca benim için daha da kolaylaştı tabii bu cevabı vermek. Ama boşverin bu sosyo kültürel incelemeyi, biz eğlencemize bakalım.  Cnbc-e’den bileniniz vardır belki The Daily Show with Jon Stewart’ı. Haftanın dört günü, Amerika’da ve dünyanın genelinde olan olayların, genelde politik olaylar, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Komedi, müzik gibi evrensel mi sizce?  Çocukluğumdan bu “kazık kadar adam” halime gelene kadar güldüğüm şeylere bakıyorum ve kendi adıma cevap veriyorum; evet. Tabii bu cevabımın altında çoğumuzun olduğu gibi hayatım boyunca Amerikan ve İngiliz kültürüne maruz kalmamın etkisi elbette büyüktür. Üniversitede de aynı kültürü ve edebiyatı okuyunca benim için daha da kolaylaştı tabii bu cevabı vermek. Ama boşverin bu sosyo kültürel incelemeyi, biz eğlencemize bakalım.  Cnbc-e’den bileniniz vardır belki The Daily Show with Jon Stewart’ı. Haftanın dört günü, Amerika’da ve dünyanın genelinde olan olayların, genelde politik olaylar, kinayeli eleştirisini yapar Jon Stewart. Severek takip ediyorum kendisini ve yaptıklarını. Gene rutin bir şekilde Jon Stewart’ı izledikten sonra nedense gülmeye mi doymadım bilmiyorum ama Youtube’a girip eski  standup şovlarından birkaç parça izleyeyim dedim. Onu da bitirdikten sonra ne yapayım derken (insanın boş zamanı fazla olmaya görsün), videonun sağ tarafındaki öneriler kısmına gözüm ilişti. Denemeye değer deyip orada önerilen ve Jon Stewart’ın sonunda çıkan Comedy Central reklamlarında gördüğüm Louis C.K. isimli komedyenin videosuna geçiş yaptım. Videonun sonunda aklıma geldi. Neden az önce bir parçasını izlediğim gösterinin tamamını izlemeyeyim? Bakkal Torrent’in nimetlerinden yararlanırken bir fikir daha geldi aklıma. Neden sadece Louis C.K.’i izleyeyim ki? Google amcaya en iyi standup komedyenleri sordum ve bana birkaç liste çıkardı. Ben de yorumları dikkate alarak tekrar Youtube’a başvurdum. Komedyenlerin birkaç videosunu izleyip komik olup olmadığına baktım, daha doğrusu bana komik gelenleri seçmeye çalıştım. Tabii tüm listeyi gözden geçirmek çok zaman alacağı için birkaç listede ortak olan kişileri seçtim. Ben eğlendim belki siz de eğlenirsiniz diye sizlere de küçük bir tanıtım yazısı yazmak istedim. Tabii bu yazının işlevini yerine getirebilmesi için iyi derecede İngilizce bilmeniz gerektiğini de belirtmeden geçmeyelim.</p>
<p><strong>Louis C.K. Hilarious</strong></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/louis-c.k..jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2865" title="louis c.k." src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/louis-c.k.-300x168.jpg" alt="" width="240" height="134" /></a></p>
<p>Yukarıda belirttiğim gibi ilk izlediğim komedyen Louis C.K. idi. Modern dünyamızın sızlanan insanlarına yaptığı güzel göndermelerle yüzümde hafif bir gülümseme bıraktı. Ama sanırım en başarılı olduğu kısım anne-babalık müessesesi hakkında yaptığı esprilerdi. Çocukların televizyonla, video oyunlarıyla,  kötü beslenerek büyütülmesiyle dalga geçerken aynı zamanda ebeveyn olmanın komik ama zorlu yaşamını da güzel bir şekilde anlatıyor. Bence Hilarious gösterisinin en komik esprilerini de kendi çocuklarıyla yaşadığı diyaloglar ve olayları anlatırken yapıyor.</p>
<p><strong>Richard Pryor Live At Concert</strong></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Richard-Pryor.Live-in-Concert-2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2868" title="Richard Pryor.Live in Concert-2" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Richard-Pryor.Live-in-Concert-2-300x168.jpg" alt="" width="270" height="151" /></a><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Richard-Pryor.Live-in-Concert.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2867" title="Richard Pryor.Live in Concert" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Richard-Pryor.Live-in-Concert-300x168.jpg" alt="" width="270" height="151" /></a></p>
<p>İşte gülmekten karnıma ağrılar sokan adam bu. 1975’te çekilmiş bir gösteri ve hiçbir şekilde eskimemiş. Richard Pryor’un yeteneğini görmediğiniz sürece anlayamazsınız. Gençliğinin verdiği enerji ile bir dakika yerinde durmuyor, sahnenin bir orasında bir burasında, anlattığı hikayeleri, analizleri hepsini o kadar başarılı canlandırıyor ki katıla katıla gülüyorsunuz. Tabii 1975’te çekildiğini düşünürseniz, o dönemin Amerikası’nda zencilerin toplumda yaşadığı zorlukları(sözde eşitlik kazanmışlardı) o kadar güzel ve komik bir dille anlatıyor ki. Arabasına bir Magnum ile ateş ettiği için tutuklandığını anlattığında söylediği bir söz özetliyor aslında durumu: “ Daha sonra polis geldi ve ben de evin içine kaçtım. Çünkü onların da Magnumları var. Ve onlar arabaları öldürmüyorlar, Zencileri öldürüyorlar.”</p>
<p>Beyazların zencilerin yanında nasıl kibarlaştıklarından tutun da, zencilerin polisle olan çekişmelerine, çocukluğu ve büyütülüşünden, çocuklarını nasıl büyüttüğüne, kadın erkek cinsel ilişkilerine kadar bir sürü şey anlatıyor ve bunları harika bir şekilde canlandırıyor. İzlediğim komedyenler arasında bana en çok kahkaha attıran Richard Pryor’du. Kesinlikle izleyin.</p>
<p><strong>Bill Bailey Dandelion Mind</strong></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/bill-bailey-3.jpg"><img class="size-medium wp-image-2869 alignleft" title="bill-bailey-3" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/bill-bailey-3-300x168.jpg" alt="" width="270" height="151" /></a><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Bill.bailey.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Bill.bailey.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2870" title="Bill.bailey" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Bill.bailey-300x168.jpg" alt="" width="270" height="151" /></a></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Bill.bailey-2.jpg"></a></p>
<p>B.Bailey’i  Black Books isimli güzide dizide tanımıştım (tavsiye ederim onu da). Bailey’in diğer komedyenlerden farklı bir gösterisi var aslında. Gösterisine diğer komedyenler gibi komik hikâyeler ve espriler ile başlıyor. İlerleyen dakikalarda ise müziği komediyle birleştiriyor. Çalamadığı müzik aleti var mı bilmiyorum ama sahnede bir sürü müzik aleti var ve neredeyse hepsini bir şekilde kullanıyor bu bir buçuk saatlik gösteri sırasında. Özellikle Ud ile başlayan ve gösteriye damgasını vuran olay çok eğlendiriyor. Britanya’nın komedyenlerine aşinaysanız, neredeyse hepsinin ortak noktası var. Hepsi en az bir kere İncil&#8217;i yani daha doğrusu yaradılışçı düşünceyi tiye alıyor. Şu ana kadar izlediklerimin hepsi en az bir kere Darwin’e ve Hristiyanlığa göndermelerde bulundu. Gösterinin ikinci 45 dakikasında müzik ve mizahın karışımı daha da artıyor. Özellikle Tenori-on isimli garip aletle (Chime’ı hatırlayan?) yaptığı müzik çok başarılıydı. Nazi Swastika’sının müziğini de görmüş oluyorsunuz. Ve sosyal ağlar için yaptığı şarkı da dinlemeye değer. Gösterinin son yarım saati tamamen müziğe ayrılmış.</p>
<p><strong>Bill Bailey’s Remarkable Guide to Orchestra:</strong></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="Bill.bailey-2" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Bill.bailey-2-300x164.jpg" alt="" width="300" height="164" /></p>
<p>Bir önceki tanıtımda Bailey’in müzik yeteneğinden bahsetmiştik. Bu gösteride ise Akademi ödüllü şef Anne Dudley öncülüğündeki BBC Konser Orkestra’sı ile bir orkestranın dinleyiciyi etkileyen seslerin hangi aletlerden geldiğini eğlenceli bir şekilde gösteriyor Bailey. Yukarıda bahsettiğim gösterisi kadar komik bulmamış olsam da ilgi çekici olduğu yadsınamaz. Sinemalarda, televizyonda izlediğimizde fark etmediğimiz ama aslında olayın hissiyatını arttıran müziklerin nelerle yapıldığını görmek eğlenceliydi. Özellikle 70lerin polisiye tv programlarında kullanılan kötü adamın sahneye girişi ve çıkışında farklı enstrümanların kullanılması bende “aa evet yaa” tepkisini verdirdi. Rossini’nin William Tell Overtür’ünün değiştirilmesi de dinlemeye ve görülmeye değerdi kesinlikle. Müziğe benim kadar analitik bir yaklaşımda bulunmuyorsanız da izlemenizin sizde de “aaa evet yaa” etkisini yaratacağını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Robin Williams Live on Broadway 2002:</strong></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway.jpg"><img class="size-medium wp-image-2872 alignleft" title="Robin Williams - Live On Broadway" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway-300x217.jpg" alt="" width="240" height="174" /></a><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway-2.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway-2.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2873" title="Robin Williams - Live On Broadway (2)" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway-2-300x217.jpg" alt="" width="240" height="174" /></a></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway-3.jpg"><img class="size-medium wp-image-2874 alignleft" title="Robin Williams - Live On Broadway (3)" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway-3-300x217.jpg" alt="" width="240" height="174" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway-4.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2875" title="Robin Williams - Live On Broadway (4)" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Robin-Williams-Live-On-Broadway-4-300x217.jpg" alt="" width="240" height="174" /></a></p>
<p>Robin Williams’ı filmlerden hepimiz çok iyi biliyoruzdur. Ama sanırım çoğumuz onun komedi kariyeri hakkında pek bilgi sahibi değilizdir. Ne kadar başarılı olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum ama söyleyeyim yine de; çok ama çok başarılı. Tıpkı Richard Pryor gibi Robin Williams da oyunculuk yeteneğini sonuna kadar sergiliyor. 2009’da yaptığı Weapons of Self Destruction gösterisinde olduğu gibi Amerikan hükümetine, halkına giydirmekten yine çekinmiyor. Gösterinin ikinci yarısında beni daha da kırdı geçirdi. Bush yönetimi hakkında söyledikleri, Fransız, Hindu, Alman, Jamaikalı, İrlandalı, İskoç taklitleri, İsviçre Ordusu hakkında yaptığı espriler ve viagra hakkındaki son bölümüyle beni kahkahalara boğdu. R.Williams’ın oyunculuğu, enerjisi(elli yaşında olduğuna inanmaz insan), zekâsı Voltron’ı oluşturup ortaya harika bir gösteri çıkarmış. Kesinlikle izlemek gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Dara O’Briain This is the Show</strong></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Dara.o.briain.jpg"><img class="size-medium wp-image-2876 alignleft" title="Dara.o.briain" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Dara.o.briain-300x168.jpg" alt="" width="270" height="151" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Dara.o.briain-2.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2877" title="Dara.o.briain (2)" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Dara.o.briain-2-300x168.jpg" alt="" width="270" height="151" /></a></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Dara.o.briain-3.jpg"><br />
</a></p>
<p>Yabancı komedyenleri araştırma süreci boyunca sanırım izlerken Richard Pryor ile birlikte en çok güldüğüm komedyen Dara O’Briain’di. Bu kel, pörtlek gözlü İrlandalı bu zamana kadar izlediğim en iyi İngiliz komedyen. Daha önceleri sadece Ricky Gervais’i izlemiş ve çok sevmiş biri olarak Dara beni benden aldı. Hemen ardından birkaç tanedaha İngiliz komedyeni araştırsam da(youtube) Dara kadar komiğini bulamadım. Zekice hazırlanmış esprileri ile, büyük cüssesine rağmen enerjisini ve oyunculuğu birleştirip harika bir gösteri çıkarmış Dara. Pryor ve Williams ile bo<br />
<a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Dara.o.briain-3.jpg"><img class="alignleft" title="Dara.o.briain (3)" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/02/Dara.o.briain-3-300x168.jpg" alt="" width="240" height="134" /></a>ölçüşemez tabii ki oyunculuğu ama diğer İngiliz komedyenler ile kıyaslayınca içlerinde en başarılısı olduğunu söyleyebilirim. Az önce de bahsettiğim gibi Dara seyirciyle etkileşimi had safhada tutuyor. Ve bu anlarda Dara’nın zekâsını ve durumu alıp nasıl komediye çevirdiğini ve tüm gösteri boyunca nasıl kullanabildiğini görüyorsunuz. Dvd için kaydedilen gösteriyi korsan olarak kameraya kaydeden 14 yaşındaki izleyicilerle etkileşimi, anne adaylarının destek gruplarında yaptığı olaylarla ve son olarak beni kırıp geçiren 2012 isimli film hakkındaki esprileriyle ve son olarak biz oyunseverlerin çok seveceği GTA, Rockband, MGS gibi oyunlarla ilgili esprileriyle  dolu dolu bir gösteri olmuş. Eğer bu gösteriyi severseniz birbirinden güzel önceki gösterilerini Live at Theatre Royal(2006) ve Talks Funny(2008) youtube’dan izleyin kesinlikle.</p>
<p>Bu güzide komedyenler son iki haftadır yüzümden gülümsemeyi eskitmediler. Umarım sizler üzerinde de aynı etkiyi bırakırlar. Bir dahaki BTG’de görüşmek dileğiyle. Haydi şimdi hep beraber Tequilaaaaa!!!!</p>
<div><span style="color: #0000ee; -webkit-text-decorations-in-effect: underline;"><br />
</span></div>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/02/08/standup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Warhammer 40K: Orks vs Necrons 1500 pts.</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/01/17/2818/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/01/17/2818/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2011 17:22:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ragnor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Frp]]></category>
		<category><![CDATA[warhammer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2818</guid>
		<description><![CDATA[Yazarın Notu: Aşağıdaki yazı Games Workshop firmasının çıkardığı Warhammer 40k masaüstü strateji oyunu hakkındadır. Oyun hakkında daha fazla bilgi almak için geliştiricisinin sitesine ya da bu wikipedia makalesine bakabilirsiniz.

Oversoul'un sanırım bu düzenlediği 2. turnuvaya katılma imkanı buldum. İlk maçımda rakibim Necron oynayan bir arkadaştı. Oldukça çekişmeli ve eğlenceli bir maç oldu ama oldukça da uzun süren ve yorucu bir maçta oldu :).

Madem turnuvada oynuyorum artık, bir battle report yazmam gerekir diye düşündüm ve sarıldım klavyeye ama işte hiç not tutmamıştım ve aradan 1 gün bile geçmiş olsa bazı kısımları doğru hatırlayamadım. Elimden geldiğince doğru ve düzgün bir şekilde aktarmaya çalıştım. Hatalarım ya da yanlış aktardığım şeyler olmuşsa şimdiden rakibimden özür dilerim :). Umarım beğenirsiniz.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazarın Notu:</strong> Aşağıdaki yazı <a href="http://www.games-workshop.com/">Games Workshop</a> firmasının çıkardığı Warhammer 40k masaüstü strateji oyunu hakkındadır. Oyun hakkında daha fazla bilgi almak için geliştiricisinin sitesine ya da<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Warhammer_40,000"> bu wikipedia makalesine</a> bakabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.oversoul.com.tr/">Oversoul</a>&#8216;un sanırım bu düzenlediği 2. turnuvaya katılma imkanı buldum.  İlk maçımda rakibim Necron oynayan bir arkadaştı. Oldukça çekişmeli ve  eğlenceli bir maç oldu ama oldukça da uzun süren ve yorucu bir maçtı :).</p>
<p>Madem turnuvada oynuyorum artık, bir battle report  yazmam gerekir diye düşündüm ve sarıldım klavyeye ama işte hiç not  tutmamıştım ve aradan bir gün bile geçmiş olsa bazı kısımları doğru  hatırlayamadım. Elimden geldiğince doğru ve düzgün bir şekilde aktarmaya  çalıştım. Hatalarım ya da yanlış aktardığım şeyler olmuşsa şimdiden  rakibimden özür dilerim :). Umarım beğenirsiniz.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Orks:</span><br />
Warboss with mega armor<br />
Warboss with klaw<br />
Kommandoz(7) 2 burna, boss snikrot<br />
Lootaz (7)<br />
Nobz(8) 3 klaw, 1 big choppa, painboy, waagh banner, bosspole, cybork bodies, dedicated transport: trukk (with plates)<br />
Ork boyz (18) 17 slugga boyz, nob, klaw<br />
Ork boyz (18) 17 slugga boyz, nob, klaw<br />
Deffkopta &#8211; tl rokkit<br />
Deffkopta &#8211; tl rokkit<br />
Deffkopta &#8211; tl rokkit<br />
Battlewagon &#8211; deffrolla<br />
Battlewagon &#8211; deffrolla</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Necrons:</span><br />
2 Monolith<br />
10 Necron warrior with Necronlord<br />
(10-12) Necron warrior<br />
5 Immortal<br />
3 Wraith<br />
5 Scarab<br />
(4-5) Destroyer with Necronlord</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Setup:</span> Spearhead<br />
<span style="font-weight: bold;">Mission:</span> Capture&amp;Control</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Deployment (Necrons):</span><br />
Sadece Scarablarla geldiler. Scarab&#8217;lar oyuna Necron objektifi olan bataklığın yakınında başladı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Deployment (Orks):</span><br />
Battlewagonları  ortadaki tepenin iki yanından geçecek şekilde yerleştirdim. Ork Boyz  grupları, yanlarında birer Warboss ile birlikte Battlewagonların  çevresinde konuşlandılar. Trukk&#8217;ı da kendi kenarıma yakın duran  battlewagon&#8217;ın yanına koydum. Loota&#8217;ları arkada çaprazdan karşı tarafın  bölgesini en çok görebilecekleri bir noktaya yerleştirdim. Çok iyi bir  yer bulamamıştım ama Necron&#8217;lar gelip ateş edebileceğim hedef çıkana  kadar uygun bir yere geçebileceğimi umuyordum. Kommando&#8217;lar reserve&#8217;de  kaldılar ve son olarak Deffkopta&#8217;lar iki Battlewagon arasında ortadaki  tepeye bakar vaziyette konuşlandı, ardından da scout move ile tepenin  ucuna hem biraz cover alıp hem de rahatça Necron bölgesine ateş  edebileceği bir noktaya götürdüm.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">1. Tur (Necrons): </span><br />
Reserve&#8217;den  hiçbir Necron gelmedi bu tur. Scarab&#8217;lar Deffkopta&#8217;ların menzilinden  kaçmak için yanlarındaki çalılıklara doğru ilerlediler ve kısa boyları  sayesinde tamamen gözden kayboldular.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">1. Tur (Orks):</span><br />
Kommando&#8217;lar  bu tur gelmedi. Deffkoptalar gözden kaybolan Scarab&#8217;ları vurabilmek  için ilerideki ağaçlık bölgenin ucuna uçtular ve böylece Necron&#8217;ların  objektif&#8217;ini contest etmiş olduk. Ork Boyz ve Warboss&#8217;lar hemen  Battlewagon&#8217;lara atladılar. Battlewagon&#8217;lar 6 Trukk&#8217;ta 12 inch  ilerlediler Necron bölgesine doğru. Loota&#8217;larda vuracak kimse olmadığı  için daha iyi bir pozisyon gibi duran soldaki tepeye doğru ilerlediler.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">2. Tur (Necrons):</span><br />
Bu  tur reserve&#8217;den önce bir Monolith ardından da Destroyer&#8217;lar ile  Wraith&#8217;ler geldi. Monolith benim objektifimin önüne indi. Destroyer&#8217;lar  ile Wraithler ise Necron tarafından giriş yaptılar. Monolith gelir  gelmez düzgün bir yere konuşlanmaya çalışan Loota&#8217;larıma ateş etti ve  4&#8242;ü masadan kalktı. Ama nasıl olduysa moral check&#8217;i tutturdum ve  kaçmadılar. Destroyer&#8217;lar Trukk&#8217;a ateş etti ve benim şansızlığıma önce  &#8220;weapon destroyed&#8221; sonra da &#8220;immobilised&#8221; geldi. Oysa &#8220;vehicle  destroyed&#8221; gibi birşey olsaydı &#8220;ramshackle&#8221; kuralı sayesinde Trukk bir  ihtimal ileriye doğru biraz daha ilerleyebilir ve içindeki Nob&#8217;ları  charge mesafesine sokabilirdi ama olmadı. Wraith&#8217;ler hızla ilerleyip  Deffkopta&#8217;larıma saldırdı ama hepsini ayrı slot&#8217;lara aldığım için  charge&#8217;ı sadece biri yedi. Wraith&#8217;ler aman vermeyip 6 wound verdiler  Deffkopta&#8217;ma ama Mork ya da Gork o anda yüzüme gülümsedi çünkü 4+&#8217;da 6  save&#8217;i birden tutturdum. Deffkopta karşılık verdi ama etkili olmadı o da  &#8220;hitandrun&#8221; ile close combat&#8217;tan kaçmayı denedim ve &#8220;leadership&#8221; zarını  tutturup geri çekildim. Scarab&#8217;lar ise hızlı bir atak ile üst taraftan  ilerlemekte olan Battlewagon&#8217;a charge&#8217;ladılar ve bir &#8220;immobilised&#8221; ta  burada oldu. Çok başarılı bir manevra ile Scarab&#8217;lar üst taraftaki  geçiti tamamen kapayarak Boyz grubumu orada sıkıştırdılar.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">2. Tur (Orks):</span><br />
Kommando  grubum bu tur reserve&#8217;den geldi ve Snikrot sayesinde hemen  Destroyer&#8217;ların arkasından çıktılar. Immobilize olan Battlewagon&#8217;daki  grup araçtan indi. Warboss (mega armorlu) o noktada gruptan ayrılıp  Monolith&#8217;e doğru koşmaya başladı. Giydiği Mega Armor&#8217;un ağırlığı (slow  but purposeful) yüzünden pek ilerleyemeyince son çare olarak &#8220;Waaagh!&#8221;  ilan edip biraz daha koştu ve ucu ucuna charge edebildi Monolith&#8217;e.  Monolith&#8217;e ağır bir hasar verememiş olmasına rağmen &#8220;Stun&#8221; edebildi ve  bu sayede bir daha ki tur Monolith&#8217;in ateşi altında kalmaktan kurtuldu.  Diğerleri ise Scarab&#8217;lara önce ateş ettiler ve ardından da charge  ettiler. Ağır ork ateş&#8217;inden sadece 1 atış hedefi tutturdu o da pek  etkili olamadı. Charge&#8217;da ise önce Ork Boyz ve Scarab&#8217;lar aynı anda  saldırdılar. Dar alanda düşmana vurabilen 11 ork sadece 1 scarab&#8217;ın  işini bitirebildi. Scarablar da 2 tane ork boy&#8217;u öldürdüler. Sonra sıra  Power Klaw&#8217;lu Nob&#8217;a geldi ve muhteşem bir performansla tek seferde  geriye kalan Scarab birliğini yok etti. Deffkopta&#8217;lar en yakınlarındaki  Wraith&#8217;lere doğru yolladılar Rokkit&#8217;lerini ama sadece birini  vurabildiler. O noktada Nob&#8217;larım daha uzakta olan Destroyler&#8217;lara doğru  koşmak yerine Wraith&#8217;lere yöneldiler. Destroyer&#8217;ların işini  Kommando&#8217;ların halledebileceklerini ummuşlardı ama tabi ki sonuç  beklenildiği gibi olmadı. 8 Nob&#8217;un sadece 4&#8242;ü combat&#8217;a girebilecek kadar  yaklaşabilmesine rağmen yine de Wraithler için çok ağır bir saldırı  oldu ve yok edildiler. Noblar 2 inch kadar Destroyer&#8217;lara doğru  ilerledi. Kommando&#8217;lar ise gelir gelmez Destroyer&#8217;lara doğru charge  ettiler. Ama Destroyer&#8217;lar beklediğimden dayanıklı çıktı, sadece  Destroyer Necron Lord&#8217;a bir wound verebildiler ama karşılığında 2 wound  alarak combat&#8217;ı kaybettiler. Snikrot&#8217;un ld8&#8242;ine rağmen moral check  tutmadı ve kaçmaya çalışırkende initiative zarında düşük atında  Destroyer&#8217;lar tarafından yokedildiler. Sağlam olan Battlewagon&#8217;umu ise  ileri sürmek yerine arkama inen Monolith&#8217;e ram&#8217;lemek için (deff rolla  rocks!) ileri sürdüm. Aradaki mesafe 12 inch&#8217;ten uzun olduğu için bir  sonraki turu beklemem gerekti.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">3. Tur (Necrons):</span><br />
Bu  tur reserveden 2. Monolith hariç herkes geldi. Immortal&#8217;lar ve 12  kişilik Necron Warrior grubu Destroyer&#8217;ların sağ ve solundan giriş  yaparken Necron Lord olan 10 kişilik Necron Warrior grubu Monolith&#8217;in  kapısından girmeyi tercih etti. Hmm işte bu noktada hafızam beni hayal  kırıklığına uğratıyor çünkü bu arkadaşların geldikten sonra ne  yaptıklarını hatırlamıyorum, ama kısaca bu tur önemli bir olayları  olmadı. Ama Destroyer&#8217;lar Scarabların işini görmüş olan Boyz grubunu  hedefleyip ateş etmeye başladı ve grubun yarısını telef etti.  Immortal&#8217;larda sanırım bu gruba ateş etmişti. İyice dağılan Boyz grubu  ağır ateş altında ilerlemek yerine kaçmayı tercih etti. Monolith stun  olduğu için bu tur ateş edemedi, yerindende oynamadı ve turu boş  geçirdi.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">3. Tur (Orks):</span><br />
Bu  tur Nobz grubum Destroyer&#8217;ların olduğu bölgeye doğru ilerlemeye  başladı. Deffkopta&#8217;larda Destroyer&#8217;ları çaprazdan görecek şekilde Necron  objektifi olan bataklığın uç köşesine çekildi. Diğer yanda ise  Battlewagon (deffrolla rules!) önce Warrior grubuna &#8220;tank shock&#8221;  uyguladı ardındanda tam gaz Monolith&#8217;e girdi ama skimmer olan Monolith  yükselerek(?!) Battlewagon&#8217;un saldırısından kurtuldu. Ama orada duran  Warboss bu sefer affetmedi ve Power Klaw&#8217;u ile Monolith&#8217;i parçaladı.  Patlamadan birkaç Warrior zarar gördü sanırım, ayrıca Loota&#8217;larda bu  Warrior grubuna ateş ettiler ama bir etkisi olmadı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">4. Tur (Necrons):</span><br />
Bu  tur ikinci Monolith&#8217;te geldi ve Nob&#8217;larımın tepesine indi. İner inmez de  ateş etmeye başladı ve Nob grubumu paramparça etti. Geriye kalan 2-3  Nob arkalarına bile bakmadan kaçmaya başladılar. Destroyer&#8217;lar Monolith  önlerini kapatınca uygun bir mevziye geçmek için sollarındaki tepeye  doğru ilerledi. Benim objektifime yakın olan Necron Lord&#8217;lu Necron  Warrior grubu objektifime doğru ilerleyerek capture etmeye çalıştılar.  Immortal&#8217;lar Destroyer&#8217;ların olduğu tarafa doğru ilerlerken Necron  base&#8217;indeki Necron Warriors grubu da kendi objektiflerini tutmak için  ilerlemeye başladı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">4. Tur (Orks):</span><br />
Ork  Boyz ve Nobz grupları arkalarına bakmadan kaçmayı sürdürdüler.  Deffkopta&#8217;larım ise ateş ettiyseler bile etkili olamadılar  (hatırlayamıyorum ne yazık ki). Base&#8217;imde duran Battlewagon&#8217;daki Boyz  grubu ve Warboss araçtan atlayıp bizim objektifi contest eden Necron  Warriors grubuna önce ateş etti ardındanda charge etti, ateş pek etkili  olmasada charge başarılıydı. Necron Lord hariç herkes yattı ama moral  check&#8217;i tutturdu rakibim ve Necron Lord mağrur bir şekilde direnişini  sürdürdü.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">5. Tur (Necrons): </span><br />
Necron  Lord önceki tur Warboss ve Boyz grubumun indirdiği 7 Warrior&#8217;un 6&#8242;sını  ayağa kaldırmayı başardı. Combat devam etti ama charge&#8217;ın etkisi olmadan  boyz grubum çok etkili olamadı yine de Nob ve Warboss klaw&#8217;ları ile  yine bolca teneke parçaladılar. Bu sefer moral check&#8217;i tutturamayan  Necron&#8217;lar kaçmaya çalıştı ama kaçacak yerleri yoktu (&#8220;trapped&#8221;) ve  hepsi yok edildi. Monolith bataklığın üst tarafına doğru ilerledi ve  Necron objektifini contest etmekte olan Deffkopta&#8217;larıma ölüm kustu. En  ufak bir şansları dahi yoktu, hepsi yokoldu. Necron Warriors grubu da  objektif olan bataklığa ulaşıp başarılı bir şekilde capture ettiler.  Destroyer&#8217;lar uzaktan Mega Armor&#8217;lu Warboss&#8217;uma ateş ettiler ama sadece 1  wound verebildiler.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">5. Tur (Orks): </span><br />
Nobz ve Boyz gruplarım kaçmaya devam etti. Kaçmayan boyz grubumla kendi objektifimi tuttum.</p>
<ul>
<li> Durum 1-1 idi. Atılan zar sonucu oyun devam etti ve 6. tura geçildi.</li>
</ul>
<p><span style="font-weight: bold;">6. Tur (Necrons): </span><br />
Destroyer&#8217;lar  Mega Armor&#8217;lu Warboss&#8217;uma ateş etti ama pek etkili olamadı. Ortada  duran Trukk&#8217;ımı patlatmaya çalıştı rakibim ama nasıl olduysa başarılı  olamadı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">6. Tur (Orks): </span><br />
Nob&#8217;larım  ve Boyz grubum kaçmaya devam etti ve şansıma masanın dışına çıkmadı  ikiside. Bunun dışında karşı objektifi contest edebileceğim bir birliğim  kalmadığı için boş boş masaya bakıp durdum. Deffkopta&#8217;larımı çok ucuza  harcattığıma yandım durdum :).</p>
<ul>
<li> Bu noktada zar atışı  sonucu oyun 7. tur&#8217;a devam edecekti ama ikimizde çok yorulmuştuk ve maç 5  saattir sürüyordu. 7. turunda beraberlik durumunu değiştirmeyeceğini  düşündüğümüzden ortak kararla maçı bu noktada bitirmeye karar verdik.  1-1 berabere bitmesine rağmen turnuva olduğu için bir galip lazımdı ve  galip victory points hesabına göre belirlenecekti, yani karşı taraftan  yok ettiği ünitelerin puanlarını toplandığında en yüksek skora ulaşan  kazanacaktı. Ordumun 3&#8242;te 2si gittiği için kaybettiğimi düşünüyordum.  Ama Ork&#8217;ların ucuz ve Monolith&#8217;in pahalı olduğunu ikimizde hesaba  katmamıştık :). 30 sayı kadar ufak bir farkla maçı kazandım. Ama  açıkcası rakibim ilk ciddi maçında benden çok daha iyi iş çıkardı,  zamanla çok sıkı bir oyuncu olacağına da eminim.</li>
</ul>
<p><span style="font-weight: bold;">Hatalarım:</span><br />
Deffkopta&#8217;ların  hepsini ayrı slot&#8217;a koymama rağmen tek üniteymiş gibi oynattım ve  sonunda bir ordanance atışı ile hepsi helak oldu. Elimdeki aşırı mobil  bir ünite, hepsini farklı yerlerde tutmalıydım ki rakibin ateş gücü  dağılsın. Sonuçta ateş yediğinde hayatta kalma oranı çok yüksek değil,  ama ayrı ayrı yerlerde dururken hepsini öldürmek rakibim için daha çok  zaman gerektirecek.</p>
<p>Diğer ve en büyük hatam ise sağlam  Battlewagon&#8217;ım ile ilerlemek yerine arkama inen Monolith&#8217;in üzerine  sürmüş olmam. İlerleseydim Deffrolla+aracın içindekiler ile Necron  base&#8217;ini temizlemem mümkündü ve bu sayede rakibi phase out&#8217;a zorlayıp  rahat bir şekilde kazanabilirdim.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Necron&#8217;lar hakkındaki görüşlerim:</span><br />
Monolith&#8217;ler  ölümcül ve elit birimleri cidden dayanıklı. Üstüne birde ölmek  bilmiyorlar, kısacası hiç hafife alınmayacak bir rakipler. Temel taktik  belli, phase out&#8217;a çalışmak ama Monolith&#8217;lerin gölgesi altında bu hiçte o  kadar kolay değil.</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">Oversoul&#8217;un sanırım bu düzenlediği 2. turnuvaya katılma imkanı buldum.  İlk maçımda rakibim Necron oynayan bir arkadaştı. Oldukça çekişmeli ve  eğlenceli bir maç oldu ama oldukça da uzun süren ve yorucu bir maçta  oldu :).</p>
<p>Madem turnuvada oynuyorum artık, bir battle report  yazmam gerekir diye düşündüm ve sarıldım klavyeye ama işte hiç not  tutmamıştım ve aradan 1 gün bile geçmiş olsa bazı kısımları doğru  hatırlayamadım. Elimden geldiğince doğru ve düzgün bir şekilde aktarmaya  çalıştım. Hatalarım ya da yanlış aktardığım şeyler olmuşsa şimdiden  rakibimden özür dilerim :). Umarım beğenirsiniz.</p>
<p>ps: Bu arada başlıktaki turnuva ismini falan salladım yani, özel bir ismi yoktu, tarihi belirtsin diye öyle yazdım :).</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Orks:</span><br />
Warboss with mega armor<br />
Warboss with klaw<br />
Kommandoz(7) 2 burna, boss snikrot<br />
Lootaz (7)<br />
Nobz(8) 3 klaw, 1 big choppa, painboy, waagh banner, bosspole, cybork bodies, dedicated transport: trukk (with plates)<br />
Ork boyz (18) 17 slugga boyz, nob, klaw<br />
Ork boyz (18) 17 slugga boyz, nob, klaw<br />
Deffkopta &#8211; tl rokkit<br />
Deffkopta &#8211; tl rokkit<br />
Deffkopta &#8211; tl rokkit<br />
Battlewagon &#8211; deffrolla<br />
Battlewagon &#8211; deffrolla</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Necrons:</span><br />
2 Monolith<br />
10 Necron warrior with Necronlord<br />
(10-12) Necron warrior<br />
5 Immortal<br />
3 Wraith<br />
5 Scarab<br />
(4-5) Destroyer with Necronlord</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Setup:</span> Spearhead<br />
<span style="font-weight: bold;">Mission:</span> Capture&amp;Control</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Deployment (Necrons):</span><br />
Sadece Scarablarla geldiler. Scarab&#8217;lar oyuna Necron objektifi olan bataklığın yakınında başladı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Deployment (Orks):</span><br />
Battlewagonları  ortadaki tepenin iki yanından geçecek şekilde yerleştirdim. Ork Boyz  grupları, yanlarında birer Warboss ile birlikte Battlewagonların  çevresinde konuşlandılar. Trukk&#8217;ı da kendi kenarıma yakın duran  battlewagon&#8217;ın yanına koydum. Loota&#8217;ları arkada çaprazdan karşı tarafın  bölgesini en çok görebilecekleri bir noktaya yerleştirdim. Çok iyi bir  yer bulamamıştım ama Necron&#8217;lar gelip ateş edebileceğim hedef çıkana  kadar uygun bir yere geçebileceğimi umuyordum. Kommando&#8217;lar reserve&#8217;de  kaldılar ve son olarak Deffkopta&#8217;lar iki Battlewagon arasında ortadaki  tepeye bakar vaziyette konuşlandı, ardından da scout move ile tepenin  ucuna hem biraz cover alıp hem de rahatça Necron bölgesine ateş  edebileceği bir noktaya götürdüm.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">1. Tur (Necrons): </span><br />
Reserve&#8217;den  hiçbir Necron gelmedi bu tur. Scarab&#8217;lar Deffkopta&#8217;ların menzilinden  kaçmak için yanlarındaki çalılıklara doğru ilerlediler ve kısa boyları  sayesinde tamamen gözden kayboldular.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">1. Tur (Orks):</span><br />
Kommando&#8217;lar  bu tur gelmedi. Deffkoptalar gözden kaybolan Scarab&#8217;ları vurabilmek  için ilerideki ağaçlık bölgenin ucuna uçtular ve böylece Necron&#8217;ların  objektif&#8217;ini contest etmiş olduk. Ork Boyz ve Warboss&#8217;lar hemen  Battlewagon&#8217;lara atladılar. Battlewagon&#8217;lar 6 Trukk&#8217;ta 12 inch  ilerlediler Necron bölgesine doğru. Loota&#8217;larda vuracak kimse olmadığı  için daha iyi bir pozisyon gibi duran soldaki tepeye doğru ilerlediler.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">2. Tur (Necrons):</span><br />
Bu  tur reserve&#8217;den önce bir Monolith ardından da Destroyer&#8217;lar ile  Wraith&#8217;ler geldi. Monolith benim objektifimin önüne indi. Destroyer&#8217;lar  ile Wraithler ise Necron tarafından giriş yaptılar. Monolith gelir  gelmez düzgün bir yere konuşlanmaya çalışan Loota&#8217;larıma ateş etti ve  4&#8242;ü masadan kalktı. Ama nasıl olduysa moral check&#8217;i tutturdum ve  kaçmadılar. Destroyer&#8217;lar Trukk&#8217;a ateş etti ve benim şansızlığıma önce  &#8220;weapon destroyed&#8221; sonra da &#8220;immobilised&#8221; geldi. Oysa &#8220;vehicle  destroyed&#8221; gibi birşey olsaydı &#8220;ramshackle&#8221; kuralı sayesinde Trukk bir  ihtimal ileriye doğru biraz daha ilerleyebilir ve içindeki Nob&#8217;ları  charge mesafesine sokabilirdi ama olmadı. Wraith&#8217;ler hızla ilerleyip  Deffkopta&#8217;larıma saldırdı ama hepsini ayrı slot&#8217;lara aldığım için  charge&#8217;ı sadece biri yedi. Wraith&#8217;ler aman vermeyip 6 wound verdiler  Deffkopta&#8217;ma ama Mork ya da Gork o anda yüzüme gülümsedi çünkü 4+&#8217;da 6  save&#8217;i birden tutturdum. Deffkopta karşılık verdi ama etkili olmadı o da  &#8220;hitandrun&#8221; ile close combat&#8217;tan kaçmayı denedim ve &#8220;leadership&#8221; zarını  tutturup geri çekildim. Scarab&#8217;lar ise hızlı bir atak ile üst taraftan  ilerlemekte olan Battlewagon&#8217;a charge&#8217;ladılar ve bir &#8220;immobilised&#8221; ta  burada oldu. Çok başarılı bir manevra ile Scarab&#8217;lar üst taraftaki  geçiti tamamen kapayarak Boyz grubumu orada sıkıştırdılar.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">2. Tur (Orks):</span><br />
Kommando  grubum bu tur reserve&#8217;den geldi ve Snikrot sayesinde hemen  Destroyer&#8217;ların arkasından çıktılar. Immobilize olan Battlewagon&#8217;daki  grup araçtan indi. Warboss (mega armorlu) o noktada gruptan ayrılıp  Monolith&#8217;e doğru koşmaya başladı. Giydiği Mega Armor&#8217;un ağırlığı (slow  but purposeful) yüzünden pek ilerleyemeyince son çare olarak &#8220;Waaagh!&#8221;  ilan edip biraz daha koştu ve ucu ucuna charge edebildi Monolith&#8217;e.  Monolith&#8217;e ağır bir hasar verememiş olmasına rağmen &#8220;Stun&#8221; edebildi ve  bu sayede bir daha ki tur Monolith&#8217;in ateşi altında kalmaktan kurtuldu.  Diğerleri ise Scarab&#8217;lara önce ateş ettiler ve ardından da charge  ettiler. Ağır ork ateş&#8217;inden sadece 1 atış hedefi tutturdu o da pek  etkili olamadı. Charge&#8217;da ise önce Ork Boyz ve Scarab&#8217;lar aynı anda  saldırdılar. Dar alanda düşmana vurabilen 11 ork sadece 1 scarab&#8217;ın  işini bitirebildi. Scarablarda 2 tane ork boy&#8217;u öldürdüler. Sonra sıra  Power Klaw&#8217;lu Nob&#8217;a geldi ve muhteşem bir performansla tek seferde  geriye kalan Scarab birliğini yok etti. Deffkopta&#8217;lar en yakınlarındaki  Wraith&#8217;lere doğru yolladılar Rokkit&#8217;lerini ama sadece birini  vurabildiler. O noktada Nob&#8217;larım daha uzakta olan Destroyler&#8217;lara doğru  koşmak yerine Wraith&#8217;lere yöneldiler. Destroyer&#8217;ların işini  Kommando&#8217;ların halledebileceklerini ummuşlardı ama tabi ki sonuç  beklenildiği gibi olmadı. 8 Nob&#8217;un sadece 4&#8242;ü combat&#8217;a girebilecek kadar  yaklaşabilmesine rağmen yine de Wraithler için çok ağır bir saldırı  oldu ve yok edildiler. Noblar 2 inch kadar Destroyer&#8217;lara doğru  ilerledi. Kommando&#8217;lar ise gelir gelmez Destroyer&#8217;lara doğru charge  ettiler. Ama Destroyer&#8217;lar beklediğimden dayanıklı çıktı, sadece  Destroyer Necron Lord&#8217;a bir wound verebildiler ama karşılığında 2 wound  alarak combat&#8217;ı kaybettiler. Snikrot&#8217;un ld8&#8242;ine rağmen moral check  tutmadı ve kaçmaya çalışırkende initiative zarında düşük atında  Destroyer&#8217;lar tarafından yokedildiler. Sağlam olan Battlewagon&#8217;umu ise  ileri sürmek yerine arkama inen Monolith&#8217;e ram&#8217;lemek için (deff rolla  rocks!) ileri sürdüm. Aradaki mesafe 12 inch&#8217;ten uzun olduğu için bir  sonraki turu beklemem gerekti.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">3. Tur (Necrons):</span><br />
Bu  tur reserveden 2. Monolith hariç herkes geldi. Immortal&#8217;lar ve 12  kişilik Necron Warrior grubu Destroyer&#8217;ların sağ ve solundan giriş  yaparken Necron Lord olan 10 kişilik Necron Warrior grubu Monolith&#8217;in  kapısından girmeyi tercih etti. Hmm işte bu noktada hafızam beni hayal  kırıklığına uğratıyor çünkü bu arkadaşların geldikten sonra ne  yaptıklarını hatırlamıyorum, ama kısaca bu tur önemli bir olayları  olmadı. Ama Destroyer&#8217;lar Scarabların işini görmüş olan Boyz grubunu  hedefleyip ateş etmeye başladı ve grubun yarısını telef etti.  Immortal&#8217;larda sanırım bu gruba ateş etmişti. İyice dağılan Boyz grubu  ağır ateş altında ilerlemek yerine kaçmayı tercih etti. Monolith stun  olduğu için bu tur ateş edemedi, yerindende oynamadı ve turu boş  geçirdi.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">3. Tur (Orks):</span><br />
Bu  tur Nobz grubum Destroyer&#8217;ların olduğu bölgeye doğru ilerlemeye  başladı. Deffkopta&#8217;larda Destroyer&#8217;ları çaprazdan görecek şekilde Necron  objektifi olan bataklığın uç köşesine çekildi. Diğer yanda ise  Battlewagon (deffrolla rules!) önce Warrior grubuna &#8220;tank shock&#8221;  uyguladı ardındanda tam gaz Monolith&#8217;e girdi ama skimmer olan Monolith  yükselerek(?!) Battlewagon&#8217;un saldırısından kurtuldu. Ama orada duran  Warboss bu sefer affetmedi ve Power Klaw&#8217;u ile Monolith&#8217;i parçaladı.  Patlamadan birkaç Warrior zarar gördü sanırım, ayrıca Loota&#8217;larda bu  Warrior grubuna ateş ettiler ama bir etkisi olmadı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">4. Tur (Necrons):</span><br />
Bu  tur ikinci Monolith&#8217;te geldi ve Nob&#8217;larımın tepesine indi. İner inmezde  ateş etmeye başladı ve Nob grubumu paramparça etti. Geriye kalan 2-3  Nob arkalarına bile bakmadan kaçmaya başladılar. Destroyer&#8217;lar Monolith  önlerini kapatınca uygun bir mevziye geçmek için sollarındaki tepeye  doğru ilerledi. Benim objektifime yakın olan Necron Lord&#8217;lu Necron  Warrior grubu objektifime doğru ilerleyerek capture etmeye çalıştılar.  Immortal&#8217;lar Destroyer&#8217;ların olduğu tarafa doğru ilerlerken Necron  base&#8217;indeki Necron Warriors grubu da kendi objektiflerini tutmak için  ilerlemeye başladı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">4. Tur (Orks):</span><br />
Ork  Boyz ve Nobz grupları arkalarına bakmadan kaçmayı sürdürdüler.  Deffkopta&#8217;larım ise ateş ettiyseler bile etkili olamadılar  (hatırlayamıyorum ne yazık ki). Base&#8217;imde duran Battlewagon&#8217;daki Boyz  grubu ve Warboss araçtan atlayıp bizim objektifi contest eden Necron  Warriors grubuna önce ateş etti ardındanda charge etti, ateş pek etkili  olmasada charge başarılıydı. Necron Lord hariç herkes yattı ama moral  check&#8217;i tutturdu rakibim ve Necron Lord mağrur bir şekilde direnişini  sürdürdü.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">5. Tur (Necrons): </span><br />
Necron  Lord önceki tur Warboss ve Boyz grubumun indirdiği 7 Warrior&#8217;un 6&#8242;sını  ayağa kaldırmayı başardı. Combat devam etti ama charge&#8217;ın etkisi olmadan  boyz grubum çok etkili olamadı yine de Nob ve Warboss klaw&#8217;ları ile  yine bolca teneke parçaladılar. Bu sefer moral check&#8217;i tutturamayan  Necron&#8217;lar kaçmaya çalıştı ama kaçacak yerleri yoktu (&#8220;trapped&#8221;) ve  hepsi yok edildi. Monolith bataklığın üst tarafına doğru ilerledi ve  Necron objektifini contest etmekte olan Deffkopta&#8217;larıma ölüm kustu. En  ufak bir şansları dahi yoktu, hepsi yokoldu. Necron Warriors grubu da  objektif olan bataklığa ulaşıp başarılı bir şekilde capture ettiler.  Destroyer&#8217;lar uzaktan Mega Armor&#8217;lu Warboss&#8217;uma ateş ettiler ama sadece 1  wound verebildiler.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">5. Tur (Orks): </span><br />
Nobz ve Boyz gruplarım kaçmaya devam etti. Kaçmayan boyz grubumla kendi objektifimi tuttum.</p>
<ul>
<li> Durum 1-1 idi. Atılan zar sonucu oyun devam etti ve 6. tura geçildi.</li>
</ul>
<p><span style="font-weight: bold;">6. Tur (Necrons): </span><br />
Destroyer&#8217;lar  Mega Armor&#8217;lu Warboss&#8217;uma ateş etti ama pek etkili olamadı. Ortada  duran Trukk&#8217;ımı patlatmaya çalıştı rakibim ama nasıl olduysa başarılı  olamadı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">6. Tur (Orks): </span><br />
Nob&#8217;larım  ve Boyz grubum kaçmaya devam etti ve şansıma masanın dışına çıkmadı  ikiside. Bunun dışında karşı objektifi contest edebileceğim bir birliğim  kalmadığı için boş boş masaya bakıp durdum. Deffkopta&#8217;larımı çok ucuza  harcattığıma yandım durdum :).</p>
<ul>
<li> Bu noktada zar atışı  sonucu oyun 7. tur&#8217;a devam edecekti ama ikimizde çok yorulmuştuk ve maç 5  saattir sürüyordu. 7. turunda beraberlik durumunu değiştirmeyeceğini  düşündüğümüzden ortak kararla maçı bu noktada bitirmeye karar verdik.  1-1 berabere bitmesine rağmen turnuva olduğu için bir galip lazımdı ve  galip victory points hesabına göre belirlenecekti, yani karşı taraftan  yok ettiği ünitelerin puanlarını toplandığında en yüksek skora ulaşan  kazanacaktı. Ordumun 3&#8242;te 2si gittiği için kaybettiğimi düşünüyordum.  Ama Ork&#8217;ların ucuz ve Monolith&#8217;in pahalı olduğunu ikimizde hesaba  katmamıştık :). 30 sayı kadar ufak bir farkla maçı kazandım. Ama  açıkcası rakibim ilk ciddi maçında benden çok daha iyi iş çıkardı,  zamanla çok sıkı bir oyuncu olacağına da eminim.</li>
</ul>
<p><span style="font-weight: bold;">Hatalarım:</span><br />
Deffkopta&#8217;ların  hepsini ayrı slot&#8217;a koymama rağmen tek üniteymiş gibi oynattım ve  sonunda bir ordanance atışı ile hepsi helak oldu. Elimdeki aşırı mobil  bir ünite, hepsini farklı yerlerde tutmalıydım ki rakibin ateş gücü  dağılsın. Sonuçta ateş yediğinde hayatta kalma oranı çok yüksek değil,  ama ayrı ayrı yerlerde dururken hepsini öldürmek rakibim için daha çok  zaman gerektirecek.</p>
<p>Diğer ve en büyük hatam ise sağlam  Battlewagon&#8217;ım ile ilerlemek yerine arkama inen Monolith&#8217;in üzerine  sürmüş olmam. İlerleseydim Deffrolla+aracın içindekiler ile Necron  base&#8217;ini temizlemem mümkündü ve bu sayede rakibi phase out&#8217;a zorlayıp  rahat bir şekilde kazanabilirdim.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Necron&#8217;lar hakkındaki görüşlerim:</span><br />
Monolith&#8217;ler  ölümcül ve elit birimleri cidden dayanıklı. Üstüne birde ölmek  bilmiyorlar, kısacası hiç hafife alınmayacak bir rakipler. Temel taktik  belli, phase out&#8217;a çalışmak ama Monolith&#8217;lerin gölgesi altında bu hiçte o  kadar kolay değil.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/01/17/2818/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Komik Videolar</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/01/09/youtube/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/01/09/youtube/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Jan 2011 19:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>marvin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2771</guid>
		<description><![CDATA[Selamlar eyy Btg ahalisi,
Youtube artık serbest, ben de en komik videoları buradan sizinle paylaşacağım. Tamam kötü espri. Lafı fazla uzatmıyorum ve sizinle iki güzel Youtube uygulaması paylaşıyorum.
İlki gönüllerdeki İtalyan Aygırı Stallone&#8217; nin yeni filmi The Expendables tanıtımı. Gerçi filme sadece Stallone filmi demek haksızlık olur, film aksiyon türü için altın karma gibi maşallah. Muhteşem internet alt yapımız yüzünden yüklemesi biraz sıkıntılı oluyor ama biraz sabredin, güzel bir film tanıtımı izleyin.



İkincisi ise sanırım gördüğüm en iyi reklam uygulamalarından biri. Tippex reklamı Youtube&#8217;  un reklam sektörü için ne kadar kullanışlı olduğunun bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar eyy Btg ahalisi,</p>
<p>Youtube artık serbest, ben de en komik videoları buradan sizinle paylaşacağım. Tamam kötü espri. Lafı fazla uzatmıyorum ve sizinle iki güzel Youtube uygulaması paylaşıyorum.</p>
<p style="text-align: left;">İlki gönüllerdeki İtalyan Aygırı Stallone&#8217; nin yeni filmi The Expendables tanıtımı. Gerçi filme sadece Stallone filmi demek haksızlık olur, film aksiyon türü için altın karma gibi maşallah. Muhteşem internet alt yapımız yüzünden yüklemesi biraz sıkıntılı oluyor ama biraz sabredin, güzel bir film tanıtımı izleyin.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.youtube.com/expendables" target="_blank"><img class="aligncenter" src="http://2.bp.blogspot.com/_ShssuEE1cx0/TGW7IsCUIQI/AAAAAAAAEaA/2dncjMqR7rM/s1600/Expendables+Exploding+YouTube+channel.jpg" alt="" width="363" height="227" /></a></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">İkincisi ise sanırım gördüğüm en iyi reklam uygulamalarından biri. Tippex reklamı Youtube&#8217;  un reklam sektörü için ne kadar kullanışlı olduğunun bir göstergesi. Avcı ayıyı vurmasın da ne etsin? Kararı siz veriyorsunuz. Mutlaka bir göz atın.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.youtube.com/tippexperience" target="_blank"><img class="aligncenter" src="http://www.neonfudge.com/wp-content/uploads/2010/09/Screen-shot-2010-09-21-at-10.40.33.png" alt="" width="368" height="257" /></a></p>
<p>Sinema hakkında yazmak isterken yıl sonu-yıl başı  yoğunluğu nedeniyle pek vakit bulamıyordum, elimdeki bu uygulamaları paylaşayım dedim, umarım iyi etmişimdir.</p>
<p>Herkese iyi yıllar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/01/09/youtube/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karışık Fotoğraflar</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/01/01/karisik-fotograflar/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/01/01/karisik-fotograflar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2011 18:52:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayna-i Marzi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2784</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır koymuyordum, bugün canım çekti. Bir ikisini koyayım istedim :)
İlk olarak bugün kapalıçarşıda çektiğim iki fotoğrafı koyacağım. Annemle gittik bugün ama pek bir izbe yerlere girdik, annem işini hallederken ben de avluda biraz çekim yaptım. Ama ancak iki tanesini biraz beğendim:
Yilbasi Ertesi 1 by ~Ayni-Marzi on deviantART
Yilbasi Ertesi 2 by ~Ayni-Marzi on deviantART
Fatih Kız Lisesi&#8217;nin duvarında pek yapmasını beceremediğim bir sticker:
Conscientious Objection 1 by ~Ayni-Marzi on deviantART
Bu seferki de Tayyip Erdoğan&#8217;ın da okumuş olduğu bir İmam Hatip Lisesinin duvarına yaptığım ve yine pek beceremediğim bir sticker. Yaşasın militarizmi reddeden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır koymuyordum, bugün canım çekti. Bir ikisini koyayım istedim :)</p>
<p>İlk olarak bugün kapalıçarşıda çektiğim iki fotoğrafı koyacağım. Annemle gittik bugün ama pek bir izbe yerlere girdik, annem işini hallederken ben de avluda biraz çekim yaptım. Ama ancak iki tanesini biraz beğendim:</p>
<p><object width="450" height="610"><param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" /><param name="flashvars" value="id=191766742&#038;width=1337" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=191766742&#038;width=1337" height="610" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><a href="http://www.deviantart.com/deviation/191766742/">Yilbasi Ertesi 1</a> by ~<a class="u" href="http://ayni-marzi.deviantart.com/">Ayni-Marzi</a> on <a href="http://www.deviantart.com">deviant</a><a href="http://www.deviantart.com">ART</a></p>
<p><object width="450" height="360"><param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" /><param name="flashvars" value="id=191766916&#038;width=1337" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=191766916&#038;width=1337" height="360" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><a href="http://www.deviantart.com/deviation/191766916/">Yilbasi Ertesi 2</a> by ~<a class="u" href="http://ayni-marzi.deviantart.com/">Ayni-Marzi</a> on <a href="http://www.deviantart.com">deviant</a><a href="http://www.deviantart.com">ART</a></p>
<p>Fatih Kız Lisesi&#8217;nin duvarında pek yapmasını beceremediğim bir sticker:</p>
<p><object width="450" height="360"><param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" /><param name="flashvars" value="id=191767622&#038;width=1337" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=191767622&#038;width=1337" height="360" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><a href="http://www.deviantart.com/deviation/191767622/">Conscientious Objection 1</a> by ~<a class="u" href="http://ayni-marzi.deviantart.com/">Ayni-Marzi</a> on <a href="http://www.deviantart.com">deviant</a><a href="http://www.deviantart.com">ART</a><br />
Bu seferki de Tayyip Erdoğan&#8217;ın da okumuş olduğu bir İmam Hatip Lisesinin duvarına yaptığım ve yine pek beceremediğim bir sticker. Yaşasın militarizmi reddeden güzel insanlar!</p>
<p><object width="450" height="360"><param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" /><param name="flashvars" value="id=191767822&#038;width=1337" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=191767822&#038;width=1337" height="360" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><a href="http://www.deviantart.com/deviation/191767822/">Conscientious Objection 2</a> by ~<a class="u" href="http://ayni-marzi.deviantart.com/">Ayni-Marzi</a> on <a href="http://www.deviantart.com">deviant</a><a href="http://www.deviantart.com">ART</a></p>
<p>Sonuncusu ise Çınarcık&#8217;ta sahilde çektiğim bir fotoğraf. Kardeşler hoşuma gitti o yüzden koymak istedim :)</p>
<p><object width="450" height="362"><param name="movie" value="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" /><param name="flashvars" value="id=191767137&#038;width=1337" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://backend.deviantart.com/embed/view.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="450" flashvars="id=191767137&#038;width=1337" height="362" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><a href="http://www.deviantart.com/deviation/191767137/">Cinarcik</a> by ~<a class="u" href="http://ayni-marzi.deviantart.com/">Ayni-Marzi</a> on <a href="http://www.deviantart.com">deviant</a><a href="http://www.deviantart.com">ART</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/01/01/karisik-fotograflar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paylaşımlar</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/12/26/paylasimlar-2/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/12/26/paylasimlar-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 11:16:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2758</guid>
		<description><![CDATA[Facebook sayfamızda paylaştığımız ilginç şeylerin linklerini her ay burada da paylaşalım istedik :)

* Kadın dayanışması diye buna denir :p http://www.youtube.com/watch?v=zKeJn-zfm7s&#38;feature=player_embedded
* Tılsım&#8217;ı Kudret diye bir kitap çıktı bu aralar, yazarını tanımıyorum, dahası kitap da ilgimi çekmedi henüz ama tasarımı güzel. Ertaç Altınöz yapmış: http://ertacaltinoz.deviantart.com/art/TILSIM-I-KUDRET-Cover-183516527?q&#38;qo
* Cumhuriyet&#8217;in kurulduğu dönemde yaşamış olan Cemal Nadir&#8217;in karikatürleri, hepsine bakmakta fayda var: http://www.sanalmuze.org/sergiler/contentxy.php?sergi=555&#38;ic=90&#38;pg=0
* Yeni sergi, Ağa Han Müzesi Hazineleri” Sakıp Sabancı Müzesi’ndeymiş ve Şubat&#8217;a kadar zaman varmış. Duyduk duymadık demeyin! http://muze.sabanciuniv.edu/exhibition/exhibition.php?lngExhibitionID=104 Sergi hakkında yazılmış bir gözlem içinse: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=20948481
* &#8221;Mersin Arslanköy&#8217;de yaşayan kadınlar, sırlarıyla gömülen kadınlardan olmak istememişler. &#8220;Erkekler yaşadığımız sıkıntıları, kendilerinin bize ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook sayfamızda paylaştığımız ilginç şeylerin linklerini her ay burada da paylaşalım istedik :)</p>
<p><span id="more-2758"></span></p>
<p>* Kadın dayanışması diye buna denir :p <a rel="nofollow" href="http://www.youtube.com/watch?v=zKeJn-zfm7s&amp;feature=player_embedded" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=zKeJn-zfm7s&amp;feature=player_embedded</a></p>
<p>* Tılsım&#8217;ı Kudret diye bir kitap çıktı bu aralar, yazarını tanımıyorum, dahası kitap da ilgimi çekmedi henüz ama tasarımı güzel. Ertaç Altınöz yapmış: <a rel="nofollow" href="http://ertacaltinoz.deviantart.com/art/TILSIM-I-KUDRET-Cover-183516527?q&amp;qo" target="_blank">http://ertacaltinoz.deviantart.com/art/TILSIM-I-KUDRET-Cover-183516527?q&amp;qo</a></p>
<p>* Cumhuriyet&#8217;in kurulduğu dönemde yaşamış olan Cemal Nadir&#8217;in karikatürleri, hepsine bakmakta fayda var: <a rel="nofollow" href="http://www.sanalmuze.org/sergiler/contentxy.php?sergi=555&amp;ic=90&amp;pg=0" target="_blank">http://www.sanalmuze.org/sergiler/contentxy.php?sergi=555&amp;ic=90&amp;pg=0</a></p>
<p>* Yeni sergi, Ağa Han Müzesi Hazineleri” Sakıp Sabancı Müzesi’ndeymiş ve Şubat&#8217;a kadar zaman varmış. Duyduk duymadık demeyin! <a rel="nofollow" href="http://muze.sabanciuniv.edu/exhibition/exhibition.php?lngExhibitionID=104" target="_blank">http://muze.sabanciuniv.edu/exhibition/exhibition.php?lngExhibitionID=104</a> Sergi hakkında yazılmış bir gözlem içinse: <a rel="nofollow" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=20948481" target="_blank">http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=20948481</a></p>
<p>* &#8221;Mersin Arslanköy&#8217;de yaşayan kadınlar, sırlarıyla gömülen kadınlardan olmak istememişler. &#8220;Erkekler yaşadığımız sıkıntıları, kendilerinin bize yaşattıklarını görsünler&#8221; diye düşünüp bir tiyatro düzenlemeye karar vermişler. Köydeki okuldan da yardım alarak amaçlarına ulaşıyorlar.</p>
<p>&#8230;Evet, belgesel film bunu anlatıyor.&#8221; <a rel="nofollow" href="http://kadinlaryaziyor.blogspot.com/2010/01/siz-srlaryla-gomulen-kadnlardan-biri.html" target="_blank">http://kadinlaryaziyor.blogspot.com/2010/01/siz-srlaryla-gomulen-kadnlardan-biri.html</a></p>
<p>* II. Abdülhamit&#8217;in İstanbul fotoğraf arşivi kitap halinde yayımlanmış. Şurada da var: <a rel="nofollow" href="http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=42103&amp;p=1&amp;rid=4369" target="_blank">http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=42103&amp;p=1&amp;rid=4369</a></p>
<p>* Epub formatında kitaplar yapmak mı istiyorsunuz? Indesign ile pek güzel yapılıyor, örnek video ise: <a rel="nofollow" href="http://www.adobegunlugu.com/adobe-indesign-ile-epub-tasarlamak-bolum-1/" target="_blank">http://www.adobegunlugu.com/adobe-indesign-ile-epub-tasarlamak-bolum-1/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/12/26/paylasimlar-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

