<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beneath The Ground</title>
	<atom:link href="http://beneaththeground.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://beneaththeground.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Mar 2010 19:48:45 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Encounters at the End of the World (2007)</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/11/encounters-at-the-end-of-the-world-2007/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/11/encounters-at-the-end-of-the-world-2007/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 16:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>montezaus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1923</guid>
		<description><![CDATA[
Antarktika kıtası pek çok kişi tarafından pek çok farklı şekilde tarif edilmiştir kuşkusuz. Kıtayı görmemiş, varlığını kanıtlayamayacak antik çağ bilginlerinin bile fikir olarak, kuzeydeki kıtaları dengeleyecek bir diyar olarak var olması gerektiğini düşündükleri Antarktika, daha sonraları Piri Reis&#8217;in haritası gibi haritalarda da kendine yer bulmuş, nihayet 19.yy kaşiflerince ilk defa somut olarak görülüp insanoğlunun erişebileceği bir yer durumuna gelmiş. Kuzeydeki kıtaları dengeleyen bu zıt gerçeklikle ilişkimiz o zamanlar üzerine birkaç bayrak dikmenin ötesine gitmemişse de arada geçen zamanda ne gibi değişimler yaşanmışsa artık, bugün bilimkurgu edebiyatının özündeki ruha yakın bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2010/03/EEW-Cover.jpg"><img class="size-full wp-image-1924  aligncenter" title="EEW-Cover" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2010/03/EEW-Cover.jpg" alt="" width="299" height="436" /></a></p>
<p>Antarktika kıtası pek çok kişi tarafından pek çok farklı şekilde tarif edilmiştir kuşkusuz. Kıtayı görmemiş, varlığını kanıtlayamayacak antik çağ bilginlerinin bile fikir olarak, kuzeydeki kıtaları dengeleyecek bir diyar olarak var olması gerektiğini düşündükleri Antarktika, daha sonraları Piri Reis&#8217;in haritası gibi haritalarda da kendine yer bulmuş, nihayet 19.yy kaşiflerince ilk defa somut olarak görülüp insanoğlunun erişebileceği bir yer durumuna gelmiş. Kuzeydeki kıtaları dengeleyen bu zıt gerçeklikle ilişkimiz o zamanlar üzerine birkaç bayrak dikmenin ötesine gitmemişse de arada geçen zamanda ne gibi değişimler yaşanmışsa artık, bugün bilimkurgu edebiyatının özündeki ruha yakın bir ilhamla insanoğlunun hayalgücüne konu olur hale gelmiş; evreni ve hayatı bilinen sınırlarıyla tasavvur ederken resmimize doğanın uç gerçekliklerinin deneyimlenebileceği, insanın bildiği dünyaya olabildiğince yabancı, bilinmezlerle dolu kaotik bir diyar olarak eklenmiş diyebiliriz.</p>
<p>İlk kaşifler Antarktika&#8217;dan daha çok coğrafi özellikleriyle bahsederken, Encounters at the End of the World&#8217;de tanıştığımız, yollarını bulmak için gemiciler kadar kesin gereçlere sahip olmayan gezginlerimiz bize daha farklı, daha tuhaf, yalnızca buzlarla değil mutlaklık derecesinde deneyimlenebilen sessizlik gibi temel elementleri, hem fiziksel hem de zamansal uzamda sınırsız bir yalnızlık hissi, ölçülerimizle algılanamayacak şiddette gösteriler sunan kuvveti gibi mucizeleriyle çevrelenen bir doğadaki hayatı tasvir ediyorlar. Belgeselde yapımcı Werner Herzog&#8217;un bizi McMurdo üssünün sıradan sakinleriyle, bilimsel araştırma yapanlarla, fizik ve biyoloji doktorlarıyla, şoföründen demir ustasına kadar üs çalışanlarıyla tanıştırdığı dikkate alınırsa sıradışı bir içerik belki ama hem kendileri tarafından da dile getiriliyor oluşundan hem de yaptıkları araştırmalarla ilgili en sıradan soruları bile nasıl kendiliklerinden, içeriği zorlamadan bir anda ruhani bir konuya bağladıklarını gördükten sonra üste yaşayanların bu genel özelliklerini siz de normal karşılamaya başlıyorsunuz. Bu durumu bazısı &#8220;Dünyada tutunamayanların mantıki olarak da aşağıya güney kutbuna düşmeleri lazım&#8221;, bazısı da &#8220;Haritadan, bilinen dünyadan atlayanlar meridyenlerin sonuna, güney kutbuna gelirler&#8221; diyerek açıklasa da; ben kendi adıma iş makinesi kullanan kişinin Antarktika&#8217;da ne yaptığı sorulduğunda Alan Watts&#8217;ı alıntılayıp &#8220;Evren kendisini bizim gözümüzden algılar, bizim kulağımızdan kendi harmonisini işitir. Bizler evrenin kendi zaferinin, kendi ihtişamının bilincine varmasına aracılık eden görgü tanıklarıyız.&#8221; diyerek cevap vermesi gibi örnekleri gördükten sonra bu işin nedenini, nasılını bir kenara bıraktım. Nötrino araştırmaları yapan bir fizikçinin araştırmasını açıklarken, bir anda duvardaki Amerikan yerlilerinin ruhani varlıklarını tasvir eden tabloları gösterip nötrinolarla ruhlar arasındaki paralellikler konusuna daldığını gördükten sonra da bu kararınızdan pişman olmuyorsunuz doğrusu.</p>
<p>Üs sakinleri birer birer kameranın karşısına geçtikçe hepsinin anlatacağı ayrı bir hikaye, paylaşacakları ayrı bir gerçeklik deneyimi olduğunu görüyoruz. Bu gerçeklik kimi zaman buzun altında, suda yaşayan mikro-organizmaların vahşi dünyaları vasıtasıyla yaşam kavramı, insan psikolojisi, insanın en temel korkuları üzerine oluyor; kimi zamansa gerçekleşen fiziksel olaylardan bahsedilirken kullanılan ölçülerin olağanüstülüğü üzerinden kozmozun ve bilincin uç sınırlarına uzanıyor. Ancak bunların hepsini bir araya toplayıp genel bir Antarktika imgesi oluşturmak gerekirse coğrafyada adeta katedralimsi bir havanın göze çarptığını belirtmek gerekiyor. Bu doğal katedralin herhangi bir inanışın motifleriyle değil; evrenin en genel, en kuvvetli, varlığın her bir anına nufüz eden gerçeklerince süslendiği, kapısını açtığı keşişvari ziyaretçilere meditasyonlarında bu gerçeklerin en yoğun ve uç noktada deneyimlenebileceği kutsallıkta anlar sunuyor oluşu, sanırım bu coğrafyayı eşsiz kılan nedenlerin de başlıcası durumunda. Herzog da Encounters at the End of the World&#8217;de kıtanın bu yönünü olabildiğince aktarmaya çalışmış.</p>
<p>Dünyanın bu dip köşesi hala fazla ilgisini çekmemiş olanlar için son olarak Into The Wild&#8217;ı, Grizzly Man&#8217;i ya da Northern Exposure&#8217;u izlemiş, sevmişseniz bu belgeseli de seveceksiniz diye sallama bir iddiada bulunup artık yavaş yavaş ortalıktan sıvışayım. Yapımcısının Werner Herzog olması dolayısıyla kısaca değinmek gerekirse Grizzly Man&#8217;in de aynı yapımcı kadronun EEW&#8217;den önce çekmiş olduğu, ayıların arasında yaşayan bir adamın hikayesinin anlatıldığı bir belgesel olduğunu ekleyeyim. Henüz izlemediğimden daha fazla bir şey söyleyemiyorum ama gördüğüm kadarıyla internette Grizzly Man üzerine, EEW&#8217;e kıyasla daha fazla yazı mevcut, ilginizi çektiyse Grizzly Man hakkında bilgi bulmakta zorluk çekeceğinizi düşünmüyorum.</p>
<p><strong>Linkler:</strong><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1093824/">IMDb sayfası</a><br />
<a href="http://trailers.apple.com/trailers/thinkfilm/encountersattheendoftheworld/">Fragman</a><br />
<a href="http://encountersfilm.com/">Filmin Resmi Sitesi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/11/encounters-at-the-end-of-the-world-2007/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lelûa #1</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/10/lelua-1/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/10/lelua-1/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 22:49:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1919</guid>
		<description><![CDATA[Korsanların yazıtlarında söylendiğine göre ileriden dönmesi gerekiyordu. Korsanlara inanmazdı hayatı boyunca, ancak arkasındaki iki orktan kurtulmak için başka bir şansı yoktu. Hayatı boyunca inanmadığı bir şey, hayatını kurtarabilirdi. Yazıtlar elfçeydi, Elf Diyarları&#8217;nda konakladığı zamanlarda biraz öğrenmişti ancak hala uzmanlaşamamıştı bu dilde. 
Peşine neden iki Ork’un takıldığına gelince; Ork’ların ikâmet ettiği yerden geçerken Orklar tarafından yolu kesilip bir takım sorulara maruz bırakılmıştı. Ancak kafasından kukuletasını çıkardığı an Orklar onu bir büyücü sanıp hemen kovalamaya başlamışlardı.
Yol git gide daha da karmaşıklaşıyordu, Orkların Elfçe&#8217;de acemi olduklarını bilse, burada gitmelerini bekleyebilirdi ancak Orkların çoğu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korsanların yazıtlarında söylendiğine göre ileriden dönmesi gerekiyordu. Korsanlara inanmazdı hayatı boyunca, ancak arkasındaki iki orktan kurtulmak için başka bir şansı yoktu. Hayatı boyunca inanmadığı bir şey, hayatını kurtarabilirdi. Yazıtlar elfçeydi, Elf Diyarları&#8217;nda konakladığı zamanlarda biraz öğrenmişti ancak hala uzmanlaşamamıştı bu dilde. </p>
<p>Peşine neden iki Ork’un takıldığına gelince; Ork’ların ikâmet ettiği yerden geçerken Orklar tarafından yolu kesilip bir takım sorulara maruz bırakılmıştı. Ancak kafasından kukuletasını çıkardığı an Orklar onu bir büyücü sanıp hemen kovalamaya başlamışlardı.</p>
<p>Yol git gide daha da karmaşıklaşıyordu, Orkların Elfçe&#8217;de acemi olduklarını bilse, burada gitmelerini bekleyebilirdi ancak Orkların çoğu Elfçe konuşabiliyordu –ve bu sayede duvardaki yazıları okuyabileceklerdi-, ki zaten Orkların dili de Elfçe&#8217;den kırma bir dildi. Yol&#8217;un ikiye ayrıldığı noktada durdu. Ne bir yazı vardı orada, ne de bir resim, yolları ifade edecek birşey. Yoktu işte, öylece kalakalmıştı ortada.</p>
<p>Orklardan daha kıvrak bir zekâsı vardı ve bu labirentte onlardan çok daha hızlı ilerlemişti. Ne de olsa 140000 yıl gelecekten geliyordu. Cebinden kendi yaratımı olan solar enerji ile çalışan Fare bozması sürüngen robotunu çıkarttı. Robot&#8217;un şarjının yeterli olmasını, sağ ve soldaki Oksijen oranlarını karşılaştırabilmesini diledi. Böylece hangisinin dışarı çıkan yol olduğunu bulacak ve ona göre hareket edecekti. Fare&#8217;yi bıraktı. Fare sahibinin düşüncesini okuyarak önce sağa, sonra sola doğru gidip geldi ve ölçümler yaptı. Fare&#8217;nin ölçümlerine göre sol taraf dışarı çıkıyordu.</p>
<p>&#8220;Keşke başka bir şansım olsaydı, lanet olsun!&#8221; dedi ve sol tarafa doğru koşmaya başladı. Orkların onun tersi yönünde ilerlemelerini umut ediyordu, aksi takdirde günün sonunda kendini bir Ork&#8217;un midesinde bulabilirdi. 3-4 dakikalık koşma sonucu yolun sonuna ulaştı ancak ulaştığında yolun sonunun aslında giriş kapısı olduğunu farketti. &#8216;Ne mükemmel bir yapı.&#8217; diye iç geçirdi ve hemen yoluna koyuldu.</p>
<p>Bu diyarlarda geçirdiği ikinci yılı dolacaktı bugün. Çok uğraşmasına rağmen geldiği şu lanet geçmişten ileriye gitmeyi bir türlü başaramamıştı. Hayatının 15 yılını adadığı makineyi, kendi yapımı olan zaman makinesini denemek için neden şu lanet yılı girmişti? Merak bir cevap olabilir belki bu soruya ama kendi aptallığı olduğuna inanıyordu. İki yılını elbette bu uğraşlar ile geçirmemişti, daha çok insanlığın geçmiş zamanlarını ve çevredeki yaratıkların biyolojik yapılarını, ekosistemi izleyerek ve kaydederek geçirmişti. Şimdiden iki büyük defterini bilgiler ile doldurmuştu.</p>
<p>Geldiği makineyi eğer sağlam çıkarabilseydi o bataklıktan, şimdi muhtemelen evde onu geliştiriyor olurdu. Filmlerde defalarca görmüştü bu sahneyi; Adam bir zaman makinesi yapar, daha sonra bununla geçmiş tarihte bir yıla gider ve gittiği yılda makinesi bir bataklığa düşer ve geri dönülemez bir hasar alır. Bu kadar izlemesine rağmen, yine de bu ihtimali hesaba katmamıştı yolculuğa başlarken.</p>
<p>Buraya geldiğinden beri sayısız gariplikle karşılaşmıştı, aslında yazı onbinlerce yıl önceden kullanılıyordu. İnsanlar gâyet zekilerdi ve sanıldığının aksine, ilkel bir yaşam sürmüyorlardı. Binlerce yılda değişmeyen ili şey kalmış diye düşündü kendi kendine; Aşk ve Savaş Tutkusu. Ancak bir an düşündü ve belki de birkaç onbin yıl sonra bir şey olacak ve her şey yıkılacak, bilinen bir çok nesil yok olacak ve belki de ileride tekrar evrileceklerdi. Çevresine bakınıp düşündü, şu gördüğü Dünya geride bıraktığından çok daha güzeldi.</p>
<p>Çantasını açtı ve parşömenleri çıkarttı. İçlerinden haritasını alıp diğerlerini yavaşça çantasına koydu. Daha sonra haritadan ve pusulasından rotasını çizdi. Gittiği yer Rosnia kentiydi, burada bilimsel parşömenler bulmayı umut ediyordu. Yolculuğun -tahmini- zamanını hesapladı. Günün geri kalan zamanında daha şanslı olmayı umut ederek ve peşinde bıraktığı iki Ork&#8217;u unutarak yola koyuldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/10/lelua-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arap Edebiyatında Şuûbiyye</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/08/arap-edebiyatinda-suubiyye/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/08/arap-edebiyatinda-suubiyye/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 21:26:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayna-i Marzi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1902</guid>
		<description><![CDATA[Artık kitaplarımın çoğunu internetten sipariş vererek aldığım için (çok daha uygun bir fiyata direkt evime geliyorlar) kitapçılara eskisine nispetle az gidiyorum. Böyle bir gidişimde &#8220;2 liraya kitaplar&#8221; bölümü, orada da &#8220;Arap Edebiyatında Şuûbiyye&#8221; adlı kitap ilgimi çekti. Zira Arap Dili ile ilgili her şey cezbediyor beni.
Gelelim kitabımıza ve Şuûbiyye&#8217;nin ne olduğuna. Arap tarihini biraz araştıranlar onlardaki kabileciliği fark ederler. Bu kabilecilikleri yüzünden bir millet haline de gelememişler ve birbirleriyle devamlı kavga halinde olmuşlardır. İslam&#8217;ın ilk devirlerinde kabilecilik büyük oranda kalkmış olsa da, özellikle Emevi döneminde tekrar hortlamış, bu sefer millet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2010/03/arap-edebiyatinda-suubiyye-mustafa-kilicli.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1903" title="arap-edebiyatinda-suubiyye-mustafa-kilicli" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2010/03/arap-edebiyatinda-suubiyye-mustafa-kilicli.jpg" alt="" width="126" height="200" /></a>Artık kitaplarımın çoğunu internetten sipariş vererek aldığım için (çok daha uygun bir fiyata direkt evime geliyorlar) kitapçılara eskisine nispetle az gidiyorum. Böyle bir gidişimde &#8220;2 liraya kitaplar&#8221; bölümü, orada da &#8220;Arap Edebiyatında Şuûbiyye&#8221; adlı kitap ilgimi çekti. Zira Arap Dili ile ilgili her şey cezbediyor beni.</p>
<p>Gelelim kitabımıza ve Şuûbiyye&#8217;nin ne olduğuna. Arap tarihini biraz araştıranlar onlardaki kabileciliği fark ederler. Bu kabilecilikleri yüzünden bir millet haline de gelememişler ve birbirleriyle devamlı kavga halinde olmuşlardır. İslam&#8217;ın ilk devirlerinde kabilecilik büyük oranda kalkmış olsa da, özellikle Emevi döneminde tekrar hortlamış, bu sefer millet haline gelmiş olan Arapların kabileciliği direkt ırkçı bir şekle bürünmüştü. Öyle ki devlet kademelerine Arap olmayanları (mevâlileri) almıyor, onlara karşı şiirlerinde her fırsatta övünüyor ve devamlı hakir görüp zulüm ediyorlardı. İşte Şuûbiyye akımı da buna bir başkaldırı olarak ortaya çıktı ve temelinde İslam&#8217;ı benimsedikleri için çıkış noktaları Hucurat suresindeki ayet oldu (1). Böylece kendilerine &#8220;şuub&#8221; (millet) lafzını seçtiler ve sadece Araplar değil tüm insanların özünde eşit olduklarını savunmaya ve Arapların kendileriyle devamlı övünmelerini eleştirmeye başladılar.</p>
<p>Şuûbiyye Emevi döneminde kendisini gizlemek zorundaydı bu yüzden edebiyat alanında çok ortada görünmez. Ancak siyasi hareketlere katılımda aktiflerdir, isyanları tertiplerler. O derece ki Abbasîlerle birleşerek Emevi dönemini alaşağı ederler. İşte esas edebiyat alanındaki faaliyetleri de Abbasîler döneminde, rahata kavuşup devlet kademelerinde önemli mevkilere geldikleri zamana rastlar (2).</p>
<p>Şuûbiyye güçlendikçe esas amacından uzaklaşıp Arapların kusurlu bir ırk olduğunu savunmaya başlar (bunun sebebini de Arapların kendileriyle çok övünmesine bağlıyorum şahsen). Aşağıda Mevâlilerden olan Beşşar B. Burd el-Ukayli&#8217;nin (3) bir kasidesini paylaşmak istiyorum sizinle. Arap milletinden birinin Beşşar&#8217;a &#8220;Hiç Mevâliye şiir söylemek yakışır mı?&#8221; diyerek hakir görmesi üzerine okumuş bu kasidesini:</p>
<blockquote>
<h3>اعاذل لاانام على اقتصار                     ولا القى على مولى وجار</h3>
<h3>ساخبر فاخر الااعراب عنى                     وعنه حين بارز للفاخر</h3>
<h3>اناابن الاكرمين ابا واما                    تنازعني العرازب من طخار</h3>
<h3>نغاذي الدرمك العنفوط عزا              ونشرب فى الجين وفى النظار</h3>
<h3>ونركب فى الفريدالى الندامى               وفى الدى باج للحرب الحبار</h3>
<h3>اسرت وكم تقدم من اسير                        يزين وجهه عقدالاسار</h3>
<h3>ككعب اوكبسطام ابن قيس                           اصيباثم ما دنسابعار</h3>
<h3>فكيف ينالني مالم ينلهم                         اعدنظرا فان الحق عاري</h3>
<h3>اذا نقلب الزمان على لعبد                         وسفل بالبطاريق الكبار</h3>
<h3>ملكناهم فغطيناعليكم                              ولم ننصبكم غرضا لزار</h3>
<h3>احين لبست بعد العرى خزا                    ونادمت الكرام على االعقار</h3>
<h3>ونلت الشبارق والقلايا                       واعطيت البنفسج فى الخمار</h3>
<h3>تفاخر يا ابن راعية وراع                  بنى الاحرار حسبك من خسار</h3>
<h3>لعمر ابى لقد بدلت عيشا                      بعيشك والامور الى مجارى</h3>
<h3>وكنت اذا ظمئت الى قراح                     شركت الكلب فى ذاك الاطار</h3>
<h3>وتقظم هامة الجعل المصلى                          ولا تنعى بدراج الديار</h3>
<h3>وتدلج للقنافذ تدريها                              وينسيك المكارم صيد فار</h3>
<h3>وتغبط شاوى الحرباء حتى                       تروح اليه من حب القتار</h3>
<h3>وفخرك يربوع وضب                          على مثلى من الحدث الكبار</h3>
<h3>مقامك بيننا دنس علينا                         فليتك فى غائب فى حر نار</h3>
</blockquote>
<blockquote><p><em>&#8220;Ey beni azarlayan kişi! Unutma ki ben ne zorlama ile uyurum, ne de mevlâ ve komşuyu karşılarım.</em></p>
<p><em>Karşılıklı olarak övünmek gayesiyle ortaya çıktığı anda, ben Arapların o iftihar edenine hem kendimden ve hem de kendisinden haberler vereceğim.</em></p>
<p><em>Ben Tuhâristanlı Fars komutanların beni paylaşamayacakları derecede hem baba hem de anne yönünden şerefli kimselerin oğluyum.</em></p>
<p><em>İzzetimizden dolayı biz beyaz undan yapılmış ekmek yer, altın ve gümüş kaplarla su içeriz.</em></p>
<p><em>Yine biz, içenlerin meclisine gümüş işlemeli giysiler, harbe de ipek elbiseler ve ipek cübbeler içinde binip gideriz.</em></p>
<p><em>Esir düştüm ama gam değil, çünkü yüzleri tutsaklık bağını süsleyen nice esir gelip geçmiştir.</em></p>
<p><em>Ka&#8217;b ya da Bistam Bin Kays gibi. Bunlara da esirlik belası geldi çattı. Fakat onlar ar ve namuslarını kirletmediler.</em></p>
<p><em>Onlara ulaşmayan nesne bana nasıl ulaşabilir? Yeniden düşün, çünkü gerçek açık seçiktir.</em></p>
<p><em>Zaman değişince ortaya çıkan durum köleyi yükseltir, diğer taraftan halkın ileri gelenlerini de alçaltıp zelil eder.</em></p>
<p><em>Biz size sahip olduğumuz anda hemen üstünüzü başınızı örttük. Sizi ayıplayan birinin ayıplayıp kınaması için karşımıza dikmedik.</em></p>
<p><em>Çıplaklıktan sonra ipek giysi giyince ve şarap içmek üzere şerefli kimselerle içli dışlı olunca mı,</em></p>
<p><em>Kesik elbiseleri, kızartılmış etleri elde edip sarhoşluk esnasında sana menekşe şarabı verildikten sonra mı,</em></p>
<p><em>Ey çoban ana ve babanın oğlu, hür insanların çocuklarıyla övünme yarışına giriyorsun? Zarar ve yenilme bakımından bu sana yeter.</em></p>
<p><em>Babamın ömrüne yemin olsun ki işler oluruna varır olduğu halde gerçekten sen, hayatında yaşayış bakımından değiştirildin.</em></p>
<p><em>Sen, temiz suya susadığın zaman havuzda köpekle ortaklaşa su içmekteydin.</em></p>
<p><em>Sen, kızartılmış pislik böceğinin başını diş ucuyla kırarak yersin. Yemeye alışkın olmadığın için bu beldelerin kekliğine önem vermezsin.</em></p>
<p><em>Kirpileri hileyle avlamak için gecenin başında yola çıkmaktasın. Fare avı sana bütün cömertlik ve faziletlerini unutturmaktadır.</em></p>
<p><em>Bukalemun kızartan kişiye öyle gıpta etmektesin ki, o kızartma kokusuna olan arzundan dolayı onun yanına gidersin.</em></p>
<p><em>Sen, azık elde etmek maksadıyla binekleri kiraya vermek için erkenden yola koyulursun. Hâlbuki halkın efendisi olan kimse binekleri ücret karşılığı kullandıran kimse değildir.</em></p>
<p><em>Benim gibi birine karşı keler ile tarla faresi arasında dönüp dolaşarak övünmen sana göre büyük hadiselerden sayılmaktadır.</em></p>
<p><em>Senin aramızdaki yerin, üzerimize bulaşan bir pislik mesabesindedir. Ne olurdu sen ateşin kızgınlığında yanıp kaybolsaydın.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Arap bilgin Cahiz, İbn Kuteybe ve Zemahşeri gibi meşhur bilginlerden Şuûbilerin gittikçe Arap ırkına hakarete varan tutumlarına karşı reddiyeler yazanları vardır. Söz gelimi Şuûbiyye edipleri Arapların fare, yılan gibi hayvanları yiyerek beslendiklerini söyleyip bunu ayıplıyorlarken, el-Cahiz bunun kendi istekleriyle değil de, zor koşullar altında yaşadıkları çölde hayatta kalabilmek adına yaptıklarını söylemektedir. Şuûbiyye bilginlerinin Arapların övünmesine karşı haklı eleştirileri olduğu gibi saçmaladıkları da yok değil. Mesela Araplar bonkörlükleriyle övünürken Şuûbiyye bunu çürütmek adına cömertliği kötüleyebilmektedir.</p>
<p>Dr. Mustafa Kılıçlı kitabında Şuûbiyye hareketini çok yönlü incelemiş ama en çok da edebiyat alanına ilgisini vermiş. İsimlerin çokluğu ve şairlerin benzerliği metni biraz sıkıcılaştırsa da önemli bilgiler içermesi adına görmezden gelinebilir. Arap Dili ve Edebiyatına meraklı kişilere tavsiye ederim.</p>
<p><strong>Bir ek not minvalinde:</strong> Bu kitabı okurken hep Araplarla kendimizi (Türkleri) bağdaştırdım açıkçası. Arapların göstermiş olduğu her türlü ırkçılığı biz de gösterdik ve biz de buna mukabil bir Kürt hareketi oluşturduk. Yaptıklarımızın bize fazlasıyla geri döneceğini tarih gösterecek diyeceğim ama ibret alan bir insan için zaten örnekleri çok. Bu yüzden Kürt hareketini acilen çözebilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çoğumuz bunu bir taviz, sadece Kürtlerin yararına olacak bir şey olarak görüyor ama bence işin aslı öyle değil. Çünkü tıpkı Şuûbiyye akımında olduğu gibi bu işi çözmezsek bumerang gibi başımıza geri dönecek, yoksa tarih ve yaşanılanlar ortada.</p>
<p>(1)Şuûbiyye lafzı Hucurat Suresi 13. ayette de geçtiği gibi pek çok kabileyi içine alan büyük bir insan topluluğu demek.</p>
<p>(2)Burada bahsettiğim İran&#8217;daki Şuûbiyye hareketidir, bir de daha nadir olsa da Endülüs&#8217;te de görülmektedir, İbn Garsiye gibi.</p>
<p>(3)10 yaşlarında şiir söylemeye başlamış kör bir şairdir, şiirlerinde de devamlı insanları hicveder. Rivayete göre Bağdat-Basra yolunda giderken sarhoş bir şekilde ezan okudu diye dönemin halifesi el-Mehdi tarafından kırbaçlanarak öldürülmüştür(bkz. Arap Edebiyatında Şuubiyye, S.152)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/08/arap-edebiyatinda-suubiyye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayko Cepkin &#8211; Sandık</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/08/hayko-cepkin-sandik/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/08/hayko-cepkin-sandik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 10:28:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dark Templar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1893</guid>
		<description><![CDATA[Önyargı  hakikaten de çok güçlü bir zehir. O zehirin kontrolü ele geçirmesini  engellemek zor ama başardığımızda elde ettiklerimiz çoğunlukla  paha biçilemez. Önyargı etki alanım Hayko Cepkin’in Yarası  Saklı albümü ile hayatıma girmesini uzun süre geciktirmişti.  Tipine bakarak videosu geldiğinde değiştiriyordum, şarkının da  sadece ilk 1 dakikasını dinlemiştim belki de. Fırtınam ile  o etki alanından çıktı ve albümü aldım. Önyargılarıma isyanım  gecikmedi tabii ki çünkü çok sevmiştim albümü. İkinci albüme  elim gittiğimde kafam rahattı. İyi müzik bekliyordu beni. Yanılmadım  da. Brutal ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2010/03/100210sandık.widec.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1897" title="100210sandık.widec" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2010/03/100210sandık.widec.jpg" alt="" width="298" height="296" /></a>Önyargı  hakikaten de çok güçlü bir zehir. O zehirin kontrolü ele geçirmesini  engellemek zor ama başardığımızda elde ettiklerimiz çoğunlukla  paha biçilemez. Önyargı etki alanım Hayko Cepkin’in <em>Yarası  Saklı</em> albümü ile hayatıma girmesini uzun süre geciktirmişti.  Tipine bakarak videosu geldiğinde değiştiriyordum, şarkının da  sadece ilk 1 dakikasını dinlemiştim belki de. <em>Fırtınam</em> ile  o etki alanından çıktı ve albümü aldım. Önyargılarıma isyanım  gecikmedi tabii ki çünkü çok sevmiştim albümü. İkinci albüme  elim gittiğimde kafam rahattı. İyi müzik bekliyordu beni. Yanılmadım  da. Brutal vokali sevmeyen bendenize doğru yerde kullanıldığı zaman  nasıl da işlevsel ve güzel olabileceğini gösterdi (Bakınız: <em> Yalnız Kalsın</em>’ın sonu). Tüm bu güzelliğe rağmen üçüncü  albüm için endişeliydim. Hayko’yu sahnede birkaç kez izleme fırsatı  bulmuş ve çok fazla brutal vokale yöneldiğini görmüştüm. Üçüncü  albümün daha fazla bu söyleyişe yöneleceğini düşünüyordum.  Sevemeyeceğimi düşünüyordum. Ama Hayko yine beni şaşırtmayı  başardı.</p>
<p><em>Tanışma Bitti</em> albümünü  dinlemiş olanlar, albümün <em>karanlık</em> havasını hissetmiştir.  Bu albümü tek bir sıfatla size anlatmaya kalksam sanırım bu <em> Tekinsiz</em> olurdu. Albümü elinize aldığınız andan itibaren bu  his içinizi kemiriyor.  Dört köşesinden vidalanmış bembeyaz bir  tahtanın üzerinde solgun bir şekilde Hayko Cepkin – Sandık yazısı.  Eski bir sandığı açarmış gibi üzerindeki tozu üfleyesi geliyor  insanın. Sandığı açtığınızda sadeliği göze çarpıyor. İlk  şarkı olan ve albüme de ismini veren <em>Sandık</em> ile birlikte  kartoneti açtığımda az önce bahsettiğim <em>tekinsizlik</em> hissi  tekrar ortaya çıkıyor. Şarkının sonunda ekg’nin yavaş yavaş  duruşu da bu hissi had safhaya ulaştırıyor. Hemen ardından gelen  ve aynı zamanda ilk video olan <em>Yol Gözümü  Dağlıyor</em> ile küçük bir yolculuk başlıyor. Kartonet içerisinde <em> Yol Gözümü Dağlıyor</em>’un hemen karşısında göğe uzanan  denizyıldızları üzerine uzanmış, gözleri kapalı bir adam resmedilmiş.  Şarkının sözleri ve ezgisiyle o kadar uyumlu gözüküyor ki gözüme.  Diğer şarkıya geçiyor cd. <em>Gelin Olmuş</em>. Ne kadar da tanıdık  bir hikâye ülkemiz için diye düşünüyorum. Kartonete tekrar bakıyorum.  Karahindiba (Radika) çiçeğinin üzerinde bulunan küçük beyaz tohumcuklar  rüzgârın etkisi ile uçuyor. Sırayla şarkıları dinlemeye devam  ediyorum. Ve her şarkıyı kartonet tasarımından da takip ediyorum.  Uzun zamandır bu kadar güzel şekilde şarkılarla özdeşleşen tasarımlar  görmemiştim. Sanat Yönetmeni Berat Kösemen’i kutlamak gerekiyor. <em> Balık Olsaydım</em> ile unutabilme özlemini dillendiriyor, <em>Sahibi  Yok </em>ile pişmanlıkların nafileliğine dem vuruyor. <em>Doyamadınız</em> ile insanoğlunun doyumsuz maddeciliğinden yakınırken,  <em>Açtırdınız  Kutuyu</em> ile salaklığına ve yalanlığına sövüyor. <em>Sandığım  Hazır</em>’a geldiğimizde ise tüm bunları unutuyorsunuz. Çünkü  yolculuğunuz tamamlanmak üzere. Beyaz bir gökyüzünde siyah noktaların  parladığı bir havada, çölde bir kum tepesinin üzerinde bir sandık  duruyor. Hemen yanında gökyüzü ile çölün birleştiği yere yakın  olan karanlık bir ay sandığın üzerinde parlıyor. Arkadan nağmeli  sesiyle Hayko “Sandığım hazır olsun” diyor. Ve yol bitiyor.  Chopin&#8217;in Marche Funebre’si yani Cenaze Marşı karşılıyor sizi <em> Yolun Sonu</em>’nda.</p>
<p>Hayko’nun vokallerinin daha çok  brutal olarak yapmasını beklediğimi belirtmiştim yukarıda. Bu albümde  brutal vokal yokmuş gibi anlatmış olabilirim ama öyle  değil. Bazı şarkılarda parça parça, bazılarının da neredeyse  tamamında brutal vokal kullanılmış. Ama albüm kendini o kadar güzel  dengelemiş ki hiç yadırgamadım brutal vokal ağırlıklı parçaları.</p>
<p>Sandık kavram albümü (konsept) olabilecek kadar bütün bir albüm  olmuş. Daha açılış parçası ile insanı huzursuz ediyor, kapanışa  kadar sandığı dolduruyor ve cenaze marşı ile sandığın kapağını  kapatıyor. Daha önce birçok söyleşisinde dinleyenleri korkutmayı  sevdiğini söylemişti Hayko Cepkin. <em>Tanışma Bitti</em> ile bunu  ezgilerle bir nebze başarmış olsa da korku kavramı açısından  bütünlüğü yakalayamamıştı. Sandık insanı en çok korktuğu  ve en tekinsiz olan şey ile karşı karşıya getiriyor; Ölüm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/08/hayko-cepkin-sandik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anket: Salak Olamak Parayla Mı?</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/07/anket-salak-olamak-parayla-mi/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/07/anket-salak-olamak-parayla-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 21:21:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>SrTeXa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1889</guid>
		<description><![CDATA[BtG HEDEYLE SUNAR  !!¿!
İnsanoğlu bilmek ister, öyle ya da böyle ister dedim mi ister bir kere o kadar!
&#8220;O&#8221; mu &#8220;Bu&#8221; mu &#8220;HEDE&#8221; mi falan filan fistan gibi biz de soralım dedik ve&#8230;
Sorduk ahali sorduk dedik ki:
&#8220;-Salak olamak parayla mı?&#8221;
Buyursunlar ki cevaplar:
-rainmaker: Ha?
-anikid: evet
-cali: evet ayda 9.90 a
-doğa: bazen&#8230;
-judas:  Ayrıca &#8220;olamak&#8221; ne demek? Olmak ya da olmamak?  İşte bütün mesele bu.
-sami:  Kesinlikle hayır.
-Kabraxis: ahah geç gördüm biraz, signor : ) anket süfermiş ayrıca :D
-Night Eagle : Forumdan mı bahsediyoruz, nedir?
-Arda: hmmm kimisi için evet=P
-Anung Un Rama: ekşide mi:)  hayr ayrıca:D
-Buğra the: ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BtG HEDEYLE SUNAR  !!¿!</p>
<p>İnsanoğlu bilmek ister, öyle ya da böyle ister dedim mi ister bir kere o kadar!</p>
<p>&#8220;O&#8221; mu &#8220;Bu&#8221; mu &#8220;HEDE&#8221; mi falan filan fistan gibi biz de soralım dedik ve&#8230;</p>
<p>Sorduk ahali sorduk dedik ki:</p>
<p>&#8220;-Salak olamak parayla mı?&#8221;</p>
<p>Buyursunlar ki cevaplar:</p>
<p>-rainmaker: Ha?</p>
<p>-anikid: evet</p>
<p>-cali: evet ayda 9.90 a</p>
<p>-doğa: bazen&#8230;</p>
<p>-judas:  Ayrıca &#8220;olamak&#8221; ne demek? Olmak ya da olmamak?  İşte bütün mesele bu.</p>
<p>-sami:  Kesinlikle hayır.</p>
<p>-Kabraxis: ahah geç gördüm biraz, signor : ) anket süfermiş ayrıca :D</p>
<p>-Night Eagle : Forumdan mı bahsediyoruz, nedir?</p>
<p>-Arda: hmmm kimisi için evet=P</p>
<p>-Anung Un Rama: ekşide mi:)  hayr ayrıca:D</p>
<p>-Buğra the: Yok yahu:D  Neden :D Saadet zinciri falan mı kuracaksın yoksa :D</p>
<p>-Tuana: hımnn şık var mı? :D yani paraya bakmıyor sanki salak olmak parasız da olabilir salak bence paralı da.</p>
<p>-siyah:  hayır beleş.</p>
<p>-aLaCa: *olmak dyicektin herhalde olamak ne olm &#8220;olamak&#8221; ne demek olduğunu bilmediğimden pek birşey anlamadım gibi birşey</p>
<p>-ergin: evet</p>
<p>-Volkan: yok değil</p>
<p>-HASAN: hayır</p>
<p>-cem yılmaz: nerden çıktı bu soru? duruma göre değişir</p>
<p>-o.O t wolver: pardon? değil.</p>
<p>-azri: nasıl :S yok parasız</p>
<p>-Semih: hayır</p>
<p>-AsKar: Zengin olmak salaklıkla mı?</p>
<p>-$aVa$: hayır</p>
<p>-Pxl: Bedava bence. Ama herkes salak diye bunu soruyorsun =)</p>
<p>-emre: hayır herkes salak olabilir genci yaşlısı , fakiri zengini</p>
<p>-Hakan: Hayır değil.</p>
<p>-ManWithSharkSmile: hmm ilgniç değil XD</p>
<p>-Ken Adams: asla</p>
<p>-Ertunç: Hayır</p>
<p>-Qpax: selam^^ olamak? ah hm nasıl bir soru bu şimdi?=) parayla istenirse salak<br />
olunabilir ama kanımca zeki bir insan asla parayla salak olamaz</p>
<p>-moonbronze: değil tabi genelde varoşlar aptaldır</p>
<p>-nightstalker: cevap: beleş</p>
<p>-ReG:  yoo&#8230;</p>
<p>-cyberhotnock: nsl yani değil :P</p>
<p>NOT: Kişiler, cevaplar hedeler tamamen gerçek ve hakları her hangi bir yere ait olabilir bu kimseyi bağlamaz hadi şimdi dağılın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/07/anket-salak-olamak-parayla-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oyuncak Ayı………….’E</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/07/oyuncak-ayi-%e2%80%a6%e2%80%a6%e2%80%a6%e2%80%a6-%e2%80%99e/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/07/oyuncak-ayi-%e2%80%a6%e2%80%a6%e2%80%a6%e2%80%a6-%e2%80%99e/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 20:02:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1872</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın birini öldürmesi ilk başta kulağa korkutucu geliyor ama kısa süre sonra her şey değişiyor en azından mana farkındalığı.
Kapının kenarından durdu ve karşıdan gelen kadına baktı, ince sayılabilirdi ya da sayılmasa da bu pek bir şeyi değiştirmezdi zaten –şu ana kadar hikaye belirsizlik oluşturmaya çalışıyor; ama okur olarak kafanızda bir şeyler oluşması da kaçınılmaz, muhtemelen bu hikaye kadın ve erkek arasında bir konu işleyecek diyorsunuz-ellerinde büyük, parlak poşetler vardı, yüzü ağır bir makyajın etkisinde, gözleri belirgin ve yanakları aldı. Kıyafeti üzerine tam oturmuştu ki bu durum muhtemelen özel dikim olduğunu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın birini öldürmesi ilk başta kulağa korkutucu geliyor ama kısa süre sonra her şey değişiyor en azından mana farkındalığı.<br />
Kapının kenarından durdu ve karşıdan gelen kadına baktı, ince sayılabilirdi ya da sayılmasa da bu pek bir şeyi değiştirmezdi zaten –şu ana kadar hikaye belirsizlik oluşturmaya çalışıyor; ama okur olarak kafanızda bir şeyler oluşması da kaçınılmaz, muhtemelen bu hikaye kadın ve erkek arasında bir konu işleyecek diyorsunuz-ellerinde büyük, parlak poşetler vardı, yüzü ağır bir makyajın etkisinde, gözleri belirgin ve yanakları aldı. Kıyafeti üzerine tam oturmuştu ki bu durum muhtemelen özel dikim olduğunu gösteriyordu. Buğday tenliydi ve gerçekten alımlıydı. Saati pek merak etmedi, kadın tam geçerken karşısına çıktı, kadın ürkmüştü, yüzünün rengi bir anda değişti ellerinde tuttuğu poşetleri yere istemsizce belki de farkında olmaksızın bıraktı, çekil yolumdan pislik demek geçti içinden ama yapmadı-buraya kadar konuya tam girememiş ama niyetli bir anlatıcı var ama eminim ben olsaydım daha kısa anlatırdım diyenler yok değildir belki siz de onlardan birisinizdir.-benimle yürümek istiyorsunuz değil mi dedi, kadının gözlerinden korku okunabiliyordu. Park bu saatlerde tenha olurdu ve kızı onu dikkatli olması konusunda uyarmıştı. İstemsiz ama çaresiz bir yürüyüş başlamıştı genç görünen kadın için.<br />
Sizce yaşamak nasıl bir duygu? bana kısaca anlatır mısınız<br />
Kadın soruyu beklemiyordu ona göre adam ya sapık ya katil ya da hırsızdı. Hırsız olmasını umuyordu; çünkü ihtimaller arasında en iyi duran oydu. Hem varlıklı sayılabilecek bir kadındı. Kendinin olanlardan birazını paylaşsa-gönülsüz muhtemelen-ne olurdu ki!-anlatıcı olarak bir tarafı desteklemek ya da en azından öyle görünmek okuyucuyu etkiler her zaman ancak okuyucu da hikayede kendi kahramanlarını ilk sayfadan belirlemiştir, bu durumda ise hemen herkes kadının tarafındadır, çünkü o mağdur olma potansiyeli taşıyor, muhtemelen başına istenmeyen şeyler gelecek, tecavüz, ölüm, yaralanma, gasp… Öyleyse siz okur olarak bir özdeşleşme içine girdiniz, kadın kurtulmalı bir şekilde diyorsunuz,o nerden geldiği ya da geleceği belirsiz kahraman ki genelde erkektir gelir ve kadını kurtarır-<br />
Yaşamak mı dediniz? Bu da nerden çıktı, hem ne bileyim ben yaşamak yaşamaktır işte, bir an sözlerinin asabiyet içerdiğini fark etti ve özür diledi, ilginç bir soru, şaşırmamı mazur görün lütfen-genelde insanları şaşırtmak zor değildir, günlük rutin dışında kalan en ufak şey onlara o kadar ilginç gelir ki, siz ancak bu kadar şaşırılmasına şaşırırsınız-adamın bakışları cevaptan tatmin olmadığını gösteriyordu, kadın devam etmek için zorladı kendini. İnsanlar doğar, büyür ölür bu arada da yaşar işte yaşamak budur. Kendisi de pek inanmadı istenilen cevabın bu olabileceğine. İmdat bekler gibi baktı çevresine, kimse yoktu, hiç kimse.<br />
Bana neden böyle bir şey soruyorsunuz anlamadım. Bakın çantalarım, cüzdanım, telefonum sizin olabilir, bırakın beni gideyim, kimseye bir şeyden bahsetmem, söz veriyorum. Gözleri umutsuzdu. Bakışları çaresiz ve ürkek. Gözlerindeki ağır makyaj hislerini biraz daha belirginleştiriyordu. Yaşamak kendinin zıttıdır yani ölmenin zıttı, eğer bir insan ölü değilse yaşıyordur, nefes almak, yemek, içmek, yürümek, gezmek, eğlenmek, alışveriş yapmak, film izlemek, dedikodu yapmak, aldatmak, aldanmak, sevişmek, sevmek, sevmemek, gülmek, bu tür şeyleri yapıyorsa insan yaşıyordur işte. Kadın bu kez biraz rahatlamıştı çünkü verdiği cevap kendine de biraz yeterli görünmüştü-kadının cevabı sizde muhtemelen iki tür duyguya sebep oldu ama bunları söylemek yersiz, tabi hala onun tarafındasınız, anlatıcının da onun tarafında olmasını istiyorsunuz ancak bu ara sözler umudunuzu biraz olsun kırıyor-<br />
Kadın iri görünen güzel gözleriyle adama baktı, bir cevap bekliyordu, bir işaret, bir jest ya da herhangi bir şey. Adam tamamen manasızdı. Yaklaşık on saniye kadar süren sessizlik bozuldu; tüm bu konuşma bitince sizi öldürmek zorundayım, neden diye sormayın ama öyle. Kadın donmuştu.İyi de ben size ne yaptım, sizi tanımıyorum, siz de beni tanımıyorsunuz.Bu oldukça anlamsız. Benim yaşamam ya da yaşamamam size ne kazandırır. Kadın bir süre durdu, tabii ya sizi eski eşim kiraladı, onu terk ettiğim için benden hala nefret ediyor, üstelik oldukça yüklü bir tazminat ödedi bana.Evet kesin o.Beni bırakın o size ne kadar ödediyse ben de ödeyebilirim.Adam cevap vermedi.Anladım demek ki o değil,o halde babam,evet evet kesin babam,anneme bana yaptıklarını anlattığım için ölmemi istiyor,ona göre her şeyin sorumlusu benim,evliliği benim yüzümden dağıldı,işleri benim yüzümden bozuldu…Adam susmaya devam ediyordu-kadınla ilgili düşünceleriniz biraz olsun değişmiş olmalı ancak hala bu adama ne ki tüm bunlardan diyorsunuz,hem hiçbir suç böyle cezalandırılmaz size göre,bu kaos anlamına gelir, insanlar kanunlara uymalıdır ya da öyle şeyler diyorsunuz-ne kadar da soğuk biriydi bu adam,kadın neyi var neyi yok anlatıyordu ve hiç tepki vermiyordu.Sabrı taşmakta olan kadın nihayet sesini biraz olsun yükselterek ,siz hala susacak mısınız dedi.Sonra başını tamam şimdi buldum manasında salladı;sizi kızım kiraladı,bir an önce benden kurtulmak istiyor bu sayede …. Le birlikte olabilecek ama boşa hevesleniyor çünkü ……. Beni seviyor üstelik biz evlenmeye karar verdik bile çoktan-tabi ölmezse dediniz muhtemelen, anlatıcı belirsizliği sükuneti devam ettirerek korumaya çalışıyor ama okurken bir yandan herkes kendi hikayesini şekillendiriyor tabii-adam aynı yüz ifadesiyle kadını dinliyor. Kadın yılmış bir vaziyette; artık konuşun lütfen diyor. Susmak farklı durumlarda farklı anlamlar taşıyan bir şeydir, örneğin bazen susarak karşınızdakiyle aynı fikirde olduğunuzu belirtirken bazen onu konuşmaya bile değer bulmadığınız mesajını verirsiniz. Adam gayet sakin bir ses tonuyla; iyi o zaman yaşamak olayını hallettiğimize göre sizce ölmek nedir?<br />
Kadının tüyleri ürpermişti, bu adam kesin onu öldürecekti ama neden. Kadın ve adam yan yana, sakin sakin yürüyorlardı yani adam kadını zorla bir yere götürmüyordu, istese kaçıp kurtulabilirdi, peki ama neden yapmıyordu? Bir süre sessiz kalan kadın kendinden cevap beklendiğinin yeni farkına varmış gibi bir ifadeyle başını havaya çevirerek; beni öldüreceksin orayı anladım dedi, peki ama neden? Adam onu onaylar gibiydi ama soruyu tekrarlamakla yetindi: Sizce ölmek nedir? Yaşamamak olsa gerek dedi kadın,yani yaşıyor olmanın tersi,nefes alıyor olmanın tersi işte,nefes almamak,yememek,içmemek,gülmemek,sevinmemek,yani tüm bunları yapamamak-bu durumda siz muhtemelen kadının cevaplarını beğenmemeye başladınız,bu nasıl bir adamdı ki,bir kadının karşısına çıkıyor ,onu muhtemelen öldürecek ancak onunla sohbet etmeye başlıyor,üstelik bunu bir parkta gezerek yapıyor ,hem de cevabı öyle pek kolay olmayacak sorular soruyor.Burada bir yerlerde adamın hikayesinin başlaması gerekli gibi duruyor,en azından size göre bu böyle,kimdir,nedir,ne değildir,neden kadını öldürmek istemektedir,insan düşmanı bir psikopat mıdır… gibi sorulara cevap verilmesi gereken bölüm burası-zavallı kadın kendini bekleyen sonu düşünüyordu;ölmek,iyi ama bu güne kadar hiç düşünmüş müydü ölümü ve fiil halini,ona göre ölmek neydi?İnsanoğlu doğduğunda başlayan bir sürecin boyutlar göz önüne alınınca son parçası.İyi ama bu nasıl insanoğlunu delirtmiyordu,öleceğini bilmek üstelik bunun ne zaman olacağını bilmemek,her an ölebilirsiniz,başınıza taş düşer,ayağınız kayar,başınızı yere çarparsınız,araba size çarpar,araba otobüse çarpacaktır ama siz arada kalırsınız,deprem olur,sel olur,kalbiniz durur…Yani her an ölebilirsiniz,madem öyle bu insanı nasıl etkiler ya da şöyle sorulsa mı acaba?Nasıl bu kadar ilginç bir biçimde etkiler.İçinde bulunulan hal kendinin zıttıdır,yani biz deli değilsek bu akıllı olduğumuz anlamına gelir,gülüyorsak ağlamıyoruzdur…o halde insanlar bu ölüm düşüncesi karşı nasıl bir çözüm bulmuşlardır?Buradaki kadının çözümü unutmak olmuş gibi duruyor-galiba anlatı biraz sıkıcı bir hal aldı o halde olay örgüsüne geri dönelim-kadın adamdan bir cevap,bir açıklama beklerken bir yandan da ölmeyi,ölümü düşünüyordu.Dalmıştı ,sessizdi.<br />
Adam kafasına ona çevirdi ve sizi öldürmek zorundayım kusura bakmayın dedi.Kadın tabii ki kusura bakacaktı çünkü onun istediği adamın yapacağının tam tersiydi.Her gün birini öldürmezsem kendim öleceğim,biraz da beni düşünün,sizin yerinize benim ölmeme göz yumar mısınız? Kadın şaşırmıştı ,yine de adamın konuşmaya başlaması iyiye işaretti.Bakın ben sizi tanımıyorum daha öncede söyledim,aramızda hiçbir bağ yok, siz sizsiniz,ben benim yani ikimiz aynı anda birbirimizden habersiz yaşayabiliriz,etrafınıza bir bakın binlerce insan var bu dünyada,hem neden ben?ben ?ben?-kadının sebepsiz gibi görünen ölümü çaresiz herkesi üzer,insancıllık gereği –beni öldürmeyin,lütfen<br />
Ölmekten neden bu kadar korkuyorsunuz,hem deli deli yaşamaktan daha iyi değil mi?Görmüyor musunuz bu ölüm düşüncesi insanları ne hale getirdi,her devirde farklı şekillerde ortaya çıkan bu delirme alametleri çağımızda alıp-satma olarak kendini gösterdi,insanlar ne bulurlarsa onu alıp satmaya çalışıyorlar,ekmek,süt,şarap,kan… her şeyin ticaretini yapıyorlar,her şeyden para kazanmaya çalışıyorlar,birbirlerini sömürme yarışına girdiler,yüzlercesi,binlercesi,on binlercesi çalışıp çabalayıp aç uyurken bir tanesi parasını saklayacak delik arıyor,bu delilik değil de ne!Şimdi siz genç bayan bana teşekkür edeceğinize bir de kızıyorsunuz,ben sizi nasıl bir sorundan kurtarıyorum bir bilseniz.Gözlerinizi bir açsanız,bu körlük uykusundan uyansanız bir an önce ,eminim sizde benim gibi olurdunuz,insanlar katil doğmaz ya da günahkar ama yaşayarak her şeyi öğrenebilir,şimdi lütfen beni daha fazla konuşmak zorunda bırakmayın.Kadının sol elini tuttu,bir banka oturdular,bembeyaz olmuştu kadın-şimdi siz burada hala kadını destekliyorsunuz okur olarak ancak size göre anlatıcı da adamın tarafında-vücudunda yaşamsal bir nokta aradı,kadın ardı ardına ürpertiler geçiriyordu,bir anda adama sarılmak isteği duydu içinde öpmek istedi adamı,sonsuza dek öpmek,ancak adam elindeki bıçağı çok fazla beklemeden kadına sapladı ,sonra tekrar,tekrar,tekrar,kadının göz bebekleri büyümüştü,vücudu yavaş yavaş soğumaya başlamıştı,adama baktı,derinleşmişti her şey ,dünya,park,adam ,gözyaşları ve soğukluk.<br />
Küçükken her gece tanrıya bana bir oyuncak ayı göndermesi için dua ederdim ama bir türlü göndermedi,bende en sonunda bir mağazanın vitrininden kocaman bir oyuncak ayı çaldım.O gün bu gündür tanrıya beni affetmesi için yalvarıyorum.Kadın ölmüştü,adam bıçağını temizledi,arkasına bakmadı.</p>
<p>Türkçe aslına aktaran<br />
Mehymet toklu</p>
<div id="divExtract" style="display: none; visibility: hidden;">
<div id="whole">
<div id="gbar"><a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://www.google.com/search?text=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tw" target="_blank">Web</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://images.google.com/images?text=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Ti" target="_blank">Görseller</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://maps.google.com/maps?text=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tl" target="_blank">Haritalar</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://news.google.com/news?text=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tn" target="_blank">Haberler</a> <strong class="gb1">Çeviri</strong> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://blogsearch.google.com/blogsearch?text=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tb" target="_blank">Bloglar</a> <a class="gootranslink" href="http://mail.google.com/mail/?hl=tr&amp;tab=Tm" target="_blank">Gmail</a> <a class="gootranslink" onclick="this.blur();gbar.tg(event);return !1" href="http://www.google.com/intl/tr/options/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">diğer</span> <small>▼</small></a></p>
<div id="gbi" class="gbm"><a class="gootranslink" href="http://www.google.com/calendar/render?hl=tr&amp;tab=Tc" target="_blank">Takvim</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://picasaweb.google.com/lh/view?text=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tq" target="_blank">Fotoğraflar</a> <a class="gootranslink" href="http://docs.google.com/?hl=tr&amp;tab=To" target="_blank">Dokümanlar</a> <a class="gootranslink" href="http://www.google.com/reader/view/?hl=tr&amp;tab=Ty" target="_blank">Reader</a> <a class="gootranslink" href="http://sites.google.com/?hl=tr&amp;tab=T3" target="_blank">Sites</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://groups.google.com/groups?text=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tg" target="_blank">Gruplar</a></div>
</div>
<div id="guser"><a class="gootranslink" href="http://translate.google.com/support/#googtrans(en|tr)" target="_blank">Yardım</a></div>
<div style="margin: 10px 0pt 5px;"><a id="layout_switch" class="gootranslink" style="float: right;" href="/?hl=tr&amp;eotf=1&amp;layout=2&amp;sl=tr&amp;tl=tr&amp;q=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+" target="_blank"><img class="buttons square18 horizontal-unselected" title="Yan Yana Görünüm" src="http://www.google.com/images/cleardot.gif" border="0" alt="" /></a><img class="buttons square18 vertical-selected" style="float: right; margin-right: 3px;" title="Üstte-Altta Görünüm (seçili durumda)" src="http://www.google.com/images/cleardot.gif" alt="" /><a class="gootranslink" target="_blank"><img src="http://www.google.com/intl/tr/images/logos/translate_logo.gif" border="0" alt="Google" height="40" /></a></div>
<div id="three_col_wrapper" style="width: 76em;">
<div style="margin: 0pt; padding-right: 5px; font-size: 1em; width: 9.5em; float: left;"><strong>Çeviri</strong></p>
<p><a class="gootranslink" href="/translate_s?hl=tr&amp;layout=1&amp;eotf=1&amp;source=translation_tab&amp;sl=tr&amp;tl=tr&amp;q=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+" target="_blank">Çevrilmiş Arama</a></p>
<p><a class="gootranslink" href="http://translate.google.com/toolkit?hl=tr&amp;layout=1&amp;eotf=1&amp;sl=tr&amp;tl=tr&amp;q=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+" target="_blank">Çevirmen Araç Seti</a></p>
<p><a class="gootranslink" href="/translate_tools?hl=tr&amp;layout=1&amp;eotf=1&amp;sl=tr&amp;tl=tr&amp;q=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+" target="_blank">Araçlar ve Kaynaklar</a></p>
</div>
<div id="middle_body">
<input id="nc_text" type="hidden" value="geldiği ya da geleceği belirsiz kahraman ki genelde erkektir gelir ve kadını kurtarır-Yaşamak mı dediniz? Bu da nerden çıktı, hem ne bileyim ben yaşamak yaşamaktır işte, bir an sözlerinin asabiyet içerdiğini fark " />
<input id="nc_sl" type="hidden" value="auto" />
<input id="nc_tl" type="hidden" value="tr" />
<h1>Metinleri, web sayfalarını ve dokümanları çevirin</h1>
<form id="text_form" action="/" enctype="application/x-www-form-urlencoded" method="post">
<input id="js" name="js" type="hidden" value="n" />
<input id="prev" name="prev" type="hidden" value="_t" />
<input id="hl" name="hl" type="hidden" value="tr" />
<input name="ie" type="hidden" value="UTF-8" />
<input name="layout" type="hidden" value="1" />
<input name="eotf" type="hidden" value="1" />
<div id="original_text">
<div id="select_text" style="display: none;"><a class="gootranslink" href="/?tr=t&amp;hl=tr" target="_blank">Metin veya bir web sayfası URL&#8217;si girin</a> veya bir doküman yükleyin.</div>
<div id="select_document">Metin veya bir web sayfası URL&#8217;si girin ya da <a class="gootranslink" href="/?tr=f&amp;hl=tr" target="_blank">bir doküman yükleyin</a>.</div>
</div>
<div id="sourcecell"><textarea id="source_copy" dir="ltr"></textarea></p>
<div id="inputt13n" style="display: none;">
<input id="t13nimg" type="checkbox" /><span id="t13ntext" dir="ltr"> </span></div>
<p><textarea id="source" dir="ltr" name="text">geldiği ya da geleceği belirsiz kahraman ki genelde erkektir gelir ve kadını kurtarır-Yaşamak mı dediniz? Bu da nerden çıktı, hem ne bileyim ben yaşamak yaşamaktır işte, bir an sözlerinin asabiyet içerdiğini fark </textarea></p>
<div id="file_div" class="file" style="display: none;">
<input id="file" name="file" size="63" type="file" /></div>
<div class="submitcell">
<div id="controldiv">
<table id="controltable" style="width: 100%;">
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><span class="langlabel">Şu dilden çevir:</span></td>
<td>
<select id="old_sl" class="sllangdropdown" name="sl"><option selected="selected" value="auto">Dili algıla</option><option disabled="disabled" value="separator">—</option><option value="af">Afrika Dili</option><option value="de">Almanca</option><option value="ar">Arapça</option><option value="sq">Arnavutça</option><option value="be">Belarusça</option><option value="bg">Bulgarca</option><option value="cs">Çekçe</option><option value="zh-CN">Çince</option><option value="da">Danca</option><option value="id">Endonezya Dili</option><option value="et">Estonyaca</option><option value="fa">Farsça</option><option value="nl">Felemenkçe</option><option value="tl">Filipince</option><option value="fi">Fince</option><option value="fr">Fransızca</option><option value="cy">Galce</option><option value="gl">Galiçyaca</option><option value="ht">Haiti Creole Dili ALPHA</option><option value="hr">Hırvatça</option><option value="hi">Hintçe</option><option value="iw">İbranice</option><option value="en">İngilizce</option><option value="ga">İrlandaca</option><option value="es">İspanyolca</option><option value="sv">İsveçce</option><option value="it">İtalyanca</option><option value="is">İzlandaca</option><option value="ja">Japonca</option><option value="ca">Katalanca</option><option value="ko">Korece</option><option value="pl">Lehçe</option><option value="lv">Letonca</option><option value="lt">Litvanyaca</option><option value="hu">Macarca</option><option value="mk">Makedonca</option><option value="ms">Malezya Dili</option><option value="mt">Malta Dili</option><option value="no">Norveçce</option><option value="pt">Portekizce</option><option value="ro">Romence</option><option value="ru">Rusça</option><option value="sr">Sırpça</option><option value="sk">Slovakça</option><option value="sl">Slovence</option><option value="sw">Svahili</option><option value="th">Tay Dili</option><option value="tr">Türkçe</option><option value="uk">Ukraynaca</option><option value="vi">Vietnamca</option><option value="yi">Yidce</option><option value="el">Yunanca</option></select>
<p><span id="sl_select" class="langselect"> </span></td>
<td class="swapcell" rowspan="2"></td>
</tr>
<tr>
<td><span class="langlabel">Şu dile çevir:</span></td>
<td>
<select id="old_tl" class="tllangdropdown" name="tl"><option value="af">Afrika Dili</option><option value="de">Almanca</option><option value="ar">Arapça</option><option value="sq">Arnavutça</option><option value="be">Belarusça</option><option value="bg">Bulgarca</option><option value="cs">Çekçe</option><option value="zh-CN">Çince (Basitleştirilmiş)</option><option value="zh-TW">Çince (Geleneksel)</option><option value="da">Danca</option><option value="id">Endonezya Dili</option><option value="et">Estonyaca</option><option value="fa">Farsça</option><option value="nl">Felemenkçe</option><option value="tl">Filipince</option><option value="fi">Fince</option><option value="fr">Fransızca</option><option value="cy">Galce</option><option value="gl">Galiçyaca</option><option value="ht">Haiti Creole Dili ALPHA</option><option value="hr">Hırvatça</option><option value="hi">Hintçe</option><option value="iw">İbranice</option><option value="en">İngilizce</option><option value="ga">İrlandaca</option><option value="es">İspanyolca</option><option value="sv">İsveçce</option><option value="it">İtalyanca</option><option value="is">İzlandaca</option><option value="ja">Japonca</option><option value="ca">Katalanca</option><option value="ko">Korece</option><option value="pl">Lehçe</option><option value="lv">Letonca</option><option value="lt">Litvanyaca</option><option value="hu">Macarca</option><option value="mk">Makedonca</option><option value="ms">Malezya Dili</option><option value="mt">Malta Dili</option><option value="no">Norveçce</option><option value="pt">Portekizce</option><option value="ro">Romence</option><option value="ru">Rusça</option><option value="sr">Sırpça</option><option value="sk">Slovakça</option><option value="sl">Slovence</option><option value="sw">Svahili</option><option value="th">Tay Dili</option><option selected="selected" value="tr">Türkçe</option><option value="uk">Ukraynaca</option><option value="vi">Vietnamca</option><option value="yi">Yidce</option><option value="el">Yunanca</option></select>
<p><span id="tl_select" class="langselect"> </span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td class="buttoncell">
<div style="float: right;"><span id="submit_button" class="subbutton"> </span><br />
<input id="old_submit" type="submit" value="Tercüme et" tabindex="0" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</div>
</div>
</form>
<div id="autotrans" class="normalbg" style="display: block;"><span id="headingtext" class="normaltext">Türkçe &#8211; Türkçe çeviri</span><span id="romanspan" style="display: none;"><img id="romanimg" class="buttons square13 zippy-plus" src="http://www.google.com/images/cleardot.gif" alt="" /><span id="romantext">Latince alfabeyle göster</span></span></div>
<div class="almost_half_cell" style="display: block;">
<div dir="ltr">
<div id="tts_button" style="float: left; margin: 2px 6px 0pt 0pt; display: none;" title="Bu çeviriyi dinle"><object id="tts_object" width="18" height="18" type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.gstatic.com/translate/sound_player.swf"><param name="movie" value="http://www.gstatic.com/translate/sound_player.swf" /><param name="flashvars" value="sound_name=" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /></object></div>
<p><span id="result_box" class="long_text">geldiği ya da geleceği belirsiz kahraman ki genelde erkektir gelir ve kadını kurtarır-Yaşamak mı dediniz? Bu da nerden çıktı, hem ne bileyim ben yaşamak yaşamaktır işte, bir an sözlerinin asabiyet içerdiğini fark </span></div>
</div>
<div id="dict" style="display: none;"><a id="optionsLink" class="gootranslink" style="position: absolute; bottom: 3px; right: 3px; font-size: small; text-decoration: none;" href="javascript:void(0)">&gt;&gt;</a></div>
<div><span id="zippyspan" style="display: none;" onclick="_rolldown()"><img id="zippyicon" class="buttons square13 zippy-plus" style="margin-right: 0.33em; cursor: pointer; visibility: visible;" src="http://www.google.com/images/cleardot.gif" alt="" />Daha iyi bir çeviri ile katkıda bulunun</span></div>
<div id="suggesttable">
<div id="thanks" style="height: 0pt; display: none;"><span id="sug_thk" style="padding: 2px; background-color: #ffff99;">Çeviri önerinizle Google Translate&#8217;e katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederiz.</span></div>
<form id="suggestion_form" class="highlight" style="margin-top: 5px; height: 0pt; overflow: hidden; display: none;" action="/translate_suggestion" method="post">
<input name="hl" type="hidden" value="tr" />
<input name="oe" type="hidden" value="UTF-8" />
<input name="text" type="hidden" value="geldiği ya da geleceği belirsiz kahraman ki genelde erkektir gelir ve kadını kurtarır-Yaşamak mı dediniz? Bu da nerden çıktı, hem ne bileyim ben yaşamak yaşamaktır işte, bir an sözlerinin asabiyet içerdiğini fark " />
<input name="langpair" type="hidden" value="tr|tr" />
<input name="gtrans" type="hidden" value="geldiği ya da geleceği belirsiz kahraman ki genelde erkektir gelir ve kadını kurtarır-Yaşamak mı dediniz? Bu da nerden çıktı, hem ne bileyim ben yaşamak yaşamaktır işte, bir an sözlerinin asabiyet içerdiğini fark " />
<div id="sug_exp">Daha iyi bir çeviri ile katkıda bulunun:</div>
<div id="utranscell"><textarea id="suggestion" style="width: 80%; margin: 5px 0pt; overflow: auto;" dir="ltr" name="utrans">geldiği ya da geleceği belirsiz kahraman ki genelde erkektir gelir ve kadını kurtarır-Yaşamak mı dediniz? Bu da nerden çıktı, hem ne bileyim ben yaşamak yaşamaktır işte, bir an sözlerinin asabiyet içerdiğini fark </textarea></div>
<input style="margin-right: 5px;" type="submit" value="Gönder" />
<input onclick="_rollup()" type="button" value="İptal" /></form>
</div>
<div id="alang" style="display: none;">
<p>Çeviri yapılabilir diller:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td style="white-space: nowrap;">Afrika Dili<br />
Almanca<br />
Arapça<br />
Arnavutça<br />
Belarusça<br />
Bulgarca<br />
Çekçe<br />
Çince<br />
Danca</td>
<td style="white-space: nowrap;">Endonezya Dili<br />
Estonyaca<br />
Farsça<br />
Felemenkçe<br />
Filipince<br />
Fince<br />
Fransızca<br />
Galce<br />
Galiçyaca</td>
<td style="white-space: nowrap;">Haiti Creole Dili<br />
Hırvatça<br />
Hintçe<br />
İbranice<br />
İngilizce<br />
İrlandaca<br />
İspanyolca<br />
İsveçce<br />
İtalyanca</td>
<td style="white-space: nowrap;">İzlandaca<br />
Japonca<br />
Katalanca<br />
Korece<br />
Lehçe<br />
Letonca<br />
Litvanyaca<br />
Macarca<br />
Makedonca</td>
<td style="white-space: nowrap;">Malezya Dili<br />
Malta Dili<br />
Norveçce<br />
Portekizce<br />
Romence<br />
Rusça<br />
Sırpça<br />
Slovakça<br />
Slovence</td>
<td style="white-space: nowrap;">Svahili<br />
Tay Dili<br />
Türkçe<br />
Ukraynaca<br />
Vietnamca<br />
Yidce<br />
Yunanca</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</div>
</div>
<div class="tab_footer">©2010 Google &#8211; <a id="otf_switch" class="gootranslink" onclick="ctr._toggleOtf();return false;" href="/?hl=tr&amp;layout=1&amp;eotf=0&amp;sl=tr&amp;tl=tr&amp;q=geldi%C4%9Fi+ya+da+gelece%C4%9Fi+belirsiz+kahraman+ki+genelde+erkektir+gelir+ve+kad%C4%B1n%C4%B1+kurtar%C4%B1r-Ya%C5%9Famak+m%C4%B1+dediniz%3F+Bu+da+nerden+%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1,+hem+ne+bileyim+ben+ya%C5%9Famak+ya%C5%9Famakt%C4%B1r+i%C5%9Fte,+bir+an+s%C3%B6zlerinin+asabiyet+i%C3%A7erdi%C4%9Fini+fark+" target="_blank">Anında çeviriyi kapat</a> &#8211; <a class="gootranslink" href="http://www.google.com/intl/tr/privacy.html" target="_blank">Gizlilik Politikası</a> &#8211; <a class="gootranslink" href="http://translate.google.com/support/#googtrans(en|tr)" target="_blank">Yardım</a></div>
</div>
<div id="result_div" style="display: none;">
<div></div>
<div id="process_div">
<p><span style="font-size: xx-small;"><a class="gootranslink" href="javascript:void(0)" target="_blank">Çeviri yapılıyor&#8230;</a></span></p>
</div>
<div class="main"></div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/07/oyuncak-ayi-%e2%80%a6%e2%80%a6%e2%80%a6%e2%80%a6-%e2%80%99e/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykusuzluk hastalığı</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/07/uykusuzluk-hastaligi/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/07/uykusuzluk-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 19:07:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1870</guid>
		<description><![CDATA[Kan ter içinde uyandım karanlığına uykunun
Hiç uyanılmayası bir sabah
Gözlerim(n)hala kanlı ,uykulu
Tesadüfen yapılan yanlışlardan sonra hissedilen
Garip bir farkındalık sanki yanında olmak
Yanımda olman
-Ama ikimizin de yalnız olması-
Hani mananın kaybolduğu o muğlak an
Ruhun yarısının bedeni terk ettiği o çırıl çığlık
Söylenmeyecek ,söylenemeyecek sözler duymak
Henüz ödüllendirilmiş yalan tanrıçasından
Ya da yine ateşi çalandan ya da
Olmayanlardan…Gökyüzünde bir ev hayal ederdim senin için
Senin içinde olacağın
Büyükçe bir ev
Bahçesi yok
Duvarı yok
Kapısı yok
Penceresi yok
Ama içindesin
Sen varsın
Her yerindesin,sinmişsin içine,
İçime
Beni terk ettiğin gün
Attığın gün uçsuz bucaksızlığına sensizliğin
Hani hatırlar mısın
Avazın çıktığı kadar bağırdığın ve
Korktuğun belki de …diye
Gözlerimi açsam da göremeyeceğim
Anlayamayacağım
Doğumlardan ölüm seçeceğim o gün
İşte ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kan ter içinde uyandım karanlığına uykunun<br />
Hiç uyanılmayası bir sabah<br />
Gözlerim(n)hala kanlı ,uykulu<br />
Tesadüfen yapılan yanlışlardan sonra hissedilen<br />
Garip bir farkındalık sanki yanında olmak<br />
Yanımda olman<br />
-Ama ikimizin de yalnız olması-<br />
Hani mananın kaybolduğu o muğlak an<br />
Ruhun yarısının bedeni terk ettiği o çırıl çığlık<br />
Söylenmeyecek ,söylenemeyecek sözler duymak<br />
Henüz ödüllendirilmiş yalan tanrıçasından<br />
Ya da yine ateşi çalandan ya da<br />
Olmayanlardan…<span id="more-1870"></span>Gökyüzünde bir ev hayal ederdim senin için<br />
Senin içinde olacağın<br />
Büyükçe bir ev<br />
Bahçesi yok<br />
Duvarı yok<br />
Kapısı yok<br />
Penceresi yok<br />
Ama içindesin<br />
Sen varsın<br />
Her yerindesin,sinmişsin içine,<br />
İçime<br />
Beni terk ettiğin gün<br />
Attığın gün uçsuz bucaksızlığına sensizliğin<br />
Hani hatırlar mısın<br />
Avazın çıktığı kadar bağırdığın ve<br />
Korktuğun belki de …diye<br />
Gözlerimi açsam da göremeyeceğim<br />
Anlayamayacağım<br />
Doğumlardan ölüm seçeceğim o gün<br />
İşte o gün<br />
Bir oğlun o(ö)ldu(ü)<br />
Anne………..<br />
Sen artık yoktun<br />
Babamsa gülümsüyordu<br />
Benim içim dışım kesiklerle dolu.</p>
<p>Mehymet toklu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/07/uykusuzluk-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük tanrılara masallar ya da merasim</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/07/kucuk-tanrilara-masallar-ya-da-merasim/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/07/kucuk-tanrilara-masallar-ya-da-merasim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 19:06:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1867</guid>
		<description><![CDATA[1
Pencerenin kenarında otuyordu her zaman
Tanrılar onu (da)görsün diye galiba
Arada dengesiz hareketler de yapıyordu tabii
Aslında her şeyin farkındaydı
Küçük tanrılar gözyaşı isterdi sadece
Büyükler ise kan
2
Çatı katına saklanmış çocuklar cenneti
Tam kırk odalı
Başlarında tombul bir teyze
Tek gözlü
O da kör
Koşan çocuklar çarpınca kırılıyor bir yerleri
Sonra tekrar takıyor hepsini
Eskisi gibi değil belki ama
Her seferinde yeni ‘gibi’3
Tam tepede durdular
Hepsi
Kaçmışlardı bilmediklerinden
Bir taraflarında Atina
Bir taraflarında Londra
Bir taraflarında Moskova
Ve melekler
Hala kanatsızdılar ve
Tepede kaldı her biri
4
Sık sık konuşulan yerler
Sohbet edilmese de
Bir kadın daha gelmişti şimdi
Kan verme merasiminden
Kolları hala bağlı
Arkasında
Baksınlar diye baktı
Kimse yoktu
Bakması beklenen
5
Uzun uzadıya, çepe çevre bir yer
Kurak ama olsun
Yine de ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1<br />
Pencerenin kenarında otuyordu her zaman<br />
Tanrılar onu (da)görsün diye galiba<br />
Arada dengesiz hareketler de yapıyordu tabii<br />
Aslında her şeyin farkındaydı<br />
Küçük tanrılar gözyaşı isterdi sadece<br />
Büyükler ise kan<br />
2<br />
Çatı katına saklanmış çocuklar cenneti<br />
Tam kırk odalı<br />
Başlarında tombul bir teyze<br />
Tek gözlü<br />
O da kör<br />
Koşan çocuklar çarpınca kırılıyor bir yerleri<br />
Sonra tekrar takıyor hepsini<br />
Eskisi gibi değil belki ama<br />
Her seferinde yeni ‘gibi’<span id="more-1867"></span>3<br />
Tam tepede durdular<br />
Hepsi<br />
Kaçmışlardı bilmediklerinden<br />
Bir taraflarında Atina<br />
Bir taraflarında Londra<br />
Bir taraflarında Moskova<br />
Ve melekler<br />
Hala kanatsızdılar ve<br />
Tepede kaldı her biri<br />
4<br />
Sık sık konuşulan yerler<br />
Sohbet edilmese de<br />
Bir kadın daha gelmişti şimdi<br />
Kan verme merasiminden<br />
Kolları hala bağlı<br />
Arkasında<br />
Baksınlar diye baktı<br />
Kimse yoktu<br />
Bakması beklenen<br />
5<br />
Uzun uzadıya, çepe çevre bir yer<br />
Kurak ama olsun<br />
Yine de güzel<br />
Dolaşanlar var tek<br />
Bir değiller ama<br />
Birbirlerinin içinden geçiyorlar<br />
Yegâne oyunu bu diyarın<br />
Kazananı mı?<br />
Yok .</p>
<p>Mehymet toklu</p>
<div id="divExtract" style="display: none; visibility: hidden;">
<div id="whole">
<div id="gbar"><a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://www.google.com/search?text=3&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tw" target="_blank">Web</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://images.google.com/images?text=3&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Ti" target="_blank">Görseller</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://maps.google.com/maps?text=3&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tl" target="_blank">Haritalar</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://news.google.com/news?text=3&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tn" target="_blank">Haberler</a> <strong class="gb1">Çeviri</strong> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://blogsearch.google.com/blogsearch?text=3&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tb" target="_blank">Bloglar</a> <a class="gootranslink" href="http://mail.google.com/mail/?hl=tr&amp;tab=Tm" target="_blank">Gmail</a> <a class="gootranslink" onclick="this.blur();gbar.tg(event);return !1" href="http://www.google.com/intl/tr/options/" target="_blank"><span style="text-decoration: underline;">diğer</span> <small>▼</small></a></p>
<div id="gbi" class="gbm"><a class="gootranslink" href="http://www.google.com/calendar/render?hl=tr&amp;tab=Tc" target="_blank">Takvim</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://picasaweb.google.com/lh/view?text=3&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tq" target="_blank">Fotoğraflar</a> <a class="gootranslink" href="http://docs.google.com/?hl=tr&amp;tab=To" target="_blank">Dokümanlar</a> <a class="gootranslink" href="http://www.google.com/reader/view/?hl=tr&amp;tab=Ty" target="_blank">Reader</a> <a class="gootranslink" href="http://sites.google.com/?hl=tr&amp;tab=T3" target="_blank">Sites</a> <a class="gootranslink" onclick="gbar.qs(this)" href="http://groups.google.com/groups?text=3&amp;langpair=auto%7Cauto&amp;sa=N&amp;hl=tr&amp;tab=Tg" target="_blank">Gruplar</a></div>
</div>
<div id="guser"><a class="gootranslink" href="http://translate.google.com/support/#googtrans(en|tr)" target="_blank">Yardım</a></div>
<div style="margin: 10px 0pt 5px;"><a id="layout_switch" class="gootranslink" style="float: right;" href="/?hl=tr&amp;eotf=1&amp;layout=2&amp;sl=en&amp;tl=tr&amp;q=3" target="_blank"><img class="buttons square18 horizontal-unselected" title="Yan Yana Görünüm" src="http://www.google.com/images/cleardot.gif" border="0" alt="" /></a><img class="buttons square18 vertical-selected" style="float: right; margin-right: 3px;" title="Üstte-Altta Görünüm (seçili durumda)" src="http://www.google.com/images/cleardot.gif" alt="" /><a class="gootranslink" target="_blank"><img src="http://www.google.com/intl/tr/images/logos/translate_logo.gif" border="0" alt="Google" height="40" /></a></div>
<div id="three_col_wrapper" style="width: 76em;">
<div style="margin: 0pt; padding-right: 5px; font-size: 1em; width: 9.5em; float: left;"><strong>Çeviri</strong></p>
<p><a class="gootranslink" href="/translate_s?hl=tr&amp;layout=1&amp;eotf=1&amp;source=translation_tab" target="_blank">Çevrilmiş Arama</a></p>
<p><a class="gootranslink" href="http://translate.google.com/toolkit?hl=tr&amp;layout=1&amp;eotf=1&amp;sl=en&amp;tl=tr&amp;q=3" target="_blank">Çevirmen Araç Seti</a></p>
<p><a class="gootranslink" href="/translate_tools?hl=tr&amp;layout=1&amp;eotf=1&amp;sl=en&amp;tl=tr&amp;q=3" target="_blank">Araçlar ve Kaynaklar</a></p>
</div>
<div id="middle_body">
<input id="nc_text" type="hidden" value="3" />
<input id="nc_sl" type="hidden" value="auto" />
<input id="nc_tl" type="hidden" value="tr" />
<h1>Metinleri, web sayfalarını ve dokümanları çevirin</h1>
<form id="text_form" action="/" enctype="application/x-www-form-urlencoded" method="post">
<input id="js" name="js" type="hidden" value="n" />
<input id="prev" name="prev" type="hidden" value="_t" />
<input id="hl" name="hl" type="hidden" value="tr" />
<input name="ie" type="hidden" value="UTF-8" />
<input name="layout" type="hidden" value="1" />
<input name="eotf" type="hidden" value="1" />
<div id="original_text">
<div id="select_text" style="display: none;"><a class="gootranslink" href="/?tr=t&amp;hl=tr" target="_blank">Metin veya bir web sayfası URL&#8217;si girin</a> veya bir doküman yükleyin.</div>
<div id="select_document">Metin veya bir web sayfası URL&#8217;si girin ya da <a class="gootranslink" href="/?tr=f&amp;hl=tr" target="_blank">bir doküman yükleyin</a>.</div>
</div>
<div id="sourcecell"><textarea id="source_copy" dir="ltr"></textarea></p>
<div id="inputt13n" style="display: none;">
<input id="t13nimg" type="checkbox" /><span id="t13ntext" dir="ltr"> </span></div>
<p><textarea id="source" dir="ltr" name="text">3</textarea></p>
<div id="file_div" class="file" style="display: none;">
<input id="file" name="file" size="63" type="file" /></div>
<div class="submitcell">
<div id="controldiv">
<table id="controltable" style="width: 100%;">
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><span class="langlabel">Şu dilden çevir:</span></td>
<td>
<select id="old_sl" class="sllangdropdown" name="sl"><option selected="selected" value="auto">Dili algıla</option><option disabled="disabled" value="separator">—</option><option value="af">Afrika Dili</option><option value="de">Almanca</option><option value="ar">Arapça</option><option value="sq">Arnavutça</option><option value="be">Belarusça</option><option value="bg">Bulgarca</option><option value="cs">Çekçe</option><option value="zh-CN">Çince</option><option value="da">Danca</option><option value="id">Endonezya Dili</option><option value="et">Estonyaca</option><option value="fa">Farsça</option><option value="nl">Felemenkçe</option><option value="tl">Filipince</option><option value="fi">Fince</option><option value="fr">Fransızca</option><option value="cy">Galce</option><option value="gl">Galiçyaca</option><option value="ht">Haiti Creole Dili ALPHA</option><option value="hr">Hırvatça</option><option value="hi">Hintçe</option><option value="iw">İbranice</option><option value="en">İngilizce</option><option value="ga">İrlandaca</option><option value="es">İspanyolca</option><option value="sv">İsveçce</option><option value="it">İtalyanca</option><option value="is">İzlandaca</option><option value="ja">Japonca</option><option value="ca">Katalanca</option><option value="ko">Korece</option><option value="pl">Lehçe</option><option value="lv">Letonca</option><option value="lt">Litvanyaca</option><option value="hu">Macarca</option><option value="mk">Makedonca</option><option value="ms">Malezya Dili</option><option value="mt">Malta Dili</option><option value="no">Norveçce</option><option value="pt">Portekizce</option><option value="ro">Romence</option><option value="ru">Rusça</option><option value="sr">Sırpça</option><option value="sk">Slovakça</option><option value="sl">Slovence</option><option value="sw">Svahili</option><option value="th">Tay Dili</option><option value="tr">Türkçe</option><option value="uk">Ukraynaca</option><option value="vi">Vietnamca</option><option value="yi">Yidce</option><option value="el">Yunanca</option></select>
<p><span id="sl_select" class="langselect"> </span></td>
<td class="swapcell" rowspan="2"></td>
</tr>
<tr>
<td><span class="langlabel">Şu dile çevir:</span></td>
<td>
<select id="old_tl" class="tllangdropdown" name="tl"><option value="af">Afrika Dili</option><option value="de">Almanca</option><option value="ar">Arapça</option><option value="sq">Arnavutça</option><option value="be">Belarusça</option><option value="bg">Bulgarca</option><option value="cs">Çekçe</option><option value="zh-CN">Çince (Basitleştirilmiş)</option><option value="zh-TW">Çince (Geleneksel)</option><option value="da">Danca</option><option value="id">Endonezya Dili</option><option value="et">Estonyaca</option><option value="fa">Farsça</option><option value="nl">Felemenkçe</option><option value="tl">Filipince</option><option value="fi">Fince</option><option value="fr">Fransızca</option><option value="cy">Galce</option><option value="gl">Galiçyaca</option><option value="ht">Haiti Creole Dili ALPHA</option><option value="hr">Hırvatça</option><option value="hi">Hintçe</option><option value="iw">İbranice</option><option value="en">İngilizce</option><option value="ga">İrlandaca</option><option value="es">İspanyolca</option><option value="sv">İsveçce</option><option value="it">İtalyanca</option><option value="is">İzlandaca</option><option value="ja">Japonca</option><option value="ca">Katalanca</option><option value="ko">Korece</option><option value="pl">Lehçe</option><option value="lv">Letonca</option><option value="lt">Litvanyaca</option><option value="hu">Macarca</option><option value="mk">Makedonca</option><option value="ms">Malezya Dili</option><option value="mt">Malta Dili</option><option value="no">Norveçce</option><option value="pt">Portekizce</option><option value="ro">Romence</option><option value="ru">Rusça</option><option value="sr">Sırpça</option><option value="sk">Slovakça</option><option value="sl">Slovence</option><option value="sw">Svahili</option><option value="th">Tay Dili</option><option selected="selected" value="tr">Türkçe</option><option value="uk">Ukraynaca</option><option value="vi">Vietnamca</option><option value="yi">Yidce</option><option value="el">Yunanca</option></select>
<p><span id="tl_select" class="langselect"> </span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td class="buttoncell">
<div style="float: right;"><span id="submit_button" class="subbutton"> </span><br />
<input id="old_submit" type="submit" value="Tercüme et" tabindex="0" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</div>
</div>
</form>
<div id="autotrans" class="normalbg" style="display: block;"><span id="headingtext" class="normaltext">İngilizce &#8211; Türkçe çeviri</span><span id="romanspan" style="display: none;"><img id="romanimg" class="buttons square13 zippy-plus" src="http://www.google.com/images/cleardot.gif" alt="" /><span id="romantext">Latince alfabeyle göster</span></span></div>
<div class="almost_half_cell" style="display: block;">
<div dir="ltr">
<div id="tts_button" style="float: left; margin: 2px 6px 0pt 0pt; display: none;" title="Bu çeviriyi dinle"><object id="tts_object" width="18" height="18" type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.gstatic.com/translate/sound_player.swf"><param name="movie" value="http://www.gstatic.com/translate/sound_player.swf" /><param name="flashvars" value="sound_name=" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /></object></div>
<p><span id="result_box" class="short_text"><span title="3" onmouseover="this.style.backgroundColor='#ebeff9'" onmouseout="this.style.backgroundColor='#fff'">3</span></span></div>
</div>
<div id="dict" style="display: none;"><a id="optionsLink" class="gootranslink" style="position: absolute; bottom: 3px; right: 3px; font-size: small; text-decoration: none;" href="javascript:void(0)">&gt;&gt;</a></div>
<div><span id="zippyspan" style="display: none;" onclick="_rolldown()"><img id="zippyicon" class="buttons square13 zippy-plus" style="margin-right: 0.33em; cursor: pointer; visibility: visible;" src="http://www.google.com/images/cleardot.gif" alt="" />Daha iyi bir çeviri ile katkıda bulunun</span></div>
<div id="suggesttable">
<div id="thanks" style="height: 0pt; display: none;"><span id="sug_thk" style="padding: 2px; background-color: #ffff99;">Çeviri önerinizle Google Translate&#8217;e katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederiz.</span></div>
<form id="suggestion_form" class="highlight" style="margin-top: 5px; height: 0pt; overflow: hidden; display: none;" action="/translate_suggestion" method="post">
<input name="hl" type="hidden" value="tr" />
<input name="oe" type="hidden" value="UTF-8" />
<input name="text" type="hidden" value="3" />
<input name="langpair" type="hidden" value="en|tr" />
<input name="gtrans" type="hidden" value="3" />
<div id="sug_exp">Daha iyi bir çeviri ile katkıda bulunun:</div>
<div id="utranscell"><textarea id="suggestion" style="width: 80%; margin: 5px 0pt; overflow: auto;" dir="ltr" name="utrans">3</textarea></div>
<input style="margin-right: 5px;" type="submit" value="Gönder" />
<input onclick="_rollup()" type="button" value="İptal" /></form>
</div>
<div id="alang" style="display: none;">
<p>Çeviri yapılabilir diller:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td style="white-space: nowrap;">Afrika Dili<br />
Almanca<br />
Arapça<br />
Arnavutça<br />
Belarusça<br />
Bulgarca<br />
Çekçe<br />
Çince<br />
Danca</td>
<td style="white-space: nowrap;">Endonezya Dili<br />
Estonyaca<br />
Farsça<br />
Felemenkçe<br />
Filipince<br />
Fince<br />
Fransızca<br />
Galce<br />
Galiçyaca</td>
<td style="white-space: nowrap;">Haiti Creole Dili<br />
Hırvatça<br />
Hintçe<br />
İbranice<br />
İngilizce<br />
İrlandaca<br />
İspanyolca<br />
İsveçce<br />
İtalyanca</td>
<td style="white-space: nowrap;">İzlandaca<br />
Japonca<br />
Katalanca<br />
Korece<br />
Lehçe<br />
Letonca<br />
Litvanyaca<br />
Macarca<br />
Makedonca</td>
<td style="white-space: nowrap;">Malezya Dili<br />
Malta Dili<br />
Norveçce<br />
Portekizce<br />
Romence<br />
Rusça<br />
Sırpça<br />
Slovakça<br />
Slovence</td>
<td style="white-space: nowrap;">Svahili<br />
Tay Dili<br />
Türkçe<br />
Ukraynaca<br />
Vietnamca<br />
Yidce<br />
Yunanca</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</div>
</div>
<div class="tab_footer">©2010 Google &#8211; <a id="otf_switch" class="gootranslink" onclick="ctr._toggleOtf();return false;" href="/?hl=tr&amp;layout=1&amp;eotf=0&amp;sl=en&amp;tl=tr&amp;q=3" target="_blank">Anında çeviriyi kapat</a> &#8211; <a class="gootranslink" href="http://www.google.com/intl/tr/privacy.html" target="_blank">Gizlilik Politikası</a> &#8211; <a class="gootranslink" href="http://translate.google.com/support/#googtrans(en|tr)" target="_blank">Yardım</a></div>
</div>
<div id="result_div" style="display: none;">
<div></div>
<div id="process_div">
<p><span style="font-size: xx-small;"><a class="gootranslink" href="javascript:void(0)" target="_blank">Çeviri yapılıyor&#8230;</a></span></p>
</div>
<div class="main"></div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/07/kucuk-tanrilara-masallar-ya-da-merasim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yabancı #25</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/03/03/yabanci-25/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/03/03/yabanci-25/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 20:52:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kerem ya da alp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1865</guid>
		<description><![CDATA[Özet: Her şeyini kaybeden bir adam, kral babasından duyduğu son söz olan görevine odaklanıp batıdaki Aşılmaz Dağları geçer. Ölmek üzereyken Pulchraqua’nın eski baştüccarı Targolien tarafından bulunur Yeni baştüccar Welien ona dil hocası olarak aynı ülkeden küçükken kaçırılmış olan Mannelig adlı tayfayı tutar. Pulchraqua’da başlayan Baravid-Ranke tartışması sonucunda şehir yıkılmanın eşiğine gelir, herkesin aksine onlardan korkmayan Yabancı şehri kurtarır. Dokuz Madras genci gelip ondan kendilerini eğitmesini ister, karşılık olarak da hizmetlerini sunar. Dibractes’in kızı Diove, çocukluk arkadaşı ve müstakbel kocası Welien ile tanışmak için şehre gelmiştir ama Welien meclistedir.
***

Uyandım.
Yatağımda doğrulup doğan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özet: Her şeyini kaybeden bir adam, kral babasından duyduğu son söz olan görevine odaklanıp batıdaki Aşılmaz Dağları geçer. Ölmek üzereyken Pulchraqua’nın eski baştüccarı Targolien tarafından bulunur Yeni baştüccar Welien ona dil hocası olarak aynı ülkeden küçükken kaçırılmış olan Mannelig adlı tayfayı tutar. Pulchraqua’da başlayan Baravid-Ranke tartışması sonucunda şehir yıkılmanın eşiğine gelir, herkesin aksine onlardan korkmayan Yabancı şehri kurtarır. Dokuz Madras genci gelip ondan kendilerini eğitmesini ister, karşılık olarak da hizmetlerini sunar. Dibractes’in kızı Diove, çocukluk arkadaşı ve müstakbel kocası Welien ile tanışmak için şehre gelmiştir ama Welien meclistedir.</em></p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">
Uyandım.</p>
<p>Yatağımda doğrulup doğan güneşi seyrederken odanın diğer tarafında Mannelig’in de uyandığını işittim.</p>
<p>Kahvaltıya indik, Targolien ve Diove şaşırtıcı bir neşe hali içinde oturuyorlardı, kız bir parşömeni okuyordu. Biz selam verip otururken kağıdı masaya fırlatıp heyecanla fırladı ayağa:</p>
<p>- O zaman ben eşyalarımı hazırlıyorum hemen!</p>
<p>- Acele etme Diove, daha arkadaşlarımıza sormadık. Ayrıca hazırlık da vakit alacaktır.</p>
<p>- Kabul ederler ya, ne güzel gezcekler işte. Hadi ben bir çıkıp son kez dolaşcam deniz kenarında, siz konuşun. Çıktım!</p>
<p>Kız keyifle el sallayıp dışarı çıkarken yaşlı adam da bize dönüp Welien’den gelen teklifi açıkladı. Welien’e can borcum vardı, Baravidlerden korkmuyordum, macera istiyordum ve para adamları memnun edecekti. Onlarla konuşup yanıtı hemen bildireceğimi söyledim yaşlı tüccara.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">Yabancı ve Mannelig arsaya ulaştıklarında adamlar toplanmış bekliyordu. Onları selamlayan Yabancı hemen konuya girdi, neler söyleyeceğini yolda Mannelig ile çalışıp ezberlemişti:</p>
<p>- Daha ilk günden bir iş teklifi aldık bile! Bir tüccarın kızına Valen merkezine kadar eşlik etmemiz isteniyor. Gemide bir seferden aldığınız ücreti verecekler onu Baravid haydutlarından korumanız karşılığında. Bana gayet adil göründü. Siz ne diyorsunuz, kabul mü?</p>
<p>Adamlar birbirlerine baktı, yalnızca bir günlük yol giderek bu kadar para alacaklarına inanmakta zorlanmış olmalıydılar. Yabancının gemi seferlerinin ne kadar sürdüğü hakkında bir fikri olmadığından isteğini çok mantıklı zannettiğini düşündü Mannelig. İlginç olan ise evden çıkmadan önce Yabancı bunu söylediğinde Targolien’in uysal bir biçimde yolculuğu kabul edersek merkeze yazıp ücret için onay alacağını söylemiş olmasıydı, demek ki tüccarlar o kadar parayı vermeye hazırdı! Valenleri kazıklayacak olmanın sevinciyle farkında olmadan elini havaya kaldırıp kabul ettiğini haykırdı Mannelig. Onu gören adamlar da kararsızlıklarını yenip aynı hareketi yaptılar Mannelig’den feyz alarak.</p>
<p>Onlara bakan Yabancı mutlu görünüyordu, Mannelig’e doğru konuştu:</p>
<p>- Dostum sen Targolien’e gidip teklifi eksiksiz kabul ettiğimizi haber verir misin?</p>
<p>Başıyla selam veren Mannelig uzaklaşırken Yabancı, adamlara kılıç talimi yaptırmaya başlamıştı bile.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">Öğlen evde Targolien ve Mannelig’le yedikten ancak sorularıma yanıt alamadıktan sonra onların tavsiyesini dinleyip kızı buraya getiren arabacının yanına gittim. Neyse ki adam ricamı hemen kabul etti ve benimle birlikte Mannelig’in adamları topladığı arsaya geldi. Yanımda adının Asconen olduğunu öğrendiğim arabacıyla durup karşıma topladım hepsini:</p>
<p>- Tamam beyler, şimdi iyi dinleyin. Yarın sabah erkenden yola çıkıyoruz. Ormanın içinden geçeceğiz, eğer bir saldırıya uğrarsak bunu yapan haydutlar Baravid olacaktır. Onlar hakkında Asconen bizi bilgilendirecek. Unutmayın, karşınızdakini tanımadan hiçbir mücadeleyi kazanamazsınız. Buyur dostum, seni dinliyoruz.</p>
<p>- Teşekkürler. Orman gayet sık ağaçlardan oluşuyor, yol dar, zaten zor açılmış. Haydutlarla hiç karşılaşmadım ama duyduğum kadarıyla haydutların yaptığı yola tuzak kurmak, kendilerini hiç göstermeden ağaçların arasından büyülerini yapmakmış. Çok nadiren ok da kullandıkları söyleniyor ama bir atı bile vurmakta zorlanıyorlarmış. Sinsice yaklaşmayı başarırlarsa hançerlerini doğru yere saplamayı da çok iyi biliyorlar tabii; fakat karşılıklı dövüşte size bir şey yapabileceklerini sanmam. Büyülerinden uzak durun yeter, bunu nasıl yaparsınız bilmiyorum ama bu şehirde yapmayı başardığını duydum, o yüzden umutluyum.</p>
<p>Son cümlesi bana dönüktü, karşılığında gülümseyip ufak bir selam verdim ve hafifçe adamlara dönüp yanıtladım:</p>
<p>- Ne zaman gerekse yaparım. Verdiğin bilgiler için sağ olasın. Gerisini biz hallederiz.</p>
<p>Selam veren arabacı çıkarken bu sefer doğrudan hitap ettim adamlara:</p>
<p>- Pekala, işte şunu yapacağız…</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">Akşam eve döndüm, Welien’in yanıtının ancak sabaha geleceğini, yola sonraki sabah çıkabileceğimizi söyledi Targolien. Adamları eğitmek için bir gün daha olmasına sevindim ve ertesi gün tam da ben evden çıkarken geldi Welien’in onayı. Her şeyi kabul etmişlerdi. Adamları gün boyu çalıştırdım, birlikte hareket etmeyi şaşırtıcı biçimde hızlı öğrenmişlerdi ve Mannelig’in öngörüsünün aksine yeterince disiplinliydiler. Bana inanıyorlardı, bir de bu iş başarı ile sonuçlanırsa onların saygısını tamamen kazanacaktım. Dövüş konusunda ustalaşmaları için daha fazla zaman gerekecekti elbette ama o Baravidlere karşı yeterli olacaklarına inanıyordum. Akşam olduğunda yine Targolien’in evinde oturuyorduk, ertesi sabah için tasarılarımı anlattım onlara. Yeni bir yöntem bulmuştum dil sıkıntımı gidermek için; her konuşmadan önce kafamda canlandırdığım metindeki eksikliklerimi bir köşede öğreniyordum Mannelig’den, böylece çok daha akıcı konuşuyordum:</p>
<p>- Şöyle bir şey düşündüm, bu haydutların derdi para, zengin görünen arabanın peşine düşeceklerdir. O yüzden en çok Diove’nin arabası tehdit altında olacak. Diyorum ki onu en öndeki arabaya bindirelim, hem onu Asconen sürecek yolu bildiği için, hem de yanında bir değil üç savaşçı olsun. Bir saldırı olursa onlar en önden hızla gider, biz ise haydutları oyalarız. Tabii Asconen bize gidiş yolunu biraz anlatmalı ki onların peşinden gidebilelim sonrasında. Ormanın ortasında hayatta ama yönsüz kalmak istemem.</p>
<p>- Ana yol zaten bir tane, şaşırma ihtimaliniz çok az. Öndeki arabayı sürmem de şart değil yani.</p>
<p>- O zaman sen Diove’nin arabasını sür, daha inandırıcı olur. Öndeki arabada da bir savaşçı daha olur.</p>
<p>- Bi durun ya noluyosunuz? Ben hiçbir uyduruk arabaya, pis adamlarla birlikte binemem, kendi arabamla giderim, ne olacaksa olsun işte. Sen kendin diyorsun Diove’nin arabası diye, o arabada ben olucam.</p>
<p>- Diğeri çok daha güvenli olurdu.</p>
<p>- Aman, güvenmiş. Ben daha uzun yolu, gece vakti tek başıma geldim. Hep babamın boş kuruntusu bunlar ya. Sırf bana sinir olsun diye yapıyo diycem nerdeyse.</p>
<p>Kendimi tutamayıp ufladım. İnsanlara olan sabrımı Aşılmaz Dağlar’da bırakmış olmalıyım.</p>
<p style="text-align: left;">- Peki, tamam. Ben yarına başka… şey düşünürüm. Şimdi uyuyalım.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">Targolien çok ama çok yorulmuştu, vekil olarak bile Pulchraqua’nın işleri ona fazla geliyordu. Kendine bunun son işi olduğunu söylüyor, Welien’in yakında güzel haberlerle döneceğini umut ediyordu. Ona devam etme gücü veren tek şey yaklaşan emekliliğinin hayaliydi, ne var ki daha haberi olmasa da Welien bu hayali istemeden yok etmişti. Büyük ihtimalle önerilen tek aday olarak Pulchraqua baştüccarlığına atanacak ve kalan ömrünü bu önce kendinin sonra da büyücülerin mahvettiği şehirde geçirecekti. Bunları bilmemenin huzuruyla sabahı bekleyen yaşlı adam herkes odadan çıkarken Yabancıyı durdurdu:</p>
<p>- Seninle son bir şey konuşmalıyız evlat.</p>
<p>- Tabii.</p>
<p>- Meclise yazdığım mektupta lafı uzatmamak için sen ve Mannelig’den gemileri sevmeyen iki Madras koruma diye bahsettim. Welien de oradaki sorulara aynı yanıtı vermiş. Bu vakitten sonra bu lafı değiştirip gerçekleri anlatmaya kalkışmak bir fayda sağlamayacaktır. Ne dersin?</p>
<p>- Haklısın. Ben de yorgun olurum eğer açıklama yaparsam. Mannelig’le de konuşurum. Tam dediğin ne?</p>
<p>- Siz ikiniz gemilerden artık hoşlanmaz hale gelmişsiniz, Welien de sizi koruma olarak tutmuş o kadar. Kalanı için Mannelig’den biraz yardım alırsın bir ara, ne isterseniz deyin.</p>
<p>- Tamam, hallederiz. Bir endişen olmasın.</p>
<p>- Elbette.</p>
<p>Yabancı arkasını dönmüş çıkıyordu ki Targolien bir daha seslendi:</p>
<p>- Bu işi kabul ettiğin için de teşekkürler. O kıza dayanmanın zor olduğunu tahmin edebiliyorum.</p>
<p>- İş iştir. Hem eski ülkemde bir… hani şu şarkı yazıp söyleyen olur ya işte, onun dediği gibi, hmm, sana şöyle çevireyim: “Zorluklar hayatın gerçek anlamı, sakın unutma.”</p>
<p style="text-align: left;">Önüne dönüp hızla çıktı odadan Yabancı. Eski günleri hatırlamaktan hoşlanmamasını anlayabiliyordu yaşlı adam. Balkona dönüp Pulchraqua’nın ay ışığında seçilen harap siluetine baktı, iç geçirdi. Bu şehirde geçirdiği her gün, baştüccar vekili olmasına rağmen tam bir eziyetti. Welien’in yakında sözünde duracağını umuyor, şirin bir kasabada dinlenmek için gün sayıyordu.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">- Hadi artık! Güneş de doğuyor gibi, artık yola çıkalım! Üç gündür burdayım, yakında sıkıntıdan ölücem, hiç uğraşmıycaksınız götürmekle filan.</p>
<p>Dayanması giderek zorlaşan kıza hemen yola çıkacağımızı söyleyip bir bakıma hayatımı kurtaran adamla vedalaştım. Arabaların başında bekleyen adamlara döndüm:</p>
<p>- Peki, şöyle bineceğiz: Asconen sen en öne geç, siz dördünüz de. Herhangi bir olayda benim emrimi izleyin. Mannelig sen en arkadakine bin, siz üçünüz de yanına geçip onun emirlerini dinleyin. Vulso sen de sürersin. Stolo, sen de benim süreceğim ortadaki arabaya biniyorsun ve ne olursa olsun kızın yanından ayrılmıyorsun, tek sorumluluğun onu korumak.</p>
<p>Adamlar arabalara binerken kız bana döndü:</p>
<p>- Bu şekilde asla o arabaya binmem tamam mı? Onunla ben aynı arabada, hiç olamaz!</p>
<p>- Sen mi söylüyorsun ne olacağını ben mi?</p>
<p>- Ben gelmezsem nereye gidiyorsunuz ki?</p>
<p>- Burada mı kalacaksın yani?</p>
<p>- Onun karşısında oturarak gitmektense, evet.</p>
<p>Dudağımı ısırdım. Bu kızın karşısında dağdaki yalnızlığı özlüyordum. Yine de bu işi yapmalıydım, hem kendimi Welien’e borçlu hissediyordum, hem de adamlar için iyi olacaktı.</p>
<p>- Biri seninle binecek, yer yok. En tanıdığın kişi Asconen. Onu kabul et de çıkalım şu yola şimdi.</p>
<p>- Peki, anlaştık. İdare edicem artık.</p>
<p>Bedenimdeki tüm soluğu verip ardından derin bir nefes alarak içimdeki havayı tazeledim. Bu herkesin farkında olmadan kullandığı bir öfke veya sıkıntıyla baş etme yöntemiydi.</p>
<p>- Beyler karar değişti, inin. Şimdi yeni şöyle olacak: Asconen sen Diove’nin yanına bin. Stolo sen en öndeki arabaya geç. Sürebilecek biri var mı aranızda?</p>
<p>Adını anımsayamadığım bir kişi öne çıktı:</p>
<p>- Biraz biliyorum, arka arabaya geçersem sizi takip ederim.</p>
<p>- Güzel, Vulso ile yer değiştirin o zaman. Mannelig’in grubu, bir durum olursa hemen kızı korumak için çevresini sarın. Ön arabadakiler, benimle birlikte onlara saldıracaksınız. Herkes anladı mı?</p>
<p>Başlarını sallayan adamlar arabalara koştu ve yola çıktık.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">Bir süredir yoldaydık, sorunsuz biçimde gidiyorduk.  Arabayı nasıl kullanacağımı çözmem pek zamanımı almamıştı, ülkemdekilerden çok da farklı değildi. Atlı arabaların medeniyetin ilk dönemlerinden kaldığı anlatılırdı hep, kadim dilin konuşulduğu günlerden bile önce. Belki de bizim Aşılmaz, buralıların ise benzer biçimde Geçilmez dediği dağlar eskiden o kadar da büyük bir engel değildi.</p>
<p>Öndeki araba durdu aniden, ben de aynı şeyi yaptım. Kılıcımı çekip indim telaşla ama bana doğru gelen Vulso sorunun başka bir şey olduğunu düşündürdü. Arkasına doğru bakınca yolu kapatan toprağı gördüm. Başımla anladığımı işaret ettim Vulso’ya. Dönüp arabanın kapısını tıklattım ve arabacıyı çağırdım. Hemen çıktı dışarı, yüzünde korkmuş bir ifade vardı:</p>
<p>- Bir sorun mu var? Niye durduk?</p>
<p>- Evet, yol kapanmış.</p>
<p>Beni görünce biraz rahatlamıştı. Arabadan indi ve birlikte baktık yolu kapatan toprak yığınına.</p>
<p>- Toprak kayması olmalı.</p>
<p>- Bunu açmak bizi çok geç yapar.</p>
<p>- Haklısın.</p>
<p>- Ne yapacağız?</p>
<p>- Yan yollardan gidelim. Az önce bir yol ayrımını geçtik, oraya dönüp sapmalıyız. Yalnız… bekle.</p>
<p>Dönüp arabaya girdi aceleyle. Ben de diğer arabalara arkaya doğru dönmelerini söyledim, dar yolda zor olacaktı. Ayrıca bir durum olursa saldırı görevinin Mannelig ve grubunda olduğunu belirttim. Arabacı yanıma geldi yeniden:</p>
<p>- Tamam, kabul etti. Yol karışacağı için benim öndeki arabada olmam gerekiyor. Yani gelirken en arkada olan… Aa, döndürmüşsün onları, güzel. Onun sürücüsü gelip Diove’nin arabasını sürecek, sen de kızla oturacaksın. Bir tek seni kabul etti.</p>
<p>Benden bir yanıt beklemeden kızın arabasının sürücü koltuğuna geçip diğerlerinden çok daha çabuk biçimde çevirdi arabayı. Arabadan indiği sırada ona seslendim gülümseyerek:</p>
<p>- Eh, iknan benden iyi. Hemen gidelim, zaman kaybettik.</p>
<p>O artık en önde olan arabaya gitti ve onun sürücüsünü gönderdi. Adama başımla selam verip ben de arabanın içine geçtim ve oturdum kızın karşısına. İçerisi gerçekten rahattı, diğer iki araba bunun yanında çok basit kalıyordu ama onlar dörder yolcu taşırken bu yalnızca rahat yolculuk edecek olan iki kişiyi taşıyabiliyordu.</p>
<p>Asconen işini ve yolu iyi bildiğinden daha hızlı gidiyorduk. Kısa sürede dönüşü yapıp hedefimize doğru ilerlemeyi sürdürdük. Kızla ben sessiz biçimde oturuyor, dışarıyı seyrediyorduk.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">Sessizlikten sıkılmıştı Diove, yol bitmek bilmiyordu yine. Garip adamla konuşmayı denedi:</p>
<p>- Değişik bir yüzün var.</p>
<p>Ona dönerek yanıtladı adam:</p>
<p>- Bu iyi mi yoksa kötü mü?</p>
<p>Dudaklarını büküp kafasını hafifçe geriye attı genç kadın.</p>
<p>- İlla biri olması mı gerekir?</p>
<p>Yabancı kızın az önce yaptığı hareketle karşılık verip önüne döndü. Diove tekrar konuştu.</p>
<p>- Öylesine söylemiştim işte.</p>
<p>- Hmm.</p>
<p>- Ne, hmm?</p>
<p>- Söyleyecek şeyim yok anlamında, hmm.</p>
<p>- Hıh.</p>
<p>Pencereden dışarıya bakmaya başladı kız. Karşısındaki adam da gülümseyerek diğer taraftaki pencereden baktı. Sağ ayağı seğiren Diove kendini tutamayıp geri döndü ona:</p>
<p>- Gıcık olmak doğal halin mi yoksa özel keyfin mi?</p>
<p>- Anlamadım?</p>
<p>- Anladın, anlamadın. Kaba. Sinir. Hıh.</p>
<p>Dikkat çekmeyi başardığını düşünüp yeniden pencereden dışarı bakmaya başlayan kız, düşüncesinde haklıydı.</p>
<p>- Gerçekten anlamadım. Sorun mu bir var?</p>
<p>- Hah şimdi de dili bilmiyor ayağına yat, çok komiksin. Arabadaki herkes gülmekten ağlayacak nerdeyse.</p>
<p>- Arabada yalnızca sen ve ben var.</p>
<p>- Aa, hayret!</p>
<p>Dudaklarını çirkin bir anlamazlık görüntüsü ile birbirine bastıran adam kafasının arka tarafını kaşıdı.</p>
<p>- Bak, ııı, üzgünüm?</p>
<p>- Oldu, peki. Manyak.</p>
<p>Şimdi de aynı ifadeyle kafasının sağ tarafını kaşıyordu. İyice çirkin bir şey olmuştu adam gözlerinin önünde. Yine konuştu bozuk aksanıyla:</p>
<p>- Sorun ne?</p>
<p>- Gıcık gıcık cevap vermen tabii ki de. Merkezde biraz vakit geçir de konuşmayı öğren.</p>
<p>Dudaklarının arasından kesik bir nefes verip gülümseyen adam “hadi canım” anlamında bir baş hareketi sonrasında konuştu ve Diove’yi daha da sinirlendirmeyi başardı:</p>
<p>- Aslında geldiğim yerde kadınlarla aram hep iyiydi. Ama onlar çok farklıydı, kusura bakma.</p>
<p>- Geldiğin yer mi?</p>
<p>Karşısındaki adamın kaşları yukarı kalktı, ardından suratı asılıp birden yaşlandı.</p>
<p>- Geldiğim yer… Ha, şey ya, Ada, hani Madras başkenti.</p>
<p>- Hım, çok mu farklı kadınları?</p>
<p>- Şey, yani, daha… az… kadın gibi.</p>
<p>Adamın yüzündeki aptal ifadeye güldü Diove. Adam biraz bozulmuştu ki bu onu daha da çok mutlu etti. Üzerine gitti:</p>
<p>- Nasıl yani kadınlar merak ettim, o adayı hiç duymamıştım ya da duyup umursamadım sanırım ya, ne bileyim.</p>
<p>- Çok güzel bir yerdi. Göğü, toprağı, ağaçları, kadınları… her şeyi.</p>
<p>- Yerdi derken? Denize mi battı yoksa!</p>
<p>Diove bir gülme krizine daha girdi, karşısındaki adamın yüzü iyice kasılmıştı. Karşısında oturup oranın kadınları daha güzel diye anlatıyordu yaa!</p>
<p>- Yani… ben oradayken.</p>
<p>- Peki ya, gidelim bir ara. Merak ettim şimdi göğünü toprağını.</p>
<p>- Ben tekrar oraya gidebileceğimi hiç sanmam.</p>
<p>- Neden ki, kadınları mı kızdırdın?</p>
<p>Adamın asık suratına karşı daha da gürültülü bir kahkaha attı. Neşesi hem yerindeydi hem değildi. İlk kez biri ondan kadın diye bahsetmiş, onunla doğru düzgün konuşuyordu. Babası ve o doğuştan yaşlı büyücülerin arasında hep küçük kız muamelesi görmüştü. Şimdi duyduğu kadın sözcüğü kendini büyük, güçlü ve… cinsel hissettirmişti. Ancak kadın olmakla ilgili fark ettiği ilk şey, başka kadınların bahsini duyar duymaz keyfinin kaçması olmuştu. Bu arada düşünceli görünen adam hala konuşmaya uğraşıyordu:</p>
<p>- Ya, şey oldu. Ben… gemilere binemiyorum da, kötü bir olay oldu. Şimdi anlatmayayım, uzun, sıkılırsın.</p>
<p>- Gemiye binmekten korkan bir Madras ha, şahane!</p>
<p>Kikirdedi yine. Sonra susup geriye yaslandı. Anılara dalmış görünen adamı daha fazla zorlamak istememişti.</p>
<p>Yol devam etti, çoğunlukla pencereden dışarı bakarak. Bir süre sonra iyice sıkılmıştı Diove, farklı bir konuyla havayı hafifletebileceğini umdu:</p>
<p>- Anlatsana, Welien nasıl biri? Çocukluğunu biliyorum yalnızca ama o günlerdeki halimi düşününce, onu o zamana göre değerlendirmek olmaz gibi.</p>
<p>- Yani…iyi. Yardımcı. Zengin.</p>
<p>Diove garip bir kahkaha attı arabada. Sarsılarak gülüyordu. Kendini durdurmaya çalıştı, yüzü kızarmış, gözleri ıslanmıştı. Bir şey söylemeye yeltendiğinde bir gülme krizine daha yakalandı. Yabancı gülümseyerek önüne döndü.</p>
<p>- Ayy. Üff. Tamam, sakinleştim. Pekii, nasıl görünüyor, neye benziyor?</p>
<p>Araba aniden durdu, sarsıldılar. Ön taraftan gelen bağrışları duyan Yabancı pencereden dışarıya bir göz attıktan sonra hemen dışarı çıktı kıza arabada sessizce durmasını söyleyerek. Pencereden başını uzatan Diove, telaşla uzaklaşan adamın arkasından hala bağırıyordu:</p>
<p>- Hey, neye benziyor dedim!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/03/03/yabanci-25/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sol Ayağım&#8221;</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/02/20/sol-ayagim/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/02/20/sol-ayagim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 20:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1858</guid>
		<description><![CDATA[Christy Brown&#8217;ın Anısına.
Komidinime takıldı gözüm 2 gün önce. Tam 20 tane yarım kalmış kitap. Genelde başladığı işi bitiren biriyimdir ama zamanı düzenli kullanma yetisini kaybettiğim zamanlarda böyle sorunlarla karşılaşabiliyorum.
O 20 yarım kalmış kitabı görünce afalladım,&#8221;ne ara bunlar buraya birikti?&#8221; diye sordum kendime. Daha sonra okumaya devam etmek için iyi bir fırsat diyerek elimi en aşağıdaki kitaba uzattım, kitabın adı &#8220;Sol Ayağım&#8221;dı.
Kitabın yazarı Ünlü İrlandalı yazar Christy Brown. Yazdığı bu kitap ise onun hayatının hemen hemen 20 yılını anlatan otobiyografisi.
Öncelikle biraz Christy Brown&#8217;dan bahsedeyim. 13 çocuklu bir aile ile büyümüştür kendisi. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2010/02/2741-Sol-Ayagim.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1861" title="2741-Sol-Ayagim" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2010/02/2741-Sol-Ayagim-209x300.jpg" alt="" width="209" height="300" /></a>Christy Brown&#8217;ın Anısına.</p>
<p>Komidinime takıldı gözüm 2 gün önce. Tam 20 tane yarım kalmış kitap. Genelde başladığı işi bitiren biriyimdir ama zamanı düzenli kullanma yetisini kaybettiğim zamanlarda böyle sorunlarla karşılaşabiliyorum.</p>
<p>O 20 yarım kalmış kitabı görünce afalladım,&#8221;ne ara bunlar buraya birikti?&#8221; diye sordum kendime. Daha sonra okumaya devam etmek için iyi bir fırsat diyerek elimi en aşağıdaki kitaba uzattım, kitabın adı &#8220;Sol Ayağım&#8221;dı.</p>
<p>Kitabın yazarı Ünlü İrlandalı yazar Christy Brown. Yazdığı bu kitap ise onun hayatının hemen hemen 20 yılını anlatan otobiyografisi.</p>
<p>Öncelikle biraz Christy Brown&#8217;dan bahsedeyim. 13 çocuklu bir aile ile büyümüştür kendisi. Ancak beyin felçli olması onun biraz daha özel olmasını sağlamıştır bu 13 çocuk arasında. Uzun bir süre zekâ belirtisi göstermemiş ama daha sonra doktorların ihtimal vermemiş olmalarına rağmen, annesinin çabaları sonucu kalem kullanma, konuşma gibi özelliklere sahip olmuştur. Hareket ettirebildiği tek uzvu olan sol ayağı sayesinde resim çizip,yazı yazmıştır uzun bir süre. Daha sonra fizyoterapinin başlaması ile birlikte konuşması çok daha fazla rahatlamış,vücut hareketleri daha kolaylaşmıştır.</p>
<p>Sol Ayağım da tam olarak yazarın yaşadığı olayları tarih sıralaması ile birlikte güzel bir dil ile ele alıyor. Benim bu kitabın en beğendiğim yanı, bir felçlinin hayatını kendi anlatması. Bir felçlinin hissettiklerini hissetmek, felçliler ve engelliler ile aramızdaki o perdeyi kaldırabilmek için yaşamamız gereken bir şey. Hele ki empatinin yok olmaya yüz tuttuğu şu günlerde bu kitap bana bir nebze umut verdi bu konuda.</p>
<p>Son sözler; aynı ismi taşıyan bir filmi de çekilen bu kitap, insanlara empati duygusunu ve engelli insanların yaşadıklarını anlatmak için çok güzel bir örnek. Hani okullarda okutulmalı derler ya bazı kitaplar için, işte bu kitabın o kitap olduğu görüşündeyim.</p>
<p>Dipnot; 160 sayfalık bu kitabı fazla zamanı olmayan birinin bile 5-6 günde bitirebileceğini düşünerek herkesin okumasını öneriyor ve ilk kitap kritiğimi böylece bitirmiş bulunuyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/02/20/sol-ayagim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
