Mecelle-i Fürahnek, Serbest Kürsü »

[30 Kas 2011 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

(idea-impression’dan devam edilmesine.)
Hume’un Treatise’de savunduğu, daha dogrusu savunmak zorunda kaldığı, hatta aralarda “vay ben nettim, sorgulamayaydım daha iyiydi.” diye yer yer ardından yakındığı, ‘marjinal” bir mülahaza daha var, ‘benlik’ (kendilik, self) fikrinin temellerindeki sıkıntılara dair.  Şöyle diyor (aşağı yukarı): kendime baktığımda, zihnimi baştan aşağı incelediğimde, Allah aşkına beyler, sadece bir algılar silsilesinden başka bir şey göremiyorum. Madem ki, tüm fikirler (idea), temsiller, tecrübeden, izlenimlerden (impression) tevarüs ediliyor, o halde, bu ben’e karşılık gelen izlenim nerede? Hani, sorarım size, nerede?
Carcus’un Hume’un nedensellik eleştirisine istinaden dile getirdiği ‘çözümün’ esasen sorunun ana derdini …

Yazının devamı...»

Mecelle-i Fürahnek, Serbest Kürsü, Yazılar »

[19 Kas 2011 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]
A Treatise of Human Nature #1 – David Hume

(A Treatise of Human Nature, David Hume’un yazmış olduğu bir eser. Yeni yazarımız flexi de işbu kitaba dair özel ve de pek güzel bir yazı serisi hazırladı. Afiyetle okuyup zihnizi açmanızı dileriz ki o zihinler bize güzel yiyecek olarak dönsün. ~Btg)
Evvela Treatise’in Folk Sayki’nin (folk psychology) yüz akı olduğunu söylemek gerek. Hume bu kitapta neredeyse tüm temel zihinsel durumların tetkikini yapmakla kalmıyor, aynı zamanda bu sorgulamayı kendi sunduğu meselelerle sentezliyor. Folk Sayki’ye gonul veren Fodor’un Hume’e samimiyetli hisler beslemesi de akıllara gelmiyor değil şu noktada (hume variations). Her ne kadar …

Yazının devamı...»

Çalışmalar »

[3 Kas 2011 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

Özet: Subay olan Rentus İkinci Atlı Okçu Bölüğü’nün başına geçer. Tugay, Batı Nisk topraklarına doğru yola çıkar. O sırada Athis Güney kavimlerini meydan savaşında mağlup etmiştir ve hayatta kalanları kovalamak için emrindeki adamlarla güneye ilerler.
Castratta surlarını sabah sisinin ardında seçebildiğinde geçmişi hatırladı Rentus. Tüm yükselişinin başlangıç noktası işte o surlardan tam da şu anda bulunduğu yere bakmak için kuzeydeki nöbet yerini terk etmesi olmuştu.
Kalenin ihtişamlı kapısından giren genç subay, avludaki sıkışık çadırları görünce şaşırdı. Daha önce hiç çadır görmediği avlu eskiye göre çok kalabalıktı, dinmek bilmeyen gürültü ise baş ağrıtıyordu. …

Yazının devamı...»

Yeraltı »

[7 Eki 2011 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

Prenses’e Mektuplar’daki şu yazıyı okuyunca fotoğraf üzerine düşünmeye başladım, bari iki gram düşünüyorum, heba olmasın da bir şeyler yazayım dedim. Gerçi Kant’ın felsefesiyle ilgili bilgim bu yazı ve bir kaç sözlük maddesinden oluşuyor, yanlış anlamış olabileceğim bir şey üstüne yazma riskine giriyorum (cahil cesur olurmuş ya, o hesap). Yanisi şu, yazı pek de Kant’la alakalı olmayan bir yerden başlayıp çok zıt olduğu bir tarafa varabilir, bilemiyorum.
“Gerçeklik” algımızı oluşturan araçlardan biri gözlerimiz diyebiliriz sanırım. Görebildiğimiz şeylere kesinlik atfeder ve var olup olmadıkları hususunda pek şüpheye düşmeyiz. Ancak görüntüye baktığımız sürece olur bu, gözlerimizi …

Yazının devamı...»