<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beneath The Ground &#187; Babe of the Month</title>
	<atom:link href="http://beneaththeground.org/tag/babe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://beneaththeground.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 17:17:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Babe of the Month: Ayn Rand</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/08/24/890/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/08/24/890/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 20:09:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ragnor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Babe of the Month]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=890</guid>
		<description><![CDATA[
Babam koca kitaplığından kocaman bir kitap çıkarıp vermişti bana. Oldukça eski bir kitaptı. Kapağı da eski Türk filmlerini andıran garip bir resimle süslüydü. İsmi de pek anlaşılır değildi, &#8220;Öyle Bir Pınar Ki&#8221; nasıl bir isimdi bu? Kaç defa kitabın konusunu sormuştum babama, ama o her zamanki gıcıklığı ile cevap vermemiş, sadece oku demişti. Kızgın kızgın okumaya başladım.
Üniversitedeki ilk yıllarımdı. Benden daha az şey bilen hocalar ve okuduğu bölümü öylesine seçmiş, bölümle en ufak ilgisi olmayan boş beleş öğrencilerle çevriliydi etrafım. Romanda benzer bir şekilde başlıyordu. Genç bir mimarlık öğrencisi vardı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img style="border: 0px solid; width: 277px; height: 408px;" src="/btgonline/09/btgeylul/Files/img/babe/ayn_rand%20%286%29.jpg" alt="" /></p>
<p>Babam koca kitaplığından kocaman bir kitap çıkarıp vermişti bana. Oldukça eski bir kitaptı. Kapağı da eski Türk filmlerini andıran garip bir resimle süslüydü. İsmi de pek anlaşılır değildi, &#8220;Öyle Bir Pınar Ki&#8221; nasıl bir isimdi bu? Kaç defa kitabın konusunu sormuştum babama, ama o her zamanki gıcıklığı ile cevap vermemiş, sadece oku demişti. Kızgın kızgın okumaya başladım.</p>
<p>Üniversitedeki ilk yıllarımdı. Benden daha az şey bilen hocalar ve okuduğu bölümü öylesine seçmiş, bölümle en ufak ilgisi olmayan boş beleş öğrencilerle çevriliydi etrafım. Romanda benzer bir şekilde başlıyordu. Genç bir mimarlık öğrencisi vardı  karşımızda, Howard Roark. İşine karşı tutkuyla bağlıydı, para ya da başka bir sebep değildi mimarlık okumasının nedeni. Mimarlığı seviyordu, hayır aşıktı. Üniversitede ona öğretilenle yetinmedi, hatta onların eğitim sistemini umursamadı; daha fazlasını istedi. İdealleri vardı ve önüne çıkan bütün engellere rağmen  ideallerinden vazgeçmiyordu. Tam da benim duruma benzer durumdaki bir karakterdi, ama önemli bir fark vardı: Ben yakınıp dururken Roark sesini <img style="border: 0px solid; width: 200px; height: 314px; float: right;" src="/btgonline/09/btgeylul/Files/img/babe/ayn_rand%20%283%29.jpg" alt="" hspace="2" /> çıkartmıyordu ama bildiği yoldan da şaşmıyordu. Diğerleri umrunda değildi, o sadece bildiğini yapıyordu, doğru bildiği yoldan gidiyordu. İşte o kitap bittiğinde ben artık eski ben değildim. Sanırım babamın bana verdiği en büyük ikinci hediyeydi.</p>
<p>Howard Roark ile Ayn Rand mükemmel insanı yaratmıştı benim için, olmak istediğim kişi oydu. Roark, mükemmel insan&#8230; İdealleri olan, ideallerine göre yaşayan, doğru bildiğinden sapmayan biriydi Roark. Amacı kopyalamak, çalmak değil de yaratmak, üretmek olan insan. Özgünlüğü arayan, kendi yolunu çizen, kolay yollara sapmayan, pragmatizmden uzak, mükemmelliğin peşinden ayrılmayan. İşte örnek almam gereken adam buydu.</p>
<p>Ayn Rand&#8217;ın felsefesini en iyi özetleyen şey Howard Roark&#8217;tır. Bireyin öneminden bahseder Rand, toplum karşısında feda edilmemesi gerektiğini anlatır. Hayattan ne istediğimizi bilmemizi ve onun peşinden gitmemizi öğütler. Kimse için kendimizi feda etmemeliyiz ve kimseden de bunu beklememeliyiz. Kendimiz için yaşamalıyız ama bunu yanlış anlamamak gerekir. Kendimiz için yaşamak, kendi çıkarlarımız için başkalarını sömürmek değildir. Kendi hayatımıza kendi isteklerimize göre yön vermektir. Kendi mutluluğumuz için çabalamalıyız ve bunu başarmanın yolunu insanoğlunun en önemli yeteneğinde bulmalıyız, yaratıcılıkta. Neyse, daha saatlerce zırvalayabilirim ama sadece kafa karışıklığı yaratırım. Ayn Rand&#8217;ın felsefesi beni derinden etkiledi, umarım siz de okur ve etkilenirsiniz.</p>
<p>Türkçede bir çok eski baskısı bulunmasına rağmen en yeni yayınları Plato Yayıncılık tarafından çıkarılmakta. Hatta aralarında sanırım daha önce çevrilmemiş Rand kitapları da bulunmakta. Size tavsiyem &#8220;Hayatın Kaynağı&#8221; (benim okuduğum &#8220;Öyle Bir Pınar Ki&#8221; de bu kitabın oldukça eski bir çevirisi, orijinal adı The Fountainhead) ile başlamanız. Bu aylık da bu kadar, görüşmek üzere&#8230;</p>
<p><img style="border: 0px solid; width: 240px; height: 234px; float: left;" src="/btgonline/09/btgeylul/Files/img/babe/ayn_rand.jpg" alt="" hspace="3" /><img style="border: 0px solid; width: 255px; height: 234px; float: right;" src="/btgonline/09/btgeylul/Files/img/babe/ayn_rand%20%287%29.jpg" alt="" hspace="0" /></p>
<p><img style="border: 0px solid; width: 247px; height: 323px; float: left;" src="/btgonline/09/btgeylul/Files/img/babe/ayn_rand%20%285%29.jpg" alt="" /><img style="border: 0px solid; width: 250px; height: 323px; float: right;" src="/btgonline/09/btgeylul/Files/img/babe/ayn_rand%20%282%29.jpg" alt="" /></p>
<p><img style="border: 0px solid; width: 247px; height: 311px; float: left;" src="/btgonline/09/btgeylul/Files/img/babe/ayn_rand%20%284%29.jpg" alt="" /><img style="border: 0px solid; width: 251px; height: 312px; float: right;" src="/btgonline/09/btgeylul/Files/img/babe/ayn_rand%20%281%29.jpg" alt="" /></p>
<p align="center">
<div id="footer">
<div>
<p><span> </span></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/08/24/890/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babe of the Month: Janis Joplin</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/05/15/babe-of-the-month-janis-joplin/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/05/15/babe-of-the-month-janis-joplin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 13:48:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ragnor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Babe of the Month]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[~Ragnor

Bu ay ki güzelimiz Janis Joplin. Gerçekten de çok güzel değil mi? Evet, fiziksel görünüşü pek de güzel bir kadınınkine benzemiyor. Ama hiç onu şarkı söylemeye başladığından dinlediniz mi? İşte gereken tek şey bu, onu birkez olsun dinleyin. O sesi birkez olsun duyun. Ve tekrar bakın fotoğrafına, ne görüyorsunuz? Dünyalar güzeli bir kadın :).
Dış güzelliğin önemli olduğu bir alanda iç güzelliği ile herkesi kendine hayran bıraktı Janis. Rock&#38;Roll&#8217;un en asi, dünyayı değiştirmeye en niyetli olduğu yıllarda çıktı ortaya. O en büyüklerdendi. Sesi ve müziği ile bizi derinden etkiledi, ufak tefek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>~Ragnor</em></strong></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%286%29.jpg" alt="" width="400" /></p>
<p>Bu ay ki güzelimiz Janis Joplin. Gerçekten de çok güzel değil mi? Evet, fiziksel görünüşü pek de güzel bir kadınınkine benzemiyor. Ama hiç onu şarkı söylemeye başladığından dinlediniz mi? İşte gereken tek şey bu, onu birkez olsun dinleyin. O sesi birkez olsun duyun. Ve tekrar bakın fotoğrafına, ne görüyorsunuz? Dünyalar güzeli bir kadın :).<br />
Dış güzelliğin önemli olduğu bir alanda iç güzelliği ile herkesi kendine hayran bıraktı Janis. Rock&amp;Roll&#8217;un en asi, dünyayı değiştirmeye en niyetli olduğu yıllarda çıktı ortaya. O en büyüklerdendi. Sesi ve müziği ile bizi derinden etkiledi, ufak tefek beyaz bir kız sahneye çıkıyor ve Blues söylüyordu. Başkalarını taklit etmedi, kendi tarzını yarattı. Hepsi onu taklit ettiler. Ve çok hızlı yaşadı. Sanırım o dönemlere ait bir kuraldı bu, hızlı yaşamak. 27 yaşında öldü o da diğerleri gibi, 27&#8242;ler klubünün kraliçesi&#8230;</p>
<p>Ama şimdi siz hakkında uzun uzadıya bilgi istersiniz, o yüzden araştırmacı gazetecilik yaptım ve arakladım.<br />
<span style="font-weight: bold;">Wikipedia&#8217;dan Arak:</span></p>
<p>&#8220;19 Ocak 1943 tarihinde Port Arthur, Teksas&#8217;ta, çalışan bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir rafineri kasabasında büyüyen Janis, yeni tanıştığı herkes tarafından sıradışı biri olarak nitelenirdi. Gençlik yıllarında sanatçı kişiliğini farkeden ailesi, onu bu alanda kendini geliştirmesi için teşvik etti. 14 yaşına geldiğinde toplum tarafından sıradışılığı yüzünden dışlanmaya başlayan Janis, kendini müziğin ve sanatın içinde gizlemeye karar verdi. 18 yaşına geldiğinde, Teksas&#8217;taki birçok yerel klüpte sahne almaya başladı. Daha sonraları blues müziğine olan ilgisinin tükendiğini düşünerek, Lamar State College of Technology&#8217;e girdi. 1963 yılında okulunu bıraktı ve müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmaya karar verdi.</p>
<p>1963 yılında otostopla geldiği California Dreamin&#8217;da hippi hareketine dahil oldu. Kısa zaman içinde San Francisco ve Venice Plajı&#8217;ndaki kafe ve klüplerin ayrıcalıklı bir müdavimi haline geldi. California&#8217;da geçirdiği iki yılın ardından kontrolünü büyük oranda kaybeden Janis, alkol ve amfetamin kullanmaya başladı. Bu gidişe dur demek için Port Arthur&#8217;a geri dönerek, ayrıldığı okuluna yeniden kaydoldu. Okulunda çok başarılı olmasına rağmen, bu doğrultuda gelişmekte olan hayatından hiçbir zaman memnuniyet duymadı.</p>
<p>Janis, küçük kasaba yaşamına ayak uyduramayacağını anlar anlamaz California&#8217;ya geri döndü. Burada, arkadaşı ve menajeri olan Chet Holmes tarafından Big Brother and the Holding Company adlı bir gruba solist olması için önerildi. Bu grupla çalışmaya başlayan Janis, 1967 yılında sahne aldıkları Monterey Uluslararası Pop Festivali&#8217;nde, bir blues klasiği olan &#8220;Ball and Chain&#8221; ile izleyenleri büyüleyerek, grubun ilgi odağı olmasını sağladı. Bu performans sonrasında aldıkları albüm teklifini geri çevirmeyen grup, 1968 yılında ilk albümünü yayınladı.</p>
<p>1968 yılında, grubun menajerliğini üstlenen Albert Grossman, Columbia Records plak şirketiyle bir anlaşma imzalamayı başardı ve aynı yıl grubun &#8220;Cheap Thrills&#8221; albümü bu şirketin etiketi ile yayınlandı. Bu albümde, &#8220;Piece of My Heart&#8221;, &#8220;Ball and Chain&#8221; ve &#8220;Turtle Blues&#8221; gibi klasikleşmiş blues şarkılarının canlı versyonları da yer almaktaydı. Bu albümün başarısı sayesinde sekiz hafta boyunca listelerde üst sıralarda kalmayı başaran grubun adı artık &#8220;Janis Joplin with Big Brother and the Holding Company&#8221; olarak anılmaya başladı.</p>
<p>Arka arkaya gelen büyük başarılar, grubun uyuşturucu ve alkolle olan bağını daha da arttırdı, sıklıkla pahalı uyuşturucularla yapılan alemler grubun performansını ve iş ilişkilerini kötü yönde etkiledi. 1968&#8242;in sonunda, Big Brother and the Holding Company son bir performans gerçekleştirdikten sonra dağıldı.</p>
<p>Sonraki sene kariyerine tek başına devam etme kararı alan Joplin, 1969 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen Woodstock festivalinde sahne alarak yeniden büyük bir beğeni toplamayı başardı. Blues&#8217;un yanında caz müziğine de herzaman ilgi duymuş olan Joplin, aynı yıl &#8220;The Cozmic Blues Band&#8221; i kurdu ve &#8220;I Got Dem Ol&#8217; Kozmic Blues Again Mama!&#8221; albümünü yayınladı.</p>
<p>Kazandığı başarılarla birlikte artan stresini bastırmak isteyen Joplin, eroin kullanmaya başladı ve kullandığı diğer uyuşturucuların ve alkolün miktarını gün geçtikçe arttırdı. 1969 yılının sonunda bu gidişatının doğru olmadığını farkederek tüm bağımlılıklarına son verdi ve yeni bir başlangıç yapmak için &#8220;The Full Tilt Boogie Band&#8221; adlı grubu kurdu.</p>
<p>1969 yılında, &#8220;Pearl&#8221; albümün kayıtları için stüdyo çalışmalarına başladı ancak, ihtiyaç duyduğu ilhamı bulmak için yeniden eroine başvurdu. 4 Ekim 1970 günü, henüz 27 yaşındayken, Los Angeles&#8217;taki Landmark Motor Hotel&#8217;de aşırı dozda eroin yüzünden hayatını kaybetti.</p>
<p>Ölümünün ardından yayınlanan albümünde yer alan &#8220;Me and Bobby McGee&#8221; ve &#8220;Mercedes Benz&#8221; gibi şarkıları ile haftalarca listelerde üst sıralarda yer aldı.</p>
<p>Janis Joplin, yaşadığı zamanda olduğu gibi günümüzde de, gelmiş geçmiş en iyi kadın blues şarkıcılarından biri olarak kabul edilmektedir.&#8221;</p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%2811%29.JPG" alt="" width="332" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%287%29.jpg" alt="" width="332" height="400" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%288%29.jpg" alt="" width="332" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%2810%29.jpg" alt="" width="332" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%281%29.jpg" alt="" width="332" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" style="border: 0px solid; width: 400px; height: 401px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%282%29.jpg" alt="" width="400" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" style="border: 0px solid; width: 400px; height: 389px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%285%29.jpg" alt="" width="400" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%284%29.jpg" alt="" width="400" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%289%29.jpg" alt="" width="400" /></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgmayis/Files/img/babe/janis-joplin%20%283%29.jpg" alt="" width="400" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/05/15/babe-of-the-month-janis-joplin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babe of The Month: Boudica</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/04/15/babe-of-the-month-boudica/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/04/15/babe-of-the-month-boudica/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 17:07:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ragnor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Babe of the Month]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[~Ragnor

Bu ay ki Babe&#8217;imiz Icenilerin savaşçı kraliçesi Boudica. İsmini duymamış olabilirsiniz ama kendisi önemli bir tarihi figür. Ortaçağlar boyunca unutulmuş ama Rönesans&#8217;ta yeniden keşfedilmiş ve Viktorya döneminde Kraliçe Victoria onu kendisine adaş kabul etmiş. Böylece İngiltere için efsanevi bir figüre dönüşmüş. İnanın bütün ününü hak ediyor kendisi.
Kocası Prasutagus Norfolk bölgesine yerleşmiş olan Iceni halkının kralıydı. Roma&#8217;nın İngilterede kontrol ettikleri toprakların dışında kalsalar da Roma&#8217;yla ittifak halinde ve ona bağlı bir krallıktı. Bu o dönemde Roma&#8217;a tarafından uygulanan bir yöntemdi. Çok uçlardaki bazı krallıkları kendilerine bağlı kılsalar da bağımsız olmalarına izin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>~Ragnor</em></strong></p>
<p align="center"><img style="width: 489px; height: 375px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica.jpeg" alt="" /></p>
<p>Bu ay ki Babe&#8217;imiz Icenilerin savaşçı kraliçesi Boudica. İsmini duymamış olabilirsiniz ama kendisi önemli bir tarihi figür. Ortaçağlar boyunca unutulmuş ama Rönesans&#8217;ta yeniden keşfedilmiş ve Viktorya döneminde Kraliçe Victoria onu kendisine adaş kabul etmiş. Böylece İngiltere için efsanevi bir figüre dönüşmüş. İnanın bütün ününü hak ediyor kendisi.<br />
Kocası Prasutagus Norfolk bölgesine yerleşmiş olan Iceni halkının kralıydı. Roma&#8217;nın İngilterede kontrol ettikleri toprakların dışında kalsalar da Roma&#8217;yla ittifak halinde ve ona bağlı bir krallıktı. Bu o dönemde Roma&#8217;a tarafından uygulanan bir yöntemdi. Çok uçlardaki bazı krallıkları kendilerine bağlı kılsalar da bağımsız olmalarına izin veriyorlar; ama kralları ölünce o krallığı da kendilerine katıyorlardı. Prasutagus bunu istemedi ve krallığı Roma senatörü ile karısı ve kızlarına ortaklaşa olarak miras bıraktı. Yine de bu birşeye yaramadı. Çünkü Roma kanunları kadının miras hakkını yoksayıyordu ve Prasutagus ölünce Roma bu kararı kabul etmedi. Prasutagus&#8217;un bütün mülkü haczettirildi. Boudica kırbaçlatıldı ve kızlarına tecavüz edildi. Aynı zamanda Romalı bankerler borçlarını geri istedi. Anlaşılan o ki Prasutagus vaktinde borç parayla rahat bir yaşam sürmüştü.<br />
Bütün bu aşağılama ve haksızlıklar karşılıksız kalmadı tabi. MS 60 ya da 61 yılında Eyalet valisi Gaius Suetonius Paulinus Galler&#8217;e doğru sefere çıktığında bu durumu fırsat bilen Iceniler Boudica önderliğinde isyan ettiler. Önce Camulodunum (Colchester) şehri işgal edildi. Kötü savunulan şehir Boudica&#8217;ya dayanamadı. Şehir yerle bir edildi. Arkeolojistlere göre şehir metodik olarak yıkılmıştı. Legio IX Hispania&#8217;nın başındaki Quintus Petillius Cerialis şehri kurtarmaya çalıştı ama büyük bir hezimete uğradı, bütün piyadeleri yok edildi, sadece bir avuç süvarisi ile birlikte kaçabildi. Bunların üzerine procurator (bir çeşit üst düzey yönetici) Catus Decianus Galya&#8217;ya kaçtı.<br />
İsyanın haberleri kendisine geldiğinde vali Suetonius, Londinium&#8217;a (Londra) çekilmişti. Ama hem yetersiz askeri gücü hem de Petillius&#8217;un yaşadığı ağır yenilgi onu şehri kaderine terk etmeye itti. Londinium asilere terk edilmişti ve asiler şehri yakıp yıktılar, geride bırakılmış herkesi katlettiler. Ardından yıkılma sırası Verulamium&#8217;a (St. Albans) geldi.<br />
3 şehir yokedilmiş ve tahmini 70 bin ile 80 bin arası insan öldürülmüştü. Bretonların esir almak ya da yağmalamak gibi bir niyetleri yoktu. Öfkeliydiler ve intikam alıyorlardı.<br />
Suetonius geri çekilip adamlarını topladı. Çağrısına uyup gelmeyen bazı birliklere rağmen 10.000 asker toplayabilmişti. Ama Boudica&#8217;nın elinde 230.000 savaşçı (yine de bu sayıyı aktaran tarihçi Dio, birinci elden şahit olmadığı ve antik kaynakların sayıları abartma alışkanlıkları yüzünden emin olamıyoruz) vardı. Yine de Roma büyük askeri zaferleri ile ünlüydü.<br />
Son savaş bugün Watling Street olarak bilinen bir roma yolunun yakınlarında yapıldı. Boudica atlı arabası üzerinden orduyu yönetiyordu. Yanında kızları da vardı. Tacitus&#8217;un aktardığına göre savaştan önceki konuşmasında Boudica kendisini, malını mülkünü kaybetmiş bir aristokrat olarak değil, kaybettiği özgürlüğünün, hırpalanan vücudunun ve kızlarının kirletilen namusunun intikamını almak isteyen sıradan bir insan olarak sunar. O, bir kadın olarak ya zafer elde edecektir ya da ölecektir. Eğer onu takip edenler (erkekler) köle olarak yaşamak istiyorlarsa bu onların tercihleridir.<br />
Ve savaş başlar. Açıkcası burada detaya girmek istemiyorum. Merak eden biraz araştırma ile (wikipedia mesela :)) detayları öğrenebilir. Kısaca Boudica&#8217;nın ordusu sayıca kalabalık olmasına rağmen kendini kapalı bir bölgeye sıkıştırır. Birebir dövüşte hem üstün taktikleri hem de üstün zırh ve silahları ile (o dönemde hala Bretonlar savaşa en az şekilde korunarak gitmenin daha kahramanca olduğunu düşünüyordu, savaşa çıplak olarak gidenler bile vardı) zaten avantajlıydılar. Açık alanda savaşma şansını da yitirdikten sonra yapabilecekleri birşey yoktu. Roma savaşı kazandı. Bretonlar kaçmaya çalıştılar ama o dönemlerde savaş alanının en arkasında aileleri, arabalarla bir sıra oluşturup destek ve son savunma hattı olarak görev görürlerdi. Üzerlerine doğru ilerleyen Romalılardan kaçmaya çalışan Bretonlar gerilerken, kendi ailelerinin oluşturduğu bu hatla çevrelenmiş olarak buldular kendilerini. Tam bir katliam yaşandı, Bretonlar aileleri ile birlikte katledildi. Tacitus&#8217;a göre bir raporda o gün 80.000 Breton&#8217;a karşılık sadece 400 Romalı ölmüştü. Yine Tacitus&#8217;a göre Boudica yenilgiden sonra zehirle intihar etti, Dio&#8217;a göre ise hastalanıp öldü.<br />
Ve böyle öldü işte Keltlerin savaşçı kraliçesi. Sonunda kaybetmiş olsa bile Roma&#8217;yı derinden sarstı. Yarattığı kriz o kadar büyüktü ki neredeyse İmparator Nero bütün İngiltere&#8217;den geri çekilecekti. Kaybetmiş olsa bile tarihte derin izler bıraktı ve bizlere ilham verdi, yapılan haksızlıklara karşı boyun eğmememiz gerektiğini gösterdi.<br />
Benden bu aylık da bu kadar.</p>
<p><img style="width: 340px; height: 425px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%281%29.jpg" alt="" /></p>
<p align="center"><img style="width: 393px; height: 364px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%282%29.gif" alt="" /></p>
<p align="center"><img style="width: 268px; height: 300px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%283%29.jpg" alt="" /></p>
<p><img style="width: 425px; height: 425px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%284%29.jpg" alt="" />,</p>
<p><img style="width: 496px; height: 334px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%285%29.jpg" alt="" /></p>
<p><img style="width: 422px; height: 600px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%286%29.jpg" alt="" /></p>
<p><img style="width: 434px; height: 345px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%287%29.jpg" alt="" /></p>
<p><img style="width: 218px; height: 309px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%288%29.jpg" alt="" /></p>
<p><img style="width: 318px; height: 268px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%289%29.gif" alt="" /></p>
<p><img style="width: 382px; height: 351px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%2810%29.jpg" alt="" /></p>
<p><img style="width: 495px; height: 345px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%2812%29.jpg" alt="" /></p>
<p><img style="width: 460px; height: 368px; border: 0px solid;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/09/btgnisan/Files/img/babe/boudica%20%2813%29.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/04/15/babe-of-the-month-boudica/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babe of The Month: Ada Lovelace</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/03/15/babe-of-the-month-ada-lovelace/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/03/15/babe-of-the-month-ada-lovelace/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 20:36:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ragnor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Babe of the Month]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=405</guid>
		<description><![CDATA[~ragnor

Bu ay ki güzelimiz zekasıyla başımızı döndüren biri. Kendisi dünyanın ilk bilgisayar programcısı. Hatta bilgisayarların programlanabilmesi fikrini yaratan kişi. Dikkat edin, dünyanın ilk kadın programcısı demedim, kendisi ilk programcı. Neyse en baştan başlayayım.
Ada Lovelace 10 Aralık 1815&#8242;te dünyaya gelir. Babası ünlü şair Lord Byron&#8217;dır. Ama daha bir aylıkken annesi onu alarak kendi ailesinin evine götürür. Bu yüzden babasını hiç tanımaz. Küçük yaşlarda annesinin etkisiyle matematikle ilgilenmeye başlar, bu konuda özel dersler alır. Çocukken geçirdiği hastalıklar yüzünden yatağa bağlı kaldığı dönemde de devam eder eğitimi. 8 Temmuz 1835&#8242;te William King ile ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><em>~ragnor</em></strong></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgmart/Files/img/babe/adalovelace.jpg" alt="" width="271" /></p>
<p>Bu ay ki güzelimiz zekasıyla başımızı döndüren biri. Kendisi dünyanın ilk bilgisayar programcısı. Hatta bilgisayarların programlanabilmesi fikrini yaratan kişi. Dikkat edin, dünyanın ilk kadın programcısı demedim, kendisi ilk programcı. Neyse en baştan başlayayım.</p>
<p>Ada Lovelace 10 Aralık 1815&#8242;te dünyaya gelir. Babası ünlü şair Lord Byron&#8217;dır. Ama daha bir aylıkken annesi onu alarak kendi ailesinin evine götürür. Bu yüzden babasını hiç tanımaz. Küçük yaşlarda annesinin etkisiyle matematikle ilgilenmeye başlar, bu konuda özel dersler alır. Çocukken geçirdiği hastalıklar yüzünden yatağa bağlı kaldığı dönemde de devam eder eğitimi. 8 Temmuz 1835&#8242;te William King ile evlenir ve Lovelace Kontes&#8217;i olur. Ama evliliğinden sonra bile matematik aşkı devam eder. 5 Haziran 1833&#8242;te Mary Somerville&#8217;in aracılığıyla Charles Babbage ile tanışır. Babbage bugünkü bilgisayarların atası kabul edilen &#8220;Differansiyel Makinası&#8221; ve &#8220;Analitik Makinası&#8221; ile ünlüdür. Ada Lovelace Babbage&#8217;a çalışmalarında yardım etmeye başlar. Çalışmaları sırasında zekası ve yazı yeteneği ile Babbage&#8217;ı etkiler. Babbage onun için &#8220;The Enchantress of Numbers&#8221; der, yani &#8220;Sayıların Hanımı&#8221; ve ona şu şiiri yazar:<br />
(yeteri kadar iyi çeviremeyeceğim için hiç kalkışmıyorum bile çevirmeye)<br />
&#8220;Forget this world and all its troubles and if<br />
possible its multitudinous Charlatans &#8211; every thing<br />
in short but the Enchantress of Numbers.&#8221;</p>
<p>Lovelace italyan matematikçi Luigi Menabrea&#8217;nın Analitik Makina üzerine yazdığı notlarını çevirdiği çalışmasının sonuna ek olarak bu çalışmanın kendisinden daha uzun olan kendi notlarını ekler. Notlar içinde Analitik Makina ile Bernoulli sayılarını hesaplayacak detaylı bir yöntemi barındırır. Tarihçiler tarafından bu ilk bilgisayar programı kabul edilir. Lovelace ayrıca bu makinanın karmaşık müzik ve grafik tasarımları amacıyla kullanılabileceği fikrini ortaya atar. Bu o zamana kadar bu tarz makinaları sadece hesaplama sonuçlarını almak için kullanan bilim adamları arasında ne kadar da ileri görüşlü olduğunun bir kanıtıdır.</p>
<p>Kendisi ne yazık ki genç yaşta, 36 yaşında kanserden ölmüştür. Mezarı hiç tanımadığı babasının yanındadır. Amerikan Savunma bakanlığı geliştirdikleri bir programlama diline onun anı olarak adını vermiştir. &#8220;ADA&#8221; programlama dili bütünüyle nesneye yönelik olan güzel bir programlama dilidir. Ada Lovelace ise benim özel kahramanlarımdandır. İlk bilgisayar programcısının bir kadın olması, ama bugün çevremde gerçekten kod yazabilen çok çok az kadın görmem beni kahreden bir durum. Örnek alınması gereken biri Lovelace kontes&#8217;i.</p>
<p>Benden bu kadar, önümüzdeki ay görüşmek üzere&#8230;</p>
<p>For further reading: <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Women_in_computing">http://en.wikipedia.org/wiki/Women_in_computing</a> :)</p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgmart/Files/img/babe/ada_lovelace2.jpg" alt="" width="418" height="575" /></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgmart/Files/img/babe/lovelace.jpg" alt="" width="268" height="300" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/03/15/babe-of-the-month-ada-lovelace/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babe of The Month: Emma Goldman</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/02/16/babe-of-the-month-emma-goldman/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/02/16/babe-of-the-month-emma-goldman/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 09:59:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ragnor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Babe of the Month]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=488</guid>
		<description><![CDATA[~ragnor

Herkese selamlar. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki finallerim yüzünden ve vakit darlığından aceleyle hazırlanmış bir yazı sunabileceğim size. Ama önemli olan kişiler ve onların anılması, tanıtılması olduğu için yine de yazmanın en doğrusu olduğuna karar verdim.
Bu ayki güzelimiz Emma Goldman. Kendisi ünlü bir anarşisttir. 19. yüzyılın sonlarında Rusya&#8217;da doğmuş ve Rusya&#8217;nın bu konudaki birikimleri sayesinde (Çernişevski&#8217;nin &#8220;Ne Yapmalı?&#8221; adlı eseri özellikle onu etkileyen eserlerin başındadır) anarşizme bulaşmıştır. Genç yaşta hem siyasi karışıklık içindeki Rusya&#8217;da entik bir azınlık olarak (Yahudi) hem de fakirlik içindeki bir yaşam sayesinde daha küçük yaşlarda baskı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><em><strong>~ragnor</strong></em></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman.jpg" alt="" width="271" /></p>
<p>Herkese selamlar. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki finallerim yüzünden ve vakit darlığından aceleyle hazırlanmış bir yazı sunabileceğim size. Ama önemli olan kişiler ve onların anılması, tanıtılması olduğu için yine de yazmanın en doğrusu olduğuna karar verdim.</p>
<p>Bu ayki güzelimiz Emma Goldman. Kendisi ünlü bir anarşisttir. 19. yüzyılın sonlarında Rusya&#8217;da doğmuş ve Rusya&#8217;nın bu konudaki birikimleri sayesinde (Çernişevski&#8217;nin &#8220;Ne Yapmalı?&#8221; adlı eseri özellikle onu etkileyen eserlerin başındadır) anarşizme bulaşmıştır. Genç yaşta hem siyasi karışıklık içindeki Rusya&#8217;da entik bir azınlık olarak (Yahudi) hem de fakirlik içindeki bir yaşam sayesinde daha küçük yaşlarda baskı altında bir hayat sürdürmüş ama genç yaşına rağmen beklenmeyecek bir olgunlukla hayatını özgürce yaşamayı bilmiş. 15 yaşında evlendirilmek istediğinde buna karşı çıkabilecek kadar güçlüymüş. 17 yaşında kardeşiyle beraber Amerika&#8217;ya göç etmiş ki işte asıl hikayemiz buradan sonra başlıyor. Anarşist harekete giriş, Alexander Berkman ile tanışmaları ve onun başarısız suikast girişimi, halkı isyana teşvikler (&#8220;İş isteyin. Eğer iş vermezlerse ekmek isteyin. Eğer ekmek vermezlerse ekmeğinizi alın.&#8221;) ve tutuklanmalar, Feminist hareketle bağlantısı olmasa da kadın hakları için eylemler, Berkman&#8217;la 1. Dünya Savaşına karşı düzenledikleri eylemler ve sonunda Amerika&#8217;dan sürülmeleri. Hareketli bir macera değil mi?</p>
<p align="left"><img style="border: 1px solid black; float: left; margin-left: 5px; margin-right: 5px;" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman2.jpg" alt="" width="300" height="250" /></p>
<p>Amerikan vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra Rusya&#8217;ya gider Berkman ile birlikte. Ama oradaki otoriter baskıcı Bolşevik rejimi onu hayal kırıklığına uğratır. Rusya&#8217;yı terk eder ve sonradan &#8220;Rusya&#8217;daki Hayal Kırıklığım&#8221; ve &#8220;Rusya&#8217;daki İlave Hayal Kırıklığım&#8221; adlı eserlerinde eleştirir dönemin Rusya&#8217;sını. Rusya&#8217;da gördükleri onun fikirlerini etkiler. Zamanla başlardaki &#8220;amaç aracı haklı çıkarır&#8221; tarzındaki fikirlerinden uzaklaşıp daha hümanist bir anarşizmi savunmaya başlar.</p>
<p>İngiltere&#8217;ye gider ve bir evlilik yapar, sürgün edileceği haberleri üzerine ona evlenme teklifi eden bir maden işçisi ile. İngiliz pasaportu ile gezer birçok ülkeyi. 1931&#8242;de &#8220;Hayatımı Yaşarken&#8221; isimli otobiyografisini yayımlar. Daha sonra İspanyol İç Savaşında faşistlere karşı yer alır. 14 Mayıs 1940&#8242;ta Kanada, Toronto&#8217;da ölür. Chicago&#8217;daki Haymarket İsyanı sonucu asılan anarşistlerin gömüldüğü yerın yakınlarına gömülür.</p>
<p>Kendisi büyük bir anarşisttir. Birçok insanı derinden etkilemiş, ilham vermiş, onları harekete geçirmiştir. İlk Feminist hareketlerle ilişkisi olmamamıştır ama yine de kadın hakları ve kadının özgürleşmesi için birçok eylemde bulunmuştur. Sizi de etkilemesi ve ilham vermesi umuduyla yazımı bitiriyorum. Kendisi hakkında daha fazla bilgi için (Çünkü kabul, yazım çok dandik oldu :)):</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Emma_Goldman">Türkçe vikipedi sayfası</a><br />
<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Emma_Goldman">İngilizce Wikipedia sayfası</a><br />
<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=emma%20goldman">Ekşisözlük&#8217;te hakkında yazılanlar</a> (12. girdiyi sevdim özellikle)</p>
<p><em><br />
</em></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman3.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman4.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman5.jpg" alt="" width="400" height="600" /></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman6.jpg" alt="" width="400" height="500" /></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman9.jpg" alt="" width="400" height="600" /></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman8.gif" alt="" width="400" height="500" /></p>
<p align="center"><img src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgsubat/Files/img/babe/emmagoldman7.jpg" alt="" width="300" height="500" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/02/16/babe-of-the-month-emma-goldman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babe of the Month: Ursula K. Le Guin</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/01/16/babe-of-the-month-ursula-k-le-guin/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/01/16/babe-of-the-month-ursula-k-le-guin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 01:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ragnor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Babe of the Month]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=452</guid>
		<description><![CDATA[~ragnor
 

 
&#8220;Söz sukutta
Işık karanlıkta
Yaşam ölürken gökyüzünde,
Uçarken parlar atmaca.&#8221;
-(Ea&#8217;nın Yaratılışı)
Tolkien&#8217;in kitaplarını tükettiğim ama Türkçeye çevrilen diğer fantastik kurgu romanlarının artık açlığımı dindiremediği bir dönemdi. Acaba beni onun kadar etkileyebilecek başka bir yazar ya da yapıt olacak mı diye merak ediyordum. İşte böyle bir dönemde aldım Yerdeniz serisinin ilk kitabını. Muhteşemdi, harküladeydi, süperdi! İyi bir kitap bekliyordum ama elimde türün en iyi kitaplarından biri duruyordu. O günden sonra birşeyler değişmişti benim için. Tamam Tolkien hala bir numaraydı; ama onu kopyalamadan da birşeyler, hem de çok güzel birşeyler yapılabileceğini öğrendim. Daha sonra bilimkurgu kitaplarına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>~ragnor</strong></p>
<p><span> </p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgocak/Files/img/ursula/ursula.gif" alt="" /></p>
<p><span> </span></p>
<p align="left"><em>&#8220;Söz sukutta<br />
Işık karanlıkta<br />
Yaşam ölürken gökyüzünde,<br />
Uçarken parlar atmaca.&#8221;</p>
<p></em>-(Ea&#8217;nın Yaratılışı)</p>
<p>Tolkien&#8217;in kitaplarını tükettiğim ama Türkçeye çevrilen diğer fantastik kurgu romanlarının artık açlığımı dindiremediği bir dönemdi. Acaba beni onun kadar etkileyebilecek başka bir yazar ya da yapıt olacak mı diye merak ediyordum. İşte böyle bir dönemde aldım Yerdeniz serisinin ilk kitabını. Muhteşemdi, harküladeydi, süperdi! İyi bir kitap bekliyordum ama elimde türün en iyi kitaplarından biri duruyordu. O günden sonra birşeyler değişmişti benim için. Tamam Tolkien hala bir numaraydı; ama onu kopyalamadan da birşeyler, hem de çok güzel birşeyler yapılabileceğini öğrendim. Daha sonra bilimkurgu kitaplarına da bulaştığımda ilk okuduklarımdan biri oldu Mülksüzler. Zaten merak ettiğim, kendimi yakın hissettiğim bir konuydu anarşizm, Mülksüzler&#8217;in arka kapağındaki yazısı da beni ikna etmekte yeterliydi.</p>
<p><em>&#8220;Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. İsimlerini toplumlarının kurucusu olan Odo&#8217;dan alıyorlar; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı. Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin&#8217;in, Goldmann ve Goodman&#8217;ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlakî ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır.&#8221; </em></p>
<p>Daha sonraları elime Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar adlı kitabı geçti. Tamamını okuyamadım ama tek bir makale yeterliydi benim için: &#8220;Amerikalılar Neden Ejderhalardan Korkar?&#8221;. Muhteşemdi ve benim için sadece Amerikalıların değil, Türklerin ve aslında aşağı yukarı bütün günümüz toplumlarının neden konu fantastik kurgu olunca bunu bayağı bulduklarını anlamamı sağladı. Babam, o kadar kitap okuyan o adam niye Yüzüklerin Efendisini okumuyor, onu anlamamı sağladı.</p>
<p>Yerdeniz serisiyle büyümek hakkında önemli şeyler öğretti, Mülksüzlerle anarşizmi öğretti ve Tao&#8217;ya merak sarmamı sağladı. Önümde yeni ufuklar açtı, beni çok derinden etkiledi. Bu yazıda bu kadar az kitaptan bahsediyorsam bunun sebebi de şudur, çünkü bütün kitaplarını okuyup bitirmemek için zor duruyorum; ama benim için o kadar kıymetliler ki birgün bitecekler ve okuyabileceğim başka Ursula K. Le Guin kitabı kalmayacak diye korkuyorum.</p>
<p>İçimdekileri döktüm, biraz da ansiklopedik bilgi lazım size, eh buyrun vikipedi&#8217;den taza arakladım:</p>
<p>Ursula Kroeber Le Guin, ABD&#8217;li yazar.</p>
<p>1929&#8242;da Kaliforniya, ABD&#8217;de dünyaya geldi. antropolog bir babayla (Alfred Kroeber) yazar bir annenin (Theodora Covel Brown Kracaw Kroeber) kızıdır. Massachusetts-Radcliffe College&#8217;tan sonra Columbia Üniversitesi&#8217;ni bitirdi. Fransa&#8217;da &#8220;Ortaçağ ve Rönesans Dönemi Edebiyatı&#8221; üzerine yüksek lisans yaptı. 1951&#8242;de tarihçi Charles A. Le Guin ile evlendi. Üç çocuk dünyaya getirdi. Halen ABD&#8217;nin Oregon eyaletinde yaşamaktadır.</p>
<p>Bilimkurgu türünde yazmaya 60&#8242;li yıllarda başladı. İlk öyküsü 1962&#8242;de yayınlandı. Pek çok üniversitede ders verdi, çeviri, derleme ve makaleleri yayınlandı. Le Guin, 1969&#8242;da yazmış olduğu &#8220;Karanlığın Sol Eli&#8221; adlı romanıyla Bilimkurgu dünyasının 2 büyük ödülü olan Hugo ve Nebula ödüllerini aldıktan sonra ün kazanmıştır. Ayrıca, 1974&#8242;te yazmış olduğu ütopik bilimkurgu romanı Mülksüzler ile 1975&#8242;de yine Hugo ve Nebula ödüllerini almıştır. Bilimkurgu ve fantastik kurgunun yanısıra şiir ve çocuk kitapları da bulunmaktadır.</p>
<p>Le Guin, teknolojik gelişmelerin değil, politika, toplumbilim ve psikolojinin öne çıktığı ve alternatif toplum biçimlerinin sorgulandığı bilimkurgu yaklaşımının en önemli temsilcilerindendir.</p>
<p>Eserleri arasında özellikle Yerdeniz Üçlemesi ya da sonradan eklenen dördüncü kitapla Yerdeniz Dörtlemesi (ing. Earthsea Quartet) çok ciddi hayran kitlesine ulaşmıştır. Bu serinin 3. romanı olan &#8220;En Uzak Sahil&#8221; (The Farthest Shore) kitabıyla 1973 yılında Çocuk Kitapları için verilen ABD milli ödülü (National Book Award) kazamıştır.</p>
<p>Ana Temaları</p>
<p>Temel feminist teoreme oldukça hakim olan Le Guin yazılarında teorisini gizlice vererek erkek okuru rahatsız etmez ve teoriyi okuyucuya gizlice zerk eder. Anarşist eğilimli ya da anaerkil toplumlar yaratmaktan çekinmez. Zaten hayatı boyunca asice hareket etmiştir. Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar adlı makale denemesinde bir yazısında zamanında Playboy dergisinde bile yazdığını söylemektedir. Pek çok okuru için bilge bir kadın tiplemesi olan Le Guin Ged (Çevik Atmaca) karakteri ile de pek çok okurun kişiliğine etki etmiştir. Yüzüklerin Efendisi&#8217;ndeki bilge ve ilk yaratılan Gandalf&#8217;ın aksine (Gandalf Tolkien mitosunda ilk yaratılan ve kutsal olan maiardandır. Bkz. Güç Yüzüklerine Dair adlı Tolkien kitabı) Le Guin&#8217;in baş kahramanı Ged Gont&#8217;lu bir keçi çobanı olarak başlayıp Roke adası büyücülerinin en büyüklerinden olmuştur. Yeraltı tanrılarının başrahibesi Tenar ise sıradan bir kadın olmayı tercih ederek kendini bulmuştur. Le Guin&#8217;in her kahramanı, her romanı bir süreç, bir değişim anlatır. Bilgeliği ve büyümeyi değişmekten korkmamakta bulur.</p>
<p>Romanları:</p>
<p>* Gifts, 2004<br />
* Earthsea 5: The Other Wind, 2001<br />
* The Telling, 2000<br />
* Always Coming Home, 1985<br />
* Earthsea 4: Tehanu, 1990<br />
* The Eye of the Heron, 1983<br />
* The Beginning Place, 1980<br />
* Malafrena, 1979<br />
* Very Far Away from Anywhere Else, 1976<br />
* The Word for World is Forest, 1976<br />
* The Dispossessed, An Ambiguous Utopia, 1974<br />
* Earthsea 3: The Farthest Shore, 1972<br />
* The Lathe of Heaven, 1971<br />
* Earthsea 2: The Tombs of Atuan, 1970<br />
* The Left Hand of Darkness, 1969<br />
* Earthsea 1: A Wizard of Earthsea, 1968<br />
* City of Illusion, 1967<br />
* Planet of Exile, 1966<br />
* Rocannon&#8217;s World, 1966</p>
<p>Öykü Kitapları:</p>
<p>* Changing Planes, 2003<br />
* The Birthday of the World, 2002<br />
* Tales from Earthsea, 2001<br />
* Unlocking the Air, 1996<br />
* Four Ways to Forgiveness, 1995<br />
* A Fisherman of the Inland Sea, 1994<br />
* Searoad, 1991<br />
* Buffalo Gals, and Other Animal Presences, 1987<br />
* The Compass Rose, 1982<br />
* Orsinian Tales, 1976<br />
* The Wind&#8217;s Twelve Quarters, 1975</p>
<p>Makaleler:</p>
<p>* The Wave in the Mind, 2004<br />
* Steering the Craft, 1998<br />
* Dancing at the Edge of the World, 1992<br />
* The Language of the Night, 1989</p>
<p>Şiirler:</p>
<p>* Sixty Odd, 1999<br />
* Going Out with Peacocks, 1994<br />
* Blue Moon Over Thurman Street (Roger Dorband&#8217;la birlikte), 1994<br />
* Wild Oats and Fireweed, 1988<br />
* Hard Words, 1981<br />
* Wild Angels, 1974</p>
<p>Türkçe&#8217;de Le Guin:</p>
<p>* Yerdeniz Dizisi<br />
* Öteki Rüzgar (The Other Wind), 2004<br />
* Yerdeniz Öyküleri (Tales from Earthsea), 2001<br />
* Tehanu (Tehanu), Ocak 1996<br />
* En Uzak Sahil (The Farthest Shore), Temmuz 1995<br />
* Atuan Mezarları (The Tombs of Atuan), Nisan 1995<br />
* Yerdeniz Büyücüsü (Wizard of Earthsea), Eylül 1994 Metis, Çeviri: Çiğdem Erkal İpek<br />
* Uçuştan Uçuşa (Changing Planes) Metis, 2004 Çeviri: Çiğdem Erkal İpek<br />
* Başka Bir Yer,K Kitaplığı, 2002, Çeviri: Cem Akaş<br />
* Hep Yuvaya Dönmek (Always Coming Home), Ayrıntı, 2002, Çeviri: Cemal Yardımcı<br />
* Bağışlanmanın Dört Yolu (Four Ways to Forgiveness), Metis, 2001, Çeviri: Çiğdem Erkal İpek<br />
* Kadınlar Rüyalar Ejderhalar (Makaleler), Metis, 1999, Çeviri: Deniz Erksan<br />
* Dünyaya Orman Denir (The Word for World Is Forest), Metis, Eylül 1996, Çeviri: Özlem Dinçkal<br />
* Rocannon&#8217;un Dünyası (Rocannon&#8217;s World), Metis, 1995, Çeviri: Tuba Çele<br />
* Her Yerden Çok Uzakta (Very Far Away from Anywhere Else), İmge Kitabevi, 1995, Çeviri: Semih Aközlü<br />
* Başlama Yeri (The Beginning Place), İletişim Yayınları, Haziran 1995, Çeviri: Can Eryümlü<br />
* Balıkçıl Gözü (The Eye of the Heron), Metis, Haziran 1995, Çeviri: Tuba Çele<br />
* Hayaller Şehri (City of Illusions), (Yeni baskısı Yanılsamalar Kenti adıyla yapılmıştır), İmge Kitabevi, 1994, Çeviri: Meltem Tayga<br />
* Karanlığın Sol Eli (The Left Hand of Darkness), Ayrıntı Yayınları, Ekim 1993, Çeviri: Ümit Altuğ<br />
* Atmacanın Türküsü (Wizard of Earthsea ve The Tombs of Atuan bir kitapta toplanmış), Ne Yayınları, Ekim 1992, Çeviri: Barış Karaoğlu, Gülsüm Ramazanoğlu<br />
* Gülün Günlüğü (The Wind&#8217;s Twelve Quarters ve The Compass Rose&#8217;dan alınan öyküler), Ayrıntı Yayınları, Mart 1992, Çeviri: Ümit Altuğ<br />
* Mülksüzler (The Dispossessed: An Ambiguous Utopia), Metis, Ocak 1990, Çeviri: Levent Mollamustafaoğlu<br />
* Sürgün Gezegeni (*), İthaki, Ağustos 1999, Çeviri: Ayşe Gorbon</p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgocak/Files/img/ursula/ursula2.jpg" alt="" width="350" /></p>
<p><span></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgocak/Files/img/ursula/ursula5.jpeg" alt="" width="350" /></p>
<p><span></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgocak/Files/img/ursula/ursula3.jpg" alt="" /></p>
<p><span></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgocak/Files/img/ursula/ursula4.jpg" alt="" /></p>
<p><span></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgocak/Files/img/ursula/mulksuzler.jpg" alt="" /></p>
<p><span></p>
<p style="text-align: center;" align="center"><img class="aligncenter" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btgocak/Files/img/ursula/earthsea.jpg" alt="" width="500" /></p>
<p></span></span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/01/16/babe-of-the-month-ursula-k-le-guin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babe of the Month: Kibele</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2008/12/24/babe-of-the-month-kibele/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2008/12/24/babe-of-the-month-kibele/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 22:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ragnor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Babe of the Month]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=760</guid>
		<description><![CDATA[


Bu ayın bebeği Kibele. Kendisi Ana Tanrıça olur. İlk çağlardan beridir Anadolu&#8217;da yani insan medeniyetlerinin merkezinde, insanoğlunun annesi olarak tapılmıştır. O hayat verendir, besleyendir ve sevendir. O ilk dinlerin ilk tanrıçasıdır. Diğer bütün tanrılar ondan gelir. Zamanla gelişen, karmaşıklaşan bütün o mitolojilerde de hep bir yeri vardır. Hepsi onu alıp ona başka bir isim verirler. Kimi Isis der, kimi Ishtar, kimi Venus, kimi Rhea, ama özünde aynıdır; O bizi doğuran, o bizi besleyen, o bizi seven.
Benden bu kadar zırvalama yeter. Biraz Wikipedia&#8217;dan araklayayım da ansiklopedik bilgi edinin:
Kibele veya Kybele, bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele.jpg" alt="" width="282" height="500" /></p>
<p><span></p>
<p align="left">Bu ayın bebeği Kibele. Kendisi Ana Tanrıça olur. İlk çağlardan beridir Anadolu&#8217;da yani insan medeniyetlerinin merkezinde, insanoğlunun annesi olarak tapılmıştır. O hayat verendir, besleyendir ve sevendir. O ilk dinlerin ilk tanrıçasıdır. Diğer bütün tanrılar ondan gelir. Zamanla gelişen, karmaşıklaşan bütün o mitolojilerde de hep bir yeri vardır. Hepsi onu alıp ona başka bir isim verirler. Kimi Isis der, kimi Ishtar, kimi Venus, kimi Rhea, ama özünde aynıdır; O bizi doğuran, o bizi besleyen, o bizi seven.</p>
<p>Benden bu kadar zırvalama yeter. Biraz Wikipedia&#8217;dan araklayayım da ansiklopedik bilgi edinin:</p>
<p>Kibele veya Kybele, bir Anadolu Tanrıçası. Birçok kültürde farklı isimlerle yer alır. Akdeniz çevresinde, Asya&#8217;da ve kuzey ülkelerinde birçok kültür ve uygarlıkta çeşitli isimlerle anılan bir Ana Tanrıça ile karşılaşmak mümkündür. Anadolu&#8217;da yapılan kazılar, Ana Tanrıça figürünün M.Ö. 6500 &#8211; 7000&#8242;lere kadar dayandığını ortaya çıkartmıştır. Analığı, üremeyi, dişiliği, hayatın sürmesini ve dolayısıyla bereketi simgeleyen tanrıça, ayakta, oturmuş ya da uzanmış olarak betimlenir; düzgün vücüdu her zaman tasvir konusudur. Heykellerin bir bölümünde doğum yaparken görülür. Otururken ya da doğum anındaki bazı heykellerde yanında iki leopar bulunur.</p>
<p>Ana Tanrıça&#8217;nın kutsal hayvanı olan leopar, hayvanların kraliçesi olduğunu ve doğa üzerindeki sınırsız egemenliğini simgeler. Bazen kollarında, çeşitli efsanelere göre tanrıçanın hem çocuğu, hem de sevgilisi olan Attis&#8217;i taşır. Kibele figürünün kökeni Anadolu&#8217;da çok eski dönemlere dayanır. Örneğin Hitit ve Hurriler tarafından tapınılan Kubaba, tartışmalı da olsa, çok sonraları oluşacak Kibele&#8217;ye öncülük eden figürlerden biri sayılır. Örnek iddia, Ana Tanrıça Kibele, Ana da Çumralıdır. Yani Çatalhöyük&#8217;lüdür.</p>
<p>En yaygın kullanımı Frig uygarlığındadır. Frigya mitolojisinde bir Ana Tanrıça olan Kibele&#8217;ye genellikle dağ zirvelerinde tapınılırdı. Doğa ile özdeşleştirilmiş, özellikle bazı vahşi hayvanlarla ilişkilendirilmiştir. Anadolu&#8217;da çok sayıda Kybele anıtı vardır. Afyon-Eskişehir civarında yeralan açıkhava tapınaklarında niş içinde, Arka ayakları üzerinde duran birer aslan, iki yanında olacak şekilde bir Ana Tanrıça kabartması bulunur. Ana Tanrıça&#8217;ya tapınmaya gelenlerin, bereket ve doğurganlıktan pay almak için Kybele&#8217;nin ve aslanların üreme organlarına dokunarak aşındırdıkları görülmektedir. Frigya&#8217;da, Anadolu&#8217;da Kibele&#8217;yi baş ilahe olarak kabul eden bir topluluğun vecde dayalı bir organizasyon biçimini Frigyalılar döneminde kazandığı sanılmaktadır. Eski metinler Koribantlar denilen Frigyalı Kibele rahiplerinin psişik yeteneklere sahip olduklarını, tılsımlı taşlar kullandıklarını ve kendilerini hadım ettiklerini bildirmektedir. Enerjik etkinliğe sahip olduklarına inanılan bu tılsımlı taşlardan en ünlüsü vaktiyle Pessinus&#8217;ta bulunan, Kibele kara-taş&#8217;ı olarak bilinir.</p>
<p>Kibele, Frigler&#8217;de bereket ve çoğalmanın simgesi olmuştur. Bu inanınç daha sonra yunanlılara geçmiştir. Diğer uygarlıkların Kybele inancı daha sonraki uygarlıkları da büyük ölçüde etkilemiştir. Özellikle Yunan ve Roma mitolojisinde, Frigya dönemindeki bazı tapınma ritüelleri aynı formda kültik olarak devam etmiş, Kibele&#8217;nin özellikleri farklı tanrı ve tanrıçalarda yeniden hayat bulmuştur. Bunun en bilinen örneği Yunan mitolojisindeki Artemis&#8217;tir; Artemis Roma mitolojisinde Diana adını almıştır. Kybele, edebiyatta en çok sözü edilen tanrıçalardan biridir. Özellikle Romalı yazarlar Kybele&#8217;den çok sık bahsetmişlerdir.</p>
<p>(Orjinal boyutlar için resimlere sağ tıklayabilirsiniz)  <span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%285%29.jpg" alt="" width="186" height="197" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2810%29.jpg" alt="" width="229" height="320" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2812%29.jpg" alt="" width="282" height="450" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2816%29.jpg" alt="" width="252" height="504" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2814%29.jpg" alt="" width="300" height="311" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2815%29.jpg" alt="" width="350" height="302" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%289%29.jpg" alt="" width="378" height="290" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%288%29.JPG" alt="" width="370" height="277" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%287%29.jpg" alt="" width="346" height="400" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%286%29.jpg" alt="" width="394" height="600" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2813%29.jpg" alt="" width="322" height="576" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2811%29.jpg" alt="" width="400" height="500" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%282%29.jpg" alt="" width="400" height="550" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%284%29.jpg" alt="" width="459" height="500" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%281%29.JPG" alt="" width="500" height="474" /></p>
<p><span></p>
<p align="center"><img src="/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%283%29.jpg" alt="" width="574" height="454" /></p>
<p></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p></span></p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2008/12/24/babe-of-the-month-kibele/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babe of the Month: Mizuki Horii</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2008/03/16/babe-of-the-month-mizuki-horii/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2008/03/16/babe-of-the-month-mizuki-horii/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Mar 2008 21:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Qpax</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Babe of the Month]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=439</guid>
		<description><![CDATA[~Qpax
Mizuki Horii
Profili :
Doğum Yılı : Nisan 21, 1986
Doğduğu Yer : Chiba, Japan
Boyu : 148cm
Göğüs çevresi : 93cm ( H-cup yani ehah *-*&#8217; )
Bel ölçüsü : 55cm
Kalçalar : 86cm
Kısaca :
Mizuki Horii 2005 yılında yıldızı parlamış bir j-pop idolü. Bu yıldan sonra yükselişe geçmesini takiben rol aldığı on iki film sayesinde ününe ün katmış ve benim gibi j-idol manyaklarının ilgi odağı olmayı başarmıştır.
İlgi odağı demişken, neden bu kadar ilgi odağı olduğuna gelince kısaca bunun nedenini şöyle açıklayabiliriz.
Kendisinin sahip olduğu tanrı vergisi güzelliği sayesinde (tabi bazıları photoshop güzeli diyorlar ama değil maalesef&#8230; &#8211; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>~Qpax</em></strong></p>
<p><span>Mizuki Horii</span></p>
<p><span>Profili :</span></p>
<p><span>Doğum Yılı : Nisan 21, 1986</span></p>
<p><span>Doğduğu Yer : Chiba, Japan</span></p>
<p><span>Boyu : 148cm</span></p>
<p><span>Göğüs çevresi : 93cm ( H-cup yani ehah *-*&#8217; )</span></p>
<p><span>Bel ölçüsü : 55cm</span></p>
<p><span>Kalçalar : 86cm</span></p>
<p><span>Kısaca :</span></p>
<p><span>Mizuki Horii 2005 yılında yıldızı parlamış bir j-pop idolü. Bu yıldan sonra yükselişe geçmesini takiben rol aldığı on iki film sayesinde ününe ün katmış ve benim gibi j-idol manyaklarının ilgi odağı olmayı başarmıştır.</span></p>
<p><span>İlgi odağı demişken, neden bu kadar ilgi odağı olduğuna gelince kısaca bunun nedenini şöyle açıklayabiliriz.</span></p>
<p><span>Kendisinin sahip olduğu tanrı vergisi güzelliği sayesinde (tabi bazıları photoshop güzeli diyorlar ama değil maalesef&#8230; &#8211; Eee abi gittin gördün mü !? diye sorucak olursanız &#8211; Evet gittim gördüm ve yanağına da bir buse kondurdum diyorum) çeşitli populer j-magazin ve idol dergilerinin ilgisini çekmeyi başarmıştır. Bunun en büyük etkenlerinden biri olduğu ilk bakışta göze çarpan o naçizane elmalarıdır. Öhm&#8230;Yani demek istediği Japonya&#8217;da genellikle insanlar kısa boylu ve dolgun göğüslü kızlara bayılırlar. Tercih meselesi tabii ki bu. Ayrıca bu fiziki özelliklerinin yanında yüz güzelliğide etkileyince benim gibi insanların ağzının kenarından bal damlamaktadır bu tarz kızların güzelliğini görünce.</span></p>
<p><span>Efenim eğer hobilerinden bahsedecek olursak; kendisi piyano çalmayı çok sever. Her ne kadar piyano çalmayı beceremezse de onun sadece piyano başında oturması ve size tebessüm etmesi yeterdir. Zaten gözlerinden size vermek istediği ifadeyi ve sanatı anlayabilirsiniz. O gözlerin içinde dalıp gittiğiniz zaman. Bunun yanında kendisi basketbol oynamayı da sever. Aman Allah&#8217;ım eğer Youtube&#8217;u açıp bu kızımızın birkaç videosuna bakacak olursak basketbol oynadığını da görüceksiniz. Aman diyeyim şimdi koyamıyorum buraya o videosunu ama size o videonunda linkini vermiyorum ki içinizde kalsın. Kısaca ne yaptığını merak ediyorsanız girip araştırır bakarsınız (Halen unutamam elinde o topu tutuşu ve bikini ile zıplayıp basket topunu sektirmesini&#8230; Artık gerisini siz canlandırın aklınızda nelerin bıngıl bıngıl top ile sektiğini&#8230; öhgö öghö XD ) (Edeb ya hu! Ahahaha! -Anubis)</span></p>
<p><span>Her neyse artı bu hobilere ek olarak kendisi bowling ve dart oynamayı da çok sever. Zaten ben geçen gün kendisi ile bowling oynadım da keşke oynamaz olaydım dedim. Tanrım o nasıl üç parmakla bowling topunu kavrayış !? O nasıl güzellikte eğilip de bowling topunu bırakış ve strayk yapış&#8230; Siz düşünün artık ben arkada eridim böyle&#8230; Keşke el verseydi de biraz daha vakit geçirebilseydim kendisi ile ama ne yazık ki Kanto bölgesinde çıkan ölüm olaylarından sonra kısa süreliğine Türkiye&#8217;ye dönüş yaptım. Ölüm olaylarının nedeni kalp kriziymiş ve Kira adında bir kişi böyle kızlara bakan kişilerin kalp krizinden gittiğini iddia ediyormuş. Ama L adında böyle j-idol hayranı bir dedektif çıkıp olmaz öyle şey deyip seni yakalayıp&#8230; Eeaa ne diyorum ben&#8230; Neyse işte sizi birkaç güzel resmi ile baş başa bırakayım^^</span></p>
<p><span>Resimler için <a href="http://www.beneaththeground.org/btgonline/08/btgmart/dosyalar/img/mizuki">tıklayın</a>.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2008/03/16/babe-of-the-month-mizuki-horii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

