<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beneath The Ground &#187; Konser</title>
	<atom:link href="http://beneaththeground.org/tag/konser/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://beneaththeground.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 17:17:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kültür Shock Konseri</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/04/10/kultur-shock-konseri/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/04/10/kultur-shock-konseri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 11:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dark Templar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=3095</guid>
		<description><![CDATA[
Bu yazı ertelenemez. Bugün, bu gece, bu saatte, sabaha karşı 2.30 sularında henüz tazeyken o müziğin üzerimdeki ruhu yazılmalı. Başka türlü bu konserin ruhunu aktaramam çünkü. Evet albüm incelemelerinde sizlere defalarca önerdiğim şeyi gerçekleştirdim sonunda. Kultur Shock bu gece İstanbul’daydı. Ghetto’da. Ben de oradaydım. Benim gibi onlarca insan da.
Dürüst olmak gerekirse endişeliydim. Konser mekânına gittiğimde benimle beraber sadece bir kişinin olduğunu görünce çok endişelendim. Neyse ki yüzümü kara çıkartmadı İstanbul dinleyicisi ve gecenin ilerleyen saatlerinde doldukça doldu mekân. Çok olmasa da yine hatırı sayılır bir kalabalık vardı diyebilirim. Mekân doldukça ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3756.jpg"><br />
</a><img class="size-medium wp-image-3097 alignleft" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3749-300x224.jpg" alt="" width="240" height="179" />Bu yazı ertelenemez. Bugün, bu gece, bu saatte, sabaha karşı 2.30 sularında henüz tazeyken o müziğin üzerimdeki ruhu yazılmalı. Başka türlü bu konserin ruhunu aktaramam çünkü. Evet albüm incelemelerinde sizlere defalarca önerdiğim şeyi gerçekleştirdim sonunda. Kultur Shock bu gece İstanbul’daydı. Ghetto’da. Ben de oradaydım. Benim gibi onlarca insan da.</p>
<p>Dürüst olmak gerekirse endişeliydim. Konser mekânına gittiğimde benimle beraber sadece bir kişinin olduğunu görünce çok endişelendim. Neyse ki yüzümü kara çıkartmadı İstanbul dinleyicisi ve gecenin ilerleyen saatlerinde doldukça doldu mekân. Çok olmasa da yine hatırı sayılır bir kalabalık vardı diyebilirim. Mekân doldukça bir başka kaygı başladı bende. Konsere gelen kitleye şöyle bir göz gezdirdim ve çoğunluğu nedense gözüme Kultur Shock’la uzaktan yakından alakası olmayacak insanlar gibi geliyorlardı. Sonra düşündüm ve aptallığıma yandım. Asıl Kultur Shock ruhu bu değil miydi zaten? Birbirinden tamamen farklı insanların oluşturduğu bir grubun dinleyici kitlesini niye bir kalıba sokmaya çalışıyordum ki? Metal dinleyicisinden, benim gibi “normal” insanlara, eskici twistçisinden, kızıyla beraber dinlemeye gelen anne babaya herkes Ghetto’daydı bu gece. Herkesin ortak amacı vardı. <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3756.jpg"><img class="alignright" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3756-300x224.jpg" alt="" width="210" height="157" /></a></p>
<p>Konser sonunda az da olsa kendisine lanetler okuyacağımı bilmeden, DJ’in eski, hareketli müzikleri eşliğinde konseri bekliyorduk. Konser saati biletlerde ve etkinlik takviminde 22.30 gözüküyordu ama 9.30da grup daha yeni ses denetimini bitirmişti. Sonradan öğrendim ki güzel İstanbul’un trafiğinde harcamışlar saatlerini. Çok da umurumdaydı sanki konserin 1 saat geç başlaması. Neredeyse iki yıldır gelsinler diye bekliyordum. Sonunda Revolution Song Intro çalmaya başladı ve grup teker teker yerini aldı sahnede. Derken bir anda King for Today’e girdiler. O bitti mi bitmedi mi derken Mujo Kuje, derken God is Busy… Deliler gibi zıplıyor, deliler gibi bağırıyordum. O youtube videolarında gördüğüm enerjiyi düşündüm. O videolardan aldığım his bunun yanında hiçbir şeydi. Etrafıma baktım benim gibi <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3766.jpg"><img class="alignleft" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3766-300x224.jpg" alt="" width="210" height="157" /></a>deliler gibi zıplayan insanlar, bağırıp çağıranlar vardı ama kabul ediyorum ki sanırım bunlar sadece bu kişilerle sınırlıydı. Arka taraflarda durum nasıldı bilmiyordum, pek de umurumda değildi açıkçası. Ben aklımı kaybetmişçesine eğleniyordum. Takatim kalmayacak gibi olduğunda tekrar sahneye odaklanıyordum ve anlayamadığım bir şekilde yeniden doluyordum ve yarın yokmuşçasına oynamaya başlıyordum. Attığım göbeğin, hıplamaların(hoplama ve zıplamadan üretilmiş bir kelime) haddi hesabı kalmadı. Bu hıplamalar sırasında etrafımdaki kişilerin ayaklarını da ezmeden geçemedim. Yanımdaki hanımefendinin ayağına iki defa konmuş olmama rağmen herhangi bir kinaye belirtisi olmadan, anlayışlı bir şekilde “Önemli değil” demesi de sevindiriciydi benim açımdan.</p>
<p style="text-align: left;">God is Busy sonrasında County Mohammed, Don’t Shoot, Duga, Poor Man’s Tango, Tamni Vilajet, Istanbul, Sheitan, Duna, Nadjia ile devam ettiler ve Hashishi ile bitirdiler. İtiraf etmem gerekirse ne zaman hangi şarkıyı çaldıklarını ilk üç <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3777.jpg"><img class="alignright" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3777-300x224.jpg" alt="" width="210" height="157" /></a> ve son şarkı dışında hatırlamıyorum. Konser sonunda sahneden şarkı listesini çaldığım için bunları yazabiliyorum. Hashishi’yi haklı çıkarırcasına kendimden geçmiştim siz düşünün. Hashishi sonrasında sahneden  inip  tezahüratlarımızla tekrar sahneye çıktılar ve benim en sevdiğim şarkıları olan Zumbul’u çaldılar. Bu hüzünlü ve beni az kalsın ağlatacak şarkıdan sonra, “sizi biraz hüzünlendirdik, gelin biraz da göbek attıralım” dercesine Mastika’ya girdiler. İşte o an, konser başlamadan önceki kitle kaygımın ne kadar yersiz olduğunu tekrar gördüm. İnsanlar elindeki rakı bardağını bile bırakmadan, kendilerini kaptırmış göbek atıyorlardı. Bu Kultur Shock ruhuydu işte. Sarajevo ile birlikte hep beraber hıplaya hıplaya bitirdik konseri. Gino “elimizden geldiğince devam edeceğiz” demişti sahneye tekrar döndüklerinde. Öyle de olacakmış aslında. Geri döneceklermiş ama DJ kendini kaptırıp müzik açınca çıkamamışlar. İşte bu yüzdündendir kendisine az da olsa lanet okumam. <a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3777.jpg"><br />
</a></p>
<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3782.jpg"><img class="alignleft" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/DSCN3782-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Konser bitiminde sahnenin oralarda kendime gelmeye çalışıyordum. Kulis yolunda bekleyen davulcu Chris’i gördüm. Yakınlarda koruma olmadığını ve birkaç dinleyicinin o taraflara gittiğini görünce hemen sinsice yaklaştım ve kendisiyle bir fotoğraf çekildim. Ayrıca bir davulcu olarak hatıra olması için baget istedim. Hemen geliyorum deyip kulise gitti. Derken Paris indi sahneden kemanı ve bir ton eşyasıyla birlikte. Onunla da bir fotoğraf çektirdim. Kapının orada Gino’yu gördüm. Hayranlarıyla fotoğraf çektiriyordu. Ben de bir tane çekildim. Derken Chris çalmaktan bertaraf olmuş kırık bageti getirdi. Tüm grubun samimiyetine ve güler yüzlülüğüne hayran kaldım. Tam dışarı çıkarken basçı Guy’ı gördüm. Yanına gidip muhteşem gösteri için teşekkür ettim, fotoğraf çektirdim. Sonrasında Sasho ve Guy ile muhabbete bir süre devam ettim. Ve sonunda eve doğru yola çıktım. Yüzümde gene o aptal, gitmeyen gülümseme vardı.</p>
<p>Beş saatlik uyku, 9 saatlik çalışmanın ardından, bu muhteşem iki saat… Kollarım ve ayaklarım tutmuyor, sesim kısık olabilir. Belki de hasta olacağım yarın. Ama hiçbiri umurumda değil. Bu iki saat boyunca, King for Today’de dediği gibi “yarın yok, sadece bugün var” düsturunda kendimden geçtim. Aynı düstur yüzünden bu yazı yarın değil bugün, sabaha karşı yazılıyor. Çünkü onlar yarın yokmuşçasına çalıyorlar ve siz de yarın yokmuşçasına eğleniyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/04/10/kultur-shock-konseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>22 Ekim Niyaz Konseri ve Azam Ali Üzerine</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/11/02/22-ekim-niyaz-konseri-ve-azam-ali-uzerine/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/11/02/22-ekim-niyaz-konseri-ve-azam-ali-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 15:44:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Illdan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1280</guid>
		<description><![CDATA[



Konser Haberi ve Grup Hakkında Değerlendirmeler

22 Ekim 2009 günü Beyoğlu&#8216;nun eğlence merkezlerinden Ghetto&#8216;da tam anlamıyla bir müzik ziyafeti yaşandı. (Evet, ikinci sınıf Türk gazetelerinin  Kültür-Sanat eklerine yakışır bu girişten sonra neden bahsettiğimi artık gönül rahatlığıyla açıklayabilirim.)

19. Akbank Caz Festivali kapsamında birbirinden güzel ve unutulmaz pek çok konseri oldukça ucuz bilet fiyatları karşılığında izleme/dinleme fırsatı bulan yurdum gençliğinin keyfine eminim ki diyecek yoktur ama benim için asıl büyük öneme sahip olanı pek de cazla ilgili olmayan bir grubun performansıydı. Etnik müzik ve New Age dinleyicilerinin oldukça yakından tanıdığı bir isim olan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm">
<p style="text-align: center"><img src="http://img510.imageshack.us/img510/3690/azamali2.jpg" alt="Niyaz" /></p>
<p style="text-align: center">
<p style="text-align: center">
<h3><strong>Konser Haberi ve Grup Hakkında Değerlendirmeler<br />
</strong></h3>
<p><strong>22 Ekim 2009</strong> günü <strong>Beyoğlu</strong>&#8216;nun eğlence merkezlerinden <strong>Ghetto</strong>&#8216;da tam anlamıyla bir müzik ziyafeti yaşandı. (Evet, ikinci sınıf Türk gazetelerinin  Kültür-Sanat eklerine yakışır bu girişten sonra neden bahsettiğimi artık gönül rahatlığıyla açıklayabilirim.)</p>
<p><img class="alignleft" src="http://img203.imageshack.us/img203/2706/azamali1.jpg" alt="Azam Ali" /></p>
<p><strong>19. Akbank Caz Festivali</strong> kapsamında birbirinden güzel ve unutulmaz pek çok konseri oldukça ucuz bilet fiyatları karşılığında izleme/dinleme fırsatı bulan yurdum gençliğinin keyfine eminim ki diyecek yoktur ama benim için asıl büyük öneme sahip olanı pek de cazla ilgili olmayan bir grubun performansıydı. Etnik müzik ve New Age dinleyicilerinin oldukça yakından tanıdığı bir isim olan <strong>Azam Ali</strong> ve onun son projesi olan <strong>Niyaz</strong> grubunun Ghetto&#8217;da verdiği konserden bahsediyorum tabii ki.</p>
<p>Azam Ali, <strong>İran</strong> devrimi sebebiyle küçük yaşlarda <strong>Hindistan&#8217;a,</strong> oradan da istediği müziği yapabilmek için <strong>Amerika&#8217;ya</strong> gitmiş, hayatı ülke ülke gezerek geçmiş bir müzisyen. Gittiği-gördüğü yerlerin kültürleri elbette onun müziğini de etkilemiş, hatta beslemiş ve bu da onu son derece verimli bir sanatçı kılmış görünüyor ki solo albümleri, <strong>Vas</strong> ve daha sonra kurduğu <strong>Niyaz</strong> isimli iki grubunun yanı sıra, farklı ülkelerden pek çok sanatçıyla da sayısını bilemediğim kadar çok ortak çalışması bulunuyor kendisinin. (<strong>Matrix</strong> soundtrack&#8217;inde bile onun imzasına rastlamak mümkün!) Niyaz ise kadrosu itibari ile adeta bir kültür mozaiği (bunu söylemesem olmazdı). Her ne kadar konserden konsere değişiklikler olsa da İstanbul konserinde sahnede bir Türk, bir Pakistanlı, bir Hintli, bir Amerikalı ve iki İranlı (Azam Ali ve eşi <strong>Loga Ramin Turkian</strong>) olduğunu söylersem bu konuya biraz olsun açıklık getirmiş olurum sanırım.</p>
<p>Aslında bu Azam Ali&#8217;nin ilk Türkiye konseri değil, hatta Türkiye&#8217;ye sık sık uğradığını söylemek mümkün, şu anda hatırlayabildiklerim arasında <strong>Mercan Dede</strong> ile birlikte sahneye çıktığı <strong>Bursa konseri</strong> ve kısa sayılabilecek bir süre önce verdiği <strong>Diyarbakır Konseri</strong> var. Ancak bu benim kendisini ve grubunu ilk kez canlı dinleme fırsatımdı, o yüzden ayağıma kadar gelen fırsatı tepmemek adına konser biletimi ilk fırsatta almıştım. (İyi ki de öyle yapmışım, çünkü daha bir hafta geçer geçmez indirimli öğrenci biletleri tükenmişti ve bu konseri neredeyse iki katı fiyata izlemek anlamına geliyordu.) Aslında kısıtlı bütçem yüzünden Richard Bona konserine mi yoksa Niyaz konserine mi gideceğim konusunda kısa bir tereddüt yaşadığımı itiraf ediyorum, ancak sonuçtan hiç de pişman değilim açıkcası.</p>
<h3 style="margin-bottom: 0cm"><strong>Konser Günü</strong></h3>
<p>Konser günü benim için peş peşe aksaklıklara başlasa da (ayağımda birden bire ortaya çıkan bir sorun yüzünden yürürken sıkıntı çekmeme Ghetto&#8217;nun tam adresini bilmiyor olmam ve bulmakta zorluk çekmem de eklenince), sonunda sürünerek de olsa bu konsere gitmenin kararlılığıyla kendimi Ghetto&#8217;nun iri cüsseli korumalarından sıyırıp konser sahnesinin önüne atmayı başardım. Bu durum benim de beklemediğim bir durumdu çünkü içeride benden çok daha önce gelmiş ve konseri bekleyen başka dinleyiciler de vardı, fakat konser sahnesinin giriş kapısının hemen yanında olması benim için büyük bir şans olmuş ve konseri en önden izleme fırsatını ele geçirmiştim.</p>
<p>Kısa bir bekleyişten sonra kapıdan Azam Ali ve eşi göründü, konsere ilgi tahmin etttiğimden fazla olduğu için dinleyicilere hareket edecek pek bir alan kalmamıştı, bu da yanımda fotoğraf makinesi getirmediğim için sevinmeme neden oldu aslında. (Bu konserin bir rüya gibi geçmesini istediğimden çok fazla hatıra depolamak istememiştim, bir düş gibi parça parça olması benim daha çok hoşuma giderdi ancak bu noktada Ghetto&#8217;nun içki fiyatlarını pek hesaba katmamışım sanırım. Eğer bir bira için 10 tl&#8217;yi gözden çıkarmanıza izin verecek bir banka hesabınız yoksa, benim durumuma düşmemenizi tavsiye ederim.) Sahneye çıktıktan sonra gözlerini kapayan Azam Ali tahminlerimi doğrularcasına <strong>Allahi Allah</strong> isimli parçasıyla performansına başladı.</p>
<p>Bu noktadan sonra hatırlayabildiğim şeyler arasında sırasıyla <strong>Beni Beni</strong> (ki Azam Ali&#8217;nin <strong>Sabahat Akkiraz</strong> hayranlığı sebebiyle albümüne eklediği türkçe bir parça olduğunu söylemem gerek), Sadrang, şu anda ismini hatırlayamadığım kimi eski parçaların yanı sıra yeni albümlerinden iki parça, Dilruba, ve yeniden Beni Beni&#8217;nin çalınarak kapanışın yapıldığı; Azam Ali&#8217;nin Nasir Musa&#8217;yı sahneye çağırdığı ve parça aralarında Ortadoğu Kültürü, Türkiye-İran benzerliği ile kader üzerine yaptığı konuşmaların bir kısmı var.</p>
<p><img class="alignright" src="http://img689.imageshack.us/img689/7845/tabx.jpg" alt="Konserden bir sahne" /></p>
<p>Azam Ali, kendisinin de belirttiği üzere, bu konseri sadece şarkıların çalındığı bir şov olarak değil, kimi önemli konularda mesajların yayılması için bir araç olarak görüğü için hemen hemen her parçadan sonra kısa bir konuşma yaptı. Bu konuşmalar sırasında ülkesini ne kadar özlediğini her defasında belirtmesi özellikle dikkatimi çekti, Türkiye için “Burası tam olarak ülkemizin olmasını arzu ettiğimiz gibi bir yer, bu güzel ülkenin kıymetini bilmelisiniz; çünkü Orta Doğu bizim anavatanımız ve insan nerede olursa olsun içinde doğduğu-büyüdüğü yerlere özlem duymadan edemiyor.” demesi bunun güzel bir örneğiydi zaten. Ayrıca ülkelerinden ayrılmak zorunda kaldıkları için çok üzgün olduklarını, ancak eğer siyasi sebepler yüzünden böyle bir ayrılık yaşamak zorunda kalmasalar, bu gün burada birlikte bu müziği yapamayacaklarını bildiği için de çok karmaşık duygular içerisinde olduğunu söyledi. Eğer yanlış görmediysem bu esnada arkada, Nasir Musa&#8217;nın gözlerinden yaşlar akıyordu&#8230;</p>
<p>Bu duygusal konuşmalardan sonra  Azam Ali, konseri Dilruba isimli parçalarıyla bitireceklerini ve bu şarkı esnasında herkein dans etmesini istediğini söyledi. Açıkcası konserin en güzel kısmı burasıydı benim için, kendimi tam anlamıyla müziğin akışına kaptırdığımı hâlâ aynı canlılıkla hissedebiliyorum. (Hayır, konser alanında kıvrak dans figürleri sergilemekten bahsetmiyorum.) Grup sahneyi kısa bir süreliğine terkettikten sonra bitmek bilmeyen alkışlar sayesinde bis yapmak için geri döndü ve bu defa Beni Beni ile son kapanışı gerçekleştirdiler. Azam Ali “Ben bir çiçek olabilirim ama arkamdaki bahçe olmadan burada olamazdım.” diyerek ekip arkadaşlarını övdükten sonra albüm imzalatma ve tanışma için beş dakika sonra geri geleceklerini söyleyerek sahneden ayrıldı.</p>
<p>Bana pek sıra gelmeyeceğini düşünerek yanıma albüm cd&#8217;si almamak gibi bir hata yapmıştım ancak çoğu dinleyici tanışma kısmını beklemeden klubü terkedince ben de fırsattan istifade konser biletimi imzalatmak için sıraya girdim, cep telefonu kameramdan bir iki ufak fotoğraf çektim ve bu esnada Azam Ali&#8217;ye bu muhteşem gece için teşekkür etme fırsatını yakaladım; yani gün benim için olabilecek en güzel şekilde bitmişti. Sonrası ise kendimi klubün kapısından dışarı atmam ve gecenin köründe İstiklal Caddesi&#8217;nde suratımda ebleh bir gülümsemeyle otobüs duraklarına doğru yürümemden ibaret olsa da hayatımda izlediğim en iyi ikinci konser performansının yarattığı mutluluk etkisini hâlâ üzerimde taşıdığımı söyleyebilirim rahatlıkla.</p>
<p>Son olarak ise Azam Ali&#8217;nin albüm çalışmaları için ikinci merkez olarak İstanbul&#8217;u seçtiğini ve oğlu <strong>İman</strong>&#8216;ı burada yetiştirmek istediği bilgisini vermek istiyorum, bu da demektir ki artık Azam Ali&#8217;nin muhteşem sesini İstanbul&#8217;da umduğumuzdan bile daha sık duyabileceğiz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/11/02/22-ekim-niyaz-konseri-ve-azam-ali-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>7 Ekim 2007 Befrock 6 Metal Festivali</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2008/01/10/7-ekim-2007-befrock-6-metal-festivali/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2008/01/10/7-ekim-2007-befrock-6-metal-festivali/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2008 19:49:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[~Bizkit

İzmir&#8217;deki metalciler, onları sürekli etkinliğe boğan iki çalışkan üniversite Rock kulübüne sahipler. Bu yüzden fazlasıyla şanslı olduklarını söylemek, hiç de yanlış olmaz.
Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir&#8217;in, düzensiz dağılımlı üniversitesi, bünyesinde iki farklı Rock kulübü barındırıyor. Bunlardan birincisi DEUROCK (Dokuz Eylül Üniversitesi Rock Kulübü), ikincisi ise BEFROCK (Buca Eğitim Fakültesi Rock Kulübü). DEUROCK, her hafta aksatmadan düzenlediği klip gösterimleriyle, metalci tayfayı kalbinden vuran grupları seçerek, güzel işler çıkarırken; BEFROCK, kendi ismini taşıyan Metal festivalleriyle İzmirli metalkafaları sarsıp kendine getirirken, onları boş bırakmamaya and içmiş gibi görünüyor. Şimdiden 7&#8242;ye ulaşan bu festivalleri, 6.sından ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>~Bizkit</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong><img class="aligncenter" src="http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgocak/img/befrock6.jpg" alt="" width="600" height="800" /></strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><span>İzmir&#8217;deki metalciler, onları sürekli etkinliğe boğan iki çalışkan üniversite Rock kulübüne sahipler. Bu yüzden fazlasıyla şanslı olduklarını söylemek, hiç de yanlış olmaz.</span></p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir&#8217;in, düzensiz dağılımlı üniversitesi, bünyesinde iki farklı Rock kulübü barındırıyor. Bunlardan birincisi DEUROCK (Dokuz Eylül Üniversitesi Rock Kulübü), ikincisi ise BEFROCK (Buca Eğitim Fakültesi Rock Kulübü). DEUROCK, her hafta aksatmadan düzenlediği klip gösterimleriyle, metalci tayfayı kalbinden vuran grupları seçerek, güzel işler çıkarırken; BEFROCK, kendi ismini taşıyan Metal festivalleriyle İzmirli metalkafaları sarsıp kendine getirirken, onları boş bırakmamaya and içmiş gibi görünüyor. Şimdiden 7&#8242;ye ulaşan bu festivalleri, 6.sından itibaren takibime aldım.</p>
<p>İzmir&#8217;de öğrenci yoğunluğunun en yüksek olduğu ilçe olan Bornova&#8217;daki, en sert Rock bar olan Dungeon, genel olarak bu tür festivallere ev sahipliği yapmakta. BEFROCK Metal Fest 6 da, yine Dungeon Rock Bar&#8217;da düzenlendi. Mekandan bahsetmek gerekirse, çok yoğun bir kalabalığa ev sahipliği yapabilecek kadar büyük bir yer değil. Tahminim 500 civarı insanla dolabileceği yönünde. Bir adet balkon kısmı da bulunmakta. Sahnesinde ise rahatsız edici küçük bir detay var. Aslında iki detay var. O da kirişimsi iki oluşum. Sahnenin önünde duran bu iki sütun, açıkçası göze sevimsiz gelen bir görünüme sahip. Yine de metal müzik hatrına görmezden geliyoruz.</p>
<p>Gelelim performanslara..</p>
<p>İlk çalan grup, artık İzmirli olabilmiş olan Unleash&#8217;di. Artık diyorum, çünkü grup daha önceleri çalışmalarını internet üzerinden yürütüyordu. Evet, yanlış duymadınız. Birbirlerine kayıtları yollayarak, beste çalışmalarında bulunmaya çalışan bu insanlar, artık tam anlamıyla bir grup görünümüne kavuştular. Grubun müzik dışındaki çalışmaları gayet olumlu görünüyor. Örneğin MySpace adreslerine girdiğinizde, ilk bakışta Türkiye&#8217;den amatör bir topluluk olduklarına inanmanız gayet zor olacaktır. Gayet profesyonelce hazırlanmış, tüm kıstaslara uygun bir sayfa karşılıyor bizi çünkü. Grup elemanları da bu konserde, sahnede kendi grup isimleri yazılı tshirtleri giyiyorlardı. Tanıtım açısından verilen onca çabayı takdir etmek gerek. Ancak müzik için son derece olumlu şeyler yazmak için, henüz erken. MySpace adreslerine eklenen Braveman isimli yeni şarkıları, ilgi çekici noktalara sahip, evet. Ama önceki şarkılar için aynı yorumu yapmak, en azından benim adıma pek doğru olmayacak. Ancak onların kayıt kalitelerinin düşük olduğunu da göz önünde bulundurmak, yeni kadroyla kaydedilmiş yeni versiyonlarını beklemek gerek. Sahneye gelirsek eğer.. Şarkılarına hakim olmadığım için, aklımda pek fazla bir şey kalmadı grup hakkında. Bu da etkileyici olmadıklarını gösteriyor. Ama daha yolun başındalar. İlk izlediğimde UÇK Grind&#8217;dan da etkilenmemiştim, ama şu anda konser haberlerini kolladığım grupların başında geliyorlar. Umudu kesmeden beklemeye devam diyorum o sebeple. Altyapı çalışmalarına verilen bunca önemi gözönüne alınca, beklememek tutarsız olurdu zaten.</p>
<p>İkinci olarak Serpenta sahne aldı. Serpenta&#8217;yı açıkçası Befrock Fest&#8217;e kadar duymamıştım. İstanbul&#8217;dan gelen grubun isminin açıklanmasının hemen ardından ufak bir internet araştırması yapıp, şarkılarını dinlemek istedim; fakat somut bir şey bulamadım. Bu yüzden konseri beklemek tek çareydi. Grubun türü Gothic etkili Black Metal ve vokalistleri bir bayan! Arch Enemy&#8217;nin Angela&#8217;sından hiç eksik kalmayacak bir güçle brutal vokal yapabiliyor, en sert duruşunu sergiliyor sahnede. İlk kez dinlediğim için ve grubun tarzının Black Metal olmasından dolayı, canlı performans olayına 1-0 mağlup başladığı için, şarkılar hakkında adam akıllı yorum yapabilecek duruma erişemedim. Çok büyük bir farklılık duyduğumu söyleyemem ama. Tipik işlerden biri olarak yorumladım, maalesef ki. Aktifliği ne durumda bilmiyorum ancak en kısa sürede bir MySpace sayfası açıp, tanıtımlarını sağlamak adına bir adım atsalar, hiç fena olmaz diye düşünmekteyim. Herkes İstanbul&#8217;da yaşamıyor..</p>
<p>Serpenta&#8217;nın ardından, nihayet yıllarca adını duyup, şarkılarını dinlediğim; canlı performansına dizilen övgüleri okuyup, hayranlık ve merak içinde yollarını gözlediğim Dawnfall vardı sırada. Tarz olarak Heavy Metal ile Thrash Metal arasında gidip gelen bir müzikleri var. Süpersonik bir sese sahip vokalisti, biri 80lerden fırlamış uçuk kaçık, bir diğeri ise saçları uzun John Petrucci karizmasına ve hatta yeteneğine sahip iki gitaristi, mükemmel bir sahne duruşu, hoş şarkılara sahip, İzmir&#8217;in medar-ı iftiharı olan grup. Canlı performansında, vokalistleri Orçun&#8217;un sesinin ne denli mükemmel olabileceğine tanık etmiş de oldum ki bunu herkesin tatması gerekiyor zannımca. Gerçi İzmir&#8217;de herhangi bir metal müzik konserine katıldığınızda, seyircilerin arasından bir köşede onun çığlıklarını duymanız kuvvetle muhtemel. Grup bilinen tüm şarkılarını çaldı. Ardından da Painkiller coverladı ki, sahneye Freedom Gray&#8217;den Murat Akça da geldi, vokallere eşlik etmek için. Herhalde Orçun ve Murat&#8217;ın çığlıklarını Rob Halford görse kıskanırdı. Onun dışında albüm çalışmasının haberini aldık, mutlu olduk fazlasıyla. Gerçekten albüme sahip olmayı hakeden bir grup çünkü Dawnfall. MySpace sayfasından Fall of the Crown&#8217;u dinleyerek, gruba hayran olmaya başlayabilirsiniz.</p>
<p>Freedom Gray nedenini bilmediğim bir şekilde iptal olduğu için, sıra son gruba yani Prime Object&#8217;e gelmişti. Yine İzmirli olan grup, Melodic Death Metal ile Metalcore arasında bir müzik icra ediyor ki artık buna Deathcore deniyor. Müziği etiketleme merakı olan dinleyicilere duyurulur. Kadrolarına bayan vokal olarak Sinem&#8217;i katarak, bir süre önce grup içi reformu yaptıklarını görmüştük. Uygulamasını ise ilk kez görecektim. Açıkçası Sinem&#8217;in pek de pozitif katkısını göremedim. Bu tür bir grup için gereksiz olduğunu düşünüyorum. Umarım beni yanıltacak kozları vardır ellerinde. Grup kendi şarkılarıyla ortama baya bir gaz verdikten sonra, coverlara girişerek, ortalığı tam anlamıyla yıkmayı başardı. Ortamın tozunu zaten atmış olan grup, Lamb of God coverları ve yaptırdıkları Wall of death ile, kalan partikülleri de temizlemiş oldu. Seyircinin en çok coştuğu grup da aynı zamanda Prime Object&#8217;ti. Canlı performansları gerçekten şahaneymiş. Yaptıkları bestelerin ötesinde, uygulama bazında tam bir konser grubu olduklarını görmüş oldum. Gitaristleri Caner&#8217;in askere gideceğini söylediler bir ara. Onun yokluğunda grup neler yapacak bilemiyorum, ancak en kısa sürede yeni konser haberleri beklemekteyim.</p>
<p>Tek grup iptali ve iyi bir seyirci desteğiyle, bir Metal müzik organizasyonu daha son buldu. Bizlere baki kalan da gruplardan aldıklarımız oldu; bizim gruplarımızın da yavaş yavaş, izlendiklerinde, yabancı bir grubun konserini aratmadıklarını farketmemiz oldu. Pek güzel oldu&#8230;<br />
<a href="http://www.myspace.com/unleashtr"></a></p>
<p><a href="http://www.myspace.com/unleashtr">Unleash MySpace</a><br />
<a href="http://www.myspace.com/dawnfallband">Dawnfall MySpace</a><br />
<a href="http://www.myspace.com/primeobject">Prime Object MySpace</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2008/01/10/7-ekim-2007-befrock-6-metal-festivali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 Aralık 2007 Rock&#8217;n Loud</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2008/01/10/2-aralik-2007-rockn-loud/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2008/01/10/2-aralik-2007-rockn-loud/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2008 18:39:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[~Bizkit
 
 
Dokuz Eylül Üniversitesi&#8217;ninkiler kadar olmasa da, Ege Üniversitesi Rock Topluluğu da etkinliklerini aktif bir şekilde sürdürmekte. Haftalık klip gösterimlerinin yanında, Keçi Organizasyon&#8217;un katkılarıyla bu sene düzenledikleri ilk konserle de, konser organizasyonlarına bomba gibi bir giriş yaptılar. Rock&#8217;n Loud ismindeki Metal müzik festivali, yine Dungeon&#8217;daydı.
Festivale gecikmeli bir katılım yaptım. Aslında tam olarak benim suçum sayılmaz. Kapıların belirsiz açılış saatleri yüzünden, tam, beklemekten patlayan bünyeyi doyurmak üzere girişimde bulunduğum sırada, kapıların açılası hatta konserin başlayası tutmuş. O yüzden merakla beklediğim Guardinals&#8217;ın başını kaçırmak zorunda kaldım. İçeriye girdiğimde, karşıma ilk çıkan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>~Bizkit</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgocak/img/befrock6.jpg"><span class="material_body"> <img class="aligncenter" style="width: 483px; height: 684px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgocak/img/befrock6.jpg" alt="" width="600" height="800" /></span></a></p>
<p><span class="material_body"> </span><span><br />
Dokuz Eylül Üniversitesi&#8217;ninkiler kadar olmasa da, Ege Üniversitesi Rock Topluluğu da etkinliklerini aktif bir şekilde sürdürmekte. Haftalık klip gösterimlerinin yanında, Keçi Organizasyon&#8217;un katkılarıyla bu sene düzenledikleri ilk konserle de, konser organizasyonlarına bomba gibi bir giriş yaptılar. Rock&#8217;n Loud ismindeki Metal müzik festivali, yine Dungeon&#8217;daydı.</span></p>
<p>Festivale gecikmeli bir katılım yaptım. Aslında tam olarak benim suçum sayılmaz. Kapıların belirsiz açılış saatleri yüzünden, tam, beklemekten patlayan bünyeyi doyurmak üzere girişimde bulunduğum sırada, kapıların açılası hatta konserin başlayası tutmuş. O yüzden merakla beklediğim Guardinals&#8217;ın başını kaçırmak zorunda kaldım. İçeriye girdiğimde, karşıma ilk çıkan adama sorduğum ilk soru &#8220;nolur bu sesin soundcheck olduğunu söyle noluur!&#8221;&#8216;du fakat &#8220;maalesef&#8221; yanıtını almamla içeriye deparı basmam bir oldu. Kendime güzel bir yer belirleyip grubu izlemeye koyuldum. Grubun türü Gothic/Senfonik Metal. Fakat ben müziklerinin çoğu noktasında, Doom Metal etkileşimleri de hissettim fena halde. Zaten bu türün gruplarında, Doom Metal&#8217;e yakınlık ister istemez oluyor. Sahne duruşları kesinlikle çok iyi grubun. Bu türün hakkını veren bir duruşları var. Gayet de kalabalıklar. 7 kişi, Dungeon&#8217;ın pek de büyük sayılmayacak sahnesinde, biraz sıkış tıkış görünseler de, bu onların duruşundaki kaliteyi hiç bir şekilde bozmamıştı. Bir bayan bir de erkek brutal vokal içeren grubun müziği ise, bu tür içinde fazla bir yenilik sunmuyor. Ben en çok Doom Metal etkilerinin tavan yaptığı yerlerde zevk aldım. Onun dışında türe olan ilginizle orantılı, gruba ilginiz de. Bir Haggard coverı yapmalarını ister istemez bekliyordum ve haliyle kaçınılmaz oldu. O sırada seyircinin coşkusu görülesiydi.</p>
<p><img style="width: 550px; height: 291px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgocak/img/guardinal.jpg" alt="" width="400" height="200" /></p>
<p><span class="material_body"> <img style="float: left; width: 185px; height: 278px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgocak/img/hook.jpg" alt="" /></span><span>En son çıkmasını beklediğim, günün her türlü headlinerı Rampage, ikinci olarak sahne alacaktı. Burada bir parantez açıp Rampage hakkında üç beş kelam etmek gerekiyor. 90ların başında, İzmir&#8217;de, 500 kişilik Metal konserlerinin dalga konusu olduğu, Metal müziğin zirvesini yaşadığı zamanlarda kurulmuş, o zamanları İzmir&#8217;de &#8216;metalci&#8217; olarak yaşabilmiş herkes tarafından adı geçtiği her cümle sonrasında saygı duruşu pozisyonu alınan, Heavy/Thrash Metal grubu Rampage, her yanından yetenek akan grup üyelerine ve mükemmel bestelerine rağmen, her hangi bir kayıt dahi alamadan 1993 yılında dağılmıştı. Fakat grup tam 12 yıl sonra hayatlarındaki oy hakkını müzik için kullanıp, eski kafa metalciler kadar; benim gibi grubu sonradan tanıyabilmiş olan &#8216;yeni-yetmeler&#8217;i de haddinden fazlaca sevindirdi. Uzun süredir grubu takipte olmama rağmen, canlı izleme fırsatı yakalayamamıştım. Zaten grup da Zeytinli Rock Festivali&#8217;nden bu yana, bir canlı performans sergilememişti. Hazır İzmir&#8217;e gelmişken, en kısa sürede Rampage&#8217;i canlı izleyebilmek, MySpace adreslerindeki 4 parçayla yetinmekten kurtulup, diğer parçalarıyla da tanışmak; hepsinin ötesinde grubu canlı izleyip, o mükemmel şarkıların canlı performanslarına tanık etme düşüncesi benim için çok heyecan vericiydi. Ve nihayet o gün gelip çatmıştı. Grubu sahnede gördüğünüzde ilk dikkatinizi çekecek şey, vokalist Rüştü&#8217;nün ellerinin yerinde bulunan iki adet kanca. Rüştü, küçükken bir kazada iki elini birden kaybetmiş. Onların yerine, kancaları var. Lakabı da &#8216;Hook&#8217; zaten. Trajik bir olay, fakat tam bir Heavy Metal karizmasına dönüşüveriyor! Grup üyelerinin tamamı, neredeyse virtüöziteye varan yeteneklere sahipler. Şarkılar Heavy Metal riff sürüşlerine sahip ancak sürekli Thrash Metal geçişleri barındırıyor ki bu da grubun müziğini tahmin edemeyeceğiniz kadar gaz bir hale sokuyor. Şarkıları ise anlatmak yersiz.. MySpace adreslerinden dinleyebileceğiniz harikulade 4 şarkının dışında, henüz insanlarla paylaşılmamış olan diğerleri.. Sadece duymanız gerekiyor. Bunu daha önce duymuş olan seyirciler ise, grubu tam manasıyla desteğe boğdular. Grubun seyirciyle etkileşimide üst düzeydeydi. Gitarlar sürekli seyircilere uzandı, yüzler hep seyircilere karşı gülüyordu. Bunca yazılandan sonra dahi hala etkilenmediyseniz, grubun şarkılarını tek tek dinlemeniz gerekiyor. Özellikle bir konser performansı varsa ortada.. Hayran kalmak, yetmeyecek duygularımı ifade etmeye. 12 yılın eksikliğini kapatmak, elbette çok zor. Ama düşünüyorum da, bu 12 yıl boyunca Rampage aktif olsaydı neler olabilirdi diye.. Bunu yakında hep beraber göreceğiz. Grup albüm hazırlığında ve hiç bir üyenin müzikten tekrar kopmaya niyeti yok. Hala keşfetmediyseniz, Türk Metal müzik piyasası içindeki en büyük kozlardan birini kaçırıyorsunuz demektir.<br />
</span><span class="material_body"><br />
<img style="float: right; width: 220px; height: 329px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgocak/img/ramp.jpg" alt="" /></span></p>
<p><span>Rampage&#8217;in etkilerini üzerimden silmem uzun sürecekti. O yüzden daha önce pek çok kez izlediğim Gates of Eternity sırasında oturma planları kurmaya başladım. Ancak seyirci benimle<br />
hike de aynı fikirde görünmüyordu. Nitekim ön saflarda kocaman bir kalabalık toplandı. Gates of Eternity, ismini oldukça iyi duyurabilmiş gruplardan biri. Türleri Metalcore ile Melodic Death Metal karışımı, yani Deathcore. Ancak müziklerinde yadsınmayacak bir &#8216;Türk&#8217; etkisi var. Bu şarkının tamamına hakim olmasa da, özellikle can alıcı geçiş kısımlarında, oryantal gamlarda riff sürüşleri, doğu ritmlerine kayan davullar, vokal stili, grubu gözümde bambaşka bir konuma sürüklemiş durumda. Grubun sahnedeki kendine aşırı güvenenen duruşu, özellikle vokalist Seçkin&#8217;in grubu sırtlayan karizması da cabası. Temel sorun ise, bestelerin aşırı kompleks yapısı. Her yeni grupta olduğu gibi, bir şeylerden eksik kalmama çabasıyla, gereksiz riff detay manyağı olmuş şarkı kısımları, canlı performansının canlılığını kimi zaman bozmakta. Canlı performansın da ötesinde, kayıtların da iyi duyulmasına engel olmakta. Bunun dışında, grup şu haliyle sadece zamanla gelişimini sürdürerek yolunu katetmeli. Başka bir eksiğini göremiyorum.. Seyirciyle iletişimi şahane, seyirci zaten gruba hasta, moshpit kaynıyor onlar sahneye çıktığında; sahne duruşları iyi, besteler iyi. Bestelerin düzenlenmeye, nispeten sadeleştirilmeye ihtiyaçları var, fakat düşünce olarak gayet iyiler. Gerekli düzenlemeler zaten zamanla olacaktır. Konserde Lamb of God&#8217;dan Laid to Rest&#8217;i de coverlayıp bir de üstüne wall of death yaptıran grup, ortalığı kırıp geçirdikten sonra sahneden indi.</span></p>
<p>Sırada yine son dönemlerde adını çok duyduğum ama bir türlü izleme fırsatı bulamadığım Human Harvest vardı. MySpace adreslerinde de yazdığı gibi, sert ve agresif Brutal Death Metal yapmak için yola çıkmalarının hakkını, tam manasıyla veriyorlar. Öküzler gibi Death Metal yapıyor grup. Kimi zaman Melodic Death Metal vari geçişler, şarkı aralarında bolca Grindcore dönüşleri ve süper brutal vokalle, taş gibi Death Metal! Seyirci ilgisinin yine tavan yaptığı, ortalığın kırılıp döküldüğü gruplardan oldu Human Harvest de. Özellikle son 2 gruptan sonra tüm enerjisini tüketen seyirci, resmen grupla yeniden canlandı. Kalabalık aynı yoğunluğunu korumuyordu belki, fakat olanlar tam güç aksiyon içerisindeydi. Hele grup kendi şarkılarından sonra coverlara geçtiğinde, ortamda taş üstünde taş bırakmadılar. Cannibal Corpse coverları yararken, Amon Amarth &#8211; Victorius March&#8217;a geçtiklerinde, bu sefer ben taş üstünde taş bırakmamak üzere saldım kendimi sahnenin en önüne. Daha ismini konserlerde çok duyacağımız belli. Merakla takibindeyiz.</p>
<p><img style="float: left; width: 196px; height: 255px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgocak/img/goe.jpg" alt="" />Konser bittiğinde, hala aklım Rampage&#8217;deydi, haliyle. Bir sonraki konserin hayallerini kurmaktaydım.<span class="material_body"><img style="float: right; width: 201px; height: 287px;" src="http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgocak/img/human.jpg" alt="" /></span><span class="material_body"><br />
</span><span>Konser sonrasında aldığım haber, her ne kadar Rampage&#8217;in bir sonraki konser haberi olmasa da, en az onun kadar hatta çok daha fazla sevinmeme sebep oldu. O da, konser günü mekanda tam 397 biletli seyirci olmasıydı!! Eski zamanlara göre belki küçümsenebilecek bir sayı. Fakat günümüz için azımsanmayacak kadar değerli ve yukarı doğru ivmelenen bir hareketin de göstergesi. Bu güzel haberin ardından, hareketin ivme açısını yükseltmek için, ben de her zaman konserlerdeki yerimi alıp, desteklemeye hazır bir şekilde yeni konser haberlerini beklemeye koyuldum. Harcanan her damla emeğe teşekkür etmek de, görevlerin en büyüklerinden..</span></p>
<p>(Resimler için Ege Üniversitesi Rock Topluluğu&#8217;na ve Dilek Seval&#8217;e teşekkürler)</p>
<p><span class="material_body"> </span></p>
<div style="text-align: left;"><a style="color: #ffa447;" href="http://www.myspace.com/guardinals"><span class="material_body">Guardinals MySpace</span></a><br />
<a style="color: #ffa447;" href="http://www.myspace.com/gatesofeternity"><span class="material_body">Rampage MySpace</span></a><br />
<a style="color: #ffa447;" href="http://www.myspace.com/gatesofeternity"><span class="material_body">Gates of Eternity MySpace</span></a><br />
<a style="color: #ffa447;" href="http://www.myspace.com/humanharvestband"><span class="material_body">Human Harvest MySpace</span></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2008/01/10/2-aralik-2007-rockn-loud/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

