Anasayfa » Arşiv

Öykü etiketli yazılar

Çalışmalar »

[3 Eyl 2011 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

Özet: Komutan, Welien ve Diove’ye ait konak ve çiftlikteki çalışanlar ile Nisk sığınmacılara savaş eğitimi vermektedir. Welien ve Diove ise Konağın hakimiyeti konusunda tartışmalar yaşamaktadırlar. Kuzey duvarına yaklaşan bir kalabalık olduğunun haberi gelince herkes duvara koşar.
Herkes işini bırakıp duvara yönelmişti, eskiye göre çok daha düzenli hareket ediyorlardı. Nisklerin eklenmesiyle birlikte sayımız da iyice artmıştı, güçlü hissediyordum. Kule adını hak edecek kadar yüksek olmasa da başka isim bulmaya üşendiğimiz gözetleme kulesine çıkıp dalgalanan sıcak havanın ardındaki manzaraya baktım. Bu görüntüyü tanımıştım, telaşa gerek yoktu. Yine çok sayıda yıpranmış Nisk, büyük kısmı …

Yazının devamı...»

Çalışmalar »

[29 Ağu 2011 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

Gök gürleyince uykusu hafifleyen Kimachos döndü yatağında, daha fazla uyumak istiyordu ve daha tam açılmamış olan zihni ile ağır gözkapakları da oldukça umut vericiydi. Ne var ki devam eden gürlemeler buna izin vermedi. Yataktan kalkmak zorunda kaldı Kimachos, yağmurlu bir gün başlıyordu işte nahoş biçimde. Yere çarpan damlaların şapırtısını duyamadı bir türlü. Kovuğundan çıktı, anne ve babasının kovuğunun önünden hızla geçerek dışarı attı kendini. Birkaç yıl sonra kendi mağarasına kavuşmayı umuyordu; ailesi ile bir sorun yaşadığı yoktu ama özgürlük güdüsü giderek büyüyordu içinde. Açık havadaydı artık ve hiç yağmur yoktu …

Yazının devamı...»

Çalışmalar »

[27 Ağu 2011 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

- Nasıl oldun beybaba? Hala kalkamamışsın ayağa yahu! Bizim bakımımıza rağmen böyleysen Deros’ta ölüp gitmiştin çoktan. Fidyenin falan da geldiği yok ha, kaç gün oldu haber yollayalı. Tabii sen de kim bilir kaç parlak gencin geleceğini aldın elinden, kaç yeteneğin canını yaktın kıskanarak! Hepsinin acısı böyle çıkar işte. “Ulu ağacın gölgesinde büyüyen fidanlar er geç onun yerini kapar.” dememişler boş yere!
Patrobas’ın inlemekten başka bir şey yapacak hali yoktu; yalnız ve sessiz geçen günlerden sonra bu histerik adamın zırvaları bile yaprakların okşayan hışıltısı gibi gelmişti çınlayan kulaklarına. Gülümseyerek öne eğildi deliliğin …

Yazının devamı...»

Çalışmalar »

[27 Haz 2011 | Yazan: | Yorum Yapılmamış]

Rentus’un içindeki huzursuzluk atının her adımıyla artıyordu. Subay da olsa, o güne kadar girdiği savaşlar hep kendi yararına sonuçlanmış da olsa hala barışık değildi savaş kavramıyla.
Sarayda geçirdiği güzel günlerin ardından çıkmıştı Castratta yoluna. Kapıdaki nöbetçi çavuşu yine bulmuş ve günlerdir içinde büyüttüğü öfkesini serbest bırakmıştı. Ne de olsa bir subaya ters davranacak kadar da kafasına darbe almış olamazdı pek cephe görmemiş adam. Ona iyi bir ders vermiş olduğunu, bundan sonra diğer insanlara doğru düzgün davranacağını düşünüyordu Rentus. Kendisinin düzgün davranması gereken insan sayısı ise köyündeki çiftçilik günlerine göre oldukça azalmıştı.
Atının …

Yazının devamı...»