<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beneath The Ground &#187; Siyaset</title>
	<atom:link href="http://beneaththeground.org/tag/siyaset/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://beneaththeground.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Jan 2012 17:17:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sürüne Sürüne Erkek Olmak</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2011/04/11/surune-surune-erkek-olmak/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2011/04/11/surune-surune-erkek-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 21:02:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayna-i Marzi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mecelle-i Fürahnek]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=3123</guid>
		<description><![CDATA[Feminizm&#8217;e dair okumalarım sanırım iki yılı ancak bulmuştur. Ama bu sürede de ancak 4-5 kitap okumuşumdur (bir konu üzerinde çok okumak sıkıyor, ara ara okuyabiliyorum sadece). Okuduğum bu kitaplar içerik olarak daha çok kadını inceleme üzerineydi. Ama artık feminizmin başka alanlara dair söyleyecekleri de var. Bunun örneği de Pınar Selek ve &#8220;Sürüne Sürüne Erkek Olmak&#8221; isimli kitabı.
Kitabını yazma sebebini şöyle açıklıyor Pınar Selek (ilk sayfasını alıntılıyorum sadece):
Televizyonda O&#8217;nun suretine hayretle ve azapla bakarken karar verdim bu işe. Sert kılmaya çalıştığı gergin yüzünü gösterip &#8220;Akıllı ol&#8230;&#8221; diye bağırdığı zaman.
Titredim. Ülker Sokak&#8217;ta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/surune-surune.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3124" title="surune-surune" src="http://beneaththeground.org/wp-content/uploads/2011/04/surune-surune-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>Feminizm&#8217;e dair okumalarım sanırım iki yılı ancak bulmuştur. Ama bu sürede de ancak 4-5 kitap okumuşumdur (bir konu üzerinde çok okumak sıkıyor, ara ara okuyabiliyorum sadece). Okuduğum bu kitaplar içerik olarak daha çok kadını inceleme üzerineydi. Ama artık feminizmin başka alanlara dair söyleyecekleri de var. Bunun örneği de Pınar Selek ve &#8220;Sürüne Sürüne Erkek Olmak&#8221; isimli kitabı.</p>
<p>Kitabını yazma sebebini şöyle açıklıyor Pınar Selek (ilk sayfasını alıntılıyorum sadece):</p>
<blockquote><p>Televizyonda O&#8217;nun suretine hayretle ve azapla bakarken karar verdim bu işe. Sert kılmaya çalıştığı gergin yüzünü gösterip &#8220;Akıllı ol&#8230;&#8221; diye bağırdığı zaman.</p>
<p>Titredim. Ülker Sokak&#8217;ta travestilerin camlarını indiren, ortalığı ateşe boğanların bakışlarını hatırladım hemen. Ve Bursa&#8217;da &#8220;trolara ölüm&#8230;&#8221; diye bağıran taraftarların yüz ifadelerini&#8230; Sonra &#8220;Akıllı Ol&#8230;&#8221; üslubuyla gerilen suretler ve kadınların iyi tanıdığı başka anılar üşüştü zihnime. Ben bunlarla ne yapacağım diye didinirken, &#8220;bir bebekten katil yapan zihniyeti&#8221; sorgulama çağrısıyla başladı yolculuğum. Bu &#8220;katile&#8221;, bu &#8220;erkeğe&#8221;, bu &#8220;çocuğa&#8221; feminizmin penceresinden bakmak istedim.</p>
<p>Bu istek beni daha geniş bir alana çıkardı. Yasin, Hasan, Kemal&#8230; Onların nasıl katil olduklarından çok, nasıl &#8220;Akıllı ol&#8230;&#8221; diye bağırdıklarını, nasıl erkek olduklarını, niye kasıldıklarını, ne diye gerindiklerini daha yakından görmek için araştırmaya başladım. Daha ilk adımda, beni bu araştırmaya yönelten ihtiyacın, feminist literatür açısından da geçerli olduğunu gördüm.</p></blockquote>
<p>Kitapta nasıl erkek olunduğunu daha çok askerlikle sınırlıyor Pınar Selek. Elbette askerliğe geçene kadar sünnet gibi bazı geleneklere değinerek özet bir giriş de yapıyor. Sonrasında ise söyleşilerden parça parça alıntılar yaparak yorumlarda bulunuyor. Görüşmedeki söyleşiler konulara göre bölünmüş kitapta. Askerliğe uğurlamaktan tezkereye kadar olan süreyi konu konu incelemiş, böylece karışık da olmamış hem. Mesela askerlikte dayak üzerine şöyle tespitlerde bulunmuş:</p>
<blockquote><p>Dayaktan çok şikayet ediliyor ama geleneksel eğitim yöntemlerinden biri olarak kabul edilen bu uygulama, reddedilmiyor. Genellikle çocukluktan itibaren toplumsal ilişkiler içinde şiddetle terbiye edilmiş olan erkekler, çeşitli gerekçelerle dayak ve küfrü meşru görüyorlar.</p></blockquote>
<blockquote><p>Kendilerinden fizik ve konum itibarıyla daha güçlü olanların şiddeti karşısında, Mehmetçikler, ayakta kalmak için çeşitli stratejiler geliştiriyorlar. Bunlardan biri, şiddeti mantığa bürümek olabiliyor. Erkekler, kendilerine küfredeni ve dayak atanı babayla, hocayla ya da benzer bir erkek figürüyle özdeşleştirerek, yöntem olarak zaten meşru gördükleri bu şiddeti mantığa bürüyerek, bunun için çeşitli gerekçeler bularak, hatta kendi hatalarını öne çıkararak, içlerini biraz olsun rahatlatıyor, maruz kaldıkları şiddeti meşru kılmaya çalışıyorlar.</p></blockquote>
<blockquote><p>Şiddet uygulamak, ortama uyum sağlamanın yolu olarak da görülüyor. Ama devletlerin genellikle savaşı olumsuzlayıp kendi savaşlarını her zaman &#8220;istisna hali&#8221; olarak anlamlandırdıkları gibi, şiddet uygulayan erkekler de, istisna durumunu kendi ekseninde görüyorlar, başkalarında onaylamadıkları davranışları kendilerine hak görerek, kendilerini keyfî yere dayak atanlardan, yani acımasız saydıklarından ayırıyorlar. Schimitt, egemeni, istisna haline karar veren kişi olarak tanımlıyor. Gerçekten de erkekler arasındaki egemenlik savaşı, aynı zamanda farklı istisna hallerinin karşılaşması gibi görünüyor.</p></blockquote>
<p>Feminizmin erkeklik, kadınlık ve cinsiyetler üzerine söyleyecek çok şeyi var ve bu feminizmi sadece kadını ilgilendiren bir alandan çıkarmak için çok önemli. Çünkü bu sokulduğumuz roller hepimizi ilgilendiriyor, bir erkek veya kadın kolay olunmuyor, bu kitabı erkek-kadın okumalı diyorum bu yüzden.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2011/04/11/surune-surune-erkek-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyasi paylaşımlar</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/12/26/siyasi-paylasimlar/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/12/26/siyasi-paylasimlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 11:11:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2756</guid>
		<description><![CDATA[Facebook sayfamızda paylaştığımız siyasi linkleri her ay burada da paylaşalım istedik, bu yüzden her ayki gibi köşemiz devam etmekte:

* İşçinin varlık problemi &#8211; Birikim: http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=671&#38;makale=%DD%FE%E7inin+Varl%FDk+Problemi#_ftnref8
* Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Karşılaştırmalı Devlet Sistemleri derslerinin tutulduğu gayrı resmi bir blog: http://devletsistemleri.blogspot.com/
* Erkek yurdunda trans olmak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&#38;ArticleID=1026258&#38;Date=29.10.2010&#38;CategoryID=77
* Vicdani ret hareketi ve kadınlar: http://www.internationala.org/index.php/direnis/anti-militarizm/1362-vicdani-ret-hareketi-ve-kadnlar.html
* Cuma&#8217;nın küpesi bizim özgürlüğümüzün teminatı: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&#38;ArticleID=1027252&#38;fc=ok&#38;ref=nf
* İşte bol keseden konuşan siyasetçilerin konuşmalarını böyle keseceksin ki rezil olsunlar: http://www.youtube.com/watch?v=xjLm6d2Mzgg&#38;feature=player_embedded
* Wikileaks: Yeni Global Gazetecilik: http://apoletlimedya.blogspot.com/2010/11/wikileaks-yeni-global-gazetecilik.html
* Wikileaks&#8217;e destek için imza kampanyası yürütülüyor. Katılmak için: http://bit.ly/hg6AV5
* Böyle bir katliamı unutamayız: http://bianet.org/biamag/insan-haklari/126688-hayata-donusun-gercek-bilancosu-122-olumdur
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook sayfamızda paylaştığımız siyasi linkleri her ay burada da paylaşalım istedik, bu yüzden her ayki gibi köşemiz devam etmekte:</p>
<p><span id="more-2756"></span></p>
<p>* İşçinin varlık problemi &#8211; Birikim: <a rel="nofollow" href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=671&amp;makale=%DD%FE%E7inin+Varl%FDk+Problemi#_ftnref8" target="_blank">http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=671&amp;makale=%DD%FE%E7inin+Varl%FDk+Problemi#_ftnref8</a></p>
<p>* Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Karşılaştırmalı Devlet Sistemleri derslerinin tutulduğu gayrı resmi bir blog: <a href="http://devletsistemleri.blogspot.com/" target="_blank">http://devletsistemleri.blogspot.com/</a></p>
<p>* Erkek yurdunda trans olmak: <a rel="nofollow" href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=1026258&amp;Date=29.10.2010&amp;CategoryID=77" target="_blank">http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=1026258&amp;Date=29.10.2010&amp;CategoryID=77</a></p>
<p>* Vicdani ret hareketi ve kadınlar: <a rel="nofollow" href="http://www.internationala.org/index.php/direnis/anti-militarizm/1362-vicdani-ret-hareketi-ve-kadnlar.html" target="_blank">http://www.internationala.org/index.php/direnis/anti-militarizm/1362-vicdani-ret-hareketi-ve-kadnlar.html</a></p>
<p>* Cuma&#8217;nın küpesi bizim özgürlüğümüzün teminatı: <a rel="nofollow" href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;ArticleID=1027252&amp;fc=ok&amp;ref=nf" target="_blank">http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;ArticleID=1027252&amp;fc=ok&amp;ref=nf</a></p>
<p>* İşte bol keseden konuşan siyasetçilerin konuşmalarını böyle keseceksin ki rezil olsunlar: <a rel="nofollow" href="http://www.youtube.com/watch?v=xjLm6d2Mzgg&amp;feature=player_embedded" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=xjLm6d2Mzgg&amp;feature=player_embedded</a></p>
<p>* Wikileaks: Yeni Global Gazetecilik: <a rel="nofollow" href="http://apoletlimedya.blogspot.com/2010/11/wikileaks-yeni-global-gazetecilik.html" target="_blank">http://apoletlimedya.blogspot.com/2010/11/wikileaks-yeni-global-gazetecilik.html</a></p>
<p>* Wikileaks&#8217;e destek için imza kampanyası yürütülüyor. Katılmak için: <a rel="nofollow" href="http://bit.ly/hg6AV5" target="_blank">http://bit.ly/hg6AV5</a></p>
<p>* Böyle bir katliamı unutamayız: <a rel="nofollow" href="http://bianet.org/biamag/insan-haklari/126688-hayata-donusun-gercek-bilancosu-122-olumdur" target="_blank">http://bianet.org/biamag/insan-haklari/126688-hayata-donusun-gercek-bilancosu-122-olumdur</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/12/26/siyasi-paylasimlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyaset</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2010/08/21/siyaset/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2010/08/21/siyaset/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 00:03:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=2342</guid>
		<description><![CDATA[Facebook sayfamızda paylaştığımız siyasi linkleri her ay burada da paylaşalım istedik, toplu olarak dursun sitemizde:
*Festus Okey&#8217;i unutma, unutturma: http://getir.net/kft http://getir.net/kft
*Dünyadaki diğer insanlarda ne derecedir bilemiyorum ama bizde çok saçma bulduğum bir savunma psikolojisi var. İşte o psikolojiden dolayı Aihm&#8217;e bu kadar komik ve acı bir savunma yaptı dışışleri bürokratları (daha sonra Ahmet Davudoğlu tarafından bu savunma eleştirildi ancak geri çekilemedi).
*Yukarıdaki konuyla da alakalı Arat Dink tarafından yazılmış bir yazı. &#8220;Bize tek araç “söz” kaldı. Sözümüze de göz diktiler. Diyorlar ki “Devlete katil deme.” Olur. Seri Katil.&#8221;
*İnternete kota sınırlaması geliyor! http://www.btk.gov.tr/Basin_Duyurular/Duyurular/kamuoyu/2010/dsltarifeler.pdf adresinden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook sayfamızda paylaştığımız siyasi linkleri her ay burada da paylaşalım istedik, toplu olarak dursun sitemizde:</p>
<p>*Festus Okey&#8217;i unutma, unutturma: <a href="http://getir.net/kft" target="_blank">http://getir.net/kft</a> <a href="http://getir.net/kft" target="_blank">http://getir.net/kft</a></p>
<p>*Dünyadaki diğer insanlarda ne derecedir bilemiyorum ama bizde çok saçma bulduğum bir savunma psikolojisi var. İşte o psikolojiden dolayı Aihm&#8217;e bu kadar <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&amp;ArticleID=1013675&amp;Date=15.08.2010&amp;CategoryID=97" target="_blank">komik ve acı bir savunma</a> yaptı dışışleri bürokratları (daha sonra Ahmet Davudoğlu tarafından bu savunma <a href="http://www.nethaber.com/Toplum/157875/AIHMye-Nazi-benzetmeli-bir-savunma" target="_blank">eleştirildi</a> ancak geri çekilemedi).</p>
<p>*Yukarıdaki konuyla da alakalı Arat Dink tarafından yazılmış <a href="http://www.taraf.com.tr/haber/devlet-kendine-yakisani-yapmistir.htm" target="_blank">bir yazı</a>. &#8220;Bize tek araç “söz” kaldı. Sözümüze de göz diktiler. Diyorlar ki “Devlete katil deme.” Olur. Seri Katil.&#8221;</p>
<p>*İnternete kota sınırlaması geliyor! <a rel="nofollow" href="http://www.btk.gov.tr/Basin_Duyurular/Duyurular/kamuoyu/2010/dsltarifeler.pdf" target="_blank">http://www.btk.gov.tr/Basin_Duyurular/Duyurular/kamuoyu/2010/dsltarifeler.pdf</a> adresinden de gördüğünüz gibi kotasız tarifelere yeni abonelerin erişememesi için bir teklif verilmiş. Yani paketiniz sınırsızsa şimdilik rahatlamış olsanız da, bu tekliflerin ardı arkası kesilmiyor. Yani yakında toptan kaldırılabilir sınırsız paket. Tabi şu anda yeni bir gelişme yok, teklifin kabul edilip edilmediği belli değil.</p>
<p>*<a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=1488239840183&amp;ref=mf" target="_blank">Kutsala saygı nerede hani</a>? Dersimlilerin kabe kabul ettiği ziyaret yerleri, hiç bir vicdana sığmayacak şekilde baraj için yıkılıyor. Sadece bazı dinlerin kutsallarının kabul edilip gerisinin böyle hoyratça yokedilmesine ağlıyor o teyzeler, kutsallarının ellerinden gitmesine.</p>
<p>*<a href="http://www.bugcomic.com/comics/categorizing-criminals/" target="_blank">Haydut var, haydut var</a>. Sizce hangisi daha fazla haydut?</p>
<p>*Amerika&#8217;da devletin kendi araştırmasına göre petrol sızıntısı neredeyse temizlenmiş! Ama elbette ki gerçekler hep devletin söylediklerinden <a href="http://biyorss.com/?p=1055" target="_blank">farklı oluyor</a>.</p>
<p>*Yojimbo&#8217;dan harika bir <a href="http://www.oyungezer.com.tr/option,com_smf/Itemid,26/topic,38551.0/" target="_blank">zapatista özeti</a>. Ayrıca ezln ile ilgili çeşitli makaleler de var linkte. Alternatif bir dünyanın olabileceğine inanıyor ve her zaman her şartta öğrenmeye hevesli biriyseniz hepsini okumanızı tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2010/08/21/siyaset/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Bildirgesi</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/09/18/internet-bildirgesi/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/09/18/internet-bildirgesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 18:42:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayna-i Marzi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1093</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta bir araya gelen 15 Alman Gazeteci mesleğin günümüzde nasıl işleyeceğine dair 17 maddeden oluşan bir bildiri yayınladı. Doç.Dr. Mustafa Akgül&#8217;ün Türkçeye çevirdiği bildirinin tamamını biraz aşağıdan okuyabileceğiniz gibi metnin orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz.

 
İnternet Bildirgesi
1. İnternet farklıdır.
İnternet farklı kamu küreleri, farklı terimler ve farklı kültürel beceriler yaratır. Medya günümüz teknolojik gerçeklerini görmezden gelmekten ve onunla boğuşmaktan vazgeçip, çalışma yöntemlerini bu gerçeklere uyarlamalıdır. Onların görevi mevcut teknolojiye dayanarak gazeteciliğin en iyi biçimini geliştirmektir. Bu yeni gazetecilik ürünleri ve yöntemleri içerir.
2. İnternet bir ceb boyutu medya imparatorluğudur.
Web mevcut medya yapılarını, eski ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta bir araya gelen 15 Alman Gazeteci <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gazetecilik">mesleğin</a> günümüzde nasıl işleyeceğine dair 17 maddeden oluşan bir bildiri yayınladı. Doç.Dr. Mustafa Akgül&#8217;ün Türkçeye çevirdiği bildirinin tamamını biraz aşağıdan okuyabileceğiniz gibi metnin orijinaline <a href="http://www.internet-manifesto.org/">şuradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><!-- more --></p>
<p><strong> </strong></p>
<blockquote style="font-style: italic; color: #000000;"><p><strong>İnternet Bildirgesi</strong></p>
<p style="color: #cc0000;">1. İnternet farklıdır.</p>
<p>İnternet farklı kamu küreleri, farklı terimler ve farklı kültürel beceriler yaratır. Medya günümüz teknolojik gerçeklerini görmezden gelmekten ve onunla boğuşmaktan vazgeçip, çalışma yöntemlerini bu gerçeklere uyarlamalıdır. Onların görevi mevcut teknolojiye dayanarak gazeteciliğin en iyi biçimini geliştirmektir. Bu yeni gazetecilik ürünleri ve yöntemleri içerir.</p>
<p style="color: #cc0000;">2. İnternet bir ceb boyutu medya imparatorluğudur.</p>
<p>Web mevcut medya yapılarını, eski sınırları ve oligopoliri aşarak yeniden düzenliyor. Yayın ve medya içeriğinin yayılması artık yüklü yatırımlar gerektirmiyor. Gazetecilik öz-kavramı, neyse ki, onun enformasyonun akışını düzenleme ve filtreleme görevinden kurtarıyor. Geriye gazeteciliği sıradan yayından ayıran gazetecilik kalitesi kalmaktadır.</p>
<p style="color: #cc0000;">3.   İnternet toplumdur; toplum internetdir.</p>
<p>Sosyal ağlar, Vikipedi veya YouTube gibi Web-tabanlı platformlar batı dünyasında insanların çoğu için günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Onlar telefon veya televizyon gibi erişilebilir. Eğer medya şirketleri varolmaya devam etmek istiyorsa, bugün kullanıcılarının dünyasını anlamalı ve iletişim formlarını kucaklamalıdır. Bu kucaklama sosyal iletişimin temel formları: dinleme ve yanıtlamayı, yani diyalogu da içerir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">4. Internet özgürlüğü dokunulmazdır.</span></p>
<p>İnternet açık mimarisi sayısal iletişen bir toplumun ve dolayısıyla, gazeteciliğin temel bilişim yasasını oluşturmaktadır. Bu özel ticari veya siyasi çıkarların, çoğu kamu yararı iddiası arkasında gizlenerek, korunması uğruna değiştirelemez. Nasıl yapıldığından bağımsız olarak , internet erişimin engellenmesi serbest bilgi akışını tehlikeye atmakta ve bilgi erişim temel hakkını bozmaktadır.</p>
<p style="color: #cc0000;">5. İnternet bilginin zaferidir.</p>
<p>Yetersiz teknolojisi nedeniyle medya kuruluşları, araştırma merkezleri, kamu kuruluşları ve diğer kuruluşlar bugüne kadar dünyadaki bilgileri derlemiş ve sınıflandırılmıştır. Bugün her vatandaş kendi kişisel haber filtrelerini oluşturabilir, arama motorları ile daha önce hiç bilinmeyen boyutta bir bilgi hazinesine ulaşabilir. Bireyler artık her zamankinden daha iyi şekilde bilgilenebilir.</p>
<p style="color: #cc0000;">6. İnternet gazeteciliği (değiştirir) geliştirir.</p>
<p>İnternet üzerinden, gazetecilik yeni bir şekilde kendi toplumsal-eğitimsel rolünü gerçekleştirebilir. Bu bilginin sürekli değişen, devamlı süreç olarak sunulması içerir; basılı medyanın değişmezliğinin kaybı bir artıdır. Bilginin bu yeni dünyasında hayatta kalmak isteyenlerin, yeni bir idealizm, yeni gazetecilik fikirlerine ve bu yeni potansiyeli kullanmaktan zevk alması gerekir.</p>
<p style="color: #cc0000;"><span style="color: #990000;"><span style="color: #cc0000;">7. Net ağ gerektirir.</span><br />
</span></p>
<p>İnternet linkleri bağlantılardır. Birbirimizi bu bağlantılar ile biliyoruz. İnternet bağlantılarını kullanmayanlar kendilerini sosyal söylemin dışında tutmaktalar. Bu geleneksel medya şirketlerinin web siteleri için de geçerlidir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">8. Linkler ödüllendir, alıntılar süsler.</span></p>
<p>Arama motorları ve birleştiriciler (portaller) kaliteli gazeteciliği kolaylaştırır: Onlar uzun vadede olağanüstü içeriğin bulunabilirliğini artırır ve böylece yeni ve kamusal bilgi dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. İnternet bağlantıları ve alıntılar yoluyla Referanslar, özellikle yaratıcısından herhangi bir izin veya ücret gerektirmeyenler, ilk etapta ağ üzerindeki sosyal söylem kültürünü mümkün kılar. Bunların hepsi sühesiz korumaya değerdir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">9. İnternet siyasi söylem için yeni bir mekandır.</span></p>
<p>Demokrasi katılım ve bilgiye erişim özgürlüğü ile büyür. Siyasi tartışmanın geleneksel medyadan İnternete aktarılması ve halkın etkin katılımı ile bu tartışmayı genişletmek bir gazetecilik yeni görevlerden biridir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">10. Bugün basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü anlamına gelir.</span></p>
<p>Alman Anayasasının 5. maddesi meslekler veya geleneksel iş modelleri için koruyucu haklar ihtiva etmez. İnternet amatör ve profesyonel arasındaki teknolojik sınırları geçersiz kılar. Bu nedenle basın özgürlüğü ayrıcalığı gazetecilik görevlerin yerine getirilmesine katkıda bulunabilecek herkes için geçerli olmalıdır. Nitelik açısından, ücretli ve ücretsiz gazetecilik arasında bir ayrım yapılmamalı, ama iyi ve kötü gazetecilik arasında yapılmalıdır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">11. Çok fazla bilgi diye bir şey yoktur!</span></p>
<p>Bir zamanlar, kilise gibi kurumlar kişisel farkındalık yerine güce öncelik verdi ve tipo matbaa makinası bulunduğunda denetimsiz bilgi akışına karşı uyardı. Diğer taraftan, Broşürcüler, ansiklepodiciler, ve gazeteciler daha fazla bilginin daha fazla özgürlüğe yol açtığını, hem birey hem de bütün olarak toplum için, gösterdi . Bu önerme bu güm içinde geçerli.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">12. Gelenek bir iş modeli değildir.</span></p>
<p>Gazetecilik içeriği ile internet üzerinden para kazanılabilinir. Zaten, bunun birçok örneği bu gün var. Ancak, şiddetli rekabet nedeniyle, iş modelleri internetin yapısına uyarlanmalıdır. Kimse bu hayati uyarlama sürecinden statükoyu korumaya yönelik politikalarla kaçınmaya çalışmasın. Gazetecilik açık rekabetle net üzerinden iyi finansal çözümler bulmalı, ve cesaretle bu çözümlerin çok boyutlu uygulamlarına yatırım yapmalıdır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">13. Copyright internet üzerinden bir sivil görev haline gelir.</span></p>
<p>Copyright İnternetde enformasyonun düzenlenmesinde merkezi bir köşe taşıdır. Yaratıcıların kendi içeriklerinin dağıtımının türü ve kapsamı üzerinde karar hakkı internet üzerinde de geçerlidir. Aynı zamanda, telif hakkı eski tedarik mekanizmaları korumak ve yeni dağıtım modelleri ya da lisans yapılarını sokmamak için kullanılamaz. Mülkiyet yükümlülükleri kapsamaktadır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">14. İnternetde çok para vardır.</span></p>
<p>Gazetecilik çevrimiçi hizmetleri reklam yoluyla finanse eder . Bir okuyucu, izleyici ya da dinleyicinin zaman değerlidir. Gazetecilik sektöründe, bu ilişki her zaman finansman temel bir ilkesi olmuştur. Gazeticilik açısından geçerli yeni finans modelleri bulunmalı ve test edilmelidir.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">15. İnternetde olan İnternetde kalır.</span></p>
<p>İnternet gazeteciliği yeni bir niteliksel düzeye kaldırıyor. Online, metin, ses ve görüntüleri artık geçici olmak zorunda değil. Onlara yeniden erişilebilinir, böylece çağdaş tarihin bir arşiv binası oluşabilir. Gazetecilik, bilginin gelişmesi, yorumlanması ve hataları gözönüne almalı, yani, oluşan kendi hatalarını kabul etmeli ve şeffaf bir şekilde onları düzeltmeli.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">16. Kalite en önemli nitelik olmaya devam ediyor.</span></p>
<p>İnternet ortaya düzgün ürünler de çıkartır. Sadece güvenilir, seçkin ve olağanüstü olanlar uzun vadede sürekli izlenecektir. Kullanıcıların talepleri artmıştır. Gazetecilik bunları yerine getirmeli ve sık sık güncellediği ilkelerine bağlı kalmalıdır.</p>
<p><span style="color: #cc0000;">17. Herkes için</span></p>
<p>Web, 20. yüzyıl kitle iletişim araçlarından üstün bir toplumsal değişim altyapısı oluşturur. Şüphe halinde, “Vikipedya kuşağı”, kaynağın güvenirliğini belirlemek, haberi geriye gidip orijinal kaynağında izleme, araştırma, denetleme ve değerlendirmek yeteneğine – tek başına veya bir grup olarak sahiptir. Bunu küçük gören ve bu becerilere saygı göstermeye istekli olmayan gazeteciler internet kullanıcıları tarafından ciddiye alınmaz. Çok haklılar. İnternet eskiden alıcı olarak bilinenlerle, okuyucu, dinleyici ve izleyiciler, doğrudan iletişim ve onların bilgilerinden yararlanmayı sağlar. “Herşeyi bilen” gazeteci değil, ama iletişim kuran ve araştıran gazeteciye talep var.</p>
<p style="color: #cc0000;">Internet, 07.09.2009</p>
<p>* Markus Beckedahl<br />
* Mercedes Bunz<br />
* Julius Endert<br />
* Johnny Haeusler<br />
* Thomas Knüwer<br />
* Sascha Lobo<br />
* Robin Meyer-Lucht<br />
* Wolfgang Michal<br />
* Stefan Niggemeier<br />
* Kathrin Passig<br />
* Janko Röttgers<br />
* Peter Schink<br />
* Mario Sixtus<br />
* Peter Stawowy<br />
* Fiete Stegers</p></blockquote>
<p>:<a href="http://blog.akgul.web.tr/?p=30">*</a>: :<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=Mustafa+Akg%C3%BCl">*</a>:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/09/18/internet-bildirgesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 Eylül – Basın Darbesi</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/09/13/12-eylul-basin-darbesi/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/09/13/12-eylul-basin-darbesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 23:18:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Desqpio</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/?p=1067</guid>
		<description><![CDATA[1980 İhtilali Türkiye&#8217;deki darbe olgusunun kaçınılmaz bir sonucuydu. Ülkenin tarihinde daima kara bir leke olarak kalacak bu askeri hareket gazeteler ve gazeteciler için de oldukça sancılı bir döneme işaret ediyor. Darbenin 29. yılı olduğu için bugün çeşitli web sitelerinde yer alan ve ilk olarak 12 Eylül 2000 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan veriler de bunu doğrular nitelikte.
Darbenin Sonuçları

400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
31 gazeteci cezaevine girdi.
300 gazeteci saldırıya uğradı.
3 gazeteci silahla öldürüldü.
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
39 ton gazete ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1980 İhtilali Türkiye&#8217;deki darbe olgusunun kaçınılmaz bir sonucuydu. Ülkenin tarihinde daima kara bir leke olarak kalacak bu askeri hareket gazeteler ve gazeteciler için de oldukça sancılı bir döneme işaret ediyor. Darbenin 29. yılı olduğu için bugün çeşitli web sitelerinde yer alan ve ilk olarak 12 Eylül 2000 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan veriler de bunu doğrular nitelikte.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi#Darbenin_sonu.C3.A7lar.C4.B1">Darbenin Sonuçları</a></p>
<ul>
<li>400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.</li>
<li>Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.</li>
<li>31 gazeteci cezaevine girdi.</li>
<li>300 gazeteci saldırıya uğradı.</li>
<li>3 gazeteci silahla öldürüldü.</li>
<li>Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.</li>
<li>39 ton gazete ve dergi imha edildi.</li>
<li>13 büyük gazete için 303 dava açıldı.</li>
</ul>
<p>Yazıyı <a href="http://bianet.org/yazar/evin-katurman">Evin Katurman</a>&#8216;ın 12 Eylül Askeri Darbesi ve Basın adlı makalesinden çeşitli bölümlerle sonlandıralım, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi#Darbenin_sonu.C3.A7lar.C4.B1"><img class="alignright" title="12_eylul_1980-12" src="/wp-content/uploads/2009/09/12_eylul_1980-12-300x204.jpg" alt="12_eylul_1980-12" width="200" height="154" /></a></p>
<blockquote><p>Darbe öncesinde tirajı en yüksek olan gazeteler, Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet ve Tercüman&#8217;da yayınlanan haberlerde ve köşe yazılarında ülkenin içinde bulunduğu kaos sık sık büyük puntolarla okuyucuya sunuldu ve kaosun mevcut hükümetçe sona erdirilemediği belirtildi. Gazetelerde hemen her gün manşet sayfada sunulan haberlerden bazıları şöyleydi:</p>
<p><strong>&#8220;Anarşik olaylarda 25 kişi öldü&#8221; </strong> (27 Ağustos 1980-Milliyet),<strong> &#8220;Ocak&#8217;tan Eylül&#8217;e Anarşi Raporu: 8 ayda 1606 ölü. Son aylarda günde ortalama 10 kişi terör olaylarında hayatını kaybediyor&#8221;</strong> (2 Eylül 1980-Milliyet), <strong>&#8220;Demirel&#8217;in 170 günlük iktidarında 1361 kişi öldü&#8221;</strong> (12 Mayıs 1980-Cumhuriyet),<strong> &#8220;Terör eylem için pilot iller seçti&#8221;</strong> (9 Eylül 1980- Hürriyet)</p></blockquote>
<blockquote><p>Gazeteler darbe haberlerini verirken, <strong> dış basında darbeye ilişkin olumlu değerlendirmeleri de yayınlayarak, Avrupa&#8217;nın dahi darbeyi desteklediği mesajını verdi. </strong> Tercüman, &#8220;Dış Dünya: TSK&#8217;nın yönetime el koyması basın ve yayın araçları tarafından ilk olarak duyuruldu: Ordu Mecbur kaldı. (13 Eylül 1980)&#8221;, Milliyet &#8220;Ordunun yönetime gelmesi dışta olumlu karşılandı (13 Eylül 1980), Hürriyet, &#8220;Observer: Teröristleri temizleyip yönetim sivillere devredilecek. (15 Eylül 1980) başlıklı haberlerle dış dünyanın darbeyi desteklediğini ileri sürdü. Darbenin gerçekleştiği haberlerinin yanı sıra &#8220;İstanbul Üniversitesi, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin ülkede bütünlüğü sağlamak amacıyla tüm yurtta yönetime el koymasını kutladı. (15 Eylül 1980 &#8211; Hürriyet)&#8221; şeklindeki haberlerle akademik dünyanın da darbeyi desteklediği mesajları verildi.</p></blockquote>
<blockquote><p>Kanaat önderi kabul edilen köşe yazarları da darbeyi destekleyen açıklamalar yaptı. Hürriyet gazetesi yazarı <strong> Oktay Ekşi </strong> 17 Eylül 1980 tarihli köşe yazısında, &#8220;Türkiye tam bir onarım yönetimi altına girmiş bulunmaktadır. Bu yönetim, özgürlükçü demokratik sisteme ve Atatürk ilkelerine bağlı olanları tatmin edecek bir tutum içindedir&#8221; diyerek darbe yönetimine destek çağrısı yaptı. Darbe öncesinde sık sık Org. Kenan Evren&#8217;in &#8220;Anarşi yaratıcıları Ordu&#8217;nun yumruğu altında ezilecektir. Türk ulusu bağrından doğan Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin yarattığı güven ortamı içinde sonsuza kadar birçok bayramları refah ve mutluluklarla kutlayacaktır (30 Ağustos 1980)&#8221; benzeri açıklamalarına manşette veya ilk sayfada yer veren Tercüman gazetesinin tüm köşe yazarları darbeyi desteklemiştir. Sadece <strong> Nazlı Ilıcak </strong> 10 Eylül 1980 tarihli &#8220;Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete&#8230;&#8221; içerikli yazısını 14 Eylül 1980 tarihinde &#8220;Kıyamet koptu. Dünyanın sonu değilse bile, demokrasinin sonu geldi&#8230;&#8221; sözleriyle devam ettirmiş ancak hemen ardından 16 Eylül tarihindeki yazısında &#8220;Ümidimiz memleketimizin birlik ve beraberliğimizin son şansı olan Türk Silahlı Kuvvetleri harekatının başarısı ile neticelenmesidir&#8221; diyerek darbeyi meşru gösterdi. Basının darbeyi meşru gösteren yaklaşımı darbenin birinci yılında da sürdü. Darbenin birinci yılında Milliyet&#8217;in manşeti <strong>&#8220;Sağol Mehmetçik&#8221;, </strong> Tercüman&#8217;ın manşeti <strong>&#8220;Huzur, 1 yaşında&#8221;, </strong> Hürriyet&#8217;in manşeti <strong>&#8220;El ele, kol kola mutlu günlere gidiyoruz&#8230; Ve evet! Düzlüğe çıkıyoruz&#8221; </strong> oldu.</p></blockquote>
<blockquote><p>Medya gerek açıktan gerekse de haberleri sunuş şekliyle darbeyi destekledi. Zaten darbeye veya orduya dair herhangi bir olumsuz haber veya yazı yayınlayan gazeteler veya dergiler sansür, toplatılma veya süresiz kapatma gibi yaptırımlarla karşı karşıya kaldı. İlk olarak <strong> Arayış Dergisi </strong> ile <strong> Demokrat, </strong> Hergün ve <strong> Aydınlık </strong> gazeteleri temelli kapatıldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara Şubesi Genel Sekreteri <strong> Mehmet Genç </strong> gözaltına alındı ve TGS Ankara Şubesi 9 Aralık 1980&#8242;e kadar kapatıldı. İstanbul&#8217;daki sekiz gazeteden <strong> Milli Gazete </strong> dört kez toplam 72 gün, <strong> Cumhuriyet </strong> dört kez toplam 41 gün, <strong> Tercüman </strong> iki kez 29 gün, <strong> Günaydın </strong> iki kez 17 gün, <strong> Güneş </strong> ve <strong> Milliyet </strong> birer kez toplam 10&#8242;ar gün, <strong> Tan </strong> bir kez 9 gün, <strong> Hürriyet </strong> iki kez toplam yedi gün kapatıldı. Bu gazetelerin yetkilileri ve yazarlarının defalarca ifadeleri alındı, her biri hakkında birçok dava açıldı, birçoğu mahkûm oldu, tutuklandı. Darbeden sonraki dört yılı kapsayan bir araştırmanın sonuçlarına göre; gazete ve dergiler 41 kez toplatıldı veya yayımı durduruldu veya kapatıldı. Bazı sıkıyönetim komutanlıkları, kimi gazetelerin, kendi sorumluluk bölgelerine sokulması ve satışını yasaklamışlardır. Yarıya yakını Bakanlar Kurulu&#8217;nca olmak üzere 927 yayın yasağı getirildi. Bu dönemde basın dışı suçlananlar hariç, gazeteci, yazar, çevirmen ve sanatçılara verilen mahkumiyet kararlarının toplamı 316 yıl, 4 ay, 20 güne ulaştı.</p></blockquote>
<p>:<a href="http://www.ntv.com.tr/id/24999286/">*</a>: :<a href="http://i25.tinypic.com/chl6w.png">*</a>: :<a href="http://bianet.org/bianet/bianet/93099-12-eylul-askeri-darbesi-ve-basin">*</a>:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/09/13/12-eylul-basin-darbesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Finansal Kriz ve Medya</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/08/14/243/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/08/14/243/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 13:33:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Desqpio</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[~Desqpio
Geçtiğimiz ay Uluslararası Basın Enstitüsü&#8217;nün (IPI) yıllık toplantısı yapıldı Helsinki&#8217;de. 250&#8242;den fazla editör, yönetici ve gazeteci üç gün boyunca sektörü ilgilendiren birbirinden önemli pek çok konuyu tartıştı.
Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri de Uluslararası Finansal Kriz ve Medya idi. The New York Times ve The Financial Times yazarlarının yanı sıra, Finlandiya&#8217;nın en saygın gazetelerinden Sonoma News&#8216;in başkanı Mikael Pentikäinen&#8217;in de katıldığı oturumda araştırmacı haberciliğin yüksek maliyet ve büyük emek isteyen bir alan olduğu; fakat sektörün olağan sorunlarına finansal krizlerin de eklenmesiyle -gazeteciliğin kamu yararını gözeterek yaptığı yayınlarda büyük önem taşıyan- bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><span style="font-style: italic;">~Desqpio</span></strong></em></p>
<p>Geçtiğimiz ay Uluslararası Basın Enstitüsü&#8217;nün (<a href="http://www.freemedia.at/" target="_blank">IPI</a>) yıllık toplantısı yapıldı Helsinki&#8217;de. 250&#8242;den fazla editör, yönetici ve gazeteci üç gün boyunca sektörü ilgilendiren birbirinden önemli pek çok konuyu tartıştı.</p>
<p>Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri de Uluslararası Finansal Kriz ve Medya idi. The New York Times ve The Financial Times yazarlarının yanı sıra, Finlandiya&#8217;nın en saygın gazetelerinden <a href="http://www.sonomanews.com/" target="_blank">Sonoma News</a>&#8216;in başkanı Mikael Pentikäinen&#8217;in de katıldığı oturumda araştırmacı haberciliğin yüksek maliyet ve büyük emek isteyen bir alan olduğu; fakat sektörün olağan sorunlarına finansal krizlerin de eklenmesiyle -gazeteciliğin kamu yararını gözeterek yaptığı yayınlarda büyük önem taşıyan- bu alanın giderek kan kaybettiği belirtildi.</p>
<p>Bunun yanında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (<a href="http://www.ifj.org/en" target="_blank">IFJ</a>) finansal krizin de etkisiyle iyice belirginleşen tehdite karşı &#8220;Değişimin Öncüsü Gazetecilik&#8221; başlıklı bir bildirge yayınladı. Bildirgede yer alan Etik Gazetecilik Girişimi başlığı altında aşağıdaki ilkelerden meydana gelen bir kampanya çağrısında bulunuldu;</p>
<blockquote><p>*Sansür ve otosansür kabul edilemez. Gazetecilerin özgür çalışmalarına olanak sağlayacak yasal, düzenleyici koşulların oluşturulmaması durumunda demokrasi işlevini yerine getiremez.</p>
<p>*Tüm gazetecilerin fikri haklarının ve profesyonel statülerinin koruyucu düzenlemelerle desteklendiği uygun çalışma koşullarına sahip olması, nitelikli gazeteciliğin güvencesidir.</p>
<p>*Gazetecilerin mesleki eğitimine ve yetişmesine daha fazla önem verilmelidir.</p>
<p>*Medya dallarının birbirine giderek daha fazla benzemesi basın konseyi ve radyo televizyon yayıncılığı konseyleri, farklı biçimlerdeki iç düzenleme, ortak düzenlemeler gibi yeni yönetim modelleri gerektirmektedir.</p>
<p>*Enformasyon dünyasındaki değişim gazeteciler ve sendikaların tek başlarına üstesinden gelemeyecekleri yenilikler getirmektedir. Medyanın rolünün güçlendirilmesi için medya sahipleri, açık toplum grupları ve siyasetçiler de dahil yeni ittifaklar oluşturulmalıdır.</p></blockquote>
<p>Dünyada basın ve medya alanındaki olaylar böyle takip ederken geçtiğimiz günlerde İletişim Türkiye&#8217;09 Medya ve İletişim Zirvesi (<a href="http://www.iletisim09.com/" target="_blank">İT</a>) adlı bir organizasyon duyuruldu. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Devlet Bakanı Egemen Bağış ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım&#8217;ın başkanlığında medya sektörünün özel, akademik ve kamu otoriteleri bir araya getireceği, sektör sorunlarının çözümüne yardımcı ve taraflara yol gösterici olacağı iddia edilen organizasyonun Türkiye için getirisi ne olacak ya da olacak mı, sanırım bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.</p>
<p>:<a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;ArticleID=939930&amp;Date=10.6.2009&amp;CategoryID=98" target="_blank">*</a>: :<a href="http://www.medyatava.com/haber.asp?id=54639" target="_blank">*</a>: :<a href="http://www.haber7.com/haber/20090708/Medya-ve-iletisim-onderleri-zirvesi.php" target="_blank">*</a>:</p>
<h3>NAA&#8217;den Mektup Var</h3>
<p><a href="../../btgonline/09/btgagustos/Files/profiles/desqpio.html" target="_blank"><span style="font-style: italic;"> </span></a>Son yıllarda iyice yaygınlaşan internet kullanımı basın yayın ve medya sektöründe de birtakım değişikliklere neden oldu. Televizyon kanalları ile gazete ve dergiler olağan yayın politikalarını bu eksantrik iletişim ağını dikkate alarak yeniden gözden geçirme yoluna gittiler.</p>
<p>Bazı kesimler olan biteni bir dönüşüm süreci değil, yazılı basın devrinin kapanması olarak lanse etse de <a href="http://www.naa.org/" target="_blank">Amerikan Gazeteler Birliği</a> yeni ilanıyla işlerin pek de göründüğü gibi olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Ezber bozan bu ilan yedi maddeden oluşuyor, daha doğrusu efsaneleşmiş yedi yanlışı teker teker çürütüyor.<br />
<span style="font-weight: bold;">1: Artık kimse gazete okumuyor.</span><br />
Gerçek: Hafta içleri her gün 104 milyondan fazla, pazar günleri 115 milyondan fazla yetişkin gazete okuyor. Bu rakamlar, TV&#8217;de Super Bowl&#8217;u (94 milyon), American Idol&#8217;ü (23 milyon) ve tipik bir akşam ana haber bültenini (65 milyon) izleyenlerden fazla.<br />
<br style="font-weight: bold;" /> <span style="font-weight: bold;">2: Gençler artık gazete okumuyor.</span><br />
Gerçek: Ortalama bir haftada 18-24 ve 25-34 yaş grubunun yüzde 61&#8242;i gazete okuyor ve geçen hafta gazete okuduğunu veya bir gazete internet sitesine girdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 63.<br style="font-weight: bold;" /> <br style="font-weight: bold;" /> <span style="font-weight: bold;">3: Gazete okurluğu düşüyor.</span><br />
Gerçek: Haftalık ortalama gazete okurluğu 2007-2008 arasında yüzde 0,8 gibi küçük bir oranda geriledi. 2002&#8242;deki zirveye oranla gerileme ise yaklaşık yüzde 7. Bunu, sadece 2007&#8242;de prime time TV izleme oranındaki yüzde 10&#8242;luk düşüşle karşılaştırın. Bu arada gazetelerin internet aylık tekil ziyaretçi sayısı 2004&#8242;ten bu yana yüzde 75 artarak 75 milyona ulaştı.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">4: Pek çok gazete iflas ediyor.</span><br />
Gerçek: Gazeteler, bireysel ticari kuruluşlar olarak, kârlı işletmeler olmayı sürdüyorlar. Wall Street uzmanları 2009&#8242;da işletme marjının düşük veya orta onlu hanelerde olacağını tahmin ediyorlar. Geçmişteki yüksek seviyelere göre daha az olsa da bu oran pok çok endüstrinin kıskanacağı düzeyde. American Journalism Review&#8217;daki makalesinde danışman John Morton şöyle yazmıştı: &#8220;Genel olarak, üzerine gidilen gazete endüstrisi zayıflamış olmakla birlikte pek çok ölçüte göre mali sağlığını korumaktadır. İçinde bulunduğumuz ortamda bu bir başarıdır.&#8221;</p>
<p><span style="font-weight: bold;">5: Gazete ilanları işe yaramıyor.</span><br />
Gerçek: Google&#8217;ın kendi araştırması tüketicilerin yüzde 58&#8242;inin gazetede gördüğü ürünü araştırdığını veya satın aldığını gösteriyor. Google ayrıca, gazete ilanının online reklamı güçlendirdiğini söylüyor. Yüzde 52&#8242;nin bir ürünü gazetede görürse satın alma olasılığı daha fazla.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">6: Gazetede yaratıcı seçenek yok.</span><br />
Gerçek: Gazetelerin sunduğu yaratıcı seçenekler de patlama yaşıyor ve bugün üzerine küçük poşet yapıştırılabilen ilanları, etiket, kokulu, tadılabilen, karanlıkta parlayan ilanları, ortadan yarık tasarımı ve ayrıca etkinlik ve veritabanı pazarlaması, tüketici davranış hedeflemesi, e-posta, e-bülten uygulamalarını içeriyor.<br />
<br style="font-weight: bold;" /> <span style="font-weight: bold;">7: Gazeteler olmasa haber ihtiyacını başka yerden giderebilirsin.</span><br />
Gerçek: Gazeteler diğer tüm mecralardan fazla haberciliğe yatırım yapıyorlar. &#8220;Toplamacılar&#8221;da okuduğunuz ve diğer mecralardaki çoğu bilgi gazete kaynaklı. Hiçbir yerel blogger&#8217;ın, kamu yararı kuruluşunun veya TV haber kaynağının çabası gazete içeriğinin derinliğine ve genişliğine erişemez.</p>
<p>:<a href="http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=123902&amp;KOS_KOD=17" target="_blank">*</a>:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/08/14/243/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>23 Nisan</title>
		<link>http://beneaththeground.org/2009/06/15/23-nisan/</link>
		<comments>http://beneaththeground.org/2009/06/15/23-nisan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 12:58:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Desqpio</dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://beneaththeground.org/wordpress/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[~Desqpio
23 Nisan’ın çocuklara kim tarafından hediye edildiğini bir kenara bırakırsak (.) sorulması gereken esas sorulara daha iyi yoğunlaşabiliriz. Bu sorulardan biri, belki de gayet önemli olanlarından biri pekala şu olabilir; resmi ideoloji tarafından Ulusal Egemenlik ve  Çocuk Bayramı olarak  nitelendirilen bu gün hangi çocuklara ve hangi ulusa hitap etmekte?

23 Nisan nedeniyle ülke genelinde çocuk etkinlikleri gerçekleştirilirken, Ceylanpınar’da okulu olmayan 28 ayrı köyde çocuklar tüm zamanlarını çobanlık yaparak geçiriyor(.)
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, Türkiye halkı’nın çocuklarından biri bugün Başbakan koltuğuna oturup kendisine yöneltilen “İşçiye, memura zam yapacak mısınız?”  sorusuna, “İsterdim ama durumumuz müsait ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-style: italic;">~Desqpio</span></strong></p>
<p>23 Nisan’ın çocuklara kim tarafından hediye edildiğini bir kenara bırakırsak (<a href="http://hasanrua.wordpress.com/2009/04/20/23-nisani-cocuklara-ataturk-vermemis/">.</a>) sorulması gereken esas sorulara daha iyi yoğunlaşabiliriz. Bu sorulardan biri, belki de gayet önemli olanlarından biri pekala şu olabilir; resmi ideoloji tarafından Ulusal Egemenlik ve  Çocuk Bayramı olarak  nitelendirilen bu gün hangi çocuklara ve hangi ulusa hitap etmekte?</p>
<p align="center"><img style="border: 0px solid; width: 468px; height: 313px;" src="http://www.beneaththeground.org/btgonline/09/btghaziran/Files/img/23nisan.jpg" alt="" width="468" height="313" /></p>
<blockquote><p>23 Nisan nedeniyle ülke genelinde çocuk etkinlikleri gerçekleştirilirken, Ceylanpınar’da okulu olmayan 28 ayrı köyde çocuklar tüm zamanlarını çobanlık yaparak geçiriyor(.)</p></blockquote>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, Türkiye halkı’nın çocuklarından biri bugün Başbakan koltuğuna oturup kendisine yöneltilen “İşçiye, memura zam yapacak mısınız?”  sorusuna, “İsterdim ama durumumuz müsait değil şimdi.” diye cevap verdi. Ondört yaşındaki başka bir çocuk ise Hakkari’de kafasına aldığı dipçik darbeleri nedeniyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine kaldırıldı.</p>
<p>Olan biten bunca şeye rağmen, toplumsal kontrol ve egemenlik aracı olarak kullanılan medya organları sisteme olan bağlılıklarından ödün vermeyecek şekilde hareket ediyor.  Televizyon kanalları ve gazetelerde yer alan haberlere bakarsak her şey oldukça normal, içinde bulunduğumuz “hassas dönem” nedeniyle bu olaylar belli bir seviyeye kadar kaldırılabilmesi gereken şeyler.</p>
<p>Toplumu bağımsız düşünceden yoksun bırakmak suretiyle kendi gerçekliğini yaratan ve yine kendi çarklarını döndüren medyanın 23 Nisan’ı kutlu olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://beneaththeground.org/2009/06/15/23-nisan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

